Toplum olarak evrim geçirdiğimiz, bambaşka bireyler olduğumuz, yabancı kültür arasında kaynayıp gittiğimiz, son kalanların vermiş olduğu mücadele bile, yabancı nüfusun baskın olmasından dolayı değersizleşen, kendi içimizdeki umutların yok olmaya yüz tutması ile umutlarımızın erozyona uğraması ve ego denen şu illet artık bizleri “Halk Kültürü”nden tamamı ile uzaklaştırmıştır.
Nedir bu deyim, size kısaca bir açıklamasını yapayım: “üretilen, yaşatılan, sözlü veya yazılı olarak gelecek kuşaklara aktarılan, örgün olmayan ve geleneksel alanlarda yoğunlaşan ortak değer, davranışlar ve kalıpların bütünüdür. Bir kere bizler artık üreten değil, tüketen bir toplumuz. Üretim elimizden alınıp, hazıra alıştırılmaya yıllar öncesinden alıştırıldık. Kalmışsa üretim alanında iş yapanlar, onlar da hükümetin beceriksizliğinden , vizyon ve misyon sahibi olmayan insanların yüzünden üretimden vaz geçmişler veya kendi yağları ile kendi ciğerlerini ne kadar kavurabilirlerse bu işi ite-kaka yürütmeye çalışıyorlar. Yani zar zor nefes alıyorlar.
Gelecek kuşaklara aktarabileceğimiz değerler maalesef okul eğitim müfredatlarında yok. Tarihimiz, diğer tarihlerin baskın çıkması dolayısı ile okullarda es geçilmektedir. Kültürümüz, 74 sonrası Ada’ya gelen yabancı kültürden insanların kültürü ile çatışma yaşayarak, baskın çıkan menfaatler ve nüfus fazlası bizim kültürümüzü de geri planda bırakmıştır. Gençlerimiz, atık Z kuşağımı dersiniz, uzay çağı çocukları mı dersiniz, teknolojinin esiri olup çıkmışlar. Kendi kültür ve tarihi cezbetmiyor onları!!! Bu alanda da gayret gösteren, kültürümüzü yaşatmaya çalışanlar artık bir elin parmaklarının sayısını geçmemektedir.
Çünkü, Devlet kendi kültürünü yaşatmak isteyen insanlara destek ve kıymet vermiyor!!! Geleneklerimiz yabancı kültür arasında kaynayıp giderken, Avrupalaşmayı özenti haline getirerek, kendi geleneklerimizi elimizin tersi ile bir kenara ittik. “Azınlık” kalmış bir avuç toplumuz artık. Ve kimseden kimseye bir fayda yok. Amma Bakan bir amcanız, dayınız var ise, sırtınız hiç yere gelmez. Ve işte böyle yıllar içinde kendi kendimizden uzaklaşarak Halk Kültüründen koptuk ve Popüler Kültüre geçiş yaptık. Size şimdi bir de “Popüler Kültür”ün tanımını yapayım: Hızlı bir şekilde üretilen ve hızlı bir şekilde de tüketilen kültürel ögelerin bütünüdür.
Bunlar TV, medya, internet, moda, müzik, yazılı medya, spor v.b. Evet toplum olarak bu ögelerin bağımlısı olup çıktık. Zaman bizi bunların müptelası yaparken, elimizde avucumuzda olan değerlerimizin, kültürümüzün, ananelerimizin katili yaptı. Tüm bunlar , zama içerisinde bize değişim katarken, geçmişi koruyamamanın, sahip çıkamamanın acılarını en acı bir şekilde gösterdi!!! Şimdi bin parça olmuş bir toplum, giderek yalnızlaşmış bir insan kitlesi ve ruhsuz bireyler olarak sözde yaşam sürüyoruz. Bu yüzden kültürüne sahip çıkamayan toplumlar, zamanla her şeylerini kaybetmeye mahkumdurlar. Biz artık toplum olarak evrildik!!!
Vesselam
DÜNYA
21 Nisan 2026DÜNYA
21 Nisan 2026DÜNYA
21 Nisan 2026DÜNYA
21 Nisan 2026DÜNYA
21 Nisan 2026DÜNYA
21 Nisan 2026DÜNYA
21 Nisan 2026Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.