Bizi bekleyen en büyük tehlike geliyor – Kıbrıs Detay
DOLAR %
EURO %
ALTIN
BITCOIN %
İstanbul
°

KALAN SÜRE

Bizi bekleyen en büyük tehlike geliyor

Bizi bekleyen en büyük tehlike geliyor

ABONE OL
Ağustos 25, 2023 11:26
Bizi bekleyen en büyük tehlike geliyor
0

BEĞENDİM

ABONE OL

KKTC For Ever diye isimlendirdiğimiz coğrafyada Tak diye verilen emirleri Şak diye yerine getiren ‘Yes Sir’ sinsilesine mensup ‘Şov Men’ler hiçbir zaman yerine getiremeyecekleri vaatler ile maşallah ortalığı sallıyor. KKTC ile ilgili yapttıkları açıklamalarda güya buraları en üst kaliteli  düzeyde yaşanılır yer yapacaklardı. Sonuçta vatandaş  bir kilo eti çalma, çöplerden meyve ve sebze toplama  durumuna getirildi.  Açıklamalara baktıkça ben içimden ‘Toşak Ali Dayı’  ‘Gökyüzünüzün Deliği’ diyesim geliyor.

BİR ZAMANLAR BABA DENKTAŞ KANUNLARI VARDI

 KKTC Ye Yememin Cumhuriyetinde bir zamanlar rahmetli Denktaş Baba, Hamurabi Kanunlarını değil Denktaş Yasalarını çıkartarak, Rum’dan alış veriş yapmak yasak. Rumca kelimeleri söyleyenler iki şilin para cezası ödeyecek. Rumlara mal da satmak yasak demişti. Ancak o zamanlarda bazı açıkgözler ‘Turnayı gözünden vurarak’ Rum şirketi ‘BATA’dan aldıkları ayakkabı ve terliklerin yazılarını kapatarak satışa sunuyordu. Bir müddet sonra gerçek ortaya çıkınca sus altın konuşmama gümüş olmuştu

KIBRIS LİRALARI CEPLEYŞİN OLMUŞTU.

O günleri yaşayanlar bilir Kıbrıs Lirasından Türk Lirasına geçmiştik. Kıbrıslı Türklerin bankalarda mevduat olarak tuttukları Kıbrıs Liraları bir gecede 36 TL’den hesaplanmış ve 120 -130 TL’ye satılarak el değiştirmişti. Bir gecede ağızlarındaki sigara yerine puro tüten milyonerler yaratmıştık.

BANDABULİYA DEDİN CEZA OLARAK  VER İKİ ŞİLİN

Hamurabi Kanunlarının yerini alan Baba Denktaş kanunları uzun bir süre varlığını sürdürmüş, bazı TMT mensubu kişilerde bu kanunların koruculuğunu üstlenmişti.. Bandabuliya dedin ver iki şilin, Rum’dan alış veriş yaptın ver beş şilin günlerini kapıların açılması öncesinde geçtik. Ama hala daha Milliyetçilik ayaklarında piyadeyi alır Beşparmaklara çıkarım zihniyeti sürüyor.  Baş Milliyetçiler ‘Lilli’ bir başka deyişle ‘Sipali’  (Para ) kazanma uğruna, ülkeyi parsel parsel satmak için kolları sıvadı. .

ALDIKLARI ARAZİLERİN TAPULARINI ÜZERLERİNE ALMIYORLAR

Farkında varmıyoruz ama ülkeyi parsel parsel satarken öyle tehlikeli bir noktaya gidiyoruz ki,  Filistin olma yolunda yelken açmış uçuyoruz. Yahudi’nin İskele ve Batı sahil yolunda satın almadığı yer kalmadı. Kalecik Bölgesinde Sezar isimli şirket arsa ve arazi bırakmadı. Bölgede ayrı bir köy kurdu. İlginçtir, İsrailliler satın aldıkları arsa ve arazilerin hiçbirini üzerine almıyor. Özel bir sözleşme hazırlanıyor, bu sözleşme vergi dairesinde mühürleniyor böyle olunca da tapu yerine geçiyor. Tapu kayıtlarına bakınca onların isimleri görünmüyor ama özel sözleşmelerde mal onların oluyor. Net.

KKTC TOPRAK CAZİBE MERKEZİ OLDU

Geçtim, İsrailliler İsrail Bölgesi ile sınırlı da kalmadı. Batı sahil şeridi bölgesinden Kayalar köyüne kadar arazi toplama işlerini sürdürüyor.  İsraillilerin yanısıra Ruslarda arazi toplama peşinde. İskele Bölgesinden sonra diğer bölgelere de el atmış durumda. Örneğin bir dostumdan Çamlıbel-Tepebaşı bölgesinde birkaç dönümlük bir yeri 100 Bin Stg.’ye aldıklarını öğrendim. İsrail, Rus derken ülkeye Polonyalılar ve Macarların da gelmeye başladığı söyleniyor.

YETKİSİZİ EMLAKÇILAR CİRİT ATIYOR

KKTC’de sertifikasız emlakçılar türedi. Türkiye’den geliyor, araştırma yapıyor ve tespit ettikleri anlaşmaya vardıkları yerler için kaparo verip işi bitiriyor. Bu arkadaşlar da İsraillilerden şikâyetçi. Birisi ile konuştum. Adam Türkiye’den geldim. Bir yer için müşteri ile 65 bin Sterline anlaştık. Ama İsrail şirketinin adamı geldi o yere 150 bin stg verdi. Tabi adam bana satmaktan vazgeçti Sezar’a verdi.  Bütün yerleri topluyorlar dedi.

KAÇAK EMLAKÇILAR TÜREDİ MEMLEKETİ PARSELLİYOR

Ehliyetsiz kaçak emlakçıların türediğini daha önceleri bende Barış Mamalı’da dile getirmişti.  Serdinç Maypa bir süre önce  bu konuyu masaya yatırdı. Hatta Emlakçılar Birliği eski başkanı ile ilgili iddiada da bulundu. Sonuçta çocuk neredeyse mahkemeye verilecekti. Bir süre sonra bizim Kıbrıslı Türklerin elinde arazi kalmayacak. Yakında burası ikinci Filistin olacak. İşte asıl tehlike budur

MARAŞ İLE İLGİLİ NAİL ASAF’IN 3 HAZİRAN 1975 TARİHLİ YAZISI VAR

Biz bu tehlike ile karşı karşıya kalırken hala daha Maraş Abdullah vakfından bize mirastır dedik. Bir yerimizi yırttık başımıza geçirdik. Niyet orasını da parselleyip herhalde satmaktır. Zamanın bölüm müdürü Nail Asar 3 Haziran 1975 tarihli yazısında zamanın Başbakan yardımcısı ve Savunma Bakanı Osman Örek’e yazdığı yazıda bakın ne diyor.  Sayın Osman Örek Kıbrıs Türk Federe Devleti Başkan Yardımcısı ve Savunma Bakanı İlgi: 23,25 Nisan ve 29 Mayıs gün 97.68 /2 sayılı yazınız  Es – Seyit Abdullah Paşa Vakfı aşar üzerine tesis edilmiş olup 1933 senesinde nakte tahvil edilerek o zamanın mütevellisi bulunan İstanbul’da Mehmet Remzi Beye defaten 18,467,16.8 K.İ (On sekiz bin dört yüz altmış yedi lira on altı şilin sekiz kuruş)  tazminat ödemek suretiyle Kıbrıs’taki vakıf kapanmış olduğundan Kıbrıs’ta böyle bir vakıf kalmamıştır. Durumu saygı ile arzederim diyor. İmza Nail Asaf Müdür.

MARAŞ’IN YANISIRA MEMİŞ PAŞA’NIN TOPRAKLARI DA VARDI

Eeeee şimdi hala daha Maraş Abdullah Paşa Vakfından bize mi kaldı? Yani Maraş bizim mi? Bizim diyorsanız o zaman Nail Asaf’ın bu mektubu nedir? Haaa Maraş bizim ayaklarında sanırım oralarını da parsel parsel diğer arazilerimiz gibi birilerine satacak veya tahsis edeceksiniz. Buyurun yapın. Sahi birde Kalkanlı’dan –Güzelyurt’a kadar uzanan Memiş Paşa’nın toprakları vardı. Onu da unutmayın.

    En az 10 karakter gerekli

    Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.