26 Mayıs 2026 Salı
Medya Etik Kurulu, Cumhuriyet Meclisi’nde onaylanan Ceza Muhakemeleri Usulü Değişiklik Yasası’yla ilgili yaptığı açıklamada, gazetecilere yönelik hapis tehdidinin geri çekilmesine rağmen yüksek para cezalarının medya üzerinde baskı oluşturabileceğini belirtti. Kurul, yeni düzenlemenin gazeteciliği hâlâ suç kapsamı altında tanımladığını savunarak, özgür ve bağımsız medyanın demokratik toplumların güvencesi olduğunu vurguladı.

Medya Etik Kurulu (MEK), dün gece Cumhuriyet Meclisi’nde onaylanan Ceza Muhakemeleri Usulü (Değişiklik) Yasası ile ilgili açıklama yaparak, “Yeni düzenleme de gazeteciliği hala suç kapsamı altında tanımlıyor.” dedi.
Basınla ilgili cezalandırıcı ve caydırıcı etki yaratacak düzenlemeler yapmanın sadece gazetecileri değil toplumun tamamını ilgilendirdiğini belirten Medya Etik Kurulu, özgür basının zayıflatıldığı her durumda halkın doğru ve bağımsız bilgiye erişim hakkının zarar gördüğünü kaydetti.
Medya Etik Kurulu, basındaki sorunların çözümünün cezalandırıcı yöntemlerden değil; etik ilkelerin güçlendirilmesi, basın meslek örgütlerinin desteklenmesi, özdenetim mekanizmalarının geliştirilmesi ve medya okuryazarlığının artırılmasından geçtiğini belirtti.
Medya Etik Kurulu’nun açıklamasında şunlar ifade edildi:
“Gazetecilere yönelik hapis tehdidinin geri çekilmiş olması, yüksek para cezaları da özellikle ekonomik olarak kırılgan durumdaki bağımsız medya kuruluşları ve gazeteciler üzerinde ağır bir baskı mekanizmasına dönüşme potansiyeli taşımaktadır. Daha da önemlisi yeni düzenleme de gazetecilik mesleğini hala bir suç kapsamı altında tanımlamaktadır.
Unutulmamalıdır ki, basın özgürlüğünü sınırlayan uygulamalar yalnızca hapis cezalarıyla değil, ekonomik yaptırımlar yoluyla da hayata geçirilebilir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin çeşitli kararlarında da vurgulandığı üzere, medya üzerinde ‘caydırıcı etki’ yaratacak orantısız yaptırımlar ifade özgürlüğü açısından sakıncalıdır.
Gazetecilik faaliyetlerinin sürekli dava ve ağır mali yaptırım tehdidi altında yürütülmesi, özellikle kamu yararı taşıyan konularda oto sansürü artırabilir; yolsuzluk, kamu yönetimi, insan hakları ihlalleri ve kamusal denetim gerektiren alanlarda haberciliği zayıflatabilir. Bu durum ise demokratik toplum düzeninin temel unsurlarından biri olan çoğulcu ve özgür medya ortamına zarar verir.”
BASIN SEKTÖRÜNE ÇAĞRI
Basın sektöründe çalışanlara çağrı da yapılan açıklamada, şunlar kaydedildi:
“Medya Etik Kurulu olarak meslektaşlarımıza çağrımız, etik ilkeler çerçevesinde mesleklerini icra etmeye devam etmeleri ancak mevcut düzenlemelerin meslek refleksleri üzerinde bir baskı yaratmasına ya da bir otosansüre kesinlikle izin vermemeleridir.
Özgür, bağımsız ve eleştirel medya; demokratik toplumların güvencesidir. Basının cezalandırılması değil korunması gereken bir kamusal görev yürüttüğü unutulmamalıdır.”