Bir avuç toprak parçası üzerinde yaşam süren bir avuç Kıbrıslı Türk’tük. Yine bir avuç toprak parçası üzerinde şimdilerde yine bir avuç kaldık da, 72 milletten insana ev sahipliği yapıyoruz. Bu bir avuç toprak parçası üzerinde, ne yollar, ne haneler, ne sokaklar, ne çevre bizi taşıyamaz oldu. Taşıyamıyor, çünkü yüklendikçe yüklendik, milyona yanaştık belki de!!! Nüfus sayımı yok ki bilelim. Devletin hiçbir kurumu topluma hizmet etmeye yetişemiyor. Belediyeler görev ifa edemiyor. Çoğaldıkça kalabalıklaştık, yere göğe sığamaz olduk.
Olduk da, bir olamadık. Bu kadar yabancı kültür arasında kaynadın sen Kıbrıs Türkü, bitirilmeye yemin etmişçesine her türlü hakkına tecavüz edildi de, ses çıkaramaz oldun. Vur patlasın çal oynasın, eğlencenin dibine vurdun. İnsandan çok araba yollarda ölüm saçar oldu. Ne kayıplar verdik de, yine de iflah olmadık. Seyir ettik olanı biteni, el alemi!!!
Dirlik, huzur kalmadı memlekette. Her sabah yeni bir sansasyon haberle çalkalandık durduk. Devlet halkına yetişemedi, halk da devlete sahip çıkamadı. Siyasiler mi, çok meşguller cep doldurmakla, arazi alım-satım işleri ile ve elbette yandaşa menfaat sağlamakla. Şaşırmaz olduk olana bitene, sıradanlaşıyor her şey zaman içerisinde, hesap verme derdi taşımıyor yerliler evlat torun geleceğine. Ne hallere geldik bir avuç toprak parçası üzerinde, neler gördü bu gözler, nelere şahit oldu da, dil lal oldu, körü körüne, bile-isteye kadere razı geldik.
Tarihten ders almadık, göz yumduk okumuş cahil misali önümüze her sunulana, Atalarımızın kemiklerini sızlattık da suçluluk duymadık olan biten karşısında. Şimdi ölüm sessizliği var, adeta ölü toprağı serilmiş gerçek halkın üzerine, yabancılar cirit atıyor memleketimin dört bir yanında. Tenhada ısırır olduk bir parmağımızı, hepsi sızlar derinden acı acı. Tenhada konuşur olduk, kalabalıklarda sus-pus kesildik. Korktukça ecel yakaladı bizi ensemizden, sürdü attı dipsiz kuyulara!!!
Menfaatlerimiz uğruna ülke elden giderken, özgürlüğümüze prangalar vurulurken, toprağımız parsel parsel yabancıya satılırken, o bir avuç da gitti gidiyor misali, kayıp gitti ellerimizden. Kaçış yok, yaşam için temiz nefes yok, sağlık gitti, özgürlük çelik zincirlerle kilitli, yabancılaştıkça tanımaz olduk birbirimizi, sürgün yemeden sürgünü hissettik iliklerimizde, ateş olmadan yandı ciğerimiz geçmişe ve gelecek endişesine, sindikçe sapladılar dört bir yanımıza keskin bıçak darbelerini, toplum ağır yaralı, toprak ağır darbede, Devlet can çekişir bir avuç kendini bilmezin elinde. Bir avuçtuk, birkaç tane kaldık, “ya sonra” diye diye seyirci bile kalamayacağız bu bir avuç toprak parçası üzerinde. Vesselam
DÜNYA
29 Mayıs 2026DÜNYA
29 Mayıs 2026DÜNYA
29 Mayıs 2026DÜNYA
29 Mayıs 2026DÜNYA
29 Mayıs 2026DÜNYA
29 Mayıs 2026DÜNYA
29 Mayıs 2026
1
Altından tarihi düşüş! Gram altın, çeyrek altın, ons altın kaç TL? İşte detaylar
1142 kez okundu
2
Korkuyorum !..
793 kez okundu
3
Enver Bahçeciler’in Ağır Ceza Mahkemesi’ne havale edilen davası Savcılığın en önemli tanığını hazır edememesi nedeniyle askıya alındı
408 kez okundu
4
Sahibine Mesajlar
406 kez okundu
5
MAKSAT YANDAŞLARI KORUMA MI? YOKSA GÜNDEM DEĞİŞTİRMEK Mİ?
365 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.