Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Kıbrıs ziyaretini ve verdiği mesajların analizini çok daha kapsamlı bir şekilde yazacağım
Ancak Guterres’in ziyaretinde öyle lakayit ve diplomasiden uzak anlar yaşandı ki bunu ayrı olarak belirtmek gerekiyor…
Kıbrıs meselesinde yıllardır değişmeyen bir gerçek var: Birleşmiş Milletler, tarafsız bir hakem olması gerekirken, çoğu zaman Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin siyasi konfor alanını genişleten bir aktör oldu…
Yaklaşık 17 yılın ardından BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs adasına yaptığı ziyarette bunu çok daha net bir şekilde gördük…
Üçlü görüşmenin yapıldığı gün toplantının saat 10.00’da başlaması planlanmasına rağmen Rum lider Nikos Hristodulidis’in gecikmesi ve BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’i sıcak havada dakikalarca kapıda bekletmesi, diplomatik nezaket açısından ciddi bir zafiyet olarak kayıtlara geçti…
Bu söz konusu tavır nedeniyle Hristodulidis uluslararası çevreler tarafından ‘laubali’ ve ‘saygısız’ olarak nitelendirildi…
Uluslararası çevrelerin bu söylemlerine ek olarak ise kendisini ‘Kabadayı’ zanneden kibirli bir kişi için bu küstahça tavırlar bizlere yabancı değil…
Kendisini Kaf dağında gören ve koca Avrupa’yı parmağında oynatan bu ciddiyetsiz adamı muhatap olarak yanlarında tutanlar düşünsün…
…
Daha da dikkat çekici olan ise Hristodulidis’in, Guterres ile konuşurken elleri cebinde sergilediği sözde ‘rahat’ ama aslında ‘gevşek’ tavırdı…
Diplomasi sembollerle yürür…
O görüntü, yalnızca bir beden dili meselesi değil, uluslararası sistemde kendisini dokunulmaz gören seviyesizliğin yansımasıydı…
Ancak asıl sorgulanması gereken Hristodulidis’in gevşek tavırlarından çok, Birleşmiş Milletler’in yıllardır oluşturduğu zemindir…
Çünkü Rum liderliği, uluslararası platformlarda sürekli korunacağını ve herhangi bir bedel ödemeyeceğini bildiği için bu ‘rahatlığı’ sergileyebilmektedir…
…
Öte yandan Kıbrıs Türk tarafı, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın ev sahipliğinde diplomatik nezaketin gerektirdiği özeni gösterdi ve bütün dünya da bunu gördü…
Buna rağmen uluslararası kamuoyuna verilen mesajlarda yine aynı tablo ortaya çıktı…
Birleşmiş Milletler’in görevi taraflardan birinin siyasi söylemini Avrupa Birliği’nin ve Rum yönetiminin tezlerini önceleyen bir yaklaşım sergilemek ve uluslararası meşruiyet zırhıyla güçlendirmek değildir…
Görevi, iki taraf arasında güven tesis edecek ‘adil’ bir zemini oluşturmaktır…
Hakem, oyunun taraflarından biri adına pozisyon aldığında artık hakem olmaktan çıkar…
Kıbrıs’ta ve dünyada devam eden savaşlarda onlarca yıldır sonuç alınamamasının temel nedenlerinden biri de tam olarak budur…
BM meşruiyetini kaybetmiştir…
Ve Rum tarafı, uluslararası desteği arkasına aldığı sürece uzlaşmaz tutumunun bir maliyeti olmayacağını düşünmektedir…
Böyle bir denklemde yeni müzakere masaları kurmak, eski başarısızlıkları yeniden üretmekten başka bir sonuç doğurmaz…
Eğer Birleşmiş Milletler gerçekten çözüm istiyorsa, önce dünya kamuoyunda kendi tarafsızlığı konusunda oluşan ciddi soru işaretlerini gidermek zorundadır…
Aksi halde Kıbrıs’ta adil bir çözümden değil, yalnızca Rum tezlerine uluslararası meşruiyet kazandıran yeni diplomatik gösterilerden söz etmeye devam edeceğiz…
ADLİ OLAYLAR
9 gün önceADLİ OLAYLAR
9 gün önceDÜNYA
9 gün önceADLİ OLAYLAR
9 gün önceADLİ OLAYLAR
9 gün önceEKONOMİ
9 gün önceTÜRKİYE
9 gün önce
1
Guterres, Kıbrıs görüşmelerini yeniden başlatmaya 'kararlı'!
3988 kez okundu
2
İran ülkenin güneyinde 10 trilyon fitküp gaz rezervi keşfettiğini duyurdu
3979 kez okundu
3
İnşaat Sektörüne “Özerk Yapı Merkezi” geliyor!
3963 kez okundu
4
Arıklı: Türkiye ile Bağlarımız Her Geçen Gün Güçleniyor
3367 kez okundu
5
Kartla ödeme yapan herkesi ilgilendiriyor! Yarından itibaren limitler değişiyor
2041 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.