İsrail, Türkiye’ye karşı kendi iç politikasında destek görebilmek için savaş çığırtkanlığı ve tehdit girişimlerinde bulunurken, Türkiye’de de İsrail-Türkiye savaşı senaryoları konuşulmaya başlandı.


İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Suriye’deki üstü vurduktan sonra “Bu Türkiye’ye bir mesajdı” diyerek Suriye’de Türk varlığını kabul etmeyeceklerini açıklamıştı.

Bunun üzerine artan gerilim, diplomatik söylem ve kınamaları beraberinde getirmişti.

Hem İsrail’de Netantahu destekçileri hem de Türkiye’de bazı kesimler İsrail-Türkiye savaşı geliyor şeklinde propagandalara başlamıştı.

Emekli Amiral Cem Gürdeniz, olası bir İsrail-Türkiye çatışmasında hangi ülkenin hangi cephelerde yer alacağını açıkladı.

Cem Gürdeniz’in bu konudaki açıklamaları şöyle:

“İsrail, Türkiye ile bir çatışmayı göze alabilir mi şu konjonktürde? ABD’nin, İngiltere’nin, Fransa’nın, Avrupa Birliği’nin içinde bulunduğu şu konjonktürde bence alamaz.

Onlar da bunu biliyor. Seçimler öncesinde Netanyahu’nun böyle bir çılgınlığa girişebileceğini iddia edenler de var ama şöyle söyleyeyim; yani böyle bir çılgınlığa girişmesi, İran-İsrail savaşına benzemez veya İsrail’in işte Güney Lübnan, Hizbullah savaşına da benzemez, bu bambaşka bir şey olur.

İşin içinde Akdeniz var, bu dediğimi unutmayın. Yani işin içine sadece hava kuvvetleri, füzeler girmez. İşin içine donanmalar girer ve bambaşka bir konjonktür. Detayına daha girmiyorum. Yani onların da planlamacıları herhalde biliyordur.

O bakımdan bir kere derinliği yok bir. Nüfusu yok, iki. Üç, ABD ve Avrupa’nın desteği artık her gün azalıyor. İşte bu Barrack (ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi ve Ankara Büyükelçisi) var, esasında Epstein’in adamlarından ama adam geçen gün güzel bir laf etti. ‘Sen ne yapıyorsun?’ dedi. ‘Ya’ dedi, ‘İran’ı karşına aldın, bir de Türkiye’yi.’
Türkiye ile çatışma başladığı an İran dalar, bu kadar net. Yani ben hep diyorum ya, İran’la Türkiye’nin böylesine çılgın bir tehdit karşısında, hatta ve hatta Rusya’nın da bizim yanımızda olması gerekir. Çünkü İsrail demek, ABD demek.

Yani Türkiye, İsrail’le çatıştığı anda oluşacak blokları söyleyeyim ben. İsrail’in yanında Yunanistan, ABD, İngiltere ve Avrupa Birliği.

Türkiye’nin yanında sadece Pakistan, Suudi Arabistan yetmez yani, onu hepimiz biliyoruz. Türkiye’nin yanında ciddi savaş disiplini, savaş tecrübesi olan devletler lazım. Efendim, sadece diplomasiyle, sadece kınamayla bu iş olmaz. Her kınama karşı tarafa yeni bir manevra alanı açıyor.

Bak Türkiye ne yapabilirdi? Yani, tabii ki ben bir daha söylüyorum, ben neticede devlette değilim. Ama bir entelektüel olarak, bir emekli amiral olarak, olayları takip eden biri olarak, Türkiye’nin elinin İsrail’le ilişkilerde çok güçlü olduğuna inanıyorum.

Bir; yakıtını keserim. Bugün İsrail’in yakıtının yüzde 60’tan fazlası Azerbaycan’dan gidiyor. Bütün dünya biliyor bunu. Gir Google’a, sor. Tamam mı? Derim ki, ‘Kardeşim, bundan böyle Ceyhan’dan hiçbir tanker kalkmayacak.’ Bitti.

İki; Türk Boğazlarından tamam, Montrö’ye göre bütün gemiler geçebilir ama Türk limanlarına eğer İsrail’e uğramış gemiler geliyorsa, almayacağım kardeşim. Nasıl Güney Kıbrıs’a yapıyoruz? Bir Meclis kararına bakar veya bakanlar kurulu, bu kadar, bu yapılandan sonra. Almıyorum. İsrail’e giden, uğrayan gemileri limanlarıma almıyorum. Bu kadar basit. Bakalım ne olacak?

Kürecik radarı… Ya derim ki, ‘Kürecik radarı efendim, bölgede elektrifikasyon çalışmaları var, arızaya girdi.’ Bir hafta kaparım. Madem NATO sorumluluğumuz var, ondan çekiniliyor… Yani o FETÖ darbe girişiminde biliyorsun, Eskişehir’deki bölge harekat merkezinin elektriğini kestiler. İncirlik’in elektriğini kestiler. Yani Türkiye’nin elinde pek çok şey var.

Ha tamam ticaret kesildi, herkes söylüyor ama, paralel yollardan ticaret yapılan şeyler var, bunlar da biliniyor, açık kaynaklardan okuyoruz. O firmalar şey yapılır, ikaz edilir, ‘Yapmayacaksın kardeşim’ derim.

Yani biz şunun farkında olmalıyız. Türkiye hala bir barış dönemindeki gibi. Halbuki biz bir kriz dönemindeyiz. Yani Rusya-Ukrayna savaşı başladığından bu yana, 7 Ekim 2023’ten bu yana, artı İran-İsrail, ABD savaşı başladığından bu yana biz esasında bir kriz dönemindeyiz. Bu kriz, esasında hibrit bir 3. Dünya Savaşı’nın devamı.

Şartların 1939, 40, 41’den farkı yok. Tek farkı var, o zaman da topraklarımıza bombalar düşmüyordu, işte karasularımızda gemiler batmıyordu falan ama şimdi yavaş yavaş, yavaş yavaş ateş yaklaşıyor. Ona göre hareket etmek lazım.”
ADLİ OLAYLAR
24 Ağustos 2026ADLİ OLAYLAR
24 Ağustos 2026DÜNYA
24 Ağustos 2026ADLİ OLAYLAR
24 Ağustos 2026ADLİ OLAYLAR
24 Ağustos 2026EKONOMİ
24 Ağustos 2026TÜRKİYE
24 Ağustos 2026
1
TAM Parti 3 Eylül’de Aslanköy’de düzenlenecek etkinlikle tanıtılacak
464 kez okundu
2
EMİR ERLERİMİZE SELAM KRİZLERE DEVAM
280 kez okundu
3
Erhürman, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği heyetini kabul etti
257 kez okundu
4
Bakanlar Kurulu'ndan 95 kişiye vatandaşlık
254 kez okundu
5
Erdoğan’ın adaylık çıkmazı ve bunun KKTC’ye yansıması
238 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.