26 Haziran 2026 Cuma
Mutlak butlan kararı sonrası CHP’de başlayan kriz devam ediyor. Özgür Özel’in partiden ayrılıp yeni parti kuracağı ve partinin 2’ye bölüneceği iddialarının ardından yeni bir iddia daha gündeme geldi. Ankara kulislerinde konuşulan iddiaya göre parti 3’e bölünecek.


21 Mayıs 2026’da Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin, Cumhuriyet Halk Partisi’nin 4-5 Kasım 2023 tarihlerinde gerçekleştirilen 38. Olağan Kurultayı hakkında “mutlak butlan” gerekçesiyle iptal kararı sonrası mevcut genel başkan Özgür Özel ile Merkez Yönetim Kurulu ve Parti Meclisi organları tedbiren görevden uzaklaştırıldı.
Kararla birlikte, 2023 öncesindeki genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile o dönemin parti organlarının görevi devralmasına hükmedildi.
Cumhuriyet Halk Partisi’nde mutlak butlan kararı sonrası ortaya çıkan gerilim devam ediyor. Mahkeme kararıyla yeniden Genel Başkanlık görevine gelen Kemal Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel arasındaki anlaşmazlık kulislerde yeni iddialar ortaya çıktı.
Sözcü’nin haberine göre, partide hukuki yolların tıkanması durumunda; Özgür Özel ekibinden 20 milletvekilinin yeni bir partiye transferi konuşuluyor. Diğer yandan ise bazı milletvekillerinin CHP‘de kalarak kurultay için mücadele etmesi planlanıyor.
Bu durumda Özel ekibinden yeni partiye transfer olan, Özel destekçisi olup CHP’de kalan ve CHP içinde Kılıçdaroğlu’nu destekleyen milletvekilleri, 3 başlı bir yapıyı oluşturmuş olacak
Avrupa’yı kavuran sıcak havanın hafta sonu itibarıyla Türkiye’nin batı kesimlerine kadar uzanması bekleniyor. Meteoroloji Danışmanı Prof. Dr. Orhan Şen, sıcaklık nedeniyle sokağa çıkma yasaklarının uygulanabileceğini söyledi.


Avrupa’da etkisini sürdüren sıcak hava dalgası adeta faciaya neden oldu. Sıcak hava dalgasının etkisi altındaki Avrupa ülkelerinde yeni sıcaklık rekorları kırılırken yaklaşık 300 kişi sıcaklığa bağlı olaylarda hayatını kaybetti.
Birçok ülkede alarma geçilirken Meteoroloji Danışmanı Prof. Dr. Orhan Şen’in değerlendirmeleri tüyler ürpertti.

Sosyal medya hesabından açıklama yapan Şen, “Omega Bloğu” olarak adlandırılan yüksek basınç sisteminin yön değiştirerek Orta ve Doğu Avrupa’yı etkisi altına alacağını belirtti.
SOKAĞA ÇIKMAK YASAKLANABİLİR
Prof. Dr. Orhan Şen, özellikle Almanya, Polonya, Ukrayna, Romanya, Çekya ve Slovakya’da pazar ve pazartesi günleri olağanüstü sıcaklıkların görülebileceğini ifade etti.
Şen, bu ülkelerde aşırı sıcaklar nedeniyle sokağa çıkma kısıtlamalarının dahi gündeme gelebileceğini öne sürdü.

OMEGA BLOĞU TÜRKİYE’NİN BATISINI DA ETKİLEYECEK
Şen’in değerlendirmesine göre Avrupa’yı etkileyen sıcak hava sisteminin doğu sınırı Türkiye’nin batı kesimlerine kadar uzanıyor.

Bu nedenle pazartesi ve salı günleri Trakya, Marmara, Ege, İç Anadolu ve Akdeniz bölgelerinde sıcaklıkların hissedilir şekilde artması bekleniyor.

Şen, Türkiye’de Avrupa’daki kadar aşırı sıcaklıkların öngörülmediğini ancak sıcaklıkların mevsim normallerinin üzerine çıkabileceğini belirtti.
15 Temmuz darbe teşebbüsü sırasında dönemin Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın özel kalem müdürü olan eski kurmay albay Ramazan Gözel, Trump’ın eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Michael Flynn’in o gece bir “general dostu” ile görüştüğünü söylediğini hatırlatarak, “Sorun; kiminle görüşmüş?” dedi.

15 Temmuz darbe girişimi gecesine dair dikkat çeken bir iddia, dönemin Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın özel kalem müdürlüğünü yapan eski kurmay albay Ramazan Gözel’den geldi.
Gözel, ABD Başkanı Donald Trump’ın eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Michael Flynn’in o gece Türkiye’deki bir “general dostuyla” irtibat kurduğuna yönelik geçmiş açıklamalarını hatırlatarak, “Sorun; kiminle görüşmüş?” dedi. Gözel, o gece CHP özel kaleminden aranmakla suçlandığını hatırlatırken de sadece CHP değil, MHP’nin özel kaleminin de aradığını belirtti.
Sözde Yurtta Sulh Konseyi üyesi olmadığı anlaşıldıktan sonra 15 Temmuz yaralamalarına ilişkin dosyaları ayrılan 14 sanığın yargılanmasına devam edildi.
Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Sincan Cezaevi Yerleşkesi’ndeki duruşma salonunda görülen davada, Savcının esas hakkındaki mütalaasında beraatını talep ettiği isimlerden olan Hulusi Akar’ın eski özel kalem müdürü Ramazan Gözel savunma yaptı.
Tutuklandığı 17 Temmuz’dan bu yana 10 yıl boyunca hep aynı şeyleri söylediğini ve bunları tekrarlamaktan bıktığını, ancak sadece 15 Temmuz gerçeğinin ortaya çıkmasına katkıda bulunmak amacıyla savunma yaptığını kaydeden Gözel, “Hulusi Akar hakkında konuşmayın” mesajına rağmen, onu iyi tanıyan birisi olarak bildiklerini anlattığını ve anlatmaya devam edeceğini vurguladı.
“GÖZDEN ÇIKARILACAK İLK KİŞİ”
Akar’la Kara Kuvvetleri Komutanlığı döneminde 3 yıl, sonrasında da Genelkurmay’da çalıştığını ve kendisini mesleki safahatına bakarak bizzat Akar’ın seçtiğini belirten Gözel, şöyle devam etti:
“15 Temmuz 1960 ihtilaline benzetilerek kurgulandı. 12 Eylül’e benzetilmekten kaçınıldı. Niye 12 Eylül’e benzetilmedi? Öyle olsa Hulusi Akar burada olur, cemaat darbesi ve terörist faaliyet olmazdı. Yurtta Sulh Konseyi üyesi olduğum iddiasıyla buradayım. 1960’ta 38 kişilik konsey darbeden sonra oluşturuldu. Burada da ‘Olsa olsa bunlar olur’ mantığıyla oluşturuldu. 15 Temmuz’un ne olduğunu Hulusi Akar, Yaşar Güler, Salih Zeki Çolak’ın anlatımlarından öğrendik. Önemli faktörlerden Hakan Fidan’ın ise beyanı veya savunması olmadı. TBMM komisyonuna gönderdiği yazı bile dosyaya kazandırılmadı. Anlatımları doğru olsa bile, 15 Temmuz gibi bir olay yaşanmış; hiçbir suçu, sorumlulukları yok mu? En azından ihmalden görevden uzaklaştırılmaları gerekirdi. Kaldı ki, bilerek isteyerek yaptılar, işin içindeler. Hulusi Akar işe sıyrılma noktasından bakıyor, ama işler döndüğünde gözden çıkarılacak, buraya gelecek ilk kişi olacak.”
Gözel, 15 Temmuz’a bir günde gelinmediğine dikkat çekerken de şunları söyledi:
“Hulusi Akar 2015’te Genelkurmay Başkanlığı’na atandı. Öncesinde Haziran seçimleri olmuş ve AKP istediği sonucu alamamıştı. Kara Kuvvetleri’ndeyken çözüm süreci vardı. Operasyon için valilerden, kaymakamlardan izin alınması şartı getirildi. İzin verilmiyordu. Hulusi Akar da, ‘Hepsini arşivleyin, yarın öbür gün yargılarlar’ dedi ve bunların birer örneğinin Harekat Başkanlığı ile Adli Müşavirliklerde tutulmasını istedi.
Seçim bitti, yeniden operasyon kararı verildi. Ama bu operasyonlar askeri gereklilik için değil, siyasi politik direktifler çerçevesinde yapıldı. Hendek operasyonları hiçbir planlama olmadan yapıldı. 800’den fazla şehit, 2 bin yaralı verdik. 15 Temmuz’un yaralılarını konuşuyoruz da, oransal olarak Sakarya savaşından daha fazla rütbelinin şehit olduğu bu operasyonu konuşmuyoruz. Daha sonra Efkan Ala, ‘Zaten yetkileri vardı’ dedi. Nasıl yani? 2013’te Bakanlar Kurulu gizli karar almış, ama bunu 15 Temmuz’dan bir gün önce kanunlaştırdılar.”
“İSTİHBARİ BİLGİLERİN GÜCÜNÜ İYİ KULLANIRDI”
Hulusi Akar ile Hakan Fidan’ın, Yaşar Güler ile Zekai Aksakallı’nın ilişkisi anlaşılmadan 15 Temmuz’un anlaşılamayacağını ve anlatılamayacağını kaydeden Ramazan Gözel, şu iddialarda bulundu:
“Hulusi Akar 2011’de Genelkurmay İkinci Başkanı oldu. 2013’te de ordu komutanlığı yapmadığı halde, teamüller hilafına Kara Kuvvetleri Komutanı oldu. Hakkını vermek lâzım, akranlarına göre kendisini iyi yetiştirmiş biriydi. Asker sivil, her kesimle görüşüyordu.
Ketumdu, istihbari bilgileri alırdı. O bilgilerin gücünü de çok iyi kullanırdı. Genelkurmay’dayken Başbakan ve Cumhurbaşkanı ile her şeyi paylaşmadığını biliyorum. İşi doğrudan yapanlardan bilgi alma özelliği vardı. 15 Temmuz’da yaptıkları ve yapmadıkları, işte onun bu tarzına, anlattığı kurguya uygun değil. ‘Şuraya, buraya emir verdim’ diyor, ancak kimseyle görüşmüyor. O gün hemen bir alt katında Terörle Mücadele toplantısı var. Bütün komutanlar orada, ama ‘Birliklerinizin başına gidin’ demiyor.
Kara Kuvvetleri Komutanlığı mahrem iddianamesinde geçen KİP Hasan var, kuvvete gelirdi. Hulusi Akar’la ilgili anlattıkları var, şema var. KİP Hasan Adil Öksüz’ün üzerinde. Şapka kod adlı gizli tanık eski kurmay albay Hakan Bıyık’ın anlattığına göre villadaki toplantıda Adil Öksüz, ‘Hulusi Akar sıkıntı olmaz’ demiş. Bu kurgu doğruysa, Akar neye ‘evet’, neye ‘hayır’ der biliyor musunuz? Başarılı olmayacağı şeye ‘evet’ demez. Aynen helikopterle Abdullah Gül’e gidişteki gibi. ‘Darbe yaptık, başımıza geç’ denirse, ‘evet’ der.
15 Temmuz’u ancak Hulusi Akar ile Hakan Fidan’ın ilişkisini çözebilirsek anlayabiliriz. İkinci Başkan olduğunda MİT Müsteşarıyla doğrudan ilişkisi yoktu. MİT Müsteşarı teamüller gereği her hafta gelir, Genelkurmay Başkanına brifing verirdi. Ancak Necdet Özel görüşmek istemiyor, ikinci başkanı gönderiyordu. Necdet Özel’in haberi var mıydı yok muydu, bilmiyorum; ama hafta içi hafta sonu görüşüyorlar, bahçede kol kola geziyorlardı. ‘Uygun olmuyor’ diye ikaz ettik. ‘Ağzı kötü, küfreden’ denir, umurumuzda olmadı, doğruyu söylemekten geri durmadık. Hakan Fidan milletvekilliği için istifa ettiğinde Hulusi Akar, Ahmet Davutoğlu’yla birlikte onu kurtarmak için çok çalıştı. Davutoğlu buna, o Davutoğlu’na destek çıkıyordu. Hulusi Akar’ın 15 Temmuz saat 16.00’da Hakan Fidan’la telefon görüşmesi var, ama bu TBMM raporu hariç gizlendi. Ne koordine ettiler, bilmiyorum. Saat 18.00-20.30 arasında da Karargâhta bir araya geldiler. Bu kadar saat ne konuştular, ne tedbir aldılar? Onlar görüşürken ben Akar’ın Çarşamba günü katılacağı bir yemeği organize ediyordum.”
Gözel, Yaşar Güler için de, “İzmir casusluk davasının savcısı oydu. Yaşar Güler iyi bir ikinci adam. Uludere olayı Necdet Özel Paşa’nın üzerine kaldı. Oysa Hulusi Akar Karargâhtaydı, ama adı geçmez. Çünkü o zaman İstihbarat Başkanı olan Yaşar Güler işi biraz üzerine aldı. Araları çok mu iyiydi, o başka.” dedi.
“AKARA SEYYAR VAİZDİ”
Akar’ın 15 Temmuz’dan 2-3 ay önce Ankara’daki kritik birliklerin komutanları hakkında dosya hazırlanması talimatı verdiğini, Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı’nın eğitim değil tatbikat yapmasını ısrarla istediğini, yine 15 Temmuz’dan önce askeri birlik ve karargâhlar ile Akıncı dışındaki hava birliklerine gidip askerlerle görüştüğünü öne süren Gözel, şöyle devam etti:
“Kendisini kime benzetiyorduysa, kendi ifadesiyle ‘seyyar vaiz’ olarak konuşmalar yapıyordu. Ha, ‘darbe yapıyorum’ mu dedi? Hayır, ‘sizlerle beraberim’ mesajı verdi. 15 Temmuz’da Cumhurbaşkanının Özel Kalem Müdürüyle görüştü. Ne görüştüler bilmiyorum, ama Hulusi Akar Cumhurbaşkanı’nın nerede olduğunu biliyor, biz bilmiyoruz, söylemedi de. Neden 15 Temmuz’un HTS kayıtlarına girmiyorlar? O gün milletvekili Şirin Ünal’la plansız görüşme; MİT Müsteşarıyla, MİT Daire Başkanı emekli albay Sadık Üstün’le görüşmeler var. O gece Akıncı’dayken de Mehmet Dişli kanalıyla bizden Abdullah Gül, İsmail Kahraman, Ahmet Davutoğlu, Hakan Fidan’ın telefon numaralarını istedi. Darbeci dedikleri 2 dakikalık mesafede gidip onlarla görüşmüyorsun. Oysa daha önce tüm birliklere gitmişsin. Saat 21.00’den sabah 09.00’a kadar orada, ama anlattıkları ancak 1 saati buluyor. Koca orgeneral, erkekliğine de bir şey gelmesin diye, bağırıp çağırdığını söylüyor. Kabul etmediysen, niye görüşüyorsun? Rize’de yargı başkanlarıyla çay toplama işine davet edildiğinde, İstanbul’un fethinin yıldönümünde konuşma yapması istendiğinde asker olarak bunun mümkün olmadığını bildirdik. Kendisi de istemiyordu, ama Yenikapı mitinginde konuştu, 10 dakikada 38 kere teşekkür etti. Niye teşekkür etti? O kadar insanı yargıya teslim etti, hiçbirinin arkasında durmadı. Hulusi Akar iki durumda da kaybediyordu; kendisinin içinde olmadığı başarılı bir darbe veya içinde olduğu başarısız darbe, ama kaybetmedi. Koca generaller darbeyi anlamadıklarını söylerken, astsubaylara ‘Darbe yapıldığını niye anlamadın?’ diye soruldu.”
“SİYASİ İRADE AKAR’A İNANIYOR MU?”
Yıllarca sözde Yurtta Sulh Konseyi üyesi olmakla suçlandığını, ama şimdi konseyden atıldığını belirtip, “Bu kadar basit mi? 10 yıl hakkımda bir delil çıkmadı. Hiç aramadılar, arasalar bile zaten çıkmazdı. O yüzden bana delil yetersizliğinden beraat vermeyin, delilleri koyun.” diyen Gözel, hakkındaki diğer bazı iddialara cevap verirken de şunları söyledi:
“O gece CHP’den arandığım söyleniyor. Evet, CHP özel kaleminden aradılar; ama MHP özel kaleminden de aradılar. ABD’li Michael Flynn, 15 Temmuz’da general bir dostu ile görüştüğünü açıkladı, ismini vermedi. Sorun; kiminle görüşmüş? Devlet bu adama Fetullah Gülen’in getirtilmesi için milyonlarca dolar vermiş. Milletin parası bunlara gidiyor.”
Ramazan Gözel, savunmasının sonunda mahkemeden, 15 Temmuz gerçeğinin ortaya çıkarılması adına Hulusi Akar, Yaşar Güler ve Hakan Fidan’ın dinlenmesini isterken, “Çok fazla şey sormayacağım” diyerek, Akar’a şu soruları yöneltti:
“Eğer MİT’in getirdiği bilgi darbe değil, 3 helikopterin MİT Müsteşarını kaçırma olayı idiyse; bu 3 helikopterin MİT yerleşkesine inip Müsteşarı kaçırabileceğini nasıl tahayyül etti? Son dönemde üst düzey kişilere yönelik tehditler olduğunu belirtti; ama aklına niye Cumhurbaşkanı, Başbakan gelmedi ve onları niye ikaz etmedi? Sonradan Yaşar Güler, dıdısının dıdısı misali, Cumhurbaşkanının Koruma Müdürünü arayıp gerekli tedbirleri olup olmadığını sorduklarını söyledi. Normal zamanda Cumhurbaşkanı ile görüşmek için can atan Hulusi Akar o gün niye görüşmedi? Madem MİT Müsteşarı kaçırılacaktı, 1. ve 3. Ordu Komutanlıklarının hava sahasının bununla ne ilgisi vardı ki oraları kapattı, ama Ege hava sahasını açık bıraktı? MİT Müsteşarının kaçırılmasıyla ne ilgisi vardı ki, Metin Gürak’ı Etimesgut’a gönderip tankların çıkışını yasakladı? Hulusi Akar bugüne kadar hiçbir söylediğimizi yalanlamadı. Acaba siyasi irade ona inanıyor mudur? Bence inanmıyordur.”
Maliye Bakanlığı’nda bugün gerçekleşen görüşmede telekomünikasyon sektöründeki gelişmeler ve olası iş birliği alanları ele alınırken, taraflar karşılıklı görüş alışverişinde bulundu.

BEROVAMaliye Bakanı Dr. Özdemir Berova, iletişim teknolojilerinin ekonomik ve sosyal yaşam açısından taşıdığı öneme dikkat çekerek, ülkenin dijitalleşme hedeflerine katkı sağlayan kurumların çalışmalarını yakından takip ettiklerini ifade etti.
Berova, güçlü bir dijital altyapının yalnızca iletişim alanında değil, eğitimden sağlığa, ticaretten kamu hizmetlerine kadar birçok sektörde verimliliği artırdığını belirterek, teknoloji yatırımlarının ülkenin sürdürülebilir kalkınma hedefleri açısından stratejik önem taşıdığını söyledi.
Kamu ve özel sektör arasında kurulacak etkin iş birliklerinin dijital dönüşüm sürecini hızlandıracağını vurgulayan Berova, yeni nesil haberleşme teknolojilerinin yaygınlaştırılması, altyapının güçlendirilmesi ve yenilikçi yatırımların desteklenmesinin ülke ekonomisinin rekabet gücüne önemli katkılar sağlayacağını ifade etti.
Berova ayrıca, “Dijital dönüşüm sürecinde gerçekleştirilecek yatırımların, vatandaşlara sunulan hizmetlerin kalitesini artırmasının yanında ekonomik büyümeyi destekleyecek yeni fırsatlar oluşturacağına inanıyoruz. Bu doğrultuda sektör temsilcileriyle diyalog ve iş birliğini önemsiyoruz.” dedi.
MİLESİVodafone Türkiye Finanstan Sorumlu İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Hana Jalel Milesi de konuşmasında, sektörün mevcut durumu ve yürütülen çalışmalar hakkında Bakan Berova’ya bilgi verdi.
Milesi, telekomünikasyon sektörünün dijital dönüşümdeki kritik rolüne dikkat çekerek, Vodafone’un ileri teknoloji yatırımlarıyla Türkiye’de olduğu gibi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde de önemli bir deneyim oluşturduğunu ifade etti.
Özellikle 5G teknolojisine yönelik hazırlıklar, altyapı güçlendirme çalışmaları ve sürdürülebilir büyüme hedefleri kapsamında yapılan yatırımların hem ekonomiye hem de toplumsal gelişime katkı sağladığını vurguladı.
SÜELKabulde konuşan Vodafone Türkiye Dış İlişkilerden Sorumlu İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Hasan Süel ise kamu ve özel sektör iş birliğinin dijitalleşme sürecinde büyük önem taşıdığına dikkat çekti.
Süel, telekomünikasyon alanındaki küresel gelişmeler, yeni nesil teknolojiler ve özellikle 5G’nin sunduğu fırsatlar doğrultusunda Vodafone’un edindiği bilgi ve tecrübeyi paylaşmaya hazır olduklarını belirtti.
Regülasyonlar ve sektörel iş birlikleri çerçevesinde atılacak adımların, ülke ekonomisinin rekabetçiliğini artıracağına ve dijital dönüşüm sürecine ivme kazandıracağına inandıklarını ifade etti.
Görüşme sonunda karşılıklı iyi niyet temennileri dile getirilirken, kamu ve özel sektör iş birliğinin geliştirilmesinin önemine vurgu yapıldı.
Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ), öğrencilerinin akademik yaşamın ötesinde ortaya koyduğu sosyal, kültürel, sportif ve liderlik başarılarını görkemli bir organizasyonla taçlandırdı. Öğrenci Gelişim, Etkinlikler ve Spor İşleri Müdürlüğü tarafından DAÜ Deniz Tesisleri’nde düzenlenen “Onurlandırma Gecesi”, yaklaşık 800 öğrenciyi aynı çatı altında buluşturarak üniversitenin öğrenci yaşamına verdiği değeri bir kez daha ortaya koydu.

Bir akademik yıl boyunca kampüs yaşamına yön veren 70 öğrenci kulübü, 60 uluslararası öğrenci topluluğu, üniversiteyi şampiyonluklarla temsil eden spor takımları, öğrenci liderleri, gönüllüler ve danışman akademisyenler aynı gecede emeklerinin karşılığını aldı. Farklı kültürlerden öğrencilerin aynı sahnede buluştuğu gece, DAÜ’nün uluslararası kimliğini ve güçlü kampüs kültürünü yansıtan anlamlı bir buluşmaya dönüştü.
Yıl boyunca düzenledikleri yüzlerce sosyal sorumluluk projesi, kültürel etkinlik, bilimsel organizasyon, kariyer programı, uluslararası buluşma ve gönüllülük faaliyetleriyle kampüs yaşamına değer katan öğrenci kulüpleri ile uluslararası öğrenci toplulukları başarı belgeleriyle onurlandırıldı.
Gecede ayrıca, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Üniversite Spor Oyunları ve çeşitli ulusal organizasyonlarda önemli başarılara imza atan sporcular ve antrenörler de büyük alkış aldı.
Başarı belgeleri; Şampiyon Erkek Voleybol Takımı, Şampiyon Kadın Voleybol Takımı, Şampiyon Yüzme Takımı, Şampiyon Erkek Tenis Takımı, Şampiyon Kadın Tenis Takımı, Şampiyon Badminton Takımı, Şampiyon Futbol Takımı ve Şampiyon Bisiklet Takımı başta olmak üzere üniversiteyi başarıyla temsil eden birçok spor takımına, sporcularına ve antrenörlerine takdim edildi.
Bunun yanında öğrenci kulüplerinin yönetim kurulu üyeleri, kulüp danışmanları, uluslararası öğrenci topluluklarının başkan ve yöneticileri ile topluluk asistanları da yıl boyunca gösterdikleri özverili çalışmalardan dolayı başarı belgeleriyle ödüllendirildi.
Etkinlikte konuşan DAÜ Öğrenci İşlerinden Sorumlu Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sonuç Zorlu, öğrencilerin ortaya koyduğu emek ve başarıların üniversitenin en büyük gurur kaynaklarından biri olduğunu belirterek, Doğu Akdeniz Üniversitesi’nin öğrencilerine yalnızca akademik bilgi kazandırmadığını; aynı zamanda onları sosyal sorumluluk sahibi, üretken ve dünyaya açık bireyler olarak yetiştirdiğini ifade etti.
DAÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Kılıç ise konuşmasında üniversitelerin yalnızca eğitim verilen kurumlar olmadığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: “Üniversiteler dostlukların kurulduğu, karakterlerin geliştiği, hayallerin şekillendiği yaşam alanlarıdır. DAÜ sadece bir üniversite değil, büyük bir ailedir. Bu aileyi güçlü yapan sizlerin üretkenliği, gönüllülüğü ve başarılarıdır. Bugün burada ödül alan her öğrencimiz, üniversitemizin değerlerini geleceğe taşıyan önemli birer temsilcidir.”
Öğrenci Temsilciler Konseyi Başkanı Rahmi Direnç Sezer de gönderdiği video mesajında, DAÜ’nün öğrencilerine yalnızca eğitim değil, liderlik, girişimcilik ve kişisel gelişim fırsatları sunan güçlü bir yaşam alanı olduğunu ifade ederek, yeniden yapılandırılan Öğrenci Konseyi’nin daha sürdürülebilir ve öğrenci odaklı bir yapıya kavuşması için çalışmaların devam ettiğini belirtti.
Konuşmaların ardından gerçekleştirilen törende yüzlerce öğrenci başarı belgelerini alırken, farklı ülkelerden gelen öğrenciler aynı heyecanı paylaşarak üniversite yaşamının birlik, dayanışma ve çok kültürlülük ruhunu birlikte kutladı.
Yaklaşık 800 öğrencinin katılımıyla gerçekleştirilen Onurlandırma Gecesi, Doğu Akdeniz Üniversitesi’nin yalnızca akademik başarıları değil; sosyal sorumluluğu, gönüllülüğü, kültürel çeşitliliği, öğrenci liderliğini ve sportif başarıyı da kurumsal kültürünün ayrılmaz bir parçası olarak gördüğünü güçlü bir şekilde ortaya koydu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.