Yönetici demek, kendine bir hedef koyan ve bu hedefe ulaşmak için gerekli olan işleri planlayan, organize eden, örgütleyen, koordine eden, idare ve karar merci olan kişidir.
Yönetmek ise, tüm bu işler yapılırken, bunların yasalara, kurallara ve belli koşullara uygun biçimde çalışmasını sağlamak, çalışmalara yön verebilme vasıflarına sahip olarak hareket etmek ve yönlendirme yapabilmektir.
Bu tanımları daha da genişletmek, daha geniş bir yelpazeden yazabilmek mümkündür. Ancak, ben kısa ve öz bir anlatım yapmak istedim.
Şimdi bizim Devlet kurumlarındaki Yönetici ve Yönetmek vasıflarına şöyle bir göz atalım.
Lakin, öncesinde halkı temsil eden yüce makam Meclis’e bir göz atalım. Tam manası ile fiyasko diyebilirim. Her Meclis açık oturumunda birbirlerine küfürler, birbirlerinin açığını yakalayıp, birbirlerine vurmalar, zaman zaman yumrukların havada uçuştuğu ve kimsenin kimseyi takdir etmediği bir arena!!! Yönetici olmaktan uzak davranışlar, yönetmekten zerre anlamayan ve güç zehirlenmesi yaşayan sözde Devlet adamlarının savaş arenası!!!!
Yasaların kişilere göre yapıldığı, halkı omuzlarında taşıması gerekenlerin, halkını ezip, çiğnediği, İnsan Haklarını gözetmeksizin kendi menfaatleri için yasa ve yasa tadili yapılan bir arena Meclis!!!!
Yönetici olmak, adaletli olmaktan geçer. Halkını daha refah günlere taşımak için bu görev ve sorumluluğu üstenmişlerin, ülke ve halk adına onurlu duruş sergileyerek yapıcı işlere imza atmak demektir. Örnek aile ilişkileri ve örnek bir karakter olmalıdır. Devletin malına tamah etmeyen, görevi kötüye kullanmayan ve Devletın bekası ve onuru için çalışan kimsedir Yönetici!!!
Bakın bakalım bu tanıma uygun Meclis içerisinde kaç kişi vardır? Herkes herkesin açığını bildiği için, söz düellosu yapılan ama asla olayların, hukuğun ve adaletin önünü açma yanlısı olmayanların adeta kürsüde sadece boy gösterdiği bir arenadır!!! Güç zehirlenmesinin her birini ne hale getirdiğini anlamak hiç de zor değildir.
Her birinin Bakan olmadan ve Bakan olduktan sonraki karakter analizini, mal varlığını ve ego patlamasını bilemeyecek kadar kör bir halk yok aslında karşılarında!!!
Lakin, halkın büyük bir kesimi de bu arenanın içerisinde görünmez kör yiyicilerdir. Bu yüzden bir alamet, bir kıyamet, halk olarak savrulup durmaktayız kendini Yönetici sanan ve Yönetmek adına zerre bilgisi olmayanların elinde tükenmekteyiz!!!
Bir ülke düşünün, parası yok, ekonomisi batak, üretimi yok, Adaleti yok, İnsan Hakları yok, Savunması yok, Enerji üretimi yok, suyu taşıma, nüfusu taşıma, kimsenin tanımadığı ama Meclisinde 50 tane kendini Yöneten ve Yönetici sanan kişilerin bulunduğu, toprağının her geçen gün eksilerek yabancıya satıldığı avuç içi kadar bir kara parçası ve dertleri derya deniz olmuş bir ülke!!!
İşte o ülke KKTC!!!
İşte o ülkeyi yönettiğini sananlar Mecliste sadece gövde gösterisi yapmakta!!!
Ve işte o ülke, 50 senedir halkı yalan dolanla uyutulmakta ve buna gönüllü bir halk narkoz etkisinde, uyanamamaktadır.
Vesselam
DÜNYA
11 Mart 2026DÜNYA
11 Mart 2026DÜNYA
11 Mart 2026DÜNYA
11 Mart 2026DÜNYA
11 Mart 2026DÜNYA
11 Mart 2026DÜNYA
11 Mart 2026