21 Haziran 2026 Pazar
Yaşlanma karşıtı gen terapisi ER-100, optik sinir hastalıklarına karşı retina hücrelerini gençleştirmeyi hedefleyen ilk insan denemesinde uygulanmaya başlandı. Life Biosciences tarafından geliştirilen deneysel tedavinin Faz I klinik çalışmasında, ilk hastanın gözüne tek doz enjeksiyon yapıldı.

Geleceğin yaşlanma karşıtı tıp teknolojilerinde dönüm noktası olabilecek önemli bir klinik deneme başlatıldı. Life Biosciences laboratuvarlarında üretilen “ER-100” kodlu deneysel gen tedavisi, insanlarda ilk defa test ediliyor. Toplamda 18 gönüllünün katılması planlanan Faz I klinik araştırmaları kapsamında, belirlenen ilk hastanın gözüne tek dozluk bir enjeksiyon gerçekleştirildi.
Yaşa bağlı olarak ortaya çıkan ve görme kayıplarına yol açan optik sinir rahatsızlıklarını odağına alan bu çalışma, hücrelerin yeniden gençlik formuna kavuşturulmasını amaçlıyor. İlk etapta ilacın insan organizmasındaki güvenliği ve tolerans sınırları mercek altına alınacak.

ER-100, işlevini yitirmiş retina nöronlarına genç hücrelerin biyolojik özelliklerini kazandırmak üzere geliştirilmiş üç farklı yeniden programlama geninden meydana geliyor. Söz konusu tedavi; açık açılı glokom (OAG) ve arteriyel olmayan anterior iskemik optik nöropati (NAION) gibi doğrudan yaşlanmayla tetiklenen optik sinir hasarlarını tedavi etmeyi amaçlıyor.
Gözün yapısı gereği vücudun geri kalanından izole olması ve oluşabilecek yan etkilerin sadece enjekte edilen bölgeyle sınırlandırılabilmesi, bu ilk klinik testlerin göz üzerinde yürütülmesini sağladı.
Tedavi edici genlerin retina sinirlerine ulaştırılması için laboratuvarda zararsız hale getirilmiş adeno ilişkili virüsler taşıyıcı araç olarak kullanılıyor. Bu taşıma sistemi; OCT4, SOX2 ve KLF4 isimli üç transkripsiyon faktörünün genetik kodlarını hedef hücrelere aktarıyor. Nobel ödüllü ünlü Yamanaka faktörlerinden esinlenilen bu yöntemde, orijinal sistemde bulunan “c-MYC” genine ise yer verilmedi.

Hücrelerin hızla çoğalmasını tetikleyerek kanserleşme riski doğuran bu gen, güvenlik gerekçesiyle formülden tamamen çıkarıldı. Böylece kontrolsüz doku büyümesinin önüne geçilirken sadece gençleşme etkisine odaklanıldı. Biyolojik dengenin bu hassasiyetle ayarlanması zorunluluğu, yaşlanma karşıtı gen mühendisliği çalışmalarının şimdiye dek insan deneyleri aşamasına geçmesini zorlaştıran temel unsurdu.
İnsan vücudundaki her hücre aynı DNA şifresine sahip olsa da üstlendikleri rolleri hangi genlerin aktif olduğu belirliyor. Görme sisteminin temelini oluşturan retina ganglion hücreleri de bu sayede görevlerini eksiksiz yapabiliyor. Hücresel yeniden programlama işlemi eğer kontrolsüz bir şekilde gereğinden fazla ileri götürülürse, hücrelerin kendi kimliklerini unutup işlevsiz hale gelme tehlikesi bulunuyor.
Bu durum hem dokuların çalışmasını bozma hem de tümör oluşumunu tetikleme riski barındırdığından, uzmanlar biyolojik gençleşme ile hücre kimliğinin korunması arasında kritik bir denge gözetiyor. Harvard Tıp Fakültesi Genetik Profesörü ve Life Biosciences kurucu ortağı David Sinclair, yaşlanma sürecinin kalıcı bir hasardan ziyade epigenetik veri kaybından kaynaklandığı teorisini savunuyor.

Yürütülen bu klinik süreç, kaybedilen bu hücresel verilerin geri yüklenmesinin hastalıklar üzerindeki tedavi gücünü ölçmeyi sağlayacak. Mevcut tekniklerden farklı olarak bu gen terapisi DNA dizilimini değiştirmiyor; sadece mevcut genlerin nasıl davranması gerektiğine dair yeni talimatlar göndererek hücrelerin çalışma şeklini modernize ediyor.
Merkezi sinir sisteminin bir parçası olan retina hücreleri, zarar gördüklerinde kendilerini doğal yollarla yenileyemiyor. Bilim insanları, transfer edilen genlerin üreteceği özel proteinler sayesinde glokom yüzünden hasar alan sinirlerde yeniden yapım sürecinin başlayabileceğine inanıyor.
Eğer bu tedavi mekanizması hedeflenen başarıya ulaşırsa, yalnızca görme bozukluklarında değil; Alzheimer benzeri yaşa bağlı gelişen pek çok nörodejeneratif hastalığın tedavisinde de yeni bir dönem başlayabilir.
Coca-Cola, ABD Gelir İdaresi (IRS) ile yürüttüğü ve maliyeti 20 milyar dolara ulaşabilecek tarihi vergi ihtilafında kritik bir tarihe girdi. Dava, bu hafta Miami’deki federal temyiz mahkemesinde görülecek.

Dünyanın içecek devlerinden Coca-Cola, ABD Gelir İdaresi (IRS) ile yürüttüğü ve maliyeti 20 milyar dolara ulaşabilecek tarihi vergi ihtilafında dönüm noktasına girdi. Taraflar arasındaki bu devasa dava, bu hafta Miami’deki federal temyiz mahkemesinde yeniden görülecek.
Hukuki sürecin odak noktasını, Coca-Cola’nın kârını yurt dışı ve ABD operasyonları arasında nasıl dağıtarak beyan ettiği oluşturuyor. Şirketin yurt dışındaki iştirakleri üzerinden sağladığı gelirlerin vergilendirilme biçimi, yirmi yıla yaklaşan bu anlaşmazlığın ana nedenini oluşturuyor.
WSJ’de yer alan haberde; eğer temyiz süreci Coca-Cola’nın aleyhine sonuçlanırsa, şirket eşi benzeri görülmemiş bir faturayla karşı karşıya kalacak. 2007-2009 dönemine ait geriye dönük vergi ve faizlerin üzerine, 2010-2025 yıllarını kapsayan ek cezalar eklendiğinde toplam tutarın 20 milyar doları bulması bekleniyor.
Söz konusu tutar, şirketin 2025 yılı için açıklanan net karını geçmekle kalmıyor, aynı zamanda kasasında bulunan mevcut nakit varlığının da oldukça üzerinde yer alıyor.
2020’de ABD Vergi Mahkemesi’nde açılan ilk davayı kaybeden Coca-Cola, yasal zorunluluk olarak yaklaşık 6 milyar dolarlık bir ödeme gerçekleştirmişti. Şirket temyizi kazanması durumunda bu parayı faiziyle birlikte geri alabilecek.
IRS, Coca-Cola’nın muhasebe yöntemi, kârı bilerek sınır dışına taşıyarak ABD’deki vergi yükünü hafifletmeye yönelik bir strateji ileri sürdü. Coca-Cola ise uygulanan sistem keyfi değil; aksine 1996 yılında doğrudan IRS ile yapılan anlaşmaya dayanıyor ve kurum tarafından yıllarca sorunsuz bir şekilde kabul edildi.
Bu dava, sadece Coca-Cola özelinde değil, uluslararası arenada faaliyet gösteren tüm çok uluslu şirketler için büyük bir öneme sahip. Özellikle teknoloji ve ilaç devlerinin (Meta Platforms, Amgen gibi) fikri mülkiyet haklarını düşük vergili bölgelere aktarıp kârlarını buralarda yoğunlaştırması uzun süredir tartışılıyor. Mahkemeden çıkacak sonuç, bu tür küresel vergi planlamaları için doğrudan emsal teşkil edecek.
Yaklaşık 20 yıla yayılan ve hâlâ 2007-2009 yılları beyannamelerinin tartışıldığı bu uzun soluklu maratonda, Coca-Cola’da 3 farklı CEO değişirken IRS’nin başkanlık koltuğuna tam 12 farklı isim oturdu.
25 Haziran’da yapılacak temyiz duruşmasının ardından kesin kararın çıkmasının aylar alabileceği öngörülüyor. Karar açıklandıktan sonra ise tarafların süreci tam heyete veya doğrudan ABD Yüksek Mahkemesi’ne taşıma hakkı bulunuyor.
2026 FIFA Dünya Kupası D Grubu’ndaki ikinci maçında Paraguay’a 1-0 yenilerek turnuvaya veda eden A Milli Takım, FIFA dünya sıralamasına ciddi bir düşüş yaşadı.

A Milli Futbol Takımı, 2026 FIFA Dünya Kupası D Grubu’ndaki ikinci maçında Paraguay’a 1-0 mağlup olarak turnuvaya veda etti. Ay- Yıldızlılar, 1.maçtaki 2-0’lık Avustralya yenilgisi sonrası üst üste 2.kez kaybetti. A Milli Takım’ın aldığı bu kötü sonuçlar FIFA dünya sıralamasına da yansıdı.

10 BASAMAK GERİLEDİK
A Milli Takım, açıklanan güncel listede 10 basamak birden gerileyerek 1550.13 puanla 32. sıraya yerleşti. Zirvede 1889.06 puanı bulunan Arjantin yerini korudu.
| Sıra | Ülke | Puan |
| 1 | Arjantin | 1889.06 |
| 2 | Fransa | 1887.11 |
| 3 | İspanya | 1856.03 |
| 4 | İngiltere | 1847.68 |
| 5 | Brezilya | 1772.01 |
| 6 | Fas | 1769.98 |
| 7 | Portekiz | 1755.09 |
| 8 | Hollanda | 1749.20 |
| 9 | Almanya | 1743.54 |
| 10 | Belçika | 1733.93 |
| 11 | Meksika | 1721.78 |
| 12 | Kolombiya | 1712.60 |
| 13 | ABD | 1709.59 |
| 14 | İtalya | 1704.73 |
| 15 | Hırvatistan | 1695.21 |
| 16 | Senegal | 1667.66 |
| 17 | Japonya | 1665.94 |
| 18 | Uruguay | 1661.95 |
| 19 | İsviçre | 1654.94 |
| 20 | Danimarka | 1619.47 |
| 21 | Avusturya | 1612.86 |
| 22 | İran | 1605.12 |
| 23 | Güney Kore | 1591.75 |
| 24 | Nijerya | 1585.02 |
| 25 | Avustralya | 1584.55 |
| 26 | Norveç | 1577.18 |
| 27 | Kanada | 1572.13 |
| 28 | Ekvador | 1570.76 |
| 29 | Mısır | 1570.67 |
| 30 | Fildişi Sahili | 1568.62 |
| 31 | Cezayir | 1559.24 |
| 32 | TÜRKİYE | 1550.13 |
ABD yönetiminin, İsrail’de yaklaşan seçimler öncesi Başbakan Binyamin Netanyahu’ya alternatif olarak görülen muhalefet liderleriyle gayriresmi temaslara başladığı öne sürüldü. İsrail basınına yansıyan habere göre Washington, eski Başbakan Naftali Bennett ve eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot gibi isimlerle ilişkileri geliştirmek için nabız yokluyor.


Kaynak: A.A
ABD yönetiminin, İsrail’de yaklaşan seçimler öncesi Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki aşırı sağcı hükümetin alternatifi olarak görülen muhalefet liderleriyle gayriresmi kanallar üzerinden temas kurmaya başladığı öne sürüldü.
İsrail’de yayın yapan Kanal 12 televizyonunun haberine göre, Trump yönetiminden bazı yetkililer, İsrail’de başbakanlık için adı geçen muhalif isimlerle ilişkileri geliştirmek amacıyla nabız yoklamaya başladı. Haberde, temas kurulan isimler arasında eski Başbakan Naftali Bennett ile eski Genelkurmay Başkanı ve Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot’un bulunduğu belirtildi.

WASHINGTON’UN ÜÇ TEMEL KAYGISI
Haberde, Trump yönetiminin muhalefetle temas kurma isteğinin arkasında üç temel neden olduğu ifade edildi.
Aşırı sağcı bakanların Netanyahu liderliğindeki koalisyonda yer almaya devam etmesinin Washington’da rahatsızlık yarattığı belirtilirken, Gazze’ye yönelik saldırılar nedeniyle uluslararası alanda yıpranan İsrail hükümetinin çeşitli diplomatik süreçlerin önünde engel olarak görüldüğü kaydedildi.
ABD’li yetkililerin ayrıca İsrail’de en geç 27 Ekim’de yapılması planlanan seçimlerde Netanyahu’nun ciddi bir yenilgi alabileceğini değerlendirdiği aktarıldı.

ABD-İSRAİL HATTINDA GERİLİM BÜYÜYOR
ABD ile İran arasında varılan mutabakatın ardından Washington ile Tel Aviv arasındaki görüş ayrılıkları kamuoyuna da yansımaya başladı.
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, anlaşmanın yürürlüğe girmesinin ardından Washington yönetimine yönelik, “Bize kimse ne yapacağımızı söyleyemez” ifadelerini kullanmıştı.
ABD Başkanı Donald Trump ise Netanyahu hükümetini Lübnan’a yönelik saldırılar nedeniyle eleştirerek İsrail’in bu konudaki tutumunu doğru bulmadığını açıklamıştı.

VANCE’TEN AŞIRI SAĞCI BAKANLARA SERT TEPKİ
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de mutabakata tepki gösteren İsrailli aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ile Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’i sert sözlerle eleştirdi.
Vance, “İsrail’i koruyan silahların üçte ikisi ABD’de ve Amerikalı vergi mükelleflerinin paralarıyla üretiliyor” ifadelerini kullanmıştı.
Çalışmaların son durumu hakkında bilgi alan Ataoğlu, iskele yapımında sona yaklaşıldığını belirterek, projenin tamamlanmasıyla birlikte limanın hem görsel hem de işlevsel açıdan önemli bir kazanım elde edeceğini ifade etti.

Ataoğlu, Girne Antik Liman’ın ülke turizminin en önemli simgelerinden biri olduğuna dikkat çekerek, yürütülen çalışmaların tarihi dokuyu koruyarak bölgenin ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde planlandığını söyledi.Yeni iskelenin tamamlanmasıyla birlikte limandaki kullanım kapasitesinin artırılacağını kaydeden Ataoğlu, ziyaretçilerin ve bölgede faaliyet gösteren işletmelerin daha güvenli ve konforlu bir ortamda hizmet alabileceğini belirtti.
Ataoğlu, “Girne Antik Liman, ülkemizin dünyaya açılan en önemli vitrinlerinden biridir. Burada yürüttüğümüz her çalışma, tarihi mirasımıza sahip çıkarken aynı zamanda turizm altyapımızı güçlendirme hedefi taşımaktadır. İskele yapımında artık son aşamaya gelinmiş olması memnuniyet vericidir. Tamamlandığında limanımıza değer katacak önemli bir eser daha kazandırmış olacağız” dedi.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.