DOLAR 47,1918 0.04%
EURO 53,8820 -0.06%
ALTIN 6.178,181,63
BITCOIN 31344551.70879%
Lefkoşa
°

SABAHA KALAN SÜRE

Taner Ulutaş

Taner Ulutaş

21 Temmuz 2026 Salı

Antalya’da iki kişi ölümle burun buruna geldi! Alevler yaklaşınca son çareyi böyle buldular

Antalya’da iki kişi ölümle burun buruna geldi! Alevler yaklaşınca son çareyi böyle buldular
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Antalya’da bir apartmanın teras katındaki dairede çıkan yangında evde mahsur kalan Ramazan Uz ve Deniz Yılmaz, pencereden çıkıp korkuluk demirinden sarkarak kurtarılmayı bekledi. Uz ve Yılmaz itfaiyenin hızlı müdahalesiyle kurtarılırken, yangında ev kullanılamaz hale geldi.

Muratpaşa ilçesi Üçgen Mahallesi’ndeki 5 katlı apartmanın teras katındaki dairede, saat 09.00 sıralarında yangın çıktı. Kısa sürede büyüyen alevler tüm evi sararken, pencerelerden yükselen yoğun duman ve alevleri görenler durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi. İhbar üzerine bölgeye çok sayıda polis, itfaiye ve sağlık ekibi sevk edildi.

Antalya'da iki kişi ölümle burun buruna geldi! Alevler yaklaşınca son çareyi böyle buldular - Resim : 12 KİŞİ ÇARESİZCE KURTARILMAYI BEKLEDİ

Bu sırada evde bulunan Ramazan Uz ve Deniz Yılmaz, alevlerin her yeri sarıp kendilerine yaklaşması üzerine can havliyle pencereden dışarı çıktı. Korkuluk demirlerine tutunarak sarkan 2 kişi, çaresizce kurtarılmayı bekledi.

Antalya'da iki kişi ölümle burun buruna geldi! Alevler yaklaşınca son çareyi böyle buldular - Resim : 2PATLAYAN CAMLAR ETRAFA SAÇILDI

Olay yerine gelen itfaiye ekipleri merdivenli araç ile Uz ve Yılmaz’a ulaştı. Ramazan Uz ve Deniz Yılmaz sepete alınarak indirildiği sırada alevler bir anda büyüdü, patlayan camlar etrafa saçıldı.

Antalya'da iki kişi ölümle burun buruna geldi! Alevler yaklaşınca son çareyi böyle buldular - Resim : 3YANGIN KONTROL ALTINA ALINDI

Ölümle burun buruna gelen Uz ve Yılmaz, ekiplerin zamanında ve başarılı müdahalesiyle bulundukları yerden güvenli şekilde indirilerek kurtarıldı. Dumandan etkilenen 2 kişi sağlık ekibinin müdahalesinin ardından hastaneye götürüldü.

EV KULLANILAMAZ HALE GELDİ

İtfaiye ekibinin müdahalesiyle yangın kontrol altına alınırken, ev kullanılamaz hale geldi.

Antalya'da iki kişi ölümle burun buruna geldi! Alevler yaklaşınca son çareyi böyle buldular - Resim : 4‘BÜYÜK GÜRÜLTÜYLE HER ŞEY PATLADI’

Mahalleliden Ali Dumlupınar, “Ben karşı binadaki 9’uncu katta oturuyorum. Balkona çıktığımda karşı daireden duman çıktığını gördüm. 2 genç alevler üzerine gelince sarktılar aşağıya. Son anda itfaiye yetişip onları indirdi. Büyük gürültüyle her şey patladı, yere döküldü. Biz de çok korktuk. Rüzgarla sıçrayarak diye aşağıya indik” dedi. Ekipler, yangının çıkış nedenini belirlemek üzere inceleme başlattı.

Devamını Oku

Rojin Kabaiş’in dosyasında 2 yıl sonra ortaya çıkan şok gerçek! DNA örneği alınmamış

Rojin Kabaiş’in dosyasında 2 yıl sonra ortaya çıkan şok gerçek! DNA örneği alınmamış
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Van’da kaybolduktan günler sonra göl kıyısında cansız bedenine ulaşılan 21 yaşındaki üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş soruşturmasına ilişkin kan donduran yeni detaylar ortaya çıktı. Kabaiş’in üzerindeki elbiselerden DNA örneği alınmadığı ortaya çıktı. Avukatın talebiyle kıyafetlerdeki DNA izlerine iki yıl sonra bakılacak.

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Okul Öncesi Öğretmenliği Bölümü öğrencisi 21 yaşındaki Rojin Kabaiş, 2024 yılında kaybolmuş, aramalar sonucunda göl kenarında cansız bedeni bulunmuştu. Aile, olaya intihar denilmesini kabul etmeyip hukuk mücadelesi başlatmıştı. Baba Nizamettin Kabaiş, soruşturma sürecinde ihmaller ve delil karartmaları olduğunu ileri sürüp kızının intihar ettiği görüşüne katılmadı.

Olaya ilişkin soruşturma devam ederken aile, kızının o gün üstündeki elbiselerden DNA örnekleri ve şüpheli ölümlerin suda boğulma sonucu mu gerçekleştiğini, yoksa kişinin öldürüldükten sonra mı suya atıldığını belirlemek için yapılan diatom testinin yapılmadığını öğrendi. Aile, yeni avukatları aracılığıyla bunların yapılmasını talep etti. Baba Kabaiş, Van’da bazı yetkililerin olayı örtbas ettiğini öne sürerek, Adalet Bakanıyla yapacağı yeni görüşmede artık konuşacağını dile getirdi.

Rojin Kabaiş'in dosyasında 2 yıl sonra ortaya çıkan şok gerçek! DNA örneği alınmamış - Resim : 1

”DNA TESTİ YAPILMAMIŞ”

Nizamettin Kabaiş, daha önce yapılması gereken şeylerin yapılmadığını söyledi. Kızının üzerindeki kıyafetlerden DNA’lara bakılacağını belirten Kabaiş, vekalet verdikleri avukat sayesinde çok şeyin ortaya çıkacağını ifade etti.

Zamanında diatom testide yapılmadığını dikkat çeken Kabaiş, “Şoke olduk, bunlar neden yapılmamış. Bu, örtbas anlamına geliyor. Kim görevini kötüye kullanmışsa buradan Adalet Bakanına sesleniyorum. Görevi kötüye kullananlar için artık Adalet Bakanının devreye girmesi lazım. Bunu neden zamanında yapmamışlar. İki sene sonra avukatımız daha talep ediyor. Çoğu delilleri karartıyorlar. Köyde kaç beyaz araç giriş-çıkış yapmış, oda arkadaşının ifadesi olsun, kamera kayıtları olsun” dedi.

Rojin Kabaiş'in dosyasında 2 yıl sonra ortaya çıkan şok gerçek! DNA örneği alınmamış - Resim : 2

“İKİ SENE SONRA YAPILMAYAN ŞEYLER YAPILIYOR”

Kabaiş, o esnada bir tane dönen kamera olduğunu işaret ederek, konuşmasına şöyle devam etti:

“Bize, bu kamera bozuktur dediler. Biz de aldırmadık. Ama Adalet Bakanına ziyarete giderken Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi bir yazı göndermiş. Demiş ki üniversitenin bozuk kamerası yoktur. Bozuk değilse bunun görüntüsü nerededir. Bozuk ise tutanak tutup kameranın biri bozuk olduğunu diyeceksiniz. İki sene sonra yapılmayan şeyler yapılıyor. Mollakasım’da kamera kayıtlarının çoğu silinmiş. Zamanında yapılsaydı bu olay çözülürdü. O cansız beden nereden gelmiş, herhangi birisi mi bıraktı yoksa gölün içinden mi geldi. Orada villalar çok, ön ve arka cephelerde kameralar vardır. Rojin’in cansız bedeni bulunduğu yerde çok kamera görüyor. Su yüzeyinden mi gelmiş yoksa birinin bıraktığı görülür. Bunu zamanında yapmak istememişler, yapmamışlar. Bu ne anlama geliyor? Örtbas anlamına geliyor.”

Rojin Kabaiş'in dosyasında 2 yıl sonra ortaya çıkan şok gerçek! DNA örneği alınmamış - Resim : 3

Van’da çoğu yetkilinin bu olayın çözülmesini istemediğinin altını çizen Kabaiş, “Adalet Bakanına başka bir şey, bize başka bir şey anlatıyorlar. Artık son noktaya geldi, bunu söyleyeceğim. Makamlarına saygım var. Ama kızıma hakaret yapılsa, intihar edildi denilse cevap vereceğim. Tekrar Ankara’ya gideceğiz. Eksikliklerini söyleyeceğim. Adalet Bakanına her şeyi orada anlatacağım artık. Savcıya soruyorum bunlara niye bakılmamış? Diyor öncekiler bakmamış, bizim suçumuz yoktur. Madem yapılmamışsa sende onlardan şikayetçi olacaksın. Devlet ona o makamı, kürsüyü vermişse hakkını verecek. Çok perişan olduk. Sürekli Van’a, Ankara’ya git gel yapıyorum, televizyonlara çıkıyorum ki örtbas etmesinler. Van’daki bazı yetkililer örtbas ediyorlar. Bunu daha açık açık söyleyeceğim. Gerekirse Cumhurbaşkanına çıkıp ricada bulunacağım” diye konuştu.

Rojin Kabaiş'in dosyasında 2 yıl sonra ortaya çıkan şok gerçek! DNA örneği alınmamış - Resim : 4

NE OLMUŞTU?

Van’da 27 Eylül 2024’ten itibaren kendisinden haber alınamayan Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Okul Öncesi Öğretmenliği Bölümü öğrencisi 21 yaşındaki Rojin Kabaiş, 15 Ekim 2024’te Tuşba ilçesine bağlı Mollakasım Mahallesi’nde Van Gölü kıyısında ölü bulunmuştu. Kabaiş’in cenazesi, 16 Ekim’de Diyarbakır’da toprağa verilmişti.

Devamını Oku

Türkiye ve KKTC’nin kaderi ortak mücadeleyle şekillendi”

Türkiye ve KKTC’nin kaderi ortak mücadeleyle şekillendi”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Cumhuriyet Meclisi’nden yapılan açıklamaya göre Öztürkler, Azerbaycan’da yayın yapan ARB Televizyonu adına gazeteci Yeşim Eryılmaz’a verdiği mülakatta, 15 Temmuz ve 20 Temmuz’un yanı sıra Kıbrıs sorunu, Türk dünyasıyla ilişkiler ve uluslararası toplumun tutumuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliği ve halkın kararlılığıyla bertaraf edildiğini belirten Öztürkler, o gecenin demokrasiye ve milli iradeye sahip çıkışın sembolü olduğunu ifade etti.

Öztürkler, 1974’te Yunan cuntasının Kıbrıs’ta gerçekleştirdiği darbenin adayı Yunanistan’a bağlamayı ve Kıbrıs Türk halkını ortadan kaldırmayı hedeflediğini belirterek, Türkiye’nin 20 Temmuz Barış Harekatı ile bu planı bozduğunu söyledi.

Mehmetçik ile mücahitlerin omuz omuza mücadele verdiğini kaydeden Öztürkler, Kıbrıs Türk halkının bugün özgür ve bağımsız şekilde yaşamasının temelinde Barış Harekatı’nın bulunduğunu belirtti. Öztürkler, “Hem 15 Temmuz’u hem de 20 Temmuz’u unutmamak gerekir.” dedi.

Berova, Emekli Mücahitler Derneği heyetini kabul etti Berova, Emekli Mücahitler Derneği heyetini kabul etti İçeriği Görüntüle

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile Yunanistan’ın Kıbrıs Türk halkına yönelik baskı ve izolasyon politikalarını sürdürdüğünü söyleyen Öztürkler, son dönemdeki silahlanma faaliyetleri ve tehdit söylemlerinin de bu yaklaşımın bir parçası olduğunu ifade etti.

– “KKTC Türk dünyasının ayrılmaz parçasıdır”

Türkiye’nin NATO’nun en güçlü askeri güçlerinden biri olduğunu ifade eden Öztürkler, bunun bazı çevrelerde rahatsızlık yarattığını dile getirerek, Türkiye’nin adadaki varlığının barış, huzur ve istikrara katkı sağladığını söyledi.

KKTC’nin Türk dünyasının ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulayan Öztürkler, Türk Devletleri Teşkilatı’ndaki gözlemci üyeliğin önemli bir kazanım olduğunu belirtti.

Türkiye ve Azerbaycan’ın desteğinin yanı sıra Kırgızistan, Kazakistan ve diğer Türk devletlerinin KKTC’ye sahip çıkmasından duyduğu memnuniyeti dile getiren Öztürkler, diplomatik ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesinin Kıbrıs Türk halkı açısından önem taşıdığını kaydetti.

Avrupa Birliği’nin geçmişte Kıbrıs Türk halkına verdiği sözleri yerine getirmediğini savunan Öztürkler, Annan Planı döneminde verilen taahhütlerin hayata geçirilmediğini ve Güney Kıbrıs’ın ödüllendirildiğini söyledi.

Birleşmiş Milletler’in de tarafsızlığını gözden geçirmesi gerektiğini ifade eden Öztürkler, Kıbrıs Türk halkının özden gelen hakları ve egemen eşitliğine saygı gösterilmesi çağrısında bulundu.

Öztürkler, Türkiye Cumhuriyeti ile Kıbrıs Türk halkının onaylamadığı hiçbir çözüm modelinin hayata geçirilemeyeceğini belirterek, uluslararası toplumun bu gerçeği dikkate alması gerektiğini söyledi.

Ziya Öztürkler, bundan sonraki süreçte daha adil ve tarafsız bir yaklaşım sergilenmesini temenni ettiklerini ifade etti.

Devamını Oku

Osimhen ya da Icardi seviyesinde yeni golcü: Galatasaray’dan Bruno Fernandes hamlesi

Osimhen ya da Icardi seviyesinde yeni golcü: Galatasaray’dan Bruno Fernandes hamlesi
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Transfer döneminde dünya çapında ses getirecek bir ismi kadrosuna katmayı hedefleyen Galatasaray, rotasını Manchester United’ın yıldız futbolcusu Bruno Fernandes’e çevirdi. Sarı-kırmızılı yönetimin, Portekizli orta saha için tüm şartları zorladığı iddia edildi.

Teknik direktör Okan Buruk’un, orta sahadaki üretkenliği artıracak bir 10 numara transferine öncelik vermesi üzerine yönetim, listenin zirvesinde yer alan Bruno Fernandes için girişimlerini hızlandırdı.

Osimhen ya da Icardi seviyesinde yeni golcü: Galatasaray'dan Bruno Fernandes hamlesi - Resim : 1

BÜYÜK BÜTÇE HAZIRLANDI

Başkan Dursun Özbek’in daha önce Okan Buruk’a, “Takıma Osimhen ya da Icardi düzeyinde bir yıldız kazandıracağım.” mesajını verdiği belirtilirken, yönetimin bu hedef doğrultusunda önemli bir mali kaynak ayırdığı ifade edildi. Galatasaray’ın, Manchester United’a yaklaşık 35 milyon euro bonservis bedeli önermeye hazırlandığı, 31 yaşındaki futbolcu için ise yıllık 20 milyon euroya ulaşan bir maaş teklifini masaya koyduğu öne sürüldü.

Osimhen ya da Icardi seviyesinde yeni golcü: Galatasaray'dan Bruno Fernandes hamlesi - Resim : 2

FUTBOLCU İDDİALARA MESAFELİ DEĞİL

Bruno Fernandes’in de olası transfer seçeneğine tamamen kapalı olmadığı ileri sürüldü. Deneyimli oyuncunun, yoğun yaz takvimi ve Dünya Kupası organizasyonunun ardından oluşacak tabloyu görmek istediği, buna karşın Galatasaray’ın temaslarını sürdürdüğü aktarıldı.

Osimhen ya da Icardi seviyesinde yeni golcü: Galatasaray'dan Bruno Fernandes hamlesi - Resim : 3

KARAR MANCHESTER UNITED’DA

Transfer sürecindeki en önemli unsurun Manchester United’ın vereceği karar olacağı belirtiliyor. İngiliz ekibinin kaptanıyla ilgili tutumu netleşmeden resmi adımların atılmasının zor olduğu ifade edilirken, Galatasaray yönetiminin umutlu bekleyişini sürdürdüğü kaydedildi. Okan Buruk’un sisteminde önemli bir rol üstlenmesi planlanan Bruno Fernandes için çalışmaların devam ettiği öne sürüldü.

Devamını Oku

Özgür Özel: Yeni partimizi kuruyoruz, ana muhalefet partisi oluyoruz

Özgür Özel: Yeni partimizi kuruyoruz, ana muhalefet partisi oluyoruz
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Özgür Özel son kez seslendiği CHP grup kürsüsünden yeni partiyi resmen ilan etti. Özel, “Yeni partimizi milletimizin seçtiği, ona yetkisini emanet ettiği milletvekilleriyle ilk adımını atarak kuruyoruz. Hiç şüpheniz olmasın ki açık ara farkla TBMM’nin ana muhalefet partisi oluyoruz” dedi

Özgür Özel, mutlak butlan kararının ardından parti içi mücadelede alanları kalmadığı gerekçesiyle “yeni bir yol açma” olarak isimlendirdiği, “Tercih değil, zorunluluk” dediği yeni partiyi ilan etti.

Özgür Özel, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda CHP’ye veda ettiğini açıkladı ve yeni parti kuracaklarını ilan etti.

CHP’de son kez grup toplantısı konuşması yapan Özgür Özel, konuşmasının başlangıcında, “Bugün bu kürsüye her zamankinden farklı duygularla, belki de vakti gelmiş bir vedanın hüznünü taşıyarak çıktım” dedi.

Konuşmasında Kemal Kılıçdaroğlu’na seslenen Özel, “İster yarıştığımız kongrenin delegesiyle, ister son kongrenin delegeleriyle, ister 2 milyon üyemizin her birisiyle sandığı koyalım ortaya, karar versinler genel başkana. Yüzde 90’ın altında oyu güvensizlik sayarım, partinin önünü açarım. Hodri meydan, var mısın” ifadelerini kullandı.

“Biz siyasette gömlek çıkarmıyoruz. Biz bu ülkenin yarınları için siyasette ateşten bir gömleği hep beraber giyiyoruz” diyen Özel, yeni partiyi ilan etti.

Özel, “Milletvekillerimiz ile birlikte yeni partiyi kuruyoruz. Yeni kuracağımız partimizle açık ara farkla TBMM’nin anamuhalefet partisi oluyoruz” diye konuştu.

Özel’in açıklamaları şöyle:

Bugün unutmamamız gerekenleri konuşacağız. NATO toplantısı yapılırken yüzlerce gözaltı yapıldı. 29 gündür 10’u TEMA gönüllüsü, ÇYDD üyeleri, Sendika üyeleri, Çağdaş Hukukçular ve gazeteciler olmak üzere yüzlerce arkadaşımız içeride haksız yere tutuluyor. Kendilerine dayanışma duygularımızı iletiyoruz.

Hepimizin yerine içeride yatanlar var. Gezi hükümlüleri… Hepimiz adına İstanbul’u korudalar. 3’er defa berat etmelerine rağmen, birisinin zihninde saplantıya kapıldığı için bugün tutuklular.

Mehmet Murat Çalık… Annesinin göz yaşları, nükseden sağlık sorunlarıyla İzmir’den ailesinden uzak tutuldu. Keza Fatih Keleş, Necati Özkan gibi… Mahkeme başkanının bir daha zulüm olmayacak demesine rağmen, dün Silivri’den Kandıra’ya sevk edildiler. Yapılan bu haksızlığı bir kez daha not ediyoruz. Bütün tutuklu arkadaşlarımın masumiyetinin kefiliyiz.

“TARİHİ KONUŞMA YAPMAYA DEĞİL, TARİHİ HATIRLATMAYA GELDİM”

Bugün bu kürsüye her zamankinden farklı duygularla, vakti gelmiş bir vedanın hüznünü taşıyarak çıktım. Hep beraber tarihi bir kavşaktayız. Bugün buradan tarihi bir konuşma, çok sıra dışı bir konuşma değil; tarihe not edilen, tarihe emanet edilen açık bir konuşma yapmaya geldim. Tarihi konuşmayı yapılacak ilk seçimin ardından hep birlikte yapmak üzere, tarihe emanet ediyorum.

Yol arkadaşlarım, Kasım 2023’den bu yana hep beraber yaşadıklarımızın siyasi tarihimizde unutulmayacağından şüphemiz yok. Tarih sayfaları her acıyı, her sevinci, her hukuksuz saldırıyı yazacağından eminim. Bugünkü duruş ve tutumlarımız evlatlarımıza mirasımızdır.

Size söz veriyorum. her şey bittiğinde asla unutkan olmayacağız. Her şey bitecek ama birlikte hatırlayacağız. Bugüne kadarki tutum, duruş ve yaptıklarımızdan birileri “Bunun da üstünden yıllar geçer, bunlar unutulur. Yapanın yanına kar kalır” diye düşünmesin. Zalimi zalim, mazlumu mazlum olarak, tembeli tembel olarak, sinip kaçanı korkak, sorumluluk alanı birer kahraman olarak; dost olanı dost, olmayanın bugünlerdeki tutumunu unutmayarak biz de anacağız, tarih de öyle anacak. Tarih bugün kim neredeyse onu orada yazacak. Türkiye’de yıllardır kurgulanmış bir düzen var. Değişmeyen aktörleri millete dayatan bir düzen var. Bu düzene karşı bu itirazı bitirenler, bu düzene çomak sokanlar; seçim sonuçlarını hazmedemeyenler… O günlerden sonra 14-28 mayıs yenilgilerinden sonra AK Parti’nin kara düzeninin bir dönem daha devam edeceği görüldüğünde eski nesil siyasete karşı yeni nesil siyaseti kurmak için; bir duyguya sahip olanlar, milletin duygusal kopuşunu görenler, milletin başının önde eğildiğini görenler, bu milletin karşısına çıkıp bir öz eleştiri yapmamın, yeni bir yola çıkmamanın itirazını görenler bir tutum aldı.

Ben limanı güvenli limana götürüp bırakacağım, sonrasına bakacağım diyenlere karşı bu millet “Bir yerel seçime daha böyle gidilmez, parti %13’lerde gerilemeye devam ediyor, Bir şeyler yapmalıyız” diyenler bir yola girdiler. O gün yol ayrıldı. O günkü değişim iradesinin doğru olduğunu görüp, örgütle gelen herkesi ilk adım atıldığında birlikte olduklarımız kadar kıymetli gördüm. Tarihin doğru yerinde olmak; önemli olan samimiyettir. Önemli olan kendin için bir şey istemek yerine gerekirse kendini feda edip memleketin önünü açmaktır.

O günü hatırlayalım. O gün CHP değişirse Türkiye değişir diyenler kurultaya gidenler, “Bu delegeyle yapısıyla mümkün mü?” diye soruyordu. Mümkün değil olmayacak diyorlardı. Onlara dedim ki, “O delegenin iradesini biz değil, berberi, komşusu ikna edecek dedik.

Ben bugün milletin karşısına çıkıp alnı açık bir konuşma yapmaya geldim

O gün “tıpış tıpış oy verecekler” diyen anlayış yerine, onları dinleyen, sokağı dinleyen, onlar ne derse o olur, onlardan gelen sesi duyarsak doğrusu olur” diyen kardolar geldi. 7 yıllık ilçe başkanıyla 3. kez tanışıp memnun olan birinin yerine 10 yıllık emekçinin torununun adını bilenler partide iktidara geldi.

Bizi ötekileştirdiler diyorlar. Tersini gördüm; Değişimcinin cenazesine gelmeyenleri gördük. Ben zihniyetini yıkıp, biz diyen bir yönetim anlayışı İktidar diyen bir anlayış geldi…

Parti bölünecek diyorlar. Biz bir bütünüz. Bu tün 103 yıldır ayrışmayan bir bütündür.

Hepiniz şahitsiniz. Kurultayın ardından sadece 4 ayımız vardı (Yerel seçimler için) CHP’deki değişimin Türkiye’yi değiştireceğini görmüş olduk.

Yerel seçimlerde tarihi bir başarı elde ettik. bir daha kimse bizi yenilgiyle tanıştıramayacak. Bülent Ecevit nasıl 4 seçimden iktidar partisi çıktıysa; biz de bir daha yenilgiyi tatmayacağız dedim. siyaset kararlılık ve ekip işidir. Hiçbirimiz artık bu partinin muhalefette kalmayacağını, yenilgiye doyduğunu söyledik. 47 yıl sonra söz verdiğimiz gibi CHP’yi 1. parti yaptık. AKP’ye yenilgiyi tattırdık. 13 kere yarıştık 13’ünü de ben kazandım diyen zihniyetle bir kez yarıştık onu da biz kazandık.

2 sınavdan geçilemedi. Birisi 14 Mayıs 1950 gecesi yaverini çağırıp, “Paşa devir teslime hazırdır” diyip; En büyük yenilgim, demokrasinin en büyük zaferidir diyebilen İsmet Paşa’ya nasip olan şeyi kaybettiği ilk seçimde milli iradeyi kirli iradeye çeviren Recep Tayyip Erdoğan demokratlık sınavını geçemedi. Demokratlık seçim kaybedilince bakılır.

İkinci kayıp var. Öyle bir noktaya geldik ki bazı gecikmiş vedalar olur. o vedalar en sonunda doğru yere oturur. Ondan sonra dönüp de kaybedene “Ne yapıyor” diye bakarlar. Hem seçimi kaybettiğinde rakibine , hem seçimi kaybettiğinde emaneti teslim etmesinin; partilerinin iktidara geitrmesinin önünde engel olmamanın tarih önünde büyük bir onuru ve gurur vardır. O gururu yaşayan İsmet Paşa’ya selam olsun.

Arkadaşlarımıza yapılan kumpaslara karşı ‘Bağımsız yargıya güvenimiz tamdır. Yargı süreçlerinin tamamlanmasını bekleyeceğiz, arkadaşlarımızın aklanması lazım, partimizin bunlardan arınması lazım’ diyecek genel başkan; iki emekli öğretmenin evladı, 10 yaşından beri yatılı okulda arkadaş satmamış Özgür Özel olamazdı. Olmadı, olmayacak!

Partinin adaysızlaştırılma, kurumsuzlaştırma düğmesine basıldı. Cumhurbaşkanı adayımızı tutukladılar. Millete, “Bunlar casus, hırsız” damgası vurmaya çalıştılar. Operasyonlarla İmamoğlu gibi, girdiği tüm seçimleri kazanmış bir isme 1 buçuk yıl boyunca her türlü haysiyet suikastliğinin üzerinde tepinerek çırpındılar.

Kurultayı kaybedip hazmedemeyenlerle, yerel seçimi kaybedip hazmedemeyenlere yarının iktidarını verecek miyiz, derin devletin kirli işbirliğine alet olacak mıyız sorusuna hayır diyenlerin yürüyüşüdür bu.

32 profesör tedbir kararı kurultaya engel değildir dedi. Kılıçdaroğlu’nun avukatını yetiştiren hocayı yetiştiren hocalar… AYM, delege imza topladıysa mutlaka kurultay yapılmalıdır der. Yapmayacağım diyorlar. PM’de kararı alınabilir bu kurultayın. 8 kişi üstündük. 9 arkadaşımızı ihraç ederek PM’nin çoğunluğunu kendilerine almaya çalıştılar. PM’dne istifa ettik. 60 kişilik PM 40 ‘ın altına düşemez, 23’e düşüyor. Hadi kurultay; Yok tedbir var diyorlar. 1033 delege kurultay yap Kemal Bey diyor, kendine oy veren 500 delegeyi dinlemeyip kurultayı yapmıyor.

Burada 74 il başkanı var, içlerinden 56 tanesi Kemal Bey’in döneminden. 2025’de aday olmuş, yeniden seçilmişler. Kararı 81 il vermiş. Bugün butlancılık yapmadıkları için, bugün Özgür Özel’le beraber oldukları için, iktidar yürüyüşünde oldukları için 36’sı görevden alınıyor. Örgütleri görevden alıyor. Sonra “durun partide, gitmeyin” diyorlar. Erdoğan’ı seçtirmek için… Yok öyle yağma…

Partiliyim diyene söylüyorum, CHP’liyim diyebilene söylüyorum; ister yarıştığımız kongrenin delegesiyle, ister son kongrenin delegeleriyle, ister 2 milyon üyemizin her birisiyle sandığı koyalım ortaya, karar versinler genel başkana. Yüzde 90’ın altında oyu güvensizlik sayarım, partinin önünü açarım. Hodri meydan, var mısın!

Hüzünlü bir vedanın eşiğindeyiz. Bu partinin evlatları, CHP’nin kurucu parti olduğunu, bu partinin Atatürk’ün emaneti olduğunun farkındadır. Demokrasi mücadelesini ağır bedellerle ödemiş bir partidir CHP. İl başkanlarını suikastlara kurban etmiş, darbeler görmüş, saldırılar görmüş bir partidir. biz bu büyük mirasın her satırana ezbere bildiğimiz hatırasına sahip çıkıyoruz. Partimiz butlanla saray arasına sıkışmış bir esaretin altındadır. İşgal altında olan partimizi savunmak da bu omuzlara düşmektedir. Miras bizdedir. Meşruiyet bizdedir. Yetki bizdedir. görev bizdedir. Cumhuriyet2i kuran gleneğin bugünkü anlayışı bizimledir. Biz 47 yıl sonra paritiyi 1. parti yapan, AKP’ye ilk yenilgiyi tattıran, parti işgal edildiğinde direnen, devletin polisi gleip üzerine gaz sıkılan jop verilen, Atatürk’ün emaneti tahrumar edilen o günden sonra milletvekillerimizle, üyelerimizle, PM üyelerimizle birlikte o binadan çıktık. Geride yenilgileri, teslimiyetleri ve hüzünleri bıraktık. Yanımıza umutlarımızı aldık. O gün Meclis’e geldik, binaya sığındık ve mücadleeyi birlikte yürüttük. Bugün gelinen nokta sarayla uzlaşman9ın noktasuı değildir. Sinmek susmak durmak değildir. İşgal altındaki İstanbul’da saray kuklası bir paşa olmak yerine kurutuluş mücadleesi veren Atatürk’ün gösterdiği yol bizim yolumuzdur. Her adımda eskimiş, köhnemiş, yozlaşmış siyaseti geride bırakıyoruz. Özgür ve onurlu insanların ülkeisni kurmak için yola çıkan bir anlayışı hayata geçiriyoruz.

“ATEŞTEN GÖMLEK GİYİYORUZ”

Kontrollü muhalefeti kabul etmiyoruz. Devleti partiye dönüştüren anlayışı, siyaseti hukuk eliyle dizayn etme girişimlerini karşımıza alıyoruz. Bu bir ayrılık değil, zavgeçiş değil. Bu iktidara yürüyüşün kararlı adımlarıdır. Hiçbir parti milletten büyük değildir. hiçbir makam demokrasiden ileride, hiçbir yapı Cumhuriyet ideallerinden daha büyük değildir.

Biz milletin emrindeyiz. Burada ilan ederiz; yanımızda olanlara, karşımızda olanlara… Biz siyasette gömlek çıkarmıyoruz, yarınlara hizmet etmek için ateşten bir gömlek giyiyoruz.

Korkanlar, çekinenler geride kalsınlar. biz demokrasiyi milletin geçrek gücü, adaleti devletin temel vasfı olarak görüyoruz.

Yeni partimizi milletimizin seçtiği vekillerimizle kuruyoruz. Yeni partimizde hiç şüpheniz olmasın ki TBMM’nin ana muhalefet partisi oluyoruz.

Bugün CHP’nin grup kürsüsüne veda ederken, ana muhalefet grup kürsüsüne veda etmenin; iktidar partisi grup kürsüsüne kavuşmanın gününü sayıyoruz.

Elbette sosyal demokratız. 6 oka sonuna kadar bağlıyız. Kuruluş kodlarına elbette sahibiz. Bununla birlikte büyük bir çağrının da sahibiyiz. Sosyal demokratları, muhafazakar demokratları, milliyetçi demokratları, Atatürkle sorunu olmayan, Cumhuriyetle sorunu olmayan tüm demokratları birlikte iktidara yürümeye davet ediyorum.

Yarın sabah kimse belediye başkanına sen niye geçmedin, meclis üyesine niye parti değiştirmedin demesin. Kimseyi geride bırakmayacağız. “Ben yeni partide yokum, Özgür Özel’le değilim”diye duymadığınız herkes bizimle birliktedir. Bu yürüyüşte ne İmamoğlu2nu geride bırakırız, ne Mansur Yavaş’ı. Ne Zeydan Karalar kalır Adana’da, ne Vahap seçer Mersin’de. Ben onlarla değilim demeyen herkes bizimle birliktedir, iktidar yürüyüşündedir.

Sahipsiz vatanın batması haktır. Sen, ben, biz böyle sahip çıktıktan sonra bu vatan batmayacaktır. Yolları kapadılar, yeni bir yol açmaya var mısınız? Yeni bir yol açıyoruz, iktidara yürümeye var mısınız? Hep birlikte yürüyeceğiz, iktidara yürüyeceğiz.

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.