13 Haziran 2026 Cumartesi
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) tarafından hazırlanan “Bilim, Mühendislik ve Teknolojide Kadın Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Raporu: Türkiye’de Kadın Araştırma Merkezlerinin Toplumsal Katkısı” adlı kitapta, DAÜ-KAEM’in faaliyetlerine de yer verildi.
Kitapta, DAÜ-KAEM’e ilişkin içeriklerin hazırlanmasına merkez bünyesinden DAÜ-KAEM Başkanı Doç. Dr. Süheyla Üçışık Erbilen ile Aleyna Mutlu Alkaşi katkı sundu. İTÜ Yayınevi tarafından yayımlanan söz konusu çalışmada, Türkiye genelinde faaliyet gösteren 128 kadın araştırma merkezi ele alınarak, merkezlerin toplumsal cinsiyet eşitliği, kadınların güçlenmesi ve disiplinler arası akademik çalışmalar kapsamında yürüttüğü faaliyetler detaylı şekilde incelendi.
Kılıç, Yılmaz’ı ziyaret etti: Yapay zekanın eğitimdeki yeri konuşuldu İçeriği Görüntüle
DAÜ-KAEM Başkanı Doç. Dr. Süheyla Üçışık Erbilen konuya ilişkin yaptığı açıklamada, söz konusu yayında yer almanın merkez için önemli bir akademik görünürlük sağladığını belirterek, kadın araştırmaları alanında yürütülen çalışmaların ulusal ve uluslararası düzeyde paylaşılmasının büyük önem taşıdığını vurguladı. Doç. Dr. Erbilen, DAÜ-KAEM’in toplumsal cinsiyet eşitliği, kadınların güçlenmesi ve farkındalık yaratmaya yönelik çalışmalarını kararlılıkla sürdürdüğünü ifade etti.
BBC’nin haberine göre, Beyaz Saray’ın sosyal medya hesabından paylaşılan ve güvenlik güçlerinin düzensiz göçmenlere yönelik operasyonlar kapsamında bazı kişilere kelepçe taktığı görüntülerin paylaşıldığı videoda, şarkıcı Grande’nin 2024 çıkışlı “Bye” adlı şarkısı kullanıldı.

Paylaşımda, “Hoşça kalın… Başkan Donald Trump tarihin en güvenli sınırlarını sağladı.” denildi.
Grande ise paylaşımın altına yaptığı yorumda, “Lütfen müziğimi bu barbarca, insanlık dışı ve korkunç saçmalıkla ilişkilendirmeyin.” ifadesini kullandı.
Beyaz Saray Sözcü Yardımcısı Abigail Jackson ise Grande’nin yorumuna ilişkin ABD basınına verdiği demeçte, “Asıl barbarca, insanlık dışı ve korkunç olan, masum ABD vatandaşlarını yaralayan ve öldüren suçlu düzensiz göçmenler.” değerlendirmesinde bulundu.
Grande’nin yorumunun ardından videoda kullanılan şarkının kaldırıldığı ve sanatçının yorumunun silindiği görüldü.
İran basını, İran-ABD arasındaki 14 maddelik mutabakat zaptı taslağına dair yeni detayları duyurdu. İddiaya göre süreç, Tahran’ın askeri füze programı dahil edilmeden sadece nükleer ve ekonomik başlıklar altında, dondurulmuş varlıkların serbest bırakılması çerçevesinde ilerleyecek.

İran ile Amerika Birleşik Devletleri arasında yürütüldüğü iddia edilen 14 maddelik mutabakat zaptı taslağına dair yeni ayrıntılar basına sızdı. İran medyasında yer alan iddialara göre, iki ülke arasındaki süreç Tahran’ın füze programı ve bölgesel askeri dinamikleri dışarıda bırakılarak, yalnızca nükleer faaliyetler ve ekonomik yaptırımların kaldırılması ekseninde yürütülecek.
Yarı resmi Mehr Haber Ajansının, müzakere heyetine yakın ancak adı açıklanmayan bir kaynağa dayandırdığı habere göre, söz konusu taslak metin taraflara önemli yükümlülükler getiriyor. Bu kapsamda Washington yönetiminin; yaptırımları iptal etmesi, İran sınırlarına yakın bölgelerdeki askeri güçlerini çekmesi, uygulanan deniz ablukasına son vermesi, Hürmüz Boğazı’nı trafiğe açması, petrol ticaretine yönelik engelleri kaldırması ve dondurulmuş İran fonlarını serbest bırakması gerekiyor. Ayrıca ABD’nin, İran ekonomisinin yeniden inşasına yönelik bir kalkınma planı sunması gerektiği de belirtiliyor.
Basına yansıyan taslak detaylarında, bölgesel istikrarı ilgilendiren maddeler ile Lübnan’ın da varılacak olası bir ateşkese dahil edileceği bilgisi yer alıyor. Metne göre ABD, İran’a yönelik deniz ablukasını 30 gün içinde sonlandıracak. Küresel enerji sevkiyatı açısından kritik öneme sahip olan Hürmüz Boğazı da yine 30 gün içerisinde “Tahran yönetiminin düzenlemelerine uygun olarak” yeniden tam kapasiteyle gemi trafiğine açılacak.
Ekonomik yaptırımlar cephesinde ise petrol, petrokimya ürünleri ve türevlerinin uluslararası satışına yönelik engellemelerin askıya alınması planlanıyor. Bununla birlikte Tahran’ın yurt dışında bloke edilen mali varlıklarına tam erişim hakkı tanınacak.
Anlaşma zeminine göre, tarafların nükleer faaliyetler konusunda mutabakata varması, ABD’nin Tahran’a uyguladığı birincil ve ikincil tüm yaptırımların tamamen iptal edilmesi hedefleniyor. Bu kapsamda Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ile Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Yönetim Kurulu kararlarının netleştirilmesi amacıyla 60 günlük bir müzakere takvimi öngörülüyor.
Bu iki aylık kritik görüşme sürecinde, İran’ın dondurulmuş olan 24 milyar dolarlık varlığının serbest bırakılması maddeler arasında yer alıyor. Bu kaynağın 12 milyar dolarlık kısmının ise henüz resmi görüşmeler başlamadan önce serbest kalacağı iddia ediliyor. Taslak metinde, petrol yaptırımlarının askıya alınması ve deniz ablukasının kaldırılması şartları tam olarak karşılanmadan nihai müzakerelerin başlamayacağı kararlılıkla vurgulanıyor.
Mutabakat metninde İran’ın, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması (NPT) doğrultusunda kitle imha silahı üretmeme taahhüdünü yinelemesi şart koşuluyor. Varılacak nihai anlaşmanın ise sadece zenginleştirilmiş uranyum malzemelerinin durumu, yaptırımların kaldırılması ve İran’ın ekonomik olarak yeniden yapılandırılması programı üzerine inşa edileceği aktarılıyor.
Buna karşın, Batı dünyasının sıklıkla eleştirdiği İran’ın askeri füze programı ile “direniş grupları” olarak adlandırdığı bölgedeki vekil güçlerine sağladığı destek gibi konuların ise müzakere gündeminden kesin olarak çıkarıldığı ifade ediliyor. İleri sürülen bu taslak ve maddeler hakkında, ABD ve İran’daki ilgili resmi makamlardan henüz herhangi bir açıklama yapılmadı.
Bir aile, kızlarının ölümü sonrası yapay zeka şirketi OpenAI ve Üst Yöneticisi Sam Altman’a, “yapay zeka modeli ChatGPT’nin intihara teşvik ettiği” suçlamasıyla dava açtı.

Kanada’da geçen sene hayatına son veren 24 yaşındaki Alice Carrier’ın annesi Kristie Carrier, kızının ölümünün ardından yasal yollara başvurdu. CBS News’in haberine göre, Kızının intiharı öncesinde yapay zeka modeli ChatGPT ile sürekli iletişim halinde olduğunu belirten Kristie Carrier, şirketin “kasıtlı tasarım kararlarının kızının ölümüne yol açtığı” suçlamasıyla OpenAI ve Altman’a dava açtı.

Alice’in ölümünden önce ChatGPT’ye yaklaşık 41 defa intihar düşüncelerini aktardığı belirtilen iddianamede, “OpenAI, Alice’e yardım etmek yerine onun karamsar düşüncelerini körükledi ve Alice’in ailesini bilgilendirmedi. OpenAI’ın sözde güvenlik sistemleri, onun hayatını kurtarmak için devreye girmedi.” ifadeleri kullanıldı.

İddianamede ayrıca, Alice’in ölümünden bir gün önce kriz hattına ulaşıp yardım konusunda isteksizliğini dile getirdiği, ChatGPT’nin ise bu görüşü desteklediği öne sürüldü.
24 yaşındaki mobil uygulama geliştiricisi Alice Carrier, Kanada’nın Montreal kentindeki evinde Temmuz 2025’te ölü bulunmuştu.
YAPAY ZEKA SOHBETİNDEKİ DENETİMSİZLİĞE İLİŞKİN ELEŞTİRİLER ARTIYOR
Çocuklar ve gençler üzerindeki etkisi tartışma konusu olan ChatGPT gibi yapay zeka sohbet araçlarının tehlikeli önerilerde bulunması, bu teknolojinin denetimsizliğiyle ilgili eleştirileri artırıyor.

ABD’de nisan 2025’te hayatını kaybeden 16 yaşındaki Adam Raine’in ailesi, oğullarına intihar yöntemleri konusunda tavsiyeler verdiği ve intihar notunun taslağını yazmayı teklif ettiği iddiasıyla OpenAI ve CEO’su Sam Altman’a dava açmıştı.
Dijital Nefretle Mücadele Merkezince (CCDH) yapılan araştırmada ise ChatGPT’nin, çocuklara yönelik alkol ve uyuşturucu kullanımı, aşırı diyet programları, kendine zarar verme yöntemleri hatta intihar mektubu yazımı gibi tehlikeli konularda “kişiye özel rehberlik” sunduğu tespit edilmişti.
Malatya Tohma Kanyonu’nda tarih öncesi mağara keşfedildi. Anadolu’nun en eski ve en zengin resimli mağaralarından biri olduğu değerlendirilen alanda, yaklaşık 100 insan ve hayvan figürü ile çok sayıda geometrik sembol bulundu.


İnönü Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Resim Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Levent İskenderoğlu’nun başkanlığında, İnönü Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi ve Fırat Üniversitesi öğretim üyelerinden oluşan disiplinler arası araştırma ekibi, Malatya sınırları içerisindeki Tohma Kanyonu bölgesinde yürüttüğü arazi çalışmaları sırasında dikkat çekici mağara resimleriyle karşılaştı.

İlk incelemelerde mağara duvarlarında yüze yakın insan ve hayvan figürü ile çok sayıda geometrik sembol belirlendi. Kırmızı ve kızıl kahverengi tonlarda oluşturulan figürlerin şematik ve simgesel bir anlatım dili taşıdığına dikkat çeken İskenderoğlu, resimlerin insanlık tarihinin erken dönem zihinsel üretimlerine ışık tutabilecek nitelikte olduğunu söyledi.

Mağara duvarlarının yalnızca tekil figürlerin yer aldığı yüzeylerden oluşmadığını belirten İskenderoğlu, insan, hayvan ve geometrik sembollerin belirli ilişkiler içerisinde bir araya getirildiğini ifade etti. Çizginin, biçim oluşturmanın ötesinde düşünceyi, belleği ve anlam üretme biçimini görünür kılan temel bir anlatım aracı olarak kullanıldığını kaydeden İskenderoğlu, figürlerin Avrupa’daki natüralist mağara resimlerinden farklı olarak daha şematik bir görsel karakter taşıdığını belirtti.

Mağaranın ihtiyatlı bir değerlendirmeyle Neolitik Dönem’e tarihlendirilebileceğini ifade eden İskenderoğlu, bölgede Paleolitik Çağ’dan itibaren insan yaşamına işaret eden izlerin de bulunduğunu söyledi. Figürlerin bazı yüzeylerde üst üste işlendiğini, çizgilerin kesiştiğini ve yer yer üslup farklılıklarının görüldüğünü kaydeden İskenderoğlu, mağaranın uzun yıllar, hatta binlerce yıl boyunca farklı dönemlerde yeniden kullanılmış olabileceğini dile getirdi.

Mağara duvarlarındaki farklı görsel katmanların, alanın belirli bir zaman diliminde kullanılıp terk edilen durağan bir mekan olmadığını düşündürdüğünü belirten İskenderoğlu, “Burada birbirinin üzerine eklenen ve farklı dönemlerde yeniden anlamlandırılan bir yüzey anlayışıyla karşı karşıyayız. İnsan figürlerinin hayvan tasvirleriyle birlikte ele alınması ve geometrik sembollerin yoğunluğu, son derece zengin bir anlatım diline işaret ediyor. Muhtemel bir inanç sistemi veya ritüel kullanım biçimi de araştırmalar sonucunda değerlendirilebilir” dedi.

Mağaranın içerik bakımından Türkiye’de bugüne kadar tespit edilen en önemli resimli mağaralardan biri olabileceğini ifade eden İskenderoğlu, “Antalya Beldibi, Aydın-Muğla sınırındaki Latmos ve Mersin Doğu Sandal Mağarası gibi Anadolu’daki önemli örneklerle karşılaştırıldığında; figür yoğunluğu, konu çeşitliliği ve sembolik anlatım bakımından oldukça zengin bir içerikle karşı karşıyayız. Çok sayıda insan figürü, hayvan tasviri ve geometrik sembol, bu alanı Anadolu’nun en zengin resimli mağaralarından biri hâline getiriyor. Bu keşif yalnızca Anadolu ve Türkiye için değil, dünya kültürel mirası açısından da son derece önemli” diye konuştu.

Kesin tarihlendirmenin ayrıntılı yüzey incelemeleri ve laboratuvar analizleriyle yapılacağını aktaran İskenderoğlu, İnönü Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi ve Fırat Üniversitesinden akademisyenlerin yer aldığı disiplinler arası araştırma ekibinin çalışmalarını sürdürdüğünü belirtti. İskenderoğlu, resimli yüzeylerin ayrıntılı biçimde belgelenmesi, figürlerin sınıflandırılması, envanter kayıtlarının oluşturulması ve pigment örneklerinin incelenmesiyle mağaranın kronolojik ve teknik özelliklerinin daha sağlıklı biçimde ortaya konulacağını ifade etti.

İlk değerlendirme raporlarının hazırlanarak ilgili koruma kuruluna sunulacağını belirten İskenderoğlu, mağarada yakın dönemde oluştuğu değerlendirilen tahribat izleriyle karşılaştıklarını da söyledi. Define avcılarına seslenen İskenderoğlu, “Buralarda altın veya değerli eşya bulamazsınız. Burada insanlık tarihinin izleri var. Ne yazık ki mağarada yakın dönemde gerçekleştirildiği anlaşılan tahribatlarla karşılaştık. Bu tür müdahaleler, geri dönüşü mümkün olmayan kayıplara yol açıyor. Lütfen bu kültürel mirasa zarar vermeyin. Yetkililerin de alanı bir an önce koruma altına almasını bekliyoruz” ifadelerini kullandı.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.