
Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in İran’a saldırı başlatmaya hazırlandığı sırada, CIA belki de en önemli hedef olan ülkenin dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in konumunu kesinleştirdi.
Operasyona aşina kişilere göre CIA, Ayetullah Hamaney’i aylardır takip ediyordu ve bulunduğu yerler ile hareket kalıpları konusunda giderek daha fazla güven kazandı. Ardından ajans, üst düzey İranlı yetkililerin cumartesi sabahı Tahran’ın merkezindeki bir liderlik yerleşkesinde toplantı yapacağını öğrendi. En kritik bilgi ise, dini liderin de bu toplantıya katılacağının öğrenilmesiydi.
Ve Hamaney öldürüldü. Hamaney’in kısa sürede suikasta uğramasında CIA’in elinde trafik kamera görüntülerinin bulunması öne sürüldü.

Hamaney suikastındaki kamera ayrıntısı ortaya çıktıktan sonra Pentagon’un eski danışmanı Michael Rubin sahneye çıktı.
Rubin, “İsrail’in, Tahran’daki trafik kameralarını hacklediği için tüm İranlı liderlerin ve generallerin nerede olduğunu bildiği iddia ediliyor. Aynı durumun İstanbul ve Ankara’da da geçerli olması muhtemeldir” sözleriyle tehditler savurdu.
Pentagon’un eski danışmanı Michael Rubin’in mesajı şöyle:
“İsrail’in, Tahran’daki trafik kameralarını hacklediği için tüm İranlı liderlerin ve generallerin nerede olduğunu bildiği iddia ediliyor. Aynı durumun İstanbul ve Ankara’da da geçerli olması muhtemeldir. Şimdi soru şu: İsrail ya da Amerika Birleşik Devletleri’nin, Hamas veya Hizbullah’ı desteklemeye ya da Kürtleri öldürmeye karışan Türk siyasetçilerin, drone fabrikası çalışanlarının, istihbarat görevlilerinin ve askerî yetkililerin nerede bulunduğuna dair bilgileri çeşitli Kürt partilerine sağlaması ne kadar sürecek? Eğer gelecekte İsrail ile Türkiye arasında bir çatışma olursa, hareketleri trafik kameraları tarafından takip edilen bu kişilerin ne kadar süre hayatta kalacağı düşünülüyor? Bir dakika mı? Beş dakika mı? Muhtemelen daha uzun değil.”

Peki, Rubin’in ağzındaki bakla ne?
Trafik kameralarını Türkiye’ye kim getirdi, sorusunu sorarak başlayalım.
Türkiye’yi bir ağ gibi sokak sokak saran MOBESE kameraları yakın tarihe kadar yoktu.
Kurulan kamera sisteminin adına MOBESE denildi. Açılımı bugün “Mobil Elektronik Sistem Entegrasyonu” diye biliniyor ancak gerçekte farklı bir adlandırma var.
MOBESE: Murat, Osman, Basri, Erin, Süleyman, Erdoğan isimlerinin baş harflerinden oluşuyor. Yani sistemi kuran polis ve mühendislerin baş harfleri.
İstanbul’u izleyecek kamera sistemi eski Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanı Hanefi Avcı’nın da desteği ile Emniyet İstihbarat Dairesi’nin fikriydi.
1998 yılında kurulan özel bir ekip kameralar ile izleme üzerine çalıştı. Milyonlarca dolarlık bütçe bu sistemin kurulması için harcandı. İşin başında Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı Bilgi İşlem Müdürü Basri Aktepe vardı.
MOBESE’nin B’si Basri Aktepe’yi simgeliyor.

Basri Aktepe polis akademisinden 1987 yılında mezun olduğunda böyle bir sistemi hayal bile edemezdi. 1990’a kadar bilgisayar kullanmayı bilmiyordu. Hayatı 1990’da dil eğitimi için gittiği Amerika’da değişti. 1996 yılında, ABD’de polis yetiştiren akademi olan FBI National Academy’den mezun oldu. Türkiye’ye döndüğünde Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi’nde Bilgi İşlem Müdürlüğü yapmaya başladı.
Basri Aktepe, meslek hayatında devletin en kılcal damarlarına girmeyi başarabilen bir polis oldu.
1999 yılında Emniyet tarafından hazırlanan “Fettullahçı polisler” raporu, Fethullahçıların Emniyet’teki örgütlenmelerini gözler önüne seren ilk çalışmalardan biri olarak kabul görüyor. Söz konusu çalışma sonucu hazırlanan listede, Aktepe’nin ismi 15. sırada yer alıyordu.
Basri Aktepe, istihbaratçı olarak 1996’da devlet bursuyla ABD’de eğitim gördü.
TİB’in kuruluşunda da görev yapan Aktepe, dönemin Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ömer Faruk Eminağaoğlu üzerinden Yargıtay’ın telefonlarının dinlenmesi üzerine hakim Hayri Keskin’in TİB’de yapacağı aramalar, TİB yöneticisi Basri Aktepe tarafından engellenmişti.
FETÖ’nün “altın nesil” kadrosunda yer aldığına işaret edilen gerekçeli kararda Aktepe’nin örgütün sivil yöneticileriyle irtibatının bulunduğu da kaydedilmişti.
Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesinin Basri Aktepe hakkında 27 Eylül 2019’da FETÖ üyeliğinden 12 yıl hapis verdi. İstinaf onadı. Daha sonra Yargıtay 16. Ceza Dairesi de Aktepe’ye FETÖ üyeliğinden verilen 12 yıl hapis cezasını onadı.
Yoksa, Rubin hala İstanbul ve Ankara’da MOBESE’yi kuran FETÖ’cü polislerin yeteneklerine mi güveniyor?
DÜNYA
11 Mart 2026DÜNYA
11 Mart 2026DÜNYA
11 Mart 2026DÜNYA
11 Mart 2026DÜNYA
11 Mart 2026DÜNYA
11 Mart 2026DÜNYA
11 Mart 2026
1
Aylık 103 bin lira maaşla 85 bin işçi arıyor! Sadece 3 şartı var
6441 kez okundu
2
Flaş… Flaş… İsrail Lübnan’ı vurdu
5035 kez okundu
3
Çarpışmayı nükleer denizaltının görünmesi izledi! Dünya 1600 kilometrelik hatta kilitlendi
4269 kez okundu
4
Ünlü giyim devi iflas etti. AVM’lerin vazgeçilmez markasıydı. “Herkes için lüks” hedefiyle yola çıktı
3769 kez okundu
5
Kahir’de gerçekleşen liderler zirvesinde Kıbrıs Sorununa Adil ve Kalıcı çözüm bulunması konusunda mutabık kalındı
3093 kez okundu