950 milyon voltluk elektriğe kapıldı ve hayatta kaldı… Peki ama nasıl? Amber’ın inanılmaz hikâyesi… – Kıbrıs Detay
DOLAR 32,8463 0.07%
EURO 35,2508 -0.07%
ALTIN 2.447,490,11
BITCOIN 2116687-2,80%
İstanbul
28°

AÇIK

13:10

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

950 milyon voltluk elektriğe kapıldı ve hayatta kaldı… Peki ama nasıl? Amber’ın inanılmaz hikâyesi…
  • Kıbrıs Detay
  • Dünya
  • 950 milyon voltluk elektriğe kapıldı ve hayatta kaldı… Peki ama nasıl? Amber’ın inanılmaz hikâyesi…

950 milyon voltluk elektriğe kapıldı ve hayatta kaldı… Peki ama nasıl? Amber’ın inanılmaz hikâyesi…

Sıcak bir yaz günü Beyaz Saray yakınlarındaki bir parkta mülteciler için bağış topluyordu. Bir anda patlayan fırtınadan kaçıp bir ağacın altına sığındığında...

ABONE OL
Haziran 27, 2023 23:26
950 milyon voltluk elektriğe kapıldı ve hayatta kaldı… Peki ama nasıl? Amber’ın inanılmaz hikâyesi…
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Haberin DevamıAmber Escudero-Kontostathis, çoğu zaman olduğu gibi yine acı içinde uyandı. Sanki birileri bacaklarını incecik bir neşterle doğruyor gibiydi.Bir gayretle yatağından kalktı, terliklerini giydi ve doktor randevusu için hazırlanmaya başladı. Ayakları her yanı su toplamış da adım attığında patlayacakmış gibi acıyordu.Amber’ın inanılmazı yaşamasının üzerinden 174 gün geçmişti.174 gün önce çıkan bir fırtına sırasında Amber’ın altına sığındığı ağaca yıldırım düşmüştü. Ağacın altındaki dört kişiden sadece o hayatta kalmıştı. Doktorları, 28 yaşındaki kadının vücudundan geçen milyonlarca voltluk elektriğe dayanabilmesini tek kelimeyle mucize olarak nitelendirmişti.Düşen yıldırım sırasında elindeki tablet patlamıştı. Saati o kadar ısınmıştı ki eriyip koluna yapışmıştı. Elektrik, sinir sistemini adeta kavurmuş, kalbini durdurmuş, vücudunu yakıp delikler oluşturmuştu.Haberin DevamıAmber yıldırımdan sonra günlerce hareket dahi edemedi. Yürümeyi tıpkı bir bebek gibi en baştan öğrenmek zorunda kaldı.Yaşadığı duygusal travmanın tedavisi de bir o kadar zordu. 56’ncı evlilik yıldönümlerini kutlayan bir çift ve Kaliforniyalı genç bir bankacı ölürken hayatta kalmış olmanın suçluluğunu duyuyordu Amber. Her sabah gözünü açar açmaz onları düşünmediği için suçluluk duyuyordu. Kızgın ve yorgun hissettiği günlerde “Neden halime şükretmiyorum?” diye de suçluluk duyuyordu.Yıldırımın düştüğü günden itibaren büyük gelişme kaydetmişti ama acısı bir türlü geçmiyordu. Bazı geceler ayaklarının acısı uykusunda çığlıklar atmasına neden oluyordu.Doktoru Amber’a 6’ncı ayın önemli bir dönüm noktası olacağını söylemişti. Zira 6 aydan sonra sinirlerin iyileşmesi daha zordu ve o noktadan sonra bazı hastalar için acı kronikleşiyor, kalıcı hale geliyordu. Amber, “Hayatımın geri kalanında bu acıyla birlikte yaşayacak olmayı hayal etmek korkutucuydu” diye konuştu The Washington Post’a…Haberin Devamı”ACIYA VE BELİRSİZLİĞE DAHA NE KADAR DAYANABİLİRİM?”Acıyla uyandığı o sabah, Amber, tedavisinde 5 ay ve 3 haftayı tamamlamıştı. O nedenle doktorun diyeceklerini endişeyle bekliyordu.Muayenehanede sırasının gelmesini beklerken sağ bacağının üzerine bir kova soğuk su dökülmüş gibi hissediyordu. Bu tuhaf hisler yıldırım çarpmasının etkisiydi.Doktoru Alexander Kiefer’ın “Nasılsın?” sorusuna önce “İyiyim” diye cevap verse de sonra yaşadıklarını sıraladı: Zaman zaman gözeneklerinden içeri kum doluyor gibi bir acı duyuyordu. Bazen yanma bazen donma hissediyordu. El bileği kaşınıyordu. Ayak tırnaklarına iğneler batıyordu. En tuhafı da elektrik akımının vücuduna girdiği nokta olan sağ ayağındaki burkulmaydı. Sanki bileğinin içinde sürekli dönen bir çark var gibiydi.Haberin Devamıİyimserliğini kaybetmek istemiyordu ama sinirlerinin herhangi bir kısmının tamamen ölüp ölmediğini anlamak istiyordu Amber. “Bunu test etmenin bir yolu var mı?” sorusunu “Henüz bunun için erken” diye yanıtladı Dr. Kiefer ve 6 ay sürenin kesin bir kural değil, daha ziyade bir kilometre taşı olduğunu belirtti.Bazı kişilerin tedavilerinin daha uzun sürdüğünü ifade eden ve “İyileşmeye devam edeceğine dair çok umutluyuz” diyen Dr. Kiefer, savaşta yaralanan ve iyileşme süreci devam eden askerlerden de bahsetti. Bunun Amber’a iyi hissettireceğini düşünüyordu ama tam tersi oldu. Genç kadın, muayenehaneden çıktığında acıya ve belirsizliğe daha ne kadar dayanabileceğini sorguluyordu.Haberin Devamı28’İNCİ YAŞ GÜNÜYDÜ, FIRTINAYI HİÇ KİMSE BEKLEMİYORDUAmber’ın yıldırımın düştüğü gün taktığı kömürleşmiş küpeler halen yatağının yanındaki plastik bir kutuda duruyor. Ekranı tuz buz olmuş tableti dolapta. Sağlık görevlilerinin vücudundan keserek çıkardığı plastik personel kartı da yanında. Ama bütün bunlara rağmen yıldırımın düşüşünü ve sonrasını hatırlayamadığını söyledi Amber The Washington Post’a…Hatırladığı kadarıyla 4 Ağustos günü güzel başlamıştı. 28’inci yaş günüydü. Uluslararası Kurtarma Komitesi’ndeki iş arkadaşları sabah ofise getirdikleri vegan donut’larla sürpriz yapmıştı.Amber’ın işi mültecilere yardım için para toplamaktı. Güler yüzünün de yardımıyla oldukça iyi bir iş çıkarıyordu üstelik. Genelde Beyaz Saray’ın karşısındaki Lafayette Meydanı parkında çalışıyordu. Park, uluslararası meselelere vâkıf devlet çalışanlarının ve turistlerin yoğun olduğu bir yerdi.Haberin DevamıO gün sabahtan akşama kadar sıcak ve nemli bir hava hâkim olmuştu ama akşam üstü bulutlar koyulaşmaya başlamıştı. Amber, 5.44’te kardeşine gönderdiği mesajda “Gök gürlüyor” demişti.Amber ve eşi Achilles950 MİLYON VOLTLUK ELEKTRİK AÇIĞA ÇIKTILafayette Meydanı parkı civarındaki görgü tanıklarına göre, aynı dakikalarda bomba patlamasına benzer bir ses duyuldu. Bilim insanları yarım saniye gibi bir sürede aynı noktaya altı yıldırım düştüğünü bildirdi. Yapılan ölçümlerde aşağı yukarı 950 milyon voltluk bir elektrik enerjisi açığa çıktığı anlaşıldı. Bu enerjinin tamamı bir ağaçta toplanmış ve altındaki dört kişiye yayılmıştıYıldırım düştüğünde elektrik akımının ne yöne gideceğini tahmin etmek mümkün değil. Bulutlarda biriken negatif yük, yerde kendisine denk bir pozitif yük arıyor. Uzmanlar bir kişiye ömrü boyunca yıldırım çarpması ihtimalinin 19.000’de 1 olduğunu belirtiyor. Yıldırım çarpan her 10 kişiden biri hayatını kaybediyor. ABD’de bu nedenle ölenlerin sayısı yılda 22 kişi civarında.ETKİLERİ SADECE FİZİKSEL YARALANMALARLA SINIRLI DEĞİLHayatının 40 yılını yıldırım yaralanmalarını araştırmaya adayan Dr. Mary Ann Cooper, hayatta kalanların çoğunda en yıkıcı yaraların iç organlarda olduğunu söyledi.Chicago’da bulunan Illinois Üniversitesi’nde görev yapan Cooper, “Elektrik en ufak bir iz bırakmadan vücuda girip çıkabilir ama sinirlerde ve beyinde yaptığı hasar çok kapsamlı olabilir” dedi.Kendisi de 1969’da bir yıldırıma hedef olan ve hayatta kalanlara destek amaçlı bir grup yöneten Steve Mashburn ise fiziksel acının umutsuzluğu da beraberinde getirdiğini söyledi.Mashburn yıldırım çarpması sonrası 49 ameliyat geçirdiğini, migren, kronik uykusuzluk, böbrek sorunları, panik ataklar ve nöbetler yaşadığını belirtti. Bugün bile etkileri tam atlatamadığını vurgulayan Mashburn, “Sürekli susamış haldeyim. Ne içersem içeyim susuzluğum geçmiyor” dedi.Destek grubunda 1800’den fazla üye olduğunu da söyleyen Mashburn, “Bazı insanlar işlerini, sağlık sigortalarını hatta eşlerini kaybediyor. Yaşadıklarınızı anlatmaya çalışıyorsunuz ama insanlar anlamıyorlar ya da sizin deli olduğunuzu düşünüyorlar” ifadelerini kullandı.KALBİ DAKİKALARCA ATMADIAmber, gözlerini hastanede açtığında neden orada olduğunu bilmiyordu. Ailesi başta gerçekleri gizledi ancak yavaş yavaş konuşma becerisini geri kazanan genç kadın parçaları birleştirmeye başladı.Yıldırım düşmesiyle ilgili tüm haberleri okudu, hatta bir noktada sağlık görevlilerinin kendisine kalp masajı yaptıkları bir video bile buldu. Amber, “Çok kuvvetli masaj yapıyorlardı. Neredeyse göğsümün üzerinde zıplıyorlardı” diye aktardı videoda gördüklerini.Genç kadına ilk olarak Beyaz Saray’da görevli Gizli Servis ajanları ulaşmıştı. Dediklerine göre derisi koyu mor ve gri bir renk almıştı. Ağzı açık vaziyetteydi ve çenesi kilitlenmişti. Yanlarında küçük defibrilatörler vardı ama yağmur nedeniyle bu cihazlar çalışmıyordu.Beyaz Saray’da görev yapan bir doktor ve acil serviste hemşire olarak çalışan iki turistin müdahalesiyle Amber hayata tutundu. Bir an kalbi attığında Amber bir hemşirenin elini sıkıp bir Gizli Servis ajanıyla göz göze gelmişti. Kurtarıcıları iyileşince Amber’a, sonraki 13 dakika boyunca yeniden kalbi durmuş olsa da o bir an sayesinde hiç pes etmediklerini anlatacaktı.Amber hayatını kurtaran Nolan Haggard ve Jessee Bonty ve Gizli Servis Ajanı Nicole Gonzalez ile buluştu”ŞANSLI OLANIN BEN OLDUĞUM GERÇEĞİNE SARILMAYA ÇALIŞIYORUM”Genç kadın için kendisi kadar şanslı olamayan diğer kurbanların aileleriyle görüşmek de çok önemliydi. Onları daha yakından tanımak, kendilerini sevenler için ne anlam ifade ettiklerini bilmek istiyordu.Kurtarma görevlileri Amber’a diğerlerini de kurtarmak için ellerinden geleni yaptıklarını söylemişti. Onların ölmesinin nedeni Amber değildi. Ama yine de kendisini sorumlu hissediyordu.29 yaşındaki bankacı Brooks Lambertson’ın müdürüyle, evlilik yıldönümlerini kutlamak için Wisconsin’den Washington’a giden Donna ve James Mueller çiftinin de çocuklarıyla konuştuğunu belirten Amber, “Ne yaşarsam yaşayayım ne kadar acı çekersem çekeyim şanslı olanın ben olduğum gerçeğine sarılmaya çalışıyorum. En azından bir şeyler hissedebiliyorum” ifadelerini kullandı ve ekledi:”Ben bir mucize sayesinde hayatta kalmadım. Hayatta kaldım çünkü hiç tanımadığım iyi insanlar beni kurtarmak için fırtınanın ortasında tehlikeye doğru koştu.”Bu farkındalığın bazı günler kendisine iyileşip başkalarının hayatlarını da aynı şekilde değiştirmek için ilham verdiğini de belirten Amber, çok acı çektiği günlerde ise bunun imkânsız göründüğünü söyledi.90 DAKİKA BOYUNCA HİÇ DURMADAN YÜRÜDÜYıldırım düşmesinden bir hafta sonra hastaneden taburcu olan Amber’a doktorları günde iki kez 10 dakikayı aşmamak kaydıyla yürüme egzersizi yapabileceğini söylemişti.Yaşadığı apartmanın çevresindeki eğri büğrü kaldırımlarda yürümekte zorlanan Amber, düz bir zemine ihtiyaç duyuyordu. Bu nedenle bir gün, eşini ve annesini, Franklin Delano Roosevelt Anıtı’na gitmeye ikna etti.Hava güzeldi; anıtın çevresindeki yürüyüş yolları, egzersiz yapmaya elverişliydi.Amber burada 90 dakika boyunca hiç durmadan yürüdü. O sırada iyileşmenin sadece mümkün olmadığını aynı zamanda gerçek de olduğunu hissediyordu.Ancak mutluluğu kısa sürecekti. Akşam eve dönünce ayaklarının önce bir ateş çukuruna ardından da bir kar yığınına batırıldığını hissetmeye başladı.Sonraki iki gün hiç kıpırdayamadı. Tuvalete gitmek istediğinde yastığın üzerine oturuyor, eşi ve annesi tarafından koridorda sürüklenerek taşınıyordu.Amber yıldırım çarptıktan sonra yüksek lisansa başladıHER GÜN 3 SAAT BOYUNCA DUŞ YAPIYORDUYıldırım sonrası Amber’ın göğsünde ağaç köklerine benzeyen kırmızı damarlar kalmıştı. En kötü yanıklar ise karnında ve tabletinin vücuduna yapıştığı kalçasındaydı. Derisi beyaz ve açık yaralarla kaplıydı. İltihap kapmasın diye her gün 3 saat duş alıyor ardından yaralarına pansuman yapıyordu. Yaraların kapanıp yerlerinin deriyle, gözeneklerle, tüylerle kaplanmasını şaşkınlıkla ve tiksintiyle izliyordu.İlk günlerde acısı o kadar yoğundu ki Amber saatler boyunca çığlık atıyordu. Her çığlığının ardından kendi kendine “Ama şükrediyorum” deme kuralını koymuştu. Hissettiği minnettarlığı, acısının ve depresyonunun panzehri haline getirmişti.Acının öncelikle zihninde var olduğunu fark etmişti Amber. Elbette fiziksel boyutları da vardı acısının ama bakış açısına göre değişen duygusal bir boyutu da vardı.Başlangıçta pek çok ağrı kesici ilaç kullanıyordu ama tedavisi ilerledikçe durumunu görebilmek için ilaçları kesmeye başlamıştı. Üç kez sinirlerini geçici olarak bloke etmek ve acı hissetmesini önlemek için ameliyat olmuştu.Üçüncü ameliyatından uyandığında hiç acı hissetmediğini görünce göz yaşlarına hâkim olamadığını belirten Amber, “‘Nihayet bitti’ diye düşündüm. Ama sonra acı hızla geri gelmeye başladı. Anestezinin etkisinin geçmekte olduğunu o an anladık” diye konuştu.YENİ NORMALİNİN EN BÜYÜK ZORLUĞU FİZİKSEL DEĞİL DUYGUSALYıldırım çarpmasının üzerinden neredeyse bir yıl geçti.Amber, şimdilerde ne zaman yağmur yağsa kalp atışlarının hızlandığını, sürekli telefonundan hava durumu uygulamasını kontrol ettiğini belirtti.Hatta kışın ailesiyle gittiği bir seyahatte gök gürültüsü duyunca kriz geçirdiğini belirten Amber, “Bir anda nefes alamamaya başladım, panik içinde yere yığıldım” diye konuştu.Tedavi gördüğü hastanenin yanık birimindeki terapistle görüşmelere devam ettiğini, sağlık görevlilerinin kendisine kalp masajı yaptığı videoyu izlediğinden beri astım atakları geçirdiğini belirten Amber için yeni hayatının en büyük zorluğu bunların hiçbiri değildi.”Eşim Achilles’e, anne ve babama çok ihtiyacım oluyor. Şu an tek yaptığım şey almak. Halbuki hayatım boyunca hep başkalarına vermek istedim” diyen genç kadın, bu nedenle uluslararası ilişkiler okumuş, mülteci çocuklara öğretmenlik yapmıştı.Bağış toplama işine de bu amaçla girdiğini ifade eden Amber, Uluslararası Kurtarma Komitesi’ne girdiği ilk yılında 3.400 kişiyi aylık bağışçı olmaya ikna etti ve toplamda 1 milyon dolardan fazla para topladı.Kasım ayında işe dönen Amber, sokaklarda gezip bağış toplayacak durumda olmasa da ekipleri idare edebildiğini söyledi.Amber rehabilitasyon çalışmalarına devam ediyor”BEN ARTIK YILDIRIM ÇARPAN KIZ OLMAK İSTEMİYORUM”Yıldırım çarpmasından birkaç hafta önce Johns Hopkins Üniversitesi İleri Uluslararası Çalışmalar Okulu’nda yüksek lisans yapmak için kabul alan Amber, doktor randevularından ve işinden arta kalan zamanını derslerine ayırdığını anlattı.İlk zamanlar yürüteciyle okula gittiğinde sınıf arkadaşlarının ilgisinin ve sorularının acısını artırdığını ve göğsünün üzerinde bir fil oturuyormuş gibi hissetmesine yol açtığını vurgulayan Amber, “Ben artık yıldırım çarpan kız olmak istemiyorum. Sadece yeniden kendim olmak istiyorum” dedi.Derslerini salim kafayla takip edebilmek için ağrı kesicileri de tamamen bırakan Amber, fizik terapiye devam ettiğini anlattı.Amber, sürekli hafif bir acı çekse de acıyla olan ilişkisinin değiştiğini ifade ederek, “Acı artık iyileşiyorum demek. Sinirlerim canlılar ve benimle yeniden konuşmak için ellerinden geleni yapıyorlar demek” dedi.Acıdan tamamen kurtulup kurtulamayacağını bilmediğini, ama ömrünün sonuna kadar acı çekme ihtimalinin artık umutsuzluğa düşmesine sebep olmadığını da belirten Amber, “Acı benim yapmam gereken şeyi yapmama engel olamayacak” diye konuştu.The Washington Post’un “She survived a White House lightning strike. Could she survive what came next?” başlıklı haberinden derlenmiştir.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP
300x250r
300x250r

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.