10 Temmuz 2026 Cuma
Herşeyin bir başlangıç noktası olduğu gibi sonu da var. NATO etkinliğinin de iyisi ve kötüsü ile sonuna gelindi. Aslında Türkiye adına ‘Türkün misafirperverliğini liderlere göstermesi bakımından NATO toplantısında çok güzel bir organizasyon yaşandı. Ama bunun dışında vaat edilenler açısından pek de başarılı olduğunu söyleyemeyeceğim. Kaybettirdikleri eşeği geçtim, eşeğin dışında kediyi bile buldurtmadılar. Düşünün parası ödenen F 35’ler geliyor denilen noktada, üretimine katkıda bulacağımız uçaklarım üretiminden de dışlandık. Ve parasını ödediğimiz F 35’lerin 2004’den beri hala daha depoda olduğunu öğrendik. Ve geliyorlar denilen noktada 180 derece dönüş yapılarak verilmeleri için kongre izni dahil daha birçok prosedürün emekleme döneminde olduğunu öğrendik. Türkiye’nin satın aldığı ancak teslim edilmeyen 5 adet F-35 savaş uçağının hangarda bekletilmeleri nedeniyle dumura uğrayarak modifiye edilmesi gerektiği bilgilerini aldık..
F.35’ DUVARA TOSLADI
NATO toplantısının İlk günlerinde Trump, F 35 uçaklarının satışı tamamdır. Onay vereceğim dedikten sonrasında bakarız, bilahare sol minör telinden Do majör teline geçmesi, gidilecek köyün minarelerini de göstermiş oldu. Belli ki İsrail Başbakanı Netanyahu’nun Maliye bakanı Bezalel Smotrich’in Türkiye’nin F 35’leri almaması için hem kamuoyu önünde hemde diplomatik kanallarda yoğun girişimler yapıyoruz demesi tekrar üretimi geçtim, F 35’in alımlarının bile duvara tosladığını gösteriyor. İşte ‘’Ben Erdoğan’ı çok severim noktasında geldiğimiz nokta.
YERLİ DENİLEN KAAN’IN MOTORLARI İÇİN ABD’YE YALVAR YAKAR OLDUK
Geçtim, vidasına kadar hazır denilen Gururumuz, yerli savaş uçağımız Kaan’ın da tamamlanarak kısa bir süre sonra envantere gireceği açıklanmıştı. Kaan’ı pazarlarken, şu ülke 40 adet Kaan istiyor. Filancaya 25 adet satıyoruz denilerek toplu iğnesine ve boyasına kadar yerli denilen Kaan’ın motorları için şimdi ABD’ye ve Trump’a yalvar yakar olduk. Trump 5. nesil Motorların satışı için 700 milyar dolarlık anlaşmayı kongreye sundu. Ama İsrail ve Yunan lobileri bunu da engellemek için uğraşıyor. Kısacası o da yokuşta.
İNGİLİZLERE YAPTIRILAN 2 SAVAŞ GEMİSİ DE TESLİM EDİLMEMİŞTİ
Türkiye 2004 tarihinden beridir F 16 savaş uçaklarından başka uçak alınamadı. İran ve Suriye’ye de bu tarihlerde ambargo uygulanarak hava gücü sıfırlandıktan sonra neler yapıldığını bilmem hatırlatmakta fayda varmı? Ve acaba ayni oyun Türkiye’ye de mi uygulanıyor diye kendi kendinize sorun. F 35 için ödenen milyon dolarlardan sonra hala daha 5 uçak hangarda bekliyor. Bu durum bana 1. Dünya savaşı öncesinde İngilizlere sipariş verilen yapıldıktan sonra isimleri “Agincourt” (Sultan Osman) ve. “Erin” (Reşadiye ) savaş gemilerini hatırlattı. 1911 ve 1912’de sipariş verilen savaş gemileri yapıldıktan sonra bırakın bize verilmeyi daha sonra 1. Dünya savaşında bize karşı kullanıldı. F 35’lerde de ayni durumu yaşayalım istermisiniz?
TRUMP, ERDOĞAN’I SEVİYORMUŞ
Trump Erdoğan’ı çok seviyormuş. Ben ne dersem yapıyor. Örneğin Rahip Brunson’u bir telefonum sonrasında serbest bıraktı dediğini duyunca ben böyle sevginin içine mıçarım deyesim geldi. Trump Erdoğan sevgisinden bolca bahsetti ama misafir olduğu Türkiye’den, okulun bombalanması felaketinden sonra, İran halkının dini lider Hamaney’in cenazesi için toplandığı böylesi bir önemli günde Türkiye’nin Müslüman komşuna saldırı emri vererek füze yağdırmasının ne denli doğru olduğunu sanırım aklı kesmedi.
CAATSA KALDIRILACAKMIŞ!..
Tramp, Amerika’nın Düşmanlarına Yaptırımlar Yoluyla Karşı Koyma Yasası ( CAATSA ),nın kaldırılacağını da açıkladı. Ancak Türkiye’ye yönelik yaptırım kararı alınan Caatsa kaldırılacak derken, bir sürü şartlar ileri sürüldü. Örneğin Rusya’dan satın alınan S 400 füzeleri ülke dışına çıkartılacak bir başka deyişle satılacak şartı koydu. S 400’ler satılacak şartı konurken, istediğiniz ülkeye değil istediğimiz ülkelere satılacak da denildi.; Hatta S 400’ler körfez ülkelerine satılması içinde Rusya’dan izin alındığı ileri sürüldü.. Vah Türkiyem. NATO’nun en büyük gücü Türkiye’ye şartlar sıralanırken ben bağımsız Türkiye’nin bu bağımsızlığına sadece ‘Ört ki, Ölem’ diyebildim.
İÇİNDE İSRAİL VE KIBRIS’IN DA OLACAĞI ORTADOĞU NATO’SU KURULACAK
Bakın size bir sır vereyim Bizim Minik Kuşlar NATO toplantısında, kapıların arkasındaki gizli görüşmelerde, Ortadoğu NATO’su kuruluyor dedi. Bu yeni oluşumun içinde Türkiye’de de olacakmış. Hatta bu yeni oluşuma Kıbrıs da dâhil olacakmış. İşte bu nedenle Kıbrıs’ta çözüm ve anlaşma işi hızlandırılmaya çalışılırmış. Ama tek bir sorun varmış. İşin ilginç yanı NATO’nun en üst kurulu yani son kararlarda onay merci İsrail olacakmış. Türkiye’de bunun altında bir yerlerde olacakmış. İşte Erdoğan buna itiraz etmiş. Ben halkıma bunu açıklayamam. Bir başka formül bularak bunu düzenleyelim, yoksa Halkım buna isyan eder diyormuş. Ortadoğu NATO’sunun hayata geçirilmesi için Erdoğan’ı çok seven Trump varmış. (Bu konudaki yazımı birkaç gün üçünde yayınlayacağım)
BUMERS ŞİRKETİ KİMİN?
Birileri buna imkânsız diyormuş. Bizim Ayşaba, sabah kahvesinde Növber Teyze’ye siyasette imkânsız diye bir şey yoktur. Netanyahu Jeffrey Epstein dosyası ile Trump’un burnuna geçirdiği halka ile nasıl istediği gibi oynatıyorsa, birileri de birilerinin hatasını veya suiistimalini yakalayarak onu istediği gibi oynatır diyor. Meseret Teyze de sabah kahvesinde ‘Elin ağzı torba değil ki büzesin diyor. Ve büzülmeyen bazı ağızlardan ABD Hazine Bakanlığının Halk Bank dosyasının döküldüğünü söylüyor. Erdoğan’ın oğlu Burak Erdoğan’ın, sahibi olduğu Bumerz Denizcilik Ve Ticaret Anonim Şirket ismini, tespit ettiği bazı sakıncalı durumlar nedeniyle mercek altına almış. Erdoğan’ın babasına bile saldırdığı söylenen asi oğlu Burak’ın baş harflerinden şirket ortağı, kardeşi Mustafa Erdoğan ile enişte Ziya İlgen’in baş harflerinin kullanıldığı Bummers Erdoğan’a karşı şantaj malzemesi olarak kullanıldığı öne sürülüyor. Dosyada şirketin paralarını Yunanistan Merkez Bankasınnın Malta’daki şubesine gönderildiği Malta ve Man Adasında offf-shor bankaları kurularak işlemler yapıldığı ileri sürülüyor. Bununla da kalmadı Berat Albayrak’ın isminin karıştığı İsid Petrolünün Powertrans şirketinin İSİD bölgesindeki petrolün alınarak İsrail dahil birçok ülkeye sattığı öne sürülüyor.
Pek inanasım gelmiyor ama ABD Hazine Bakanlığının dosyasındaki verileri öne sürerek muhtemelen bu yönde Erdoğan’a ve Türkiye’ye size yaptırım uygular varlıklarınıza el korum santajı yapmaya çalışıyor . Trump ticari kazançlarını düşünerek, Türkiye Eyaletlere – Federasyona dönüşsün. Kıbrıs’ı da çözelim derken sevgiden çok kazancını düşünüyor. Konuyu iyice araştırdım. Bu konudaki detaylı bir yazıyı kaleme alarak şaibe varsa şirket üzerindeki şaibeyi, yok şirketin yanlışları varsa belgeleri ile onları dile getirmeye çalışacağım


Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, bugün gerçekleştireceği Doğalgaz Boru Hattı Mutabakat Zaptını imzalamak için KKTC’ye geliyor. Programda yangın söndürme helikopteri teslimi, üst düzey temaslar ve devam eden önemli yatırımlara yönelik incelemeler de yer alıyor.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, bir dizi temasta bulunmak üzere bugün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne geliyor. Yılmaz’ın temasları kapsamında KKTC ile Türkiye arasında Doğalgaz Boru Hattı Kurulmasına İlişkin Mutabakat Zaptı imzalanacak.
Yılmaz’a, Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ile Türkiye Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı da eşlik edecek.
Yılmaz temaslarına, Ercan Havalimanı’nda, KKTC’ye yangın söndürme helikopteri teslimi ile başlayacak. Ardından Başbakan Ünal Üstel ile Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, ortak basın açıklaması yapacak.
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ile de görüşecek Cevdet Yılmaz, Güzelyurt Soğuk Hava Deposu Entegre Tesisleri’nde alan incelemesinde bulunacak, ayrıca Güzelyurt Yeni Belediye Binası’nı ziyaret edecek.
Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz’ın katılımıyla Türkiye ile KKTC arasında Doğalgaz Boru Hattı Kurulmasına İlişkin Mutabakat Zaptı da imzalanacak.
AK Parti KKTC Ülke Temsilcilik Binasını ziyaret edecek olan Yılmaz, Yeni Lefkoşa Devlet Hastanesi inşaat alanında incelemede de bulunacak.
El-Sen Genel Başkanı Ahmet Tuğcu, hükümetin belediye seçimleri öncesinde Kıb-Tek’e siyasi amaçlı istihdam yapmayı planladığı yönünde ciddi duyumlar aldıklarını belirtti, Ve “Kıb-Tek’i seçim malzemesi haline getirmekten vazgeçin!” çağrısında bulundu.

Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu Çalışanları Sendikası (El-Sen) Genel Başkanı Ahmet Tuğcu, UBP-DP-YDP hükümetinin Aralık ayında yapılacak belediye seçimleri öncesinde Kıb-Tek’e yeni istihdamlar yapmayı planladığı yönünde ciddi duyumlar aldıklarını açıkladı.
Yazılı açıklama yapan Tuğcu, Kıb-Tek’in iktidarların seçim yatırımı aracı haline getirilmesine karşı geçmişte olduğu gibi bugün de kararlılıkla mücadele edeceklerini belirterek, “Kıb-Tek siyasetin rant çiftliği değildir. Bu anlayışın bedelini hem kurum hem de halk ödemektedir” dedi.
Kurumda teknik personel eksikliği bulunduğunu ifade eden Tuğcu, son yıllarda art arda yaşanan emeklilikler nedeniyle teknik kapasitenin zayıfladığını, bakım, onarım ve işletme faaliyetlerinde ciddi insan kaynağı açığı oluştuğunu kaydetti.
El-Sen olarak uzun süredir teknik personel ihtiyacına dikkat çektiklerini ve liyakat esasına dayalı teknik personel istihdamı talep ettiklerini belirten Tuğcu, kendilerine ulaşan bilgilerin ise hükümetin kurumun gerçek ihtiyacını karşılamak yerine seçim öncesinde siyasi hesaplarla işçi kadrolarına istihdam yapmayı planladığını gösterdiğini savundu.
Bu yaklaşımın kabul edilemez olduğunu vurgulayan Tuğcu, olası istihdamların işe alınacak kişiler açısından da mağduriyet yaratabileceği uyarısında bulundu.
Kıb-Tek’te yürürlükte bulunan Toplu İş Sözleşmesi uyarınca yeni işe alınan çalışanların kadroya geçebilmesi için altı aylık bir süre gerektiğini anımsatan Tuğcu, en geç Ocak ayında genel seçim yapılmasının beklendiğini belirterek, bugün gerçekleştirilecek olası istihdamların kadroya geçmeden hükümet değişikliği yaşanabileceğini ifade etti.
Böyle bir durumda yeni hükümetin söz konusu süreçleri durdurabileceğini ve işe alınan kişilerin mağdur olabileceğini söyleyen Tuğcu, “Hiç kimsenin seçim hesapları uğruna insanların geleceğiyle oynamaya hakkı yoktur” dedi.
Hükümete çağrıda bulunan Tuğcu, Kıb-Tek’in seçim malzemesi yapılmamasını isteyerek, kurumun ihtiyaç analizine göre ve liyakat esasına dayalı teknik personel istihdamı gerçekleştirilmesi gerektiğini kaydetti.
Kamu kaynaklarının seçim yatırımı için değil, halkın kesintisiz ve güvenli enerji hizmeti alabilmesi amacıyla kullanılması gerektiğini vurgulayan Tuğcu, El-Sen’in Kıb-Tek’in siyasi müdahalelerle zayıflatılmasına, kamu kaynaklarının seçim yatırımı amacıyla kullanılmasına ve çalışanların geleceğini belirsizliğe sürükleyecek her türlü girişime karşı mücadelesini kararlılıkla sürdüreceğini belirtti.
KTC’de serbest döviz piyasasında bugün sterlin 63.00 Türk TL, Euro 53,75 TL, Dolar 47,05 TL işlem görüyor.

KKTC’de bu sabah saat 08.45 itibarıyla 53,35 TL’den alınan euro 53,75 TL’den satılıyor.
62,60 TL’den alınan sterlinin satış fiyatı 63,00 TL olurken, dolar ise, 46,75 TL’den alınıp, 47,05 TL’den satılıyor.
Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa ile Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ankara’da bir araya geldi. Gerçekleştirilen görüşmenin ardından yaptıkları ortak açıklamada, Kıbrıs sorununun Birleşmiş Milletler öncülüğündeki süreç kapsamında çözüme kavuşturulması için oluşan yeni ivmenin değerlendirilmesi çağrısında bulunuldu.

Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa ile Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile NATO Zirvesi kapsamında Ankara’da gerçekleştirdikleri görüşmenin ardından, Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin ortak mesaj verdi.
Görüşmenin ardından sosyal medya hesaplarından aynı ifadeleri paylaşan Costa ve von der Leyen, Avrupa Birliği ile Türkiye’nin stratejik ortaklar olduğunu vurgulayarak, iki tarafın ilişkileri daha da güçlendirme konusunda kararlı olduğunu belirtti.
Ortak açıklamada, “Avrupa Birliği ve Türkiye stratejik ortaklardır ve ilişkilerimizi güçlendirmeye kararlıyız. Daha zorlu bir dünyada ortaklığımız her zamankinden daha büyük önem taşıyor” ifadelerine yer verildi.
AB liderleri, Türkiye’nin Orta Doğu’daki krizlerin ele alınmasında ve Ukrayna’da adil ve kalıcı bir barış sağlanmasına yönelik çabalarda önemli bir ortak olduğunu da kaydetti.
Kıbrıs meselesine de değinilen açıklamada, Birleşmiş Milletler öncülüğünde yürütülen süreçte son dönemde oluşan yeni fırsat penceresine dikkat çekildi.
Costa ve von der Leyen, “Kıbrıs sorununun BM öncülüğündeki süreç çerçevesinde çözüme kavuşturulması için oluşan yeni ivmeyi de değerlendirmeliyiz” ifadelerini kullandı.
Birleşmiş Milletler’in son haftalar ve aylarda Kıbrıs müzakerelerinin yeniden başlamasını sağlamak amacıyla yeni bir diplomatik girişim yürüttüğüne işaret edilen açıklama, AB’nin BM liderliğindeki çözüm sürecine desteğini bir kez daha ortaya koydu.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.