Eskiyi düşünüyorum yine ve eskide kalan güzellikleri!!! Aşık Veysel geliyor aklıma. Çocuk yaşta görme yetisini kaybetmesine rağmen eserlerinde hep sevgi, saygı, hoşgörü, birlik, beraberlik, tabiat konuları ve vatanseverliği işlemiş ve halk edebiyatı yapmıştır. O kadar ölümsüz eserler yapmıştır ki, bu türküler ve şiirler günümüze kadar gelmiş ve halen daha birçoğumuzun dillerinden düşmeyen “Uzun İnce Bir Yoldayım” ve “Dostlar Beni Hatırlasın” gibi halk türküleri ölümsüzleşmiştir.
İçten gelen duygularını o kadar güzel kaleme almıştır ve insanlığa örnek olmuştur ki, bu sözler birçoğumuzun hayatına dokunmuş, yaşam çizgisinde büyük rol oynamıştır. Sevgiyi derinden hissetmek ve sevdalı olmak, bu duyguyu dinleyicilerine aktarmak ve örnek olmak insanları birbirine bağlayan unsurladır. Yine böyle bir ozan geliyor aklıma Neşet Ertaş. Onun da eserleri nesilden nesile dillerden düşmemiş, günümüze kadar gelmiş ve insanlığa ders verir niteliktedir.
Bu halk ozanı, eserlerinde hayata dair Anadolu insanı, yaşanmışlıkları, mücadelesi ve acıları anlatılmaktadır. Demem o ki insanoğlu yalnızca kendine birkaç idol seçse ve onun felsefesi üzerinden yaşam yolunu çizse, dünya o kadar güzel bir yer olurdu ki, savaşlar olmaz, barış ve kardeşlik dünyada hüküm sürerdi. Adına ağıtlar yaktıkları, memleket sevdası, dostluk sevdası, doğa sevdası, insanlık sevdası ve gerçek aşklara dair yazılan şiirler ve türküler artık günümüzde sadece dinlenmektedir, yaşanmamaktadır.
Ders almak, anlam çıkarmak, verilen öğütlere kulak asmak, Dünya ve ahiret arasındaki o ince çizgide sözcükleri cımbızla yakalayıp, biraz da olsa hayat felsefemizin içerisine yerleştirebilseydik keşke!!! Bu yüzden birçoğumuz eskiye özlem duymakta, eskiyi sürekli yad etmekte ve bu düzende farklı bir yerde durmaktadır. Adına ağıtlar yakılacak sevdaları tükettik. Adına şiirler derlenecek memleketi mahvettik. Görsel güzelliklerini bahsedeceğimiz bir doğa bırakmadık, katlettik. İyilikten, güzellikten, sevdadan yana ne varsa yok etmede usta olduk.
Dedim ya, şuan birçoğumuza “hayat felsefen ne” diye soracak olsam, omuz silkecektir. Özellikle, arkadan gelen şu “Z kuşağı” yok mu, onlar Dünyayı kurtarmayacak, Dünya onları hap gibi yutacak. Teknoloji insanlığı esir alırken, bilimle uğraş insanlığı bu kadar meşgul ederken, Dünyaya duyguları ile eserler bırakmak, yaşamın sırrındaki gerçekliği türkülerle, şiirlerle insanlığa yedirebilmek için bu yolu seçenin çok az sayıda kalmış olması ve eski ozanların çizgisini kendine yoldaş seçmiş olanların günümüzde sayıca giderek azalması ne acı!!!! İşte, tam da bu yüzdendir ki, biz o sevdaları yakıp bitirdik, bu yüzden de ne memleket umurumuzda, ne doğa umurumuzda, ne insanlık umurumuzda, ne de sevgi!!!! İyi ki bu Dünyadan bir Aşık Veysel, bir Neşet Ertaş geçti. Rahmetle
VESSELAM






