Kıbrıs Türkü ne çektiyse Afrodit’in kırmadık ceviz bırakmadığı Kıbrıs’ta doğduğu için çekiyor. Gelin 2’nci Dünya Savaşından sonraki yıllarda ‘Batmayan Uçak ‘ gemisi için düzenlenen oyunlardan başlayalım. EOKA ile TMT’nin kuruluşuna kadar uzanalım.
2’nci dünya savaşının tam kızıştığı günlerdi. Alman askerler Yunanistan’a girmiş, paraşütçüleri de Girit’e havadan indirme yaparak Girit’I işgal etmişti. Petrol’e ulaşmak için ‘Çöl Tilkisi’olarak nitelendirilen Almanların ünlü Generali Erwin Rommel Kuzey Afrika’da Tobruk Savaşına kadar birçok savaşları kazanırken, Akdeniz’den de Alman kuvvetleri Girit’I aldıktan sonra gözünü Kıbrıs Adasına çevirmişti.
2’NİC DÜNYA SAVAŞINDA KURULAN MİLİS KUVVETLERİ EOKA’NIN NÜVESİNİ OLUŞTURDU
Ada’nın sahibi İngiltere muhtemel bir Alman çıkartmasına karşın Kıbrıs’ta ‘Milis kuvvetlerden’ kurulu kuvvet oluşturmuştu. Bu kuvvete bugün adı sık sık telafuz edilen solcu AKEL’de yer almış ancak Alman kuvvetleri Topruk’ta durdurulup yenilgiye uğratılınca Akdeniz’deki Alman- İtalyan güçleri de daha ileri gidememişti,
Savaş bitince kurulan ‘Milis Kuvvetleri’ dağıtılmamış, Yunanistan’ın girişimleri ile Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanması talebi ile konu BM’ye taşınmıştı. Ancak İngiliz’in Kıbrıs üzerindeki beklentileri nedeniyle konu orada kalmıştı.
EOKA’NIN BAŞINA GRİVAS GETİRİLDİ İNGİLİZLERE KARŞI DİRENİŞ BAŞLADI
Bilahare Enosis’I gerçekleştirmek için EOKA kurulmuş, ve başına X olarak isimlendirilen Grivas getirilmişti. Uzun yol olarak bildiğimiz meşhur Ledra Street’te İngilizler EOKA’cılar tarafından vurulurken İngiliz, benim Kıbrıs ile ilgili bir iddiam ve beklentim yok diyen Türkiye’yi işin içine çekmek için Ankara’ya Rammi yapmaya başlamıştı.Bir diğer yandanda düğünlerini birlikte yapan hatta düğünlerinde bir birlerini Simmettero olarak seçen Türk ve Rum’ları ayrıştırmak için Kıbrıslı Türkleri Oksidari Polis ve Komando yazdı. Çok küçüktüm ama yakalanan EOKA’cıların Land Rover’ler içinde coplar ile Oksidari polisler tarafından dövülerek Sarayönü Polisine götürüldüğünü hatırlıyorum. Ve o noktada iki toplum arasındaki film koptu
NATO’YA GİRİNCE TÜRK GLADİOSU KIBRIS’A YERLEŞTİ
Hatta daha ileri gideyim o zamanlar Tahta Kale’de kalıyorduk. Olimpiyakos Spor Kulübünü yakmışlardı. Doğru mu bilmiyorum ama suç Türkilerin üzerine atılmıştı. Rumlar, Tahta Kale’nin meydanında toplanmış bölgede yaşayan bir avuç Türk’e saldırmaya hazırlanıyordu. Bağırışmalar, sopa sallamalar ve yürümler derken aradaki mesafe 35-40 metreye düşünce Kıbrıslı bir Türk Polis tabancasını çekerek havaya ateş edince Rum kalabalık duraklamıştı. Sonra ‘Sis Fire’ anonsu ile İngiliz askerleri gelmiş olay yatışmıştı. Sonrasında bizleri salim Türk Bölgelerine taşımışlardı.
Türkiye’nin, 1952 yılında Yunanistan ile NATO’ya alınması ve her iki ülkeye de meşhur Truman Yardımı başlayınca Türkiye’nin Kıbrıs’a dahili sağlanmıştı. İngiliz ve ABD’nin girişimleri sonunda Türk Gladio’u (Kılıç) Kıbrıs’a gelmişti.
BANDABULİYA VEYA PİRON DEDİN 2 ŞİLİN CEZA ÖDERDİN
O yıllar Rumlar Enosi için Kıbrıslı Türk’lerde Taksim için İngilize karşı mücadele içine girmişti. Ve bunu korkusuzca sergilemekten de geri durmuyorlardı. Rahmetli Annem komşumuz Zehra abla ile Mahkemelerin giriş kapısında İngiliz Bayrağını gönderden indirip dişleri ile yırtmaya çalışırken, başına yediği cop darbesi ile alnı ve kaşı açılmış başına dikişler atılmıştı.Ben duvara ‘Taksim’ diye yazınca İngiliz askerli tarafından o çocuk halim ile kovalanmıştım. Neyse Dr. Fazıl Küçük’ün ve Tremeşe’nin başını çektiği ‘VOLKAN’ direniş gurubu. ABD istihbarat teşkilatı tarafından Türk Mukavet Teşkilatı (TMT) kurulunca ve başına TOROS ismi ile Denktaş getirilince kapatılmıştı. TMT ile yeni bir dönem başlamış, Türk’ten Türk’e kampanyasının yanısıra Rumca isimler yasaklanmıştı. Örneğin Bandabuliya dediniz mi? 2 şilin para cezasını yerdiniz. Çatal yerine ‘Piron’ derseniz yine çifte şilini ödemek durumunda kalırdınız.
KOMONİST DEĞİLİM DİYE İLAN VERMEZSEN KURŞUNU YERDİN.
Bizim büyük büyük efendiler halka Rum’dan alış verişi yasaklarken, kendileri ‘BATA’ gibi büyük ayakkabı fabrikalarından getirdikleri ayakkabıları Türk Malı olarak satma işini eksiksiz yerine getirdiler.
Bitmedi ABD-İngiliz girişimi ile TMT Komonist olarak nitelendirilenlerin Bozkurt ve Halkın Sesi’ne gazetelerinden birinde, ben komonist değilim diye ilan vermezse vurularak öldürülürdü. 2 Avukat casus gerekçesi ile, birçok kişi birde ‘Komonist suçlaması ile vuruldu. Hele bir kişi akşam üstü vurulduktan sonra ertesi gün gazetede ben komonist değilim ilanı çıkınce halk çok üzülmüştü. Birçok çocuk yetim kalırken birçok aile de bu nedenle dağılmıştı.Neyse bunları neden anlatıyorsun diye sorarsanız bu halkın neler çektiğini ‘Mevzide beklerken’ Rum’un bekledim de gelmedin şarkısını çalarken yaşadığı stresi dile getirmeye çalıştım.
BİZE YASAKLAR EFENDİLERE KIYAKLAR
Çıkartmadan sonrada ayni oyunlar devam ederek bankadaki değerli Kıbrıs Cumhuriyeti Liraları 36 TL’den bozdurularak halk kazıklanmış, kendileri bu paraları 120 TL civarında bir değerde kullanarak büyük bir gelir elde etmişti. Bu Ali Cengiz oyunları halka pahalıya mal olurken kimse ölüm korkusu ile sesini çıkaramamadı. Kısacası bu halk hem kendi neslinden, hem Rumdan hemde İngilizden çekti.
BİR KOYUP 5 ALINIRKEN BİZE BESLEME DENİYOR
Sonra Çıkartma oldu. Kimimiz cephede savaşırken kadınlarımız ve çocuklarımız ellerinde ‘Bavuriler’ (şimdi bavuri dediğim için 2 şilin ceza kesmeyin) Temmuz sıcağında askere su taşıdı. Çıkartma sonrasında ekonomimizi düzeltmek için Türkiye devreye girdi. Özal döneminde orta ölçekli sanayi size uygun değil denildi Sanayi Holding’in fabrikaları kapatılarak Türkiye’ye taşındı. Bavul ticareti yapın denildi, bir süre sonra ne bavul nede bavulcuk kaldı ve o da BUMM. Kıyı Ticareti denildi Mersin’e giden narenciye, patates gibi ürünler geri gönderildi. O ürünler Yeşil Hat Tüzüğü uyarınca İngiltere’ye gönderildi. Sonuçta İngiliz o ürünleri tüketirken Anamız Yavru’ya kapısını kapattı. Mersin’de kahvemiz bile geri gönderildi. Sayın Vali pardon Büyükelçi sizin eliniz kolunuz uzundur lütfen o patlıcanları, patatesleri, molehiyaları yiyen İngilizlerin zehirlenip zehirlenmediğini bir sorarmısınız?
Sonra Türkiye’nin gelmesi için yıllarca mücadele veren Kıbrıslı Türklere karşı ‘Besleme ‘ tekerlemeri başladı. Kıbrıs’ın yarısını elinde tutan, güvenliğini sağlayan FIR hattından geçen uçaklardan 5 Milyar Euro temin eden, KKTC Merkez Bankasındaki munzam komisyonlukları, Mevduat birikimlerini Türkiye Merkez Bankasında nemalandıran Türkiye’nin buna karşın bize beslemeliği layık görmesine Şükrü Sina Gürel,bile dayanamadı. Ve Mecliste, Meclis Kürsüsünden be efendiler biz Kıbrıs’a 1 koyuyoruz 5 alıyoruz diyerek eleştiri yaptı.
TÜRK TAKIMLARI TANIMAM DEDİKLERİ GÜNEY İLE SPOR ETKİNLİĞİ YAPARKEN BİZ!…
Sn Elçi Spor ambargosu sizden. Eskiden benim de yer aldığım KKTC Milli Takımı Türkiye Milli Takımı, İngiliz ordu milli Takımı ile maç yaparken, Yenicami takımı, Eskişehir ile 50’nci yıl kupası maçı ile karşı karşıya gelirken, Kayseri Spor, Mersin Tarsus İdman Yurdu takımı ile maç yaparken neden bu etkinlikler ip gibi kesildi dersiniz?. Ve tanımam dediğiniz Güney’de Fenerbahçe – AEL ile Trabzon Anaortosis ile karşı karşıya gelirken neden Türkiye’nin 2. Amatör Küme takımları ile bile biz maç yapamıyoruz.Ceza yeriz ayaklarını geçin çünkü Çetinkaya, Almanya’da 2.-3 lig takımları ile karşı karşıya geldi. Akdeniz Garanti Bankası Kız Voleybol takımı Danimarka’nın Kopenhagen takımının yanısır abirçok takım ile maç yaptı. Alman Federasyonları biz sporda ambargoyu kabul etmeyiz. Ceza da verilirse ödemeyiz dedi ve iş kapandı. Ana Yavrusuna bunu yapamazmıydı?
BİZİ MASAL GAZEL İLE YEMEYİN
Ya Taksim Ya Ölüm diyen Kıbrıslı Türkler FİFA’ya üye olmayan federasyondan bile çıkartılırken ‘Enosis diye naralar atan Rumlar Türkiye’nin mazharına nail oldu.
Bizim Arzederim diyen Başbakanın mektubuna bile cevap vermeyen siz, görevini unutup vali’liğe soyunuğunuz birf görüntü yansıtıyorsunuz. Et ithal edilecek Türkiye’den ithal etmezseniz hiçbir yere ihraç ürün yollamanıza izin vermeyiz dediniz. Türkiye’den et ithal edilmeyince portokal da ihraç edemezsiniz diyerek Azerbaycan’a gidecek 40 tır narenciye ambargonuza mazhar oldu. Sn. Elçi, bu halk İngilzden çekti. Rumdan çekti. Şimdi de Anasından çekiyor. Sn. Elçi, bizi masal, gazel ile ‘Yemeyin’. Bize en büyük ambargo ‘Anamız’dan geliyor. Bunu yazınca hafif dozda da olsa dile getirince da havalimanlarından gerisin geri gönderiliyoruz. Türkiye halkı bizim başımızın tacı. Ama Nedense siyasileri ile deneamız uyuşmuyor Onlar biz emir vereceğiz siz uygulayacaksınız ayaklarında. Bumbarı bile sıkı sıkıya patlayıncaya kadar doldurursanız patlar. ÜSt düzey bir subay içki masasında Be efendiler sanmayın biz burada Rumlar için varız. Biz burada sizin için varız demişti. Ne demek istediğini anlamamıştım. Şimdi çok daha iyi anlıyorum.
Türkiye’deki siyasiler burada bumbarı fazla sıkmasa, refah seviyesini yükseltse kimse Güney ile birleşmek istemez. Erdoğan siz Londra’ya gidin. Avustralya’ya Kanada’ya gidin. Orada akrabalarınız çok. Ben sizin yerinize adam gönderirim sözünü Lüzinyan Kralı, Venedik Dük’ü, İngiltere valisi de söylemişti. Sahi şimdi onlar nerededir? Tamam bu eleştiri nedeniyle havaalanından geri postalanmayı garantiledim. Ama denizaltı zenginlikleri ve bölgede büyüyen ticaret hacmi nedeniyle buralardan postalanma sırası kime gelir onu bilmem.
DÜNYA
27 Nisan 2026DÜNYA
27 Nisan 2026DÜNYA
27 Nisan 2026DÜNYA
27 Nisan 2026DÜNYA
27 Nisan 2026DÜNYA
27 Nisan 2026DÜNYA
27 Nisan 2026
1
Altından tarihi düşüş! Gram altın, çeyrek altın, ons altın kaç TL? İşte detaylar
1103 kez okundu
2
Sahibine Mesajlar
332 kez okundu
3
Sahibine Mesajlar
246 kez okundu
4
MAKSAT YANDAŞLARI KORUMA MI? YOKSA GÜNDEM DEĞİŞTİRMEK Mİ?
238 kez okundu
5
Kurdukları Whats App grubunda adam öldürme dahil ne ararsan varmış !….
235 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.