NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin yayımladığı 2025 faaliyet raporu ittifakın artık sadece sınır hattını değil; limanları, denizaltı kablolarını, enerji altyapısını, siber ağları ve savunma fabrikalarını da savaş planının parçası haline getirdiğini gösterdi. Bunun için de para lazım.

Raporun en dikkat çekici yönlerinden biri, güvenlik kavramının sınır tanımayacak kadar genişletilmesi. NATO artık yalnızca tank, uçak, füze ve cephe hattı konuşmuyor. Kritik altyapı, enerji güvenliği, denizaltı kabloları, siber saldırılar, sivil hazırlık, toplumsal dayanıklılık… Her şey aynı şemsiye altına alınıyor. Bu savunma diyerek sivil hayatın tamamını askerîleştirme anlamına geliyor.
YENİ HEDEF: GSYH’NİN YÜZDE 5’İ
Lahey Zirvesi’nde alınan kararların yansıdığı raporda dikkat çeken ayrıntı, savunma harcamalarındaki astronomik artış hedefi oldu. Rusya’yı ‘uzun vadeli tehdit’, terörizmi ise ‘kalıcı risk’ olarak kodlayan NATO, 2035’e kadar üye ülkelerin Gayrisafi Yurt İçi Hasılası’nın (GSYH) yüzde 5’ini savunma ve güvenliğe ayırmasını istiyor.
Hedeflenen bu devasa bütçenin yüzde 3,5’i doğrudan çekirdek askeri güce, yüzde 1,5’i ise siber güvenlik, sivil hazırlık ve kritik altyapıya gidecek. Kısacası NATO, müttefiklerinden cüzdanları sonuna kadar açmasını talep ediyor.
TÜRKİYE AYRINTISI VE ALMANYA’DAKİ ‘BOŞLUK’
Peki cüzdanlar açılırken harcama tablosunda Türkiye nerede duruyor? Rapordaki resmi verilere göre:
Avrupa ve Kanada’nın ortalama harcaması yüzde 2,27’ye fırlarken (reel artış yüzde 15,94), Türkiye’nin savunma harcaması GSYH’nin yüzde 2,33’ü seviyesinde gerçekleşti.
Kişi başına düşen savunma harcamasında Avrupa ve Kanada ortalaması 868 doları bulurken, Türkiye’de bu rakam 258 dolar olarak kayıtlara geçti. NATO genel ortalaması ise bin 423 dolar.

Listenin zirvesinde yüzde 4,48 ile savaşın sınır komşusu Polonya var. Onu Baltık ülkeleri takip ediyor. ABD yüzde 3,22 ile dikkat çekerken, Avrupa’nın sanayi devi Almanya’nın 2025 hücresinin boş bırakılması dikkatlerden kaçmadı. Tabloda toplam 30 müttefik yüzde 2 barajını aşmış durumda.
The Economist açtı ağzı yumdu gözü
SADECE CEPHE DEĞİL, KABLOLAR DA KORUMA ALTINDA
Rapordaki bir diğer çarpıcı nokta, savaşın artık sadece siperlerde değil, denizin dibinde ve siber ağlarda yaşandığının ilanı. 14 Ocak 2025’te başlatılan “Baltic Sentry” faaliyeti bunun en net kanıtı. NATO artık denizaltı kablolarını, boru hatlarını sabotajlardan korumak için fiili olarak sahada. Ayrıca Eylül ayında Bulgaristan’da yapılan büyük çaplı sivil acil durum tatbikatı (Bulgaria 2025), toplumların büyük bir krize asker-sivil el ele nasıl hazırlanacağının provası niteliğindeydi.
Savunma sanayii büyüdükçe diplomasi küçülüyor
NATO, üretim kapasitesini artırmayı, darboğazları aşmayı, mühimmat ve platform üretimini hızlandırmayı stratejik hedef haline getirmiş durumda.
Bu teknik bir plan gibi anlatılıyor. Oysa aslında siyasi bir tercih. Çünkü bir ittifak, eğer üretim bantlarını kalıcı biçimde savaş temposuna göre düzenliyorsa, o artık yalnızca tehditlere karşı hazırlık yapmıyor demektir. Aynı zamanda uzun süreli gerilimi normalleştiriyor demektir.

Burada şu gerçek karşımıza çıkıyor: Fabrika hızlandıkça diplomasi geri çekiliyor.
Silah üretimini merkezine alan bir güvenlik mimarisi, ister istemez siyasi çözümü ikincil alana iter. Çünkü sistem kendi enerjisini artık müzakereye değil, hazırlığa; yatıştırmaya değil, kapasite büyütmeye; çözmeye değil, sürdürmeye harcar.
NATO raporu bunu açık açık söylemiyor. Ama anlatılan model tam olarak buna çıkıyor.
Savunma sanayii artık geçici krizlerin aracı değil; kalıcı jeopolitik gerginliğin taşıyıcı kolonuna dönüşüyor.
Şubat 2025’te güncellenen Savunma Üretim Eylem Planı, daha fazla ve daha hızlı üretim ihtiyacına yanıt vermek için kabul edildi. NATO metnine göre amaç; talebi birleştirmek, üretim darboğazlarını aşmak, sanayi kapasitesini büyütmek ve müttefiklere “daha çok, daha hızlı” kapasite sağlamak. Yani mesele artık sadece ne kadar para harcandığı değil; o paranın ne hızla mühimmata, platforma ve savaş kabiliyetine çevrileceği.
UKRAYNA ARTIK ‘MERKEZ’
NATO’nun en büyük siyasi açmazlarından biri Ukrayna meselesinde görülüyor. İttifak, Ukrayna’yı resmen kendi sınırlarının dışında tutuyor. Ama fiilen güvenlik mimarisinin merkezine yerleştiriyor.
Rapor, Ukrayna’nın artık NATO güvenliğinin bir dış halkası değil, merkez üssü olduğunu belgeliyor. Sadece 2024’te 50 milyar avronun üzerinde güvenlik yardımı akıtılan Kiev’e, 2025 için 35 milyar avro daha taahhüt edildi. Yardımlar artık geçici paketlerden çıkıp, fonlar ve projelerle kurumsallaşmış durumda. Şubat ayında güncellenen Savunma Üretim Eylem Planı da açıkça gösteriyor ki; NATO sadece daha fazla para harcamıyor, üretim darboğazlarını aşıp bu parayı acilen mühimmata ve silaha dönüştürmek için sanayiyi zorluyor.
DÜNYA
27 Mart 2026DÜNYA
27 Mart 2026DÜNYA
27 Mart 2026DÜNYA
27 Mart 2026DÜNYA
27 Mart 2026DÜNYA
27 Mart 2026DÜNYA
27 Mart 2026
1
Sigaraya dev zam. Tarih verildi, Sigaraya rekor zam! 8 lira birden artacak
5575 kez okundu
2
Oğlunu boğarak öldürmeye çalışan kadının cezai ehliyeti olup olmadığı araştırılırken 7 gün daha tutuklu kalacak
4485 kez okundu
3
Hizbullah lideri Nasrallah, ”Güney Kıbrıs üslerini İsrail savaş uçaklarına açarsa savaş tarafı sayarız” kullanımına açmasına
3495 kez okundu
4
YDP’de başkan adayı olabilmesi için 500 oy şartını henüz yerine getiremeyen, Erhan Arıklı dönemi kapanıyormu;?
1435 kez okundu
5
Girne’de bir İlkokulda ‘’Domuz Gribi’’ 16 öğrenci evlerine gönderilirken, Müdür ve 5 öğretmen de hasta
1168 kez okundu