Sn. Meclis-i Mebusan üyeleri mecliste kümelenen bazı koltuk severler derneğine üye, diploma severler kurumu ile gönül bağı olan kişiler, Yüce denilen ancak birçok konuda ‘’Cüce olan’’ bazılarınızın KKTC’nin gözde çukur tabaklar restoran müdavimleri olduğu nedense insanca bir dil olduğundan bihaber. Milletvekilliğinden olma, dünya yansa umursamayanlar olma hanım ve efendiler topluluğu “Umutsuzluğun’ gölgesinde bile bir ışık olmasına karşın, ülkeleri için golorambicilik ve fanozun yansıttığı kadar ışık olmaması hayret uyandırıyor. Ünlü düşünür Dostoyevski insanın hırsız olması için bir eşyayı çalması gerekmez. Başkasına ait umutları, sevgiyi ve beklentileri çalmakta hırsızlıktır. Hemde hırsızlığın en bayağısıdır diyor. İyiki bizde böyle hırsızlar yok. Ne dersiniz?
**
Sn. Recep Tayyip Erdoğan, Allah torunlar ile uzun ömür versin. Nüfus artışına karşı çıkanlar var. Bu bizi üzüyor dediniz. Sanırım üzülmekte haklısınız. Şimdiki halkı doyurmaktan onları refah seviyesinde yaşatmakta zorlanırken yenilerini doyurmak kolaymı? Günümüzde çöplerden yiyecek toplayan dünya kadar insan gelmekte olan nüfusu neler beklediğinin bir göstergesi değilmidir?. Sn. Başkan, çöplerden yiyecek toplayan insanlar ayni geceyi yaşar. Ama herkesin karanlığı başkadır. Ünlü bir düşünür Firavunda Kraldı. Sonra müzelik eşya oldu dedi. Ne demek istedi? İnanın anlamadım.
**
Sn. Ünal Üstel, Ülkenin, huzurunu bozanlara taviz vermeyeceğiz derken akordu bozuk gitar ve şarkıda detone olmuş şarkıcıya dönüştünüz. Güzel de huzuru kimlerin bozduğunu söylerseniz belki size yardımcı oluruz. Şukufe abla, başbakan sakın, kalın zincirlerle bağladığımız küfürlerimizin kilidi ile oynayan hükümetimizi işaret etmiş olmasın diyor. Ayşaba, Fuarlar Fatihi Fikro’cuğumun başbakanım süperdiniz muhteşemdiniz sözlerine inanmasın. Açıklamalarını hep kâğıttan okusun. Kağıt olmadan söyledikleri detone olmuş ve Mi notasında Sol sesi veren ne başı nede kıçının bir birini tutmadığı şarkıcıya dönüştü. Hukuksuzluğun tavan yaptığı noktada erken seçim yoktur 2026 yılı 2005 yılından zor geçecek sözü tek doğru olandır dedi.
**
Sn. Dursun Oğuz bizim minik kuşlar, dün, tenhada, kazma kürek ile Başbakanın altını oyan, mezarını hazırlayan Dursun Oğuz, bugün kalabalıkta, Fatih’in korumaları ve fedaileri gibi yalın kılıç onu korumaya çalışıyor. Acaba kantarın ayarımı bozuldu diye soruyor. No coment deyip cevap veremedim. Benim yerime Fatime Teyze, ayarı bozulan kantar gün gelir ayarını bozanı da tartar deyince, bende akıl senelik izne çıktı. Sn. Oğuz, Hakkı dayı, Helalin adı kaldı gören yok. Hırs ve haram kapışıldı hala daha doyan yok demezmi? Ona da no coment deyip geçiştirdim
**
Sn. Sıla Usar İncirli, rahmetli annem her zaman bir yere kadın eli değmeyince inanma o yer Allahlık olur derdi. Mine Atlı, TDP’ye elini değdirdi bugünkü görüntüsü ortaya çıktı. Sıla Usar CTP’ye elini dokundurdu, maşallah o da iyi gidiyor. Ülkede yaşanan sorunlara ve özellikle Lefke Gazi Lisesi’ndeki duruma dikkat çekerek. 400 öğrenci ve 7 öğretmenin büyük bir dram yaşadığını belirterek, hükümetin ciddi bir güven erozyonu içinde olduğundan dem vurdunuz. Doktorum, Dünyada hiçbir şey yoktan var olmaz. Yoktan da var olmaz. Yalnız şekil değiştir. Olmayan hükümet erozyonu geçtim, dibe battı. Şekil değiştirerek hayalet oldu.
**
Sn. Fikri Ataoğlu Kutuplarda yaşayan Eskimolardan mektup geldi. Fuara davet varmış. Adreste bulunulmadı diye zarfın üzerine ibare düşüldü. Dağıtıcılar Tayyare ile diyar diyar fuar gezisinde olduğunuz için sizi bulamamış olabilirmiş. Ebusittin amca, arkadaşlar boş verin. Garibime ilişmeyin. Zaten erken seçim kapıyı çalıyor. Partisi ile ‘Bize müsaade’ diyecek. Bırakın son günlerinde bol bol gezsin. Tayyareye binme merakını gidersin dedi. Sn. Ataoğlu halkı en çok acıtan şey yarattığınız hayal kırıklıkları değil. Yaşanması mümkünken, yetenek düşmanlığınız sayesinde yaşayamadığı, ellerinden aldığınız mutluluklardır.
**
Sn. Bertan Özerdağ, Mahkemeler Başkanlığı görevine atandığınız günlerde hatırlıyorsam sıcak bir çayın, bir Çorbanın, yanında zeytini ile mis gibi taze ekmeğin nasıl da güzel bir ikram olduğunu göstereceğiniz mealinde sözler söylemiştiniz. Cibbana çalarak heşa bile çekmiştik. Yapılacak icraatlar sonrasında Mahkemelere duyulan güven yeniden filiz atacak diye düşünmüştük. Ancak yapılması muhtemel yasa değişiklikleri içerisinde basının ve halkın ağzına da bandaj çekilip konuşma engelli yapılacakları iddiası çaldığımız cibbana ile çektiğimiz heşanın içine mıçtı. Sn. Özerdağ, beklenti içinde olduğunuz insanların hançeri ile verdiği eziyet yılan zehrinden daha acıdır
**
Sn. Erhan Arıklı Tüzük gereği aday olmayacağım dediniz. Ama Milletvekili adaylığı için bir şey söylemediniz. Şukufe Teyze ile Ayşaba sabah kahvesinde konuşurken, Kurultay gününe kadar ne tüzük nede tüzükçük kalır. Değiştirir yine aday olur diyor. Haaa birde Şukufe Teyze aman Milletvekili adaylığından vazgeçmesin. Gerçi olsa da pek bir şey değişmez aday da olsa Başkan olduğu sırada bir iki oy ile kazanmıştı bu defa yine kaybedebilir. Hele zırh kalkarsa mahkeme koridorlarında sürünme devri başlar diyor. Amannn dikkat.
**
Sn. Taysın Ertuğrulovlu yine sazı eline aldın. Bu defa hakkını yemeyelim Piyade Tüfeği ile Beşparmak Dağlarına çıkmadın. Sonrasında da Trodos Dağlarında gezinerek bin gavur kellesi bir kin ödemez nutkunu sallamadın. Ama mevzi değiştirerek AB’den girdin, Go Home Yankee yerine Go Home BM, burada sana yer yok dedikten sonra Aslan Dışişleri Bakanımız, kahramansın nidaları arasında Venezuella’ya demir attın. Sn. Ertuğrulovlu ırkçı söylemleri yumuşatarak değiştirmeni bekleyenler yine avuçlarını yaladı. Hakkı amca yahu yılana bal yedirdikten sonra değişmesini ve zehir yerine bal kusmasını beklemeyin. Yılan huyu yerine sadece derisini değiştirir dedi.
**
Sn. Murat Civelek başkanı olduğun Karadenizliler Derneğinin,1 Şubat tarihinde her yıl yapmakta olduğu ve geleneksel haline getirdiğiniz Karadenizli’ler gününüz hayırlara vesile olsun. Her zamanki gibi yine muhteşem bir gün olacağına eminim. Ancak bir yanlışı düzeltmek gerekir. BRT’de yaptığınız programda Hamsi’leri pişiren Ahmet Beye, Mağusa’nın Magosa olmadığını Gazimağusa olduğunu bir zahmet hatırlatın. Yıllarca Lefkoşa’nın Lefkoşe olmadığını, Mağusa’nın da Magosa olmadığını söylemekten dilimizde tüy bitti. Karadeniz’e Keredeniz, Ankara’ya Engara dememizi herhalde hoş karşılamazsınız.
**
Sn. Ilkan Esiner, bir üretici olarak rahmetli babanızdan size 40 dönümlük arazi kaldığını bu ağaçların terk etmek istemediğiniz ülkenizde siz varken yok olmasına razı olmayacağınızı söylediniz. Sevgili İlkan unutma, Hz. Ali bir dakikalık öfkeye, bir dakikalık sabırlı olmak binlerce dakikalık pişmanlığı önler demişti. Lütfen öfke ile kalkan zararla oturur kervanına katılma. Kusura bakma ama Ata kızarak eşeği yol arkadaşı seçenlerin gideceği yer ahırdır. Biz eşeği yol arkadaşlığından çıkartırsak ahıra gitmekten kurtuluruz.
**
Sn. Av. Muharrem Kuşaf bizim Minik Kuşlar, Yeniboğaziçi Belediye Başkanı adayı olduğunuzu kulağıma fısıldadı. Hukuk bilgisine vakıf, insani değerlere önem veren bir Hukuk Adamı olarak zor bir görevi kolaya çevireceğinize olan inancım tamdır. Yıllardır Yeniboğaziçi Belediyesinde Meclis üyeliğine seçilmeniz ve belediyecilik konularına yabancı olmamanız, iyi bir aile reisi olmanızın yanısıra, saygın öğretmen bir eşe sahip olmanız ile Avukatlığın getirdiği deneyimle insanlar ile çok kolay diyalog kuracağınızı gösteriyor. Sn. Kuşaf, sabrın sonu selamet, insana yönelik sevgi cömertliğinin sonu saadet, yalancılığın sonu rezalet, sizde var olan doğruluğun sonu ise selamettir.
**
Sn. Ahmet Tuğcu şimşek çakınca göz kırpmaya başlayan gök gürüldeyince de biraz işim var bana müsaade deyip giden elektriklerin faturaları gelince gözler fal taşı gibi açılıyor. Hakkında türlü iddialar yer alan Elektrik Kurumunda tek güvencemiz El – Sen’di. Ama son zamanlarda Yönetim son model araba ile meçhule doğru yolculuk yaparken El -Sen el arabası ile onu izlemeye çalışıyor. Faturalara baktıkça inanın sövmüyorum. Sadece bir yerim ile küfür edercesine gürültülü bir şekilde gülüyorum.
FIKRA
GENERAL ELECTRIC
Temel askere gitmiş ,
uygun adım yürümeyi , selam çakmayı öğrenip cezadan kurtulmak icin çok çalışmış ,
sonunda da başarmış . Herkes memnun olmuş , ama dikkatlerini çekmiş,
Temel ikide bir yemekhanedeki buzdolabının önünden geçerken selam çakıyormuş .
Bir gün dayanamayıp sormuşlar : ” Ula Temel , öğrendin bu işi artık .
Ne diye talime devam edip duruyorsun ?”
Temel bakmış , bakmış , sonrada “ne talimi haçan ,
General Electric yazıyo . Ola içindedur ,
neme lazım ceza yemekten
iyidir ” demiş …








