DOLAR %
EURO %
ALTIN
BITCOIN 0%
Lefkoşa
°

SABAHA KALAN SÜRE

"İnşaat sektöründe tansiyon yüksek"

"İnşaat sektöründe tansiyon yüksek"

Kıbrıs Türk İnşaat Müteahhitleri Birliği (KTİMB) Başkanı Cafer Gürcafer, inşaat sektörü ve müteahhitlerin, bir süredir yapılması gerekenler hakkında bir reçete hazırlığı içerisinde olduğunu söyleyerek, bu çalışmanın tamamlandığında hükümete sunulacağını ifade etti. Gürcafer, inşaat sektöründe tansiyonun yükseldiğini de vurgulayarak, sektörün hoşgörü ile bakabilecek noktada olmadığına da işaret etti…

ABONE OL
Nisan 24, 2026 10:30
"İnşaat sektöründe tansiyon yüksek"
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Gündem Kıbrıs Özel Haber

Kıbrıs Türk İnşaat Müteahhitleri Birliği (KTİMB) Başkanı Cafer Gürcafer, Gündem Kıbrıs Web TV’de Bahar Sancar’ın konuğu olarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

ADF görüşmeleri: Ülke olarak baktığımızda görünür olmamız açısından bu tür organizasyonlarda olmamız çok güzeldir

Antalya Diplomasi Forumu’nda gerçekleşen diplomatik temaslar ve yapılan açıklamalar hakkında değerlendirmelerde bulunan Kıbrıs Türk İnşaat Müteahhitleri Birliği (KTİMB) Başkanı Cafer Gürcafer, “Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve bizim Cumhurbaşkanımız Tufan Erhürman’ın da açıklamalarını yakından takip ettim. Gayet güzel ve dengeli, hem bölge için hem de Kıbrıs için açıklamalar yapıldı. Ülke olarak baktığımızda görünür olmamız açısından bu tür organizasyonlarda olmamız çok güzeldir. Diğer yandan hem Türkiye Cumhurbaşkanı hem de bizim cumhurbaşkanımız tarafından verilen mesajlar oldukça dengeliydi. Türkiye hiçbir zaman buradaki siyasetle ters düşerek farklı açıklamalar yapmadı. Ortak vizyon burada hem Orta Doğu’da, Hem Doğu Akdeniz’de hem de özelde Kıbrıs sorununun çözümü ile ilgili güzel mesajlar verildi. Türkiye’nin bölgedeki çıkarları göz ardı edilemez ve bizim de bölgedeki çıkarlarımız gözetilerek bir çözüm arayışı olması lazımdır. Burada Kıbrıs Türk toplumunun özne olması ve kendi varlığını devam ettirmesi için savunulması Cumhurbaşkanımız Tufan Erhürman tarafından gayet güzel yapılıyor. Yapılan görüşmeler ve yapılan açıklamalar gayet güzeldi. Ben bu sürecin olumlu geçtiğini değerlendiriyorum” ifadelerini kullandı.

“Ekonomik çıkarların örtüştürülmesi her zaman barışa katkı koymuştur”

Kıbrıs’ta çözüme dair bir sürecin başlaması yönünde beklentiler olduğunu ve duyumlar aldıklarını ifade eden Gürcafer, “Annan Planı süreci benzer gelişti ve ummadığımız bir dönemde bir plan ortaya çıkmıştı. Yine o dönem Kofi Annan’ın son dönemiydi ve planın sunulmasının kısa bir süre sonrasında görevi sona ermişti. Aldığımız duyumlara göre yeni bir görüşme sürecinin Haziran- Temmuz aylarında başlayacağı bilgisini aldık. Bu sefer, daha öncekilerden çok daha anlamlı bir süreç vardır çünkü Orta Doğu patlamış bir atom bombasına döndü. Ortada bir enkaz vardır. Barışa ve çözüme inanılmaz bir susamışlık var. bir örnek, bir sinerji ve barışın yayılacağı bir merkez yaratılmasına ihtiyaç vardır ve bu merkez Kıbrıs olabilir. Bu merkez Kıbrıs-Yunan ilişkilerini düzenler, Orta Doğudaki karmaşaları çözen bir sinerji yaratabilir ve Doğu Akdeniz’deki enerji beklentilerine de cevap veren bir süreç olabilir. Ekonomik çıkarların örtüştürülmesi her zaman barışa katkı koymuştur. Avrupa Birliği’nin başlangıcına baktığınızda, ekonomik nedenlerden dolayı en çok savaşan ülkeler demir çelik ticareti nedeniyle bir araya geldiler ve insan hakları temelinde dünyaya örnek olan Avrupa Birliği’ni oluşturdular. Bugün dünyada benzer bir girişimin olacağını düşünüyorum. Ekonomik açıdan da yatırım ikliminin oluşması çok önemlidir. Barış iklimi her zaman yatırım iklimini olumlu etkiler. Böyle bir sürecin gelişmesini bekliyorum” diye konuştu.

“Dünyanın Kıbrıs’ta bir barışa ihtiyacı var”

Konuşmasının devamında Gürcafer, “Rum fanatizmi her zaman çok güçlü oldu, ada ve dünya barışına da zarar verdi. Ancak Avrupa Birliği tarafından, Hristodulidis ELAM’la olan ilişkinden dolayı çok fazla uyarıldı. Avrupa sınırları içerisinde seçim sonuçlarına baktığınızda bu tür akımların yükseldiğini görebilirsiniz. Macaristan’da da böyleydi ancak seçim sonuçlarına baktığınızda hezimete uğrandığını görebilirsiniz. Avrupa’da buna karşı bir mücadele var. Rum tarafındaki tırmanışın da çok daha fazla başarılı olabileceğini düşünmüyorum. Yalnızca bizim ya da Türkiye’nin duruşuna karşı değil, bunlar aynı zamanda Avrupa’nın kuruluş amacına da aykırı davranışlardır. Barışın bir bedeli vardır. Eğer barışı istiyorsak bu bedeli ödemeye ve barış-çözüm karşıtlarıyla mücadeleye hazır olmamız lazımdır. Dünyanın hiçbir yerinde barış çok kolay gelmemiştir ancak sonrasında çok huzur vericidir. Özümüzden taviz vermeden, toplumsal varlığımızdan, bayrağımızdan ve toprağımızdan taviz vermeden, Türkiye ile uyum içerisinde, bir çözüm ve barışı zorlamamız gerekir. Sayın Cumhurbaşkanı altını çizerek egemenliğimizi ve eşitliğimizin çok önemli olduğunu söylüyor. İkincisi masaya oturduğumuzda anlaşamazsak akıbetimizin ne olacağını soruyor. Bunlar çok önemli konulardır. Kıbrıs konusu artık sadece Türkiye-Yunanistan ya da Kıbrıs Türk toplumu ile Rumların sorunu değildir. Dünyanın Kıbrıs’ta bir barışa ihtiyacı var. Birçok belirsizliğin çözülmesi konusunda insanımız çözüm istiyor. Tüm belirsizlikler bizi aile yapımıza kadar olumsuz etkilemektedir. Sürdürülebilir bir ekonomi yaratılması ve sağlam zemine oturtabilmek, Dünya Bankası kaynaklarından yararlanabilmek, tartışmalı mülkiyet konusunun çözülebilmesi için bu sorunun çözülmesi gerekiyor. Bunun içeriği masada tartışılacaktır. Bizim bu duruşun arkasında durmamız lazım” dedi.

Candan: Orta Doğu'daki çatışma uluslararası hukuk açısından ciddi risk İçeriği Görüntüle

“Bir süreden beridir kendi uzmanlarımızla çalışıyoruz ve bir reçete hazırlığımız var”

Orta Doğu’da devam eden savaşın ekonomik etkileri üzerine değerlendirmelerde bulunan Gürcafer, “Yapılan dengesiz açıklamalardan dolayı Brent Petrol’deki yükseliş devam ediyor. Turizm bu sene için bitmiştir. Turizmin içinde bulunduğu zarar milyarlar ile telaffuz edilecek bir zarardır. Bunu telafi etmek de çok kolay değildir. İhracatımız ve inşaat sektörü bu savaştan olumsuz etkilenmiştir. İnşaat sektörü şuanda kurumsallaşmış olması ve yapısal sağlamlıklarından dolayı ayakta durabiliyor. İnşaat sektörü sıfırı gördü ve satışlar yüzde 90 geriledi. Savaş sonraki ekonomi diye bir kavram konuşulmaya başlandı. Ancak bizde böyle bir hazırlık bulunmuyor. Gelinen noktada inşaat sektöründe firmalar arasında tansiyon yüksektir. İnşaat sektöründe tolerans limiti tamamen tüketilmiştir. Daha fazla hoşgörü ile bakabilecek noktada değiller. Bir süredir Müteahhitler Birliği genişletilmiş toplantılar yapmaktadır. Bir reçete hazırlığı yapılmaktadır. İnşaat sektörü ile ilgili yapılması gerekenler ültimatom gibi devletin ve hükümetin önüne konacak. Bu pazarlığa açık değildir. İnşaat sektörü ve müteahhitler bunların yapılması istemektedir ve yapılmaması durumunda gereğini biz yaparız noktasındadır. Çünkü alınması gereken önlemler ve yapılması gerekenleri bundan bir buçuk yıl önce söylemeye başladık. Yapılmazsa eğer bizden önce devlet batacak ve bir kaosa sürükleneceksiniz dedik. Bunlar yapılmadı ve bu iflas olayı yaşanmaktadır. Devletin bir geliri yoktur. Borçlanarak kamuya verilen maaşlar dışında piyasaya akan ve dönen bir para söz konusu değildir. Bu devletin borcunu sürekli büyütüyor ve bizi aşağı çekiyor. Bizim ekonomiyi tekrardan büyütmeye ihtiyacımız vardır. İnşaat sektörü durduğunda hellim sektörü hariç diğer sektörler durma noktasına gelir. Bir süreden beridir kendi uzmanlarımızla çalışıyoruz ve bir reçete hazırlığımız var. Bu reçeteyi hükümete anlatacağız. İnşaat sektörü ve müteahhitler ‘bakalım-değerlendirelim’ sözlerini kabul etmeyecek. Herkes can havliyle nefes alıyor. Sektörün devamını sürdürebilmek için yapılması gerekenler yapılacak” ifadelerini kullandı.

“Bu çalışma detaylı ve adil bir çalışma olsaydı bu kadar fırtına kopmazdı”

Hayat Pahalılığı konusunda da açıklamalarda bulunan Gürcafer, “Kestirmeden hayat pahalılığını kaldırdım demek adalet anlayışına oturan bir şey değildir. Daha kapsamlı bir çalışma yapılmalı ve daha adaletli bir çalışma yapılması gerekiyor. 2011 yılında Güney Kıbrıs battı ve bankalarda insanların parasına el koydular. Ancak krizin açıklandığı gün temel gıdaları ucuzlattılar, hacizli satışları 3 aylığına durdurdular. Bunun gibi önlemler alarak toplumsal psikoloji alınacak tedbirlerin ardına destek alabilmek için çalışma yaptılar. Bu kapsamlı bir çalışmadır. Yalnızca Bakanlar Kurulu’nda karar alarak değil, toplum bilimci, sosyolog, hukukçu ve ekonomistler ile çalışarak bir çalışma yapılmalı ve kamuoyu ile paylaşılmalıdır. Bu alınacak önlemlere rağmen bunun karşısında duracak olanlar olacaktır Ancak kamuoyu desteğiniz olur. Bu çalışma detaylı ve adil bir çalışma olsaydı bu kadar fırtına kopmazdı. Bu yapılmadığı sürece uzlaşı çıkmaz” dedi.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP
300x250r
300x250r

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.