22 Haziran 2026 Pazartesi
Trabzon’un Arsin ilçesinde denizde akıntıya kapılan 14 yaşındaki oğlu Yunus’u kurtarmak için suya giren 45 yaşındaki Fatih Kurutçu, boğulma tehlikesi geçirdi. Çevredekiler tarafından sudan çıkarılan baba ve oğlu hastaneye kaldırıldı. Fatih Kurutçu, Babalar Günü’nde tüm müdahalelere rağmen yaşamını yitirirken, oğlu Yunus’un yoğun bakımdaki tedavisi sürüyor.

Trabzon’un Arsin ilçesinde denizde akıntıya kapılan 14 yaşındaki oğlu Yunus’u kurtarmak için suya giren 45 yaşındaki Fatih Kurutçu, boğulma tehlikesi geçirdi. Çevredekiler tarafından sudan çıkarılan baba ve oğlu hastaneye kaldırıldı. Fatih Kurutçu, Babalar Günü’nde tüm müdahalelere rağmen yaşamını yitirirken, oğlu Yunus’un yoğun bakımdaki tedavisi sürüyor.

Trabzon’un Arsin ilçesinde meydana gelen acı olayda,sahilde ailesiyle gezintiye çıkan 14 yaşındaki Yunus Kurutçu, denize girdi.
Bir süre yüzdükten sonra akıntıya kapılan çocuğunun çırpındığını gören baba Fatih Kurutçu, oğlunu kurtarmak için suya atladı.

Baba da akıntıya kapılınca çocuğuyla birlikte boğulma tehlikesi geçirdi. Durumu fark eden çevredekiler, denize girip baba ve oğlunu sudan çıkardı.
İhbar üzerine bölgeye sağlık ekipleri sevk edildi.

Görevlilerin ilk müdahalede bulunduğunu baba ve oğlu, Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi’ne kaldırıldı.
Fatih Kurutçu, hastanede tüm çabalara rağmen kurtarılamadı.
Yunus Kurutçu‘nun da aynı hastanenin yoğun bakım ünitesinde tedaviye alındığı, belirtildi.
İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Ben-Gvir, Lübnan konusunda skandal açıklamalarına devam etti. Geçtiğimiz günlerde ‘Lübnan yanmalı’ diyen aşırı sağcı bakan, Lübnan’ın İsrail’in oyun alanı olması gerektiğini savundu.

İsrail’in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, Lübnan ile ateşkese karşı çıkarak, “Lübnan, İsrail’in oyun alanı olmalı. (Hizbullah) Sivil halkın arasına saklanıyorsa, ben sadece kendi askerlerimizi korumak isterim.” dedi.
İsrail devlet televizyonu KAN’a açıklamada bulunan Ben-Gvir, Lübnan ile ateşkes konusuna dair değerlendirmelerde bulundu.
Ateşkese karşı çıkan Ben-Gvir, “Lübnan, İsrail’in oyun alanı olmalı. (Hizbullah) Sivil halkın arasına saklanıyorsa, ben sadece kendi askerlerimizi korumak isterim.” ifadelerini kullandı.
Başbakan Binyamin Netanyahu ile ABD Başkanı Donald Trump arasındaki gerilime de değinen Ben-Gvir, şunları söyledi:
“(Netanyahu’ya) Başbakan’a, Trump’ın gerçek bir dost olduğunu, ona kibar davranıp onu kucaklamamız gerektiğini söylüyorum. Fakat (Trump’a) ona Lübnan’da bir ateşkesi kabul edemeyeceğimizi de belirtmek zorundayız.”
Aşırı sağcı Bakan Ben-Gvir, “Kararları biz veririz. Onların (Hizbullah) yeniden silahlanıp güçlenmesi için İsrail sınırına geri dönmeleri size normal geliyor mu?” diye konuştu.
Kanal 14’e de konuşan Ben-Gvir, Gazze Şeridi’ne yardım götürmek üzere yola çıkan ve Aşdod Limanı’nda tutulan Küresel Sumud Filosu aktivistleri hakkında yaptığı açıklamada, İsrail’in uluslararası kamuoyunun gözünü boyama taktiklerini de itiraf etti.
Ben-Gvir, “Dışişleri Bakanlığı yetkilileri ‘(Sumud filosu aktivistleri) onlara sandviç verin, imajımız iyi olur’ baskısı yaptı.” dedi.
“Terör destekçisi” olarak nitelediği Sumud aktivistlerine hiçbir taviz vermediğini ifade eden Ben-Gvir, “Ben mi onlara sandviç vereceğim? Onlara patronun kim olduğunu gösterdim.” diyerek Sumud filosu aktivistlerine kötü muamelede bulunduklarını kabul etti.
İsrailli aşırı sağcı bakan geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada ise “Lübnan’ın yanması” gerektiğini ve “İsrailli bir annenin döktüğü her gözyaşı için 1000 Lübnanlı annenin ağlaması gerektiğini” savunmuştu.
Ben Gvir, “ABD’lilere saygı duyarak şunu belirtmek isterim ki İsrail, tüm dünyaya oğullarımızın kanının ve vatandaşlarımızın güvenliğinin pazarlık konusu olmadığını açıkça göstermelidir.” demişti.
İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Ben-Gvir’in açıklamalarına Avrupa Birliği’nden tepki geldi. AB Komisyonunun Dış İlişkiler Komisyonu Sözcüsü Anouar el Anouni, İsrailli bakanın ‘Lübnan yanmalı’ sözüne yanıt olarak “Bu söylemi en güçlü şekilde kınadığımızı açıkça ifade etmek isterim” dedi.
El Anouni, Ben-Gvir’e yönelik yaptırım konusunun son düzenlenen AB Dışişleri Bakanları Toplantısı’nda gündeme geldiğini ancak oybirliği bulunmadığını anımsatarak, “Bundan sonraki adımlara ilişkin herhangi bir öngörüde bulunmayacağım veya spekülasyon yapmayacağım.” diye konuştu.
AB’nin Lübnan’ın ve halkının yanında olduğunun altını çizen el Anouni, Lübnan’ın seçmediği bir savaşın ağır bedelini ödediğini, halkının çok uzun süredir ve fazlasıyla acı çektiğini dile getirdi.
Erdal Sağlam, beyaz et sektörüne yapılan operasyonda şüphelilerin serbest bırakılıp, kayyumların geri alınmasına dair kulislerde Adalet Bakanlığı’nın Cumhurbaşkanı tarafından ciddi biçimde uyarıldığının konuşulduğunu öne sürdü.

İstanbul merkezli 12 ilde tavuk eti sektöründe rekabeti engelledikleri belirlenen firmalara yönelik operasyon gerçekleştirildi. Gözaltına alınan 29 şüpheli ‘Yurt dışı çıkış yasağı’ şeklinde adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. Şirketlere ise kayyum kararı kaldırılmıştı.
Tavuk şirketleri yöneticilerinin tepkiler üzerine hemen tahliye edilip, birkaç gün içinde denetçi kayyumların geri çekilmesine dair ANKA Ekonomi Koordinatörü Erdal Sağlam, kulis bilgisi paylaştı.
Sağlam, kulislerde Adalet Bakanlığı’nın Cumhurbaşkanı tarafından ciddi biçimde uyarıldığının konuşulduğunu iddia etti. Sağlam şu ifadeleri kullandı:
“İSO Başkanı Erdal Bahçıvan’ın sert açıklamaları oldu, kamuoyu önünde tepki göstermeyen TOBB yönetiminin ise yaratılan sıkıntıyı Cumhurbaşkanı’na ilettiği öğrenildi. Bunun yanında üreticilerden birinin ortağı olan AKP milletvekilinin kardeşinin de gözaltına alınmasıyla işlerin büyüdüğü gözlendi. Kulislerde, tavuk şirketleri yöneticilerinin tepkiler üzerine hemen tahliye edilip, birkaç gün içinde denetçi kayyımların geri çekildiği, Adalet Bakanlığı’nın ise Cumhurbaşkanı tarafından ciddi biçimde uyarıldığı konuşuluyor. Büyük tavuk üreticilerinin Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde, binlerce kümesçi ailelerle çalıştıkları, onlara sözleşmeli üretim yaptırdıkları, dolayısıyla bu operasyonun sanılandan çok daha geniş kesimleri mağdur ettiği söyleniyor. AKP yöneticilerinin, özellikle bu konunun üzerinde durup, sonradan öğrendikleri operasyona karşı çıktıkları belirtiliyor.”
Özel sektörün tümünün, şirketlerin hepsine birden yapılan bu operasyona karşı “üretimin ve sanayinin cezalandırıldığını” söylemeye başladığını belirten Sağlam, “Ancak bu operasyonun, özel sektör şirketlerinin bir süredir yaşadığı büyük ekonomik sıkıntıların üzerine gelmesinin tepkiyi büyüttüğünü de söylemek gerekiyor. TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi toplantısında, geçen yıl yapılan yargı operasyonunun etkisiyle, genel küresel ekonomi üzerinde durularak, ekonomik sıkıntılara fazla değinilmedi, son operasyondan hiç söz edilmedi. Ancak özellikle Anadolu’dan gelen ekonomik şikayetlerin giderek arttığı bir gerçek. Oda başkanlarıyla konuştuğumuzda, özellikle finansman sıkıntılarının çok büyüyüp şirketlerin kapanmalarına neden olduğu, 3 yıldır uygulanan ekonomik programın başarısız olduğu ve biran önce üretimin canlandırılması için somut önlemler alınmasını istediklerine şahit olduk” ifadelerini kullandı.
Suriye’de yakalanarak Türkiye’ye getirilen IŞİD’li terörist Ömer Deniz Dündar’ın verdiği ‘etkin pişmanlık’ ifadesinde kan donduran detaylar ve suikast planları ortaya çıktı. Dündar, örgütün Ekrem İmamoğlu’na da suikast planladığını itiraf etti.

Terörist Ömer Deniz Dündar, Mustafa Dokumacı’nın İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na suikast planladığını, herhangi bir hazırlık aşamasına geçilmeden bu planın rafa kaldırıldığını itiraf etti.
Suriye’de yakalanarak Türkiye’ye getirilen ve 18 Haziran 2026’da Ankara Emniyet Müdürlüğünde etkin pişmanlık ifadesi veren Dündar, yaklaşık 12 yılını IŞİD saflarında geçirdiğini, 2013’te Adıyaman’daki bir dini sohbet grubu aracılığıyla örgüte katıldığını anlattı.
Dündar, Ankara Gar saldırısıyla ilgili, patlamanın ardından örgütün dış birimler sorumlusu Ebu Zeyneb Ensari’nin, hedef alınan grupların listesini içeren bir rapor hazırlayarak üst birime gönderdiğini, ancak onay gelmediğini belirtti. “Onay gelmeden ve para verilmeden tamamen Yunus Durmaz’ın içtihadıyla gerçekleşti” iddiasında bulunan Dündar, örgütün o dönem Türk yetkililerle bir anlaşma görüşmesi yürüttüğü için eylemi sahiplenmediğini, hatta Gaziantep ve Adıyaman gruplarına cephe aldığını öne sürdü.
Saldırının organize edildiği süreçte kendisinin, Yunus Durmaz’ın emrinde 2015 yazından 2016’nın ilk aylarına kadar görev yaptığını belirten Dündar, “Ebu Zeyneb Ensari yerine geçen Ebu Seyf Mısri, ne onay ne para verdi. Eylem, Durmaz’ın kendi kararıyla oldu” dedi.
Sorgulamada, 23 Haziran 2017’de Hatay’da durdurulan araçta ele geçirilen canlı bomba kemerinde tespit edilen parmak izlerinin kendisine ait olduğu yönündeki rapora ilişkin sorulan Dündar, suçlamayı reddetti. “Örgüt patlayıcıları hazırlarken asla çıplak el kullanmaz, eldiven giyer. Bu yüzden bu düzeneği kesinlikle ben hazırlamadım” dedi.
Ancak, 2015 yılında Ahmet Güneş isimli örgüt mensubunun patlayıcı kemer hazırlığına yardım etmiş olabileceğini, ancak bunun araçtakilerle ilgili olup olmadığını bilmediğini ifade etti.
Dündar’ın ifadesinde, IŞİD’in planlanan ancak başarısızlıkla sonuçlanan bir dizi eylem iddiası da yer aldı. Dündar’ın iddiasına göre;
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na suikast planı: Mustafa Dokumacı’nın fikri olduğu belirtilen plan, herhangi bir hazırlık aşamasına geçilmeden rafa kaldırıldı.
Nevşehir Kapadokya’da sıcak hava balonlarına saldırı: Suriyeli bir örgüt mensubunun görevlendirildiği, ancak şahsın yakalanması nedeniyle eylem gerçekleştirilemedi. Talimatı veren kişinin Kasım Güler olduğu kaydedildi.
Rahip Brunson’a yönelik suikast: İzmir’de adres tespiti yapıldı, ancak Brunson’ın serbest bırakılıp ülkeyi terk etmesiyle plan iptal oldu.
LGBTİ oluşumuna saldırı: Sosyal medyada İslam’a hakaret içerikli paylaşımlar gerekçesi ile Mustafa Dokumacı tarafından talimat verildiği, silah temin eden Hattab kodlu şahsın daha sonra İstanbul’da yakalandığı belirtildi.
Dündar, IŞİD’in “Uzak Vilayetler İdaresi” bünyesinde faaliyet gösteren Mekteb-i Faruk ofisinde geçici emir olarak görev yaptığını anlattı. Bu ofis bünyesinde Türkiye, Azerbaycan, Gürcistan, Rusya ve Kafkasya vilayetlerinin yanı sıra Kosova ve İngiltere’deki gruplarla irtibat sağlandığını ifade etti. Kosova’da 20 kişilik bir gruba silah gömdürüldüğünü, koordinatların İngiltere’deki bir sorumluya iletildiğini, ancak bu gruplarla iletişimin koptuğunu söyledi. İngiltere’deki planlanan eylem için “Ebu Hamza” kod adlı bir şahsın girişimde bulunduğunu, ancak başarısız olunduğunu belirtti.
2020 yılının ağustos ayında Mustafa Dokumacı’nın ABD hava saldırısında öldürülmesinin ardından, uzak vilayetler idaresinin kararıyla Mekteb-i Faruk’un geçici emiri olduğunu bildiren Dündar, bu süreçte Kosova ve İngiltere gruplarıyla yazışmaları sürdürdüğünü, İngiltere’den 5 bin sterlin, Kosova’dan 800 dolar “infak” parası aldığını aktardı. Ancak kısa süre sonra 2021’de HTŞ tarafından yakalanarak cezaevine gönderildi.
Dündar’ın ifadesinde, ikiz kardeşi Mahmut Gazi Dündar’ın 2014-2015’te IŞİD’e katıldığı, 2019’da YPG tarafından yakalandığı ve akıbetinden haber alınamadığı bilgisi yer aldı. Ayrıca, 9 kardeşten bazılarının da örgütle bağlantılı olduğu belirtildi.
Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 2018/287 esas sayılı dosyada yargılanan ve turuncu kategoride aranan Dündar, 2026’da Suriye’den getirilerek gözaltına alındı. İfadesi, örgütün Türkiye’deki hücre yapılanması, finansman kaynakları ve uluslararası bağlantıları hakkında yeni soruşturmalara kapı aralaması bekleniyor.
Ayrıca 10 Ekim Katliamı davasının 30 Haziran’da görülecek duruşmasında Ömer Deniz Dündar’ın sorgusunun yapılması bekleniyor.
Öte yandan Kısa Dalga’dan Hale Gönültaş’ın haberine göre Dündar, 2014 ile 2016 yılları arasında Gaziantep’e silah, mühimmat, el bombası ve patlayıcı yapımında kullanılan malzemeler gönderildiğini anlattı. İfadesine göre söz konusu malzemeler sınır hattından geçirilerek Gaziantep’teki örgüt mensuplarına ulaştırıldı. Dündar, bu malzemelerin Yunus Durmaz’ın Gaziantep’teki ekibi tarafından teslim alındığını ve depolara götürüldüğünü söyledi. İfadesinde, örgütün dış bağlantılar sorumluları tarafından görevlendirildiğini söylediği Cebrail Kaya’nın da Türkiye’ye malzeme geçişlerinde aktif rol aldığını anlattı.
Dündar, bu dönemde örgütün Türkiye içindeki yapılanmasına silah, mühimmat ve lojistik destek sağlandığını anlattı.”
Haymana Belediye Başkanı Levent Koç, resmen AK Parti’ye katıldı. Koça’a rozetini AK Parti Genel Başkanı Erdoğan taktı

CHP’den istifa eden Haymana Belediye başkanı Levent Koç törenle AK Parti’ye katıldı. Levent Koç’un rozetini Cumhurbaşkanı Erdoğan taktı. rozet törenin Koç, Erdoğan’ın elini öptü.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.