DOLAR 47,1993 0.03%
EURO 53,9307 -0.04%
ALTIN 6.082,530,06
BITCOIN 30714990.63889%
Lefkoşa
°

SABAHA KALAN SÜRE

Taner Ulutaş

Taner Ulutaş

20 Temmuz 2026 Pazartesi

Ahbap soruşturmasında yeni gelişme! Oğuzhan Uğur dahil 9 kişi hakkında tutuklama talebi: Savcılık ifadesi ortaya çıktı

Ahbap soruşturmasında yeni gelişme! Oğuzhan Uğur dahil 9 kişi hakkında tutuklama talebi: Savcılık ifadesi ortaya çıktı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Ahbap Derneği’ne ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan ve aralarında Babala TV Kurucusu Oğuzhan Uğur’un da olduğu 9 kişi tutuklanması talebiyle hakimliğe sevk edildi. Gözaltına alınan biri isim için ise adli kontrol talep edildi. Oğuzhan Uğur’un savcılık ifadesine ulaşıldı. Uğur ifadesinde “Haluk Levent hakkında çeşitli dedikodular duymaktaydım. Ancak herhangi bir belge olmaksızın konunun üzerine gitmek mümkün değildi. Beklemeye başladık.” dedi.

Ahbap Derneği’ne ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan ve aralarında Babala TV Kurucusu Oğuzhan Uğur’un da olduğu 9 kişi tutuklanması talebiyle hakimliğe sevk edildi. Gözaltına alınan biri isim için ise adli kontrol talep edildi. Oğuzhan Uğur’un savcılık ifadesine ulaşıldı. Uğur ifadesinde “Haluk Levent hakkında çeşitli dedikodular duymaktaydım. Ancak herhangi bir belge olmaksızın konunun üzerine gitmek mümkün değildi. Beklemeye başladık.” dedi.

Ahbap soruşturmasında yeni gelişme! Oğuzhan Uğur dahil 9 kişi hakkında tutuklama talebi: Savcılık ifadesi ortaya çıktı

Kaynak: tv100.com

Ahbap Derneği‘ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında aralarında Babala TV Kurucusu Oğuzhan Uğur‘un da bulunduğu 10 kişi gözaltına alınmıştı. 

Emniyet sorgusu sonrası savcılığa sevk edilen Oğuzhan Uğur, savcılık ifadesinin ardından tutuklama istemiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi.

Uğur’a “Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma” ve “Suçtan Kaynaklanan Malvarlığı Değerlerini Aklama” suçalrı yöneltildi. 

9 KİŞİ İÇİN TUTUKLAMA TALEBİ

Uğur’un dışında 8 isme daha tutuklama talep edildi. Tutuklama talebiyle sevk edilen diğer isimler şöyle:

Ersin Gökgün
Muharrem Karataş
Gülgün Öztürk
Emre Kartaloğlu
Hüseyin Küçük
Suzan Düşküner Mintaş
Fatih Eke
Emir Taşar
Oğuzhan Uğur

1 KİŞİYE ADLİ KONTROL TALEBİ

Öte yandan gözaltına alınan Özgür Ömer Güner hakkında ise adli kontrol talep edildi. 

OĞUZHAN UĞUR’UN SAVCILIK İFADESİNE ULAŞILDI

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen Ahbaplar Suç Örgütü soruşturması kapsamında şüpheli sıfatıyla ifade veren ve tutuklama talebiyle sulh ceza hâkimliğine sevk edilen yayıncı Oğuzhan Uğur’un savcılık ifadesine ulaşıldı.

Uğur’a, Ahbap Derneği ve tutuklu Dernek Başkanı Haluk Levent’le ilişkilerinin yanı sıra şirket hesaplarına giren milyonlarca lira, taşınmaz alımı, nakit para yatırma işlemleri ve üçüncü kişiler üzerinden kurulduğu belirtilen bağlantılar soruldu.

Şüpheli Uğur, suçlamaları reddetti. Şirket hesaplarındaki yüksek tutarlı işlemlerin medya ve organizasyon faaliyetlerinden kaynaklandığını savunan Uğur, banka hesabına nakit yatırılan 6,5 milyon lirayı ise adını açıklamadığı bir aile dostundan aldığını söyledi.

“YALNIZCA HALUK LEVENT’İ TANIYORUM”

Oğuzhan Uğur, soruşturma kapsamında kendisine fotoğrafları gösterilen kişilerden yalnızca Haluk Levent’i tanıdığını ifade etti. Levent’le ilk kez 2018 yılında “PİNÇ” programında tanıştığını belirten Uğur, ikinci görüşmelerinin ise 2021’de sosyal medya yasasına ilişkin düzenlediği program sırasında gerçekleştiğini anlattı.

Uğur, Haluk Levent’le temasının 6 Şubat 2023 tarihli Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından arttığını söyledi. Depremin yaşandığı gece Levent’in kendisini aradığını belirten Uğur, Levent’in yardımların İstanbul’dan yürütülemeyeceğini söyleyerek kendilerini deprem bölgesine davet ettiğini anlattı.

LEVENT’İN SAĞLADIĞI UÇAKLA DEPREM BÖLGESİNE GİTTİM

Uğur, Haluk Levent’in sağladığı ambulans uçakla Adana’ya, oradan da Hatay’a gittiklerini söyledi. Hatay’da AFAD ve Ahbap gönüllüleriyle röportaj yaptıklarını belirten Uğur, internet bağlantısı bulunmadığı için görüntüleri yayımlayamadıklarını ve İstanbul’a döndüklerini anlattı.

Babala TV stüdyolarında deprem yayınlarına devam ettiklerini söyleyen Uğur, yayınların altında hem AFAD’ın hem de Ahbap Derneğinin banka hesaplarını paylaştıklarını savundu.

Uğur, kendi şirketleri veya şahsi hesapları üzerinden bağış toplamadığını belirterek, yurt dışından bağış yapmak isteyenleri “Paraların yasa dışı olabileceği ihtimaline karşı” özellikle AFAD’a yönlendirdiklerini ileri sürdü.

“HALUK LEVENT HAKKINDA ŞÜPHELER VARDI”

Uğur, depremden sonra gazeteci Cansu Şimşek’in kendisini arayarak Haluk Levent hakkında çeşitli şüpheleri bulunduğunu söylediğini anlattı. Şimşek’in konunun üzerine gitmek için belge aradığını belirten Uğur, o dönemde Haluk Levent’in kamuoyunda “yardımsever” ve “kahraman” olarak görüldüğünü söyledi.

Uğur, somut bir belge olmadan konunun üzerine gidilemeyeceğini belirterek şu ifadeleri kullandı; “Haluk Levent hakkında çeşitli dedikodular duymaktaydım. Ancak herhangi bir belge olmaksızın konunun üzerine gitmek mümkün değildi. Beklemeye başladık.”

“ARKAMDAN KÖTÜ KONUŞUYORMUŞSUN”

Uğur, gazeteci Taha Hüseyin Karagöz’ün de kendisini arayarak Haluk Levent’in kendisi hakkında konuştuğunu söylediğini ifade etti. Bunun üzerine Levent’e mesaj attığını belirten Uğur, Levent’in konuyu yüz yüze görüşmek istediğini söyledi.

Uğur, daha sonraki telefon görüşmelerinden birinde Haluk Levent’in kendisine, “Arkamdan kötü konuşuyormuşsun” dediğini anlattı. Bir diğer görüşmede ise Haluk Levent’in çıkaracağı şarkı için destek istediğini söyledi.

Uğur, Levent hakkında duyduğu bazı iddiaların benzerini kişisel olarak yaşadığını savunarak, bu olayların ardından iletişimini kestiğini belirtti. Ancak Ahbap’ın deprem sahasında faaliyet gösterdiğini gördüğünü ifade eden Uğur, “Kişi ile kurumu birbirinden ayırdığını” ileri sürdü.

“AHBAP’TAN VE HALUK LEVENT’TEN PARA ALMADIM”

Oğuzhan Uğur, Haluk Levent veya Ahbap Derneğiyle herhangi bir ticari ilişki kurmadığını söyledi. Derneğin reklamı için kendisine teklif yapılmadığını belirten Uğur, şahsi veya şirket hesaplarına Ahbap’tan herhangi bir para girmediğini savundu.

Uğur, Haluk Levent’in mali işlemleri hakkında bilgisinin olmadığını ve bağışların amacı dışında kullanılıp kullanılmadığını görebilecek bir konumda bulunmadığını ifade etti.

BABALA TV ANNESİNİN ÜZERİNE KURULMUŞ

Savcılıkta, 18 Temmuz 2026 tarihli bilirkişi raporunda yer alan şirket ve banka hesapları da Uğur’a soruldu. Uğur, Babala TV Organizasyon Ticaret Limited Şirketinin yüzde 100 hissesinin annesi Pakize Uğur’a ait olduğunu söyledi.

Kendisinin şirkette maaşlı çalışan olduğunu belirten Uğur, yaptığı işler karşılığında prim aldığını ifade etti. Şirket hesaplarının annesi, kendisi ve kardeşi Tuğrul Uğur tarafından kullanıldığını anlattı.

Uğur, şirketin neden annesi adına kurulduğunu şu sözlerle açıkladı: “Finansal konularda çok bilgili değildim. Annem yönettiği takdirde şirket işlerinin daha derli toplu olacağını düşündüm.”

DİĞER ŞİRKET DE KARDEŞİNİN ÜZERİNE

Uğur, 2024 yılında kurulan Babalayka Film Yapım Ticaret Limited Şirketinin ise tamamen kardeşi Tuğrul Uğur’a ait olduğunu belirtti. Şirketin kendi öncülüğünde kurulduğunu kabul eden Uğur, kardeşine güvendiği için şirketi onun adına kurduklarını söyledi.

Uğur, şirkete giren ve çıkan paralardan haberdar edildiğini, ancak resmî ortaklığının bulunmadığını savundu. Uğur’un yüzde 25 ortak olduğu Osis Organizasyon isimli şirketin kalan hisselerinin ise İlker Ayrık, Pervasız Yapım, Serhat Sarı ve Mustafa Serdar Fırat’a ait olduğu belirtildi.

Uğur, bu şirketin hesap yönetimiyle ilgisinin olmadığını ve yalnızca kâr payı aldığını söyledi.

45 MİLYON LİRAYA “PROGRAM GELİRİ” SAVUNMASI

Bilirkişi raporunda Babala TV’ye Gain Medya tarafından farklı tarihlerde yapılan toplam 45 milyon liralık ödeme de Uğur’a soruldu. Uğur, bu paranın “PİNÇ” ve “Mevzular Açık Mikrofon” programlarının hak edişlerinden kaynaklandığını savundu.

Gain Medya’yla yapılan sözleşme kapsamında program ürettiklerini belirten Uğur, şirketin daha sonra el değiştirdiğini ve yeni sahipleriyle yeni bir anlaşma yapmadıklarını söyledi.

Gain Medya’ya TMSF tarafından kayyım atanmasının şirketin el değiştirmesinden sonra gerçekleştiğini belirten Uğur, ticari ilişkilere ait fatura ve defter kayıtlarını savcılığa sunduğunu ifade etti.

25 MİLYON LİRALIK TAŞINMAZ ÖDEMESİ

Uğur’a, Emin Altuğ Özkan’a yapılan 25 milyon liralık ödeme de soruldu. Söz konusu paranın Çekmeköy Ömerli’deki bir taşınmazın satın alınmasına ilişkin olduğunu belirten Uğur, Gain Medya’dan yaklaşık 13 milyon lira avans aldıklarını, kalan tutar için ise banka kredisi kullandıklarını söyledi.

Taşınmazı şahısları adına alamadıkları için Babala TV şirketi adına aldıklarını anlatan Uğur, bilirkişi raporundaki “Yeterli hesap bakiyesi bulunmadığı” tespitine itiraz etti. Uğur, Türkiye İş Bankasından kredi kullandıklarını ve kredi belgelerini dosyaya sunduklarını belirtti.

6,5 MİLYON NAKİT PARAYI KİM VERDİ?

İfadenin en dikkat çeken bölümlerinden biri, 1 Kasım 2024 tarihinde şirket hesabına nakit olarak yatırılan 6,5 milyon liraya ilişkin oldu. Uğur, bu parayı ev kredisi, ev tadilatı, çalışan maaşları ve vergi borçlarını ödemek amacıyla bir aile dostundan aldıklarını söyledi.

Ancak parayı veren kişinin adını açıklamadı. Uğur, “İsmini vermek istemediğim bir aile dostumuzdan aldık” diyerek paranın kaynağını bu şekilde izah etti. Paranın hangi ödemelerde kullanıldığının banka hareketleriyle ortaya konulacağını savundu.

PARA TRANSFERLERİNE “HAYATIN OLAĞAN AKIŞI” AÇIKLAMASI

Oğuzhan Uğur’a, hesaplarında para transferi görülen Serhat Aydın, Barış Zümrüt ve Ercüment Karataş isimli kişiler de soruldu. Serhat Aydın’ın kendisine tadilat ve benzeri işlerde yardımcı olduğunu söyleyen Uğur, aralarındaki para transferlerinin bu işlemlerden kaynaklandığını belirtti.

Barış Zümrüt’ün eski menajeri, Ercüment Karataş’ın ise menajerlik ve organizasyon işi yapan bir kişi olduğunu anlatan Uğur, bu isimlerle para transferlerinin “Hayatın olağan akışına uygun” olduğunu savundu.

FİNANSAL BAĞLANTI NOKTASINDAKİ İSMİ “NEZARETTE” TANIMIŞ

Bilirkişi raporunda, Yeliz Kaya’yla bağlantılı kişiler arasında gösterilen Mehmet Said Köse de Uğur’a soruldu. Uğur, Köse’yi daha önce tanımadığını ve kendisini ilk kez nezarethanede gördüğünü iddia etti.

Köse’nin menajer olduğunu da soruşturma sırasında öğrendiğini belirten Uğur, bilirkişi raporunda birinci bağlantı hattı olarak gösterilen para hareketlerinde olağan dışı bir durum bulunmadığını savundu.

Uğur’un avukatları ise Serhat Aydın’ın Mehmet Said Köse’ye bin lira, Barış Zümrüt’ün 10 bin lira ve Ercüment Karataş’ın 14 bin lira gönderdiğini belirterek, bu rakamlarla soruşturma konusu yüksek tutarlar arasında bağlantı kurulamayacağını ileri sürdü.

KARDEŞİNİN PARA GÖNDERDİĞİ KİŞİLERİ TANIMADIĞINI SÖYLEDİ

Bilirkişi raporunda ikinci bağlantı hattı olarak gösterilen Gaye Akıl ve Aytaç Köse isimli kişiler de Uğur’a soruldu. Uğur, bu iki kişiyi tanımadığını söyledi.

Kardeşi Tuğrul Uğur’un bu kişilere para gönderip göndermediğine ilişkin bilgi sahibi olmadığını belirten Uğur, araştırma yaparak dosyaya bilgi sunabileceğini ifade etti.

Uğur, kardeşinin şahsi banka hesaplarını kendisinin yönetmediğini ve bu hesaplardaki işlemlerden haberdar olmadığını savundu.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında banka hesapları, şirket kayıtları, ticari faturalar, üçüncü kişilerle yapılan para transferleri ve bilirkişi raporundaki tespitlerin incelenmesi sürüyor.

Devamını Oku

Balkanlardan Türkiye’ye girdiler, İstanbul’da gören telefonuna sarıldı! Sokakta, balkonda, evde… Vatandaşlar ne yapacağını şaşırdı

Balkanlardan Türkiye’ye girdiler, İstanbul’da gören telefonuna sarıldı! Sokakta, balkonda, evde… Vatandaşlar ne yapacağını şaşırdı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Balkanlar üzerinden Türkiye’ye giriş yapan uzun çekirge sürüleri İstanbul’a kadar ulaştı. Kentin birçok noktasında görülen çekirgeler vatandaşları tedirgin ederken, uzmanlar dikkatli olunması konusunda uyarıda bulundu.

Balkanlar üzerinden Türkiye’ye giriş yapan uzun çekirge sürüleri İstanbul’a kadar ulaştı. Kentin birçok noktasında görülen çekirgeler vatandaşları tedirgin ederken, uzmanlar dikkatli olunması konusunda uyarıda bulundu.

Balkanlardan Türkiye'ye girdiler, İstanbul'da gören telefonuna sarıldı! Sokakta, balkonda, evde... Vatandaşlar ne yapacağını şaşırdı

19.07.2026 11:34Güncelleme: 19.07.2026 11:48

Balkanlar üzerinden yola çıkan uzun çekirge kafileleri Türkiye’ye giriş yaparak Trakya ve İstanbul’da etkisini göstermeye başladı.Hava Forum tarafından paylaşılan veriler ve vatandaşlardan gelen ihbarlar doğrultusunda, çekirgelerin bölgedeki hemen her mahallede ve evlerin çevresinde yoğun şekilde görülmeye başlandığı bildirildi.

Gelen bilgilere göre bölgemizde neredeyse her mahallede, hatta birçok evin çevresinde görülmeye başlandı. 

İSTANBUL’A KADAR GELDİLER

Göç hareketinden en çok etkilenen yerleşim yerleri arasında Trakya bölgesi ve İstanbul’un batı ilçeleri öne çıkıyor. Özellikle Uzunköprü, Keşan, Kırklareli, Lüleburgaz, Babaeski, Çorlu, Çerkezköy, Süleymanpaşa, Silivri, Hadımköy ve Arnavutköy hatlarında çekirge yoğunluğunun belirgin şekilde arttığı gözlemleniyor.

Balkanlardan Türkiye'ye girdiler, İstanbul'da gören telefonuna sarıldı! Sokakta, balkonda, evde... Vatandaşlar ne yapacağını şaşırdı - Resim : 1

YUNANİSTAN DA ÇEKİRGELERLE MÜCADELE EDİYOR

Çekirge sürülerinin güzergahında bulunan komşu Yunanistan’da da benzer bir hareketlilik yaşanıyor. Yunan basınında yer alan haberlere göre, Dedeağaç ile Gümülcine arasında bulunan Kozlukebir ve Şapçı bölgelerinde de çekirge istilası nedeniyle ilaçlama ve mücadele çalışmaları başlatılmış durumda.

Konuyla ilgili yayımlanan bilgilendirmelerde, vatandaşların çekirge görmeleri durumunda endişeye kapılmaması gerektiği vurgulandı.

Devamını Oku

Beştepe’de anayasa kulisi: Erdoğan’a ömür boyu başkanlık şartıyla parlamenter sistem teklifi

Beştepe’de anayasa kulisi: Erdoğan’a ömür boyu başkanlık şartıyla parlamenter sistem teklifi
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Gazeteci Sedat Bozkurt, Kısa Dalga’da yayımlanan köşe yazısında iktidarın yeni anayasa çalışmalarını kaleme aldı. Beştepe’de Erdoğan’a sunulan parlamenter sisteme dönüş fikrine “Erdoğan’ın sıcak baktığı” kulisini işleyen Bozkurt, “Parlamenter sistem ‘konuşulabilir’ oldu” ifadelerini kullandı.

Kamuoyunun gündemine AK Parti tarafından sıklıkla getirilen yeni anayasa hususunda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve sivil toplum kuruluşlarından, “Türk Demokrasi Vakfı yönetiminin bir süre önce Erdoğan’ı Külliye’de ziyaret ettiği” bilgisini aktaran Sedat Bozkurt; Anayasa Profesörü ve geçtiğimiz dönem Gelecek Partisi’nden istifa ederek AK Parti’ye katılan Serap Yazıcı Özbudun’la olan diyaloğunu aktardı.

ERDOĞAN’A ÖMÜR BOYU BAŞKANLIK TEKLİFİ

Bozkurt, konuyla ilgili şu ifadelere yer verdi:

“Konu cumhurbaşkanlığı ve parlamenter sistem kıyasına gelince Yazıcı, doktora tezinin parlamenter sistem olduğunu hatırlatır ve ‘Başından beri ben parlamenter sistemi savunageldim, bugün de aynı noktadayım. Bir yolunu bulsak da tekrar parlamenter sisteme dönebilsek.’ dedi ve ekledi: ‘Anayasaya geçici bir madde koysak ve siz kaydıhayat şartıyla cumhurbaşkanı kalsanız.’ Heyet de Erdoğan da şaşırdı doğal olarak. Ama hemen devreye giren Erdoğan, Serap Yazıcı’ya dönerek, ‘Bunları sonra konuşuruz.’ dedi ve konuyu hemen kestirip attı. Burada Yazıcı’nın bir anayasa hukuku profesörü olarak bunu söylemesinin arkasında ne olduğunu doğal olarak merak etmemek elde değil. Demokrasi açısından parlamenter sistemi Erdoğan’ın karşısında sıkı bir biçimde savunduktan sonra bu önerisinin mantıklı bir gerekçesi vardır sanırım.

Beştepe'de anayasa kulisi: Erdoğan'a ömür boyu başkanlık şartıyla parlamenter sistem teklifi - Resim : 1

ERDOĞAN’DAN ‘BUNU SONRA KONUŞURUZ’ YANITI

Sedat Bozkurt’a göre burada asıl haber değeri olan konu; Erdoğan’ın, “parlamenter sisteme geçilmeli” önerisine cepheden ve kararlı bir biçimde karşı çıkmak yerine “Bunu sonra konuşuruz” demesi. Artık, parlamenter sisteme dönme meselesi Erdoğan açısından da konuşulabilir bir mesele haline gelmiş demek ki.

Gazeteci Bozkurt, Erdoğan’ın “Sonra bakarız” yanıtını anayasayı hazırlayacak olan Özbudun’a verdiğini ancak Hukuk Danışmanı Mehmet Uçum’un ise başkanlık sistemini kıyasıya savunduğuna işaret ederek yazısını şu ifadelerle noktaladı:

“Bu konuda parlamenter sistemi savunan Yazıcı ile cumhurbaşkanlığı sistemini ödünsüz savunan Mehmet Uçum bakalım ne zaman karşı karşıya gelecekler. Ya da gelecekler mi?”

Devamını Oku

Öztürkler: 20 Temmuz olmasaydı, Ada'daki Türk varlığı ortadan kaldırılmak üzereydi

Öztürkler: 20 Temmuz olmasaydı, Ada'daki Türk varlığı ortadan kaldırılmak üzereydi
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Kıbrıs Barış Harekatı’nın 52. yıl dönümü dolayısıyla AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

Harekat öncesi dönemde Kıbrıs Türkü’nün baskı altında yaşadığını, göç etmek zorunda kaldığını ve şehitler verdiğini hatırlatan Öztürkler, 20 Temmuz 1974’ten sonra Türk kimliğinin, dilinin, kültürünün ve milli değerlerinin özgürce yaşatılabildiği bir düzene kavuşulduğunu kaydetti.

Öztürkler, Mehmetçiğin yaptığı harekatın kendilerine KKTC’nin kurulmasına giden yolu açtığını belirterek, “20 Temmuz 1974 Kıbrıs Türkleri için atılmış tarihi bir adımdır çünkü Barış Harekatı ile birlikte halkımız yıllarca özlemini duyduğu güven ortamına kavuştu. İşte o güven ortamı da kendi devletimizi kurmamızın önünü açtı. Bugün KKTC çatısı altında özgürce yaşıyorsak bunun temelinde 20 Temmuz’un ortaya koyduğu huzur ve güven vardır.” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Öztürkler, Türk askerinin cesareti ve kararlılığı sayesinde bugün bu topraklarda özgürce yaşadıklarını dile getirerek, Kıbrıs Barış Harekatı’nın bir diğer tarihi öneminin ise Kıbrıslı Türklerin Anadolu ile yeniden kaynaşması olduğunu vurguladı.

LTB Maratonu için hazırlıklar başladı LTB Maratonu için hazırlıklar başladı İçeriği Görüntüle

Türkiye’nin harekattan sonra da her zaman kendilerine destek verdiğinin altını çizen Öztürkler, şöyle devam etti:

“Ana vatanımızın etkin ve fiili garantörlüğü ile güçlü desteği sayesinde, milli ve manevi değerlerimizi korumaya, devletimizi daha da güçlendirmeye ve bu kutsal mirası, gelecek nesillere en sağlam şekilde taşımaya devam edeceğiz. Bu noktada ben bugünlere gelmemizde büyük emeği olan Kurucu Cumhurbaşkanımız Rauf Raif Denktaş’ı ve toplum liderimiz Dr. Fazıl Küçük’ü, tüm Mücahitleri ve Mehmetçikleri tekrardan rahmetle anar, bugünlere gelmemizde emeği geçen herkese teşekkür ederim.”

– “Kıbrıs, Girit gibi olacaktı”

Öztürkler, 20 Temmuz 1974’te Mehmetçiğin Ada’ya çıkması ile birlikte yok edilmek üzere olan Türk varlığının kurtarıldığının altını çizerek, “Kıbrıs, Girit gibi olacaktı.” dedi.

Harekatın Kıbrıs Türklerinin makus talihini değiştirdiğine dikkati çeken Öztürkler, şunları kaydetti:

“20 Temmuz 1974’teki harekat olmasaydı, gerçekten bu Ada’daki Türk varlığı ortadan kaldırılmak üzereydi. Rumlar Ada’yı Yunanistan’a bağlamak için Türkleri ortadan kaldırmak istiyordu. Harekat olmasa daha fazla katliamların yaşanacağı bir sürece girecektik. Barış Harekatı, Kıbrıs’ta Türklerin var olmasını sağlayan, Ada’ya barış ve huzuru getiren, Kıbrıs Türk halkının geleceğini, Türklüğün devamını ve bayrağının dalgalanmasını sağlayan büyük bir mühürdür.”

Öztürkler, harekat kararını alan dönemin Başbakanı Bülent Ecevit, Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan ve dönemin Türk Silahlı Kuvvetlerinin komuta kademesine ve cephedeki erlere teşekkür ederek, şehitlere rahmet, gazilere de sağlıklı ömürler diledi.

– “Kıbrıs Türk halkı çok önemli mesafeler katetti”

Kıbrıs Barış Harekatı’nın ardından geçen 52 yılda Türkiye’nin güçlü desteğini aldıklarına işaret eden Öztürkler, “Kıbrıs Türk halkı çok önemli mesafeler katetti. Kurumsal yapımımızı güçlendirdik, eğitimden sağlığa, ulaşımdan alt yapıya kadar yapılan yatırımlarla bugün Doğu Akdeniz’in yükselen bir Türk yurdu olma noktasına geldik.” ifadelerini kullandı.

Öztürkler, Kıbrıs Türk halkının refahı, kalkınması ve geleceği için ortaya koydukları samimi desteklerden dolayı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’a şükranlarını sundu.

KKTC olarak son yıllarda gelecek nesillere güçlü devlet ve müreffeh yaşam bırakma yolunda önemli ivme kazandıklarını belirterek, “20 Temmuz 1974’ün bizlere bıraktığı en büyük miras iki bayrağımızın yan yana dalgalanmasıdır.” dedi.

– Kıbrıs Barış Harekatı

Türkiye, 1960 Zürih ve Londra antlaşmaları ile tesis edilen garantörlük haklarını kullanarak, Ada’daki anayasal düzeni ve Türk halkının varlığını korumak üzere 20 Temmuz 1974’te Kıbrıs Barış Harekatı düzenledi.

Kıbrıs’ta Türkler ve Rumların ortak olduğu 1960’ta kurulan “Kıbrıs Cumhuriyeti”, Ada’yı Yunanistan’a bağlamak isteyen Rumların, silah zoruyla Türkleri önce devletten atması ardından da Kıbrıslı Türklere yönelik öldürme, sürgüne gönderme, kamplarda yaşamaya zorlama faaliyetleri sonucu 1963 yılında çöktü.

Kıbrıs Türklerine yönelik 1963’ten 1974’e kadar başta EOKA terör örgütü olmak üzere bazı Rum devlet görevlilerinin de karıştığı öldürme eylemleri sonucu 30 binden fazla Kıbrıslı Türk, can güvenlikleri olmadığı için 100’ün üzerinde köyü terk etmek zorunda kalarak, etrafı Rum silahlı güçleri ile çevrili izole kamplarda yaşamaya zorlandı.

Yunanistan’daki askeri cunta tarafından desteklenen EOKA lideri Nikos Sampson’un, “Kıbrıs Cumhuriyeti” Cumhurbaşkanı Başpiskopos III. Makarios’u devirmek amacıyla 15 Temmuz 1974’te yaptığı askeri darbe sonucunda Ada’da yaşayan Türklerin durumu daha da kötüleşti.

Darbe sonucu meşru Cumhurbaşkanı III. Makarios, meselenin iç mesele olmadığını ilan ederek, garantör ülkeler Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’ye duruma müdahale etmeleri çağrısı yaptı.

Türk Silahlı Kuvvetleri 20 Temmuz 1974 sabahı Kıbrıs’a denizden çıkarma, havadan da indirme harekatı yaparak, Kıbrıs’taki Türk Mukavemet Teşkilatına mensup “Mücahitler” ile birleşti.

Kıbrıs’ta Türk varlığını güvence altına alan Mehmetçik, Rumların ateşkesi bozması ve ateşkes görüşmelerinin başarısız olması sonucu 14 Ağustos 1974’te ikinci harekatı başlattı.

Türk askeri birliklerinin 16 Ağustos 1974 akşamı Mağusa-Lefkoşa-Güzelyurt hattına ulaşmasıyla Kıbrıs Barış Harekatı’nın ikinci evresi de kesin Türk zaferi ile tamamlandı.

Devamını Oku

Facebook ve Instagram çöktü mü? Dünya genelinde erişim sorunu yaşanıyor

Facebook ve Instagram çöktü mü? Dünya genelinde erişim sorunu yaşanıyor
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Meta’ya ait Facebook ve Instagram’da dünya genelinde erişim sorunu yaşanıyor. 19 Temmuz 2026 Pazar günü içinde milyonlarca kullanıcı hesaplarına giriş yapamazken, akış yenileme ve mesajlaşma gibi temel özelliklerde de aksaklıklar meydana geldi. Peki Instagram ve Facebook uygulamalarında neler oluyor? Sosyal medya uygulamaları çöktü mü? İşte detaylar…

Meta’ya ait Facebook ve Instagram’da dünya genelinde erişim sorunu yaşanıyor. 19 Temmuz 2026 Pazar günü içinde milyonlarca kullanıcı hesaplarına giriş yapamazken, akış yenileme ve mesajlaşma gibi temel özelliklerde de aksaklıklar meydana geldi. Peki Instagram ve Facebook uygulamalarında neler oluyor? Sosyal medya uygulamaları çöktü mü? İşte detaylar…

Facebook ve Instagram çöktü mü? Dünya genelinde erişim sorunu yaşanıyor - Resim: 1

Meta’ya ait sosyal medya platformları Facebook ve Instagram’da dünya genelinde erişim sorunu yaşanıyor. 19 Temmuz 2026 Pazar günü başlayan teknik aksaklık nedeniyle milyonlarca kullanıcı hesaplarına giriş yapmakta ve uygulamaları kullanmakta güçlük çekiyor.

Facebook ve Instagram çöktü mü? Dünya genelinde erişim sorunu yaşanıyor - Resim: 2

FACEBOOK VE INSTAGRAM’A NEDEN GİRİLMİYOR?

Kullanıcılardan gelen bildirimlere göre, Facebook ve Instagram’a giriş yapmak isteyen birçok kişi hesaplarına erişemiyor. Platformlarda oturum açmaya çalışan kullanıcıların karşısına “Hesaba Geçici Olarak Ulaşılamıyor” uyarısı çıkıyor.

Hata mesajında, “Sitedeki bir sorundan dolayı hesabına şu anda ulaşılamıyor. Bu sorunun kısa süre içinde çözülmesini umuyoruz. Lütfen birkaç dakika içinde tekrar dene.” ifadeleri yer alıyor.

Facebook ve Instagram çöktü mü? Dünya genelinde erişim sorunu yaşanıyor - Resim: 3

SADECE GİRİŞ DEĞİL, PEK ÇOK ÖZELLİK DE ÇALIŞMIYOR

Yaşanan teknik aksaklık yalnızca hesaplara girişle sınırlı kalmadı. Kullanıcılar ana sayfa akışını yenileyemediklerini, mesaj gönderemediklerini ve bazı temel özelliklerin de kullanılamadığını bildiriyor. Sorun nedeniyle çok sayıda kullanıcı sosyal medya üzerinden yaşadıkları erişim problemlerini paylaşırken, “Instagram çöktü mü?” ve “Facebook neden açılmıyor?” soruları da gündemin ilk sıralarına yükseldi.

DÜNYANIN BİRÇOK ÜLKESİNDE FACEBOOK VE INSTAGRAM UYGULAMASINA ERİŞİM SORUNU

Anlık internet hizmeti kesintilerini takip eden Downdetector verilerine göre, erişim problemi yalnızca belirli bir ülkeyi değil, dünyanın birçok bölgesini etkiliyor. Platforma ulaşan kullanıcı bildirimleri, Facebook ve Instagram’da küresel çapta eş zamanlı bir erişim sorunu yaşandığını gösteriyor.

Facebook ve Instagram çöktü mü? Dünya genelinde erişim sorunu yaşanıyor - Resim: 5

Erişim sorununa ilişkin Meta tarafından henüz resmi bir açıklama yapılmadı. Kesintinin nedeni ve sistemlerin ne zaman tamamen normale döneceği ise şu an için bilinmiyor. 

Facebook ve Instagram çöktü mü? Dünya genelinde erişim sorunu yaşanıyor - Resim: 6

Şirketten yapılacak açıklamaların ardından gelişmelerin netlik kazanması bekleniyor.

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.