12 Haziran 2026 Cuma
İran basını, İran-ABD arasındaki 14 maddelik mutabakat zaptı taslağına dair yeni detayları duyurdu. İddiaya göre süreç, Tahran’ın askeri füze programı dahil edilmeden sadece nükleer ve ekonomik başlıklar altında, dondurulmuş varlıkların serbest bırakılması çerçevesinde ilerleyecek.

İran ile Amerika Birleşik Devletleri arasında yürütüldüğü iddia edilen 14 maddelik mutabakat zaptı taslağına dair yeni ayrıntılar basına sızdı. İran medyasında yer alan iddialara göre, iki ülke arasındaki süreç Tahran’ın füze programı ve bölgesel askeri dinamikleri dışarıda bırakılarak, yalnızca nükleer faaliyetler ve ekonomik yaptırımların kaldırılması ekseninde yürütülecek.
Yarı resmi Mehr Haber Ajansının, müzakere heyetine yakın ancak adı açıklanmayan bir kaynağa dayandırdığı habere göre, söz konusu taslak metin taraflara önemli yükümlülükler getiriyor. Bu kapsamda Washington yönetiminin; yaptırımları iptal etmesi, İran sınırlarına yakın bölgelerdeki askeri güçlerini çekmesi, uygulanan deniz ablukasına son vermesi, Hürmüz Boğazı’nı trafiğe açması, petrol ticaretine yönelik engelleri kaldırması ve dondurulmuş İran fonlarını serbest bırakması gerekiyor. Ayrıca ABD’nin, İran ekonomisinin yeniden inşasına yönelik bir kalkınma planı sunması gerektiği de belirtiliyor.
Basına yansıyan taslak detaylarında, bölgesel istikrarı ilgilendiren maddeler ile Lübnan’ın da varılacak olası bir ateşkese dahil edileceği bilgisi yer alıyor. Metne göre ABD, İran’a yönelik deniz ablukasını 30 gün içinde sonlandıracak. Küresel enerji sevkiyatı açısından kritik öneme sahip olan Hürmüz Boğazı da yine 30 gün içerisinde “Tahran yönetiminin düzenlemelerine uygun olarak” yeniden tam kapasiteyle gemi trafiğine açılacak.
Ekonomik yaptırımlar cephesinde ise petrol, petrokimya ürünleri ve türevlerinin uluslararası satışına yönelik engellemelerin askıya alınması planlanıyor. Bununla birlikte Tahran’ın yurt dışında bloke edilen mali varlıklarına tam erişim hakkı tanınacak.
Anlaşma zeminine göre, tarafların nükleer faaliyetler konusunda mutabakata varması, ABD’nin Tahran’a uyguladığı birincil ve ikincil tüm yaptırımların tamamen iptal edilmesi hedefleniyor. Bu kapsamda Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ile Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Yönetim Kurulu kararlarının netleştirilmesi amacıyla 60 günlük bir müzakere takvimi öngörülüyor.
Bu iki aylık kritik görüşme sürecinde, İran’ın dondurulmuş olan 24 milyar dolarlık varlığının serbest bırakılması maddeler arasında yer alıyor. Bu kaynağın 12 milyar dolarlık kısmının ise henüz resmi görüşmeler başlamadan önce serbest kalacağı iddia ediliyor. Taslak metinde, petrol yaptırımlarının askıya alınması ve deniz ablukasının kaldırılması şartları tam olarak karşılanmadan nihai müzakerelerin başlamayacağı kararlılıkla vurgulanıyor.
Mutabakat metninde İran’ın, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması (NPT) doğrultusunda kitle imha silahı üretmeme taahhüdünü yinelemesi şart koşuluyor. Varılacak nihai anlaşmanın ise sadece zenginleştirilmiş uranyum malzemelerinin durumu, yaptırımların kaldırılması ve İran’ın ekonomik olarak yeniden yapılandırılması programı üzerine inşa edileceği aktarılıyor.
Buna karşın, Batı dünyasının sıklıkla eleştirdiği İran’ın askeri füze programı ile “direniş grupları” olarak adlandırdığı bölgedeki vekil güçlerine sağladığı destek gibi konuların ise müzakere gündeminden kesin olarak çıkarıldığı ifade ediliyor. İleri sürülen bu taslak ve maddeler hakkında, ABD ve İran’daki ilgili resmi makamlardan henüz herhangi bir açıklama yapılmadı.
Bir aile, kızlarının ölümü sonrası yapay zeka şirketi OpenAI ve Üst Yöneticisi Sam Altman’a, “yapay zeka modeli ChatGPT’nin intihara teşvik ettiği” suçlamasıyla dava açtı.

Kanada’da geçen sene hayatına son veren 24 yaşındaki Alice Carrier’ın annesi Kristie Carrier, kızının ölümünün ardından yasal yollara başvurdu. CBS News’in haberine göre, Kızının intiharı öncesinde yapay zeka modeli ChatGPT ile sürekli iletişim halinde olduğunu belirten Kristie Carrier, şirketin “kasıtlı tasarım kararlarının kızının ölümüne yol açtığı” suçlamasıyla OpenAI ve Altman’a dava açtı.

Alice’in ölümünden önce ChatGPT’ye yaklaşık 41 defa intihar düşüncelerini aktardığı belirtilen iddianamede, “OpenAI, Alice’e yardım etmek yerine onun karamsar düşüncelerini körükledi ve Alice’in ailesini bilgilendirmedi. OpenAI’ın sözde güvenlik sistemleri, onun hayatını kurtarmak için devreye girmedi.” ifadeleri kullanıldı.

İddianamede ayrıca, Alice’in ölümünden bir gün önce kriz hattına ulaşıp yardım konusunda isteksizliğini dile getirdiği, ChatGPT’nin ise bu görüşü desteklediği öne sürüldü.
24 yaşındaki mobil uygulama geliştiricisi Alice Carrier, Kanada’nın Montreal kentindeki evinde Temmuz 2025’te ölü bulunmuştu.
YAPAY ZEKA SOHBETİNDEKİ DENETİMSİZLİĞE İLİŞKİN ELEŞTİRİLER ARTIYOR
Çocuklar ve gençler üzerindeki etkisi tartışma konusu olan ChatGPT gibi yapay zeka sohbet araçlarının tehlikeli önerilerde bulunması, bu teknolojinin denetimsizliğiyle ilgili eleştirileri artırıyor.

ABD’de nisan 2025’te hayatını kaybeden 16 yaşındaki Adam Raine’in ailesi, oğullarına intihar yöntemleri konusunda tavsiyeler verdiği ve intihar notunun taslağını yazmayı teklif ettiği iddiasıyla OpenAI ve CEO’su Sam Altman’a dava açmıştı.
Dijital Nefretle Mücadele Merkezince (CCDH) yapılan araştırmada ise ChatGPT’nin, çocuklara yönelik alkol ve uyuşturucu kullanımı, aşırı diyet programları, kendine zarar verme yöntemleri hatta intihar mektubu yazımı gibi tehlikeli konularda “kişiye özel rehberlik” sunduğu tespit edilmişti.
Malatya Tohma Kanyonu’nda tarih öncesi mağara keşfedildi. Anadolu’nun en eski ve en zengin resimli mağaralarından biri olduğu değerlendirilen alanda, yaklaşık 100 insan ve hayvan figürü ile çok sayıda geometrik sembol bulundu.


İnönü Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Resim Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Levent İskenderoğlu’nun başkanlığında, İnönü Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi ve Fırat Üniversitesi öğretim üyelerinden oluşan disiplinler arası araştırma ekibi, Malatya sınırları içerisindeki Tohma Kanyonu bölgesinde yürüttüğü arazi çalışmaları sırasında dikkat çekici mağara resimleriyle karşılaştı.

İlk incelemelerde mağara duvarlarında yüze yakın insan ve hayvan figürü ile çok sayıda geometrik sembol belirlendi. Kırmızı ve kızıl kahverengi tonlarda oluşturulan figürlerin şematik ve simgesel bir anlatım dili taşıdığına dikkat çeken İskenderoğlu, resimlerin insanlık tarihinin erken dönem zihinsel üretimlerine ışık tutabilecek nitelikte olduğunu söyledi.

Mağara duvarlarının yalnızca tekil figürlerin yer aldığı yüzeylerden oluşmadığını belirten İskenderoğlu, insan, hayvan ve geometrik sembollerin belirli ilişkiler içerisinde bir araya getirildiğini ifade etti. Çizginin, biçim oluşturmanın ötesinde düşünceyi, belleği ve anlam üretme biçimini görünür kılan temel bir anlatım aracı olarak kullanıldığını kaydeden İskenderoğlu, figürlerin Avrupa’daki natüralist mağara resimlerinden farklı olarak daha şematik bir görsel karakter taşıdığını belirtti.

Mağaranın ihtiyatlı bir değerlendirmeyle Neolitik Dönem’e tarihlendirilebileceğini ifade eden İskenderoğlu, bölgede Paleolitik Çağ’dan itibaren insan yaşamına işaret eden izlerin de bulunduğunu söyledi. Figürlerin bazı yüzeylerde üst üste işlendiğini, çizgilerin kesiştiğini ve yer yer üslup farklılıklarının görüldüğünü kaydeden İskenderoğlu, mağaranın uzun yıllar, hatta binlerce yıl boyunca farklı dönemlerde yeniden kullanılmış olabileceğini dile getirdi.

Mağara duvarlarındaki farklı görsel katmanların, alanın belirli bir zaman diliminde kullanılıp terk edilen durağan bir mekan olmadığını düşündürdüğünü belirten İskenderoğlu, “Burada birbirinin üzerine eklenen ve farklı dönemlerde yeniden anlamlandırılan bir yüzey anlayışıyla karşı karşıyayız. İnsan figürlerinin hayvan tasvirleriyle birlikte ele alınması ve geometrik sembollerin yoğunluğu, son derece zengin bir anlatım diline işaret ediyor. Muhtemel bir inanç sistemi veya ritüel kullanım biçimi de araştırmalar sonucunda değerlendirilebilir” dedi.

Mağaranın içerik bakımından Türkiye’de bugüne kadar tespit edilen en önemli resimli mağaralardan biri olabileceğini ifade eden İskenderoğlu, “Antalya Beldibi, Aydın-Muğla sınırındaki Latmos ve Mersin Doğu Sandal Mağarası gibi Anadolu’daki önemli örneklerle karşılaştırıldığında; figür yoğunluğu, konu çeşitliliği ve sembolik anlatım bakımından oldukça zengin bir içerikle karşı karşıyayız. Çok sayıda insan figürü, hayvan tasviri ve geometrik sembol, bu alanı Anadolu’nun en zengin resimli mağaralarından biri hâline getiriyor. Bu keşif yalnızca Anadolu ve Türkiye için değil, dünya kültürel mirası açısından da son derece önemli” diye konuştu.

Kesin tarihlendirmenin ayrıntılı yüzey incelemeleri ve laboratuvar analizleriyle yapılacağını aktaran İskenderoğlu, İnönü Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi ve Fırat Üniversitesinden akademisyenlerin yer aldığı disiplinler arası araştırma ekibinin çalışmalarını sürdürdüğünü belirtti. İskenderoğlu, resimli yüzeylerin ayrıntılı biçimde belgelenmesi, figürlerin sınıflandırılması, envanter kayıtlarının oluşturulması ve pigment örneklerinin incelenmesiyle mağaranın kronolojik ve teknik özelliklerinin daha sağlıklı biçimde ortaya konulacağını ifade etti.

İlk değerlendirme raporlarının hazırlanarak ilgili koruma kuruluna sunulacağını belirten İskenderoğlu, mağarada yakın dönemde oluştuğu değerlendirilen tahribat izleriyle karşılaştıklarını da söyledi. Define avcılarına seslenen İskenderoğlu, “Buralarda altın veya değerli eşya bulamazsınız. Burada insanlık tarihinin izleri var. Ne yazık ki mağarada yakın dönemde gerçekleştirildiği anlaşılan tahribatlarla karşılaştık. Bu tür müdahaleler, geri dönüşü mümkün olmayan kayıplara yol açıyor. Lütfen bu kültürel mirasa zarar vermeyin. Yetkililerin de alanı bir an önce koruma altına almasını bekliyoruz” ifadelerini kullandı.
KKTC Geleneksel Okçuluk Derneği Başkanı Emin Yazıcı başkanlığındaki heyet, organizasyon kapsamında Okçular Vakfı Başkanı Hüseyin Topbaş ile bir araya geldi. Verilen bilgiye göre görüşmede, Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasında geleneksel okçuluk alanında hayata geçirilebilecek ortak projeler, eğitim faaliyetleri, sporcu kampları, turnuvalar ve kültürel iş birlikleri ele alındı. İki kardeş ülke arasındaki bağların geleneksel sporlar aracılığıyla daha da güçlendirilmesi konusunda görüş birliğine varıldı.
İstanbul’da gerçekleştirilen Dünya Geleneksel Okçuluk Federasyonu toplantısına gözlemci üye statüsünde katılan Dernek Başkanı Emin Yazıcı’nın, ülkeyi uluslararası platformda temsil ettiği ifade edilen açıklamaya göre, toplantıda söz alan Yazıcı, geleneksel okçuluğun öncelikle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde daha geniş kitlelere ulaştırılması, genç nesillere aktarılması ve ardından dünya genelinde yaygınlaştırılması yönündeki hedefleri anlattı.
Filenin Sultanları, Milletler Ligi’ndeki ilk maçını kazandı İçeriği Görüntüle
Yazıcı konuşmasında ayrıca, 29 Temmuz – 3 Ağustos tarihleri arasında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde 4. kez düzenlenecek Uluslararası Fetih Kupası organizasyonuna da değinerek, Dünya Geleneksel Okçuluk Federasyonu’na üye ülkelerin temsilcilerini ve sporcularını adaya davet etti. Kuzey Kıbrıs’ın tarihi, kültürel ve sportif değerlerini uluslararası katılımcılarla buluşturmayı hedeflediklerini belirten Yazıcı, düzenlenecek organizasyonun geleneksel okçuluğun bölgedeki gelişimine önemli katkılar sağlayacağını inancını ifade etti.
Toplantıda organizasyon yetkililerine teşekkür eden Yazıcı, geleneksel okçuluğun yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılması adına yürütülen çalışmaların önemine dikkat çekerek, bu alandaki uluslararası iş birliklerini artırmaya devam edeceklerini vurguladı.
ABD Başkanı Donald Trump, İran ile süren müzakereler hakkında açıklama yaptı. Trump, “İran’ın sahte haberlere sızdırdığı şartların, yazılı olarak üzerinde mutabık kalınan şartlarla hiçbir ilgisi yok. Muhatap olunması çok zor ve onursuz insanlar.” dedi.

ABD ve İran arasında misillemelerle ve geçici ateşkeslerle süren savaşta müzakere düğümü çözülmedi. ABD Başkanı Donald Trump, İran’la savaşın sona erdiğini ve haftasonu bir anlaşma beklediğini söylemesinin ardından 24 saat geçmeden yine İran’ı hedef aldı.
Trump, “Muhatap olunması çok zor ve onursuz insanlar. Onlarla iyi niyet çerçevesinde iş yapmak diye bir şey yok. İnanılmaz!” ifadelerini kullandı.
Trump’ın kendine ait bir dijital platform olan Truth social’dan paylaştığı metin şöyle:
MUTABIK KALINAN ŞARTLARLA HİÇBİR İLGİSİ YOK
İran’ın sahte haberlere sızdırdığı şartların, yazılı olarak üzerinde mutabık kalınan şartlarla hiçbir ilgisi yok.
ÇOK ZOR VE ONURSUZ İNSANLAR!
İran’ın söyledikleri, buna bir anlaşma olduğu yönündeki zayıf ve acınası açıklamaları da dahil olmak üzere, gerçekle hiçbir şekilde örtüşmüyor. Muhatap olunması çok zor ve onursuz insanlar. Onlarla iyi niyet çerçevesinde iş yapmak diye bir şey yok. İnanılmaz!
Ayrıca, dün gece Hürmüz Boğazı’ndan ayrılan Hint gemilerine yönelik tamamen başarısızlığa uğratılan drone saldırıları kesinlikle kabul edilemez. Kendilerine çeki düzen verseler iyi olur, hem de hemen!’
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.