Adalet, hak ve hukuka uygunluğu, herkesin hakkını gözetmeyi, eşitliği ve doğruluğu ifade eden temel bir kavramdır.
Adalet, bireyler ve toplumlar için huzur ve düzenin temelini oluşturur. Hukuk kurallarını ve ahlaki değerler ile birlikte toplumsal düzen ve dengeyi içerir. Bunun aksi ise tam anlamı ile “zulüm” olur!!!!!
Bugünkü köşe yazımda “Adalet” konusunu işlemek istedim sevgili okurlarım. Zira, bir gün gelir hepimize lazım olur.
Malumunuzdur, ülkede “Adalet”e dair en ufak bir belirti yoktur. Sadece ben değil, genel olarak halkın gözlemi budur. Lakin, gelin görün ki, bunun için sesimizi duyan yok, duyuramadık, duyurmayı beceremedik.
Adalet, eşitliği gerektirir. Fakat, ülkedeki halk arasında o kadar uçurumlar var ki!!! Kimisi bir eli yağda, bir eli balda yaşam sürerken, kimisi boğaz tokluğuna çalışır. Kimilerinin de açlıktan nefesi kokar. Refah seviyesi yüksek diyenler, aslında Mecliste oturanlardır. Halkın memur kesimi için rahat ama konforu olmayan bir yaşam var iken, asgari ücretli için ise ayın yarısından sonra parasızlıktan sıkıntı çekmek vardır. Çünkü Türk Lirası ödenip, döviz ile kira ödeyenler var. Devlet okullarında çocuk okutanların, kitap, kırtasiye, okul harcı ve üniforma parası ödemek için neredeyse bir asgari ücret maaşa ihtiyacı vardır. Doktor viziteleri ve ilaç paraları artık dudak uçuklatan meblağlar oldu bu ülkede!!! Araba almak isterseniz de döviz bazında ödeme yapmanız gerekmektedir. Banklardan borç almak artık çok zor!!! Belli bir gelir sunmanız , teminat ve kefil göstermeniz gerekmektedir. Bu zamanda artık kimse kimseye kefil girmediği gibi, borçlanmak da akıl işi değildir. Hal böyle olunca insanlarda eşitlik nerede? Biri yer, biri bakarsa bu hangi Adalete sığar?
Ölümlü trafik kazalarında suçu polis tarafından tesbit edilen alkollü sürücüler için mahkeme sürekli duruşma erteliyorsa, dahası 5 yıldır bu acılı aileler mahkeme kapılarında sürünüyorsa ülkede Adalet diye bir husustan söz etmek traji komik olur!!! İsias davası sürekli erteleniyorsa Adalet nerede? Adaleti sağlayacak olanlar, ülkede bu düzeni sağlayamıyorsa Devlet nasıl bir Devlet? Hükümet edenler nasıl bir sistem içerisinde ülkede ve halk arasında Adalet sağlamaktan bahseder? Nasıl konuşabilirler “gailemiz halkımızdır” diye?
Ama durun, asıl mesele toplumların kendi kaderini kendi belirlemesinden geçiyor ya, her seferinde en küçük bir menfaate oy satıyorsa, kimliği asimile olurken seyrediyorsa, Adalet için birlikte mücadele etmiyorsa, ülke düzeni ve güvenliği için ayağa kalkmıyorsa bir halk, her önüne konulana “eyvallah” diyorsa, o zaman ülkede “Adaletten ” bahsetmeyelim. Düzenden bahsetmeyelim. İradeden bahsetmeyelim. İdareden söz etmeyelim. Güven ve asayiş beklemeyelim bu ülkeden!!! Sandıktan çıkardıklarımızdan hesap soramıyorsak, biz buna yaşamak demeyelim, özgürlük hiç demeyelim. Biz bunun adını “esaret” koyalım. Biz bunun adını “zenginin dünyası” koyalım. Hatta biz bu düzenin adını “Yok Oluşun Ayak Sesleri” koyalım.
Adaletin sağlanamadığı hiçbir düzende, ahlak da yoktur, düzen de yoktur, ruh sağlığı da yoktur, huzur da yoktur, sınıf ayırımı ise çoktur.
Vesselam





