29 Mayıs 2026 Cuma

29.05.2026 10:09Güncelleme: 29.05.2026 10:55
ABD’de Washington Post’un özel haberine göre, 2025’ten itibaren Hazine Bakanlığı’ndaki iki siyasi atama yetkilisi Brandon Beach ve Mike Brown, banknot basımlarından sorumlu kurumların personeline banknot prototipleri hazırlamaları için defalarca baskı yaptı.
Çalışanlar ise bu durumun endişe yarattığını, çünkü mevcut federal yasanın yalnızca ölmüş kişilerin banknotlarda yer almasına izin verdiğini söyledi.

TASLAK TASARIMLARI SUNULDU
Bu çabaların bir parçası olarak, Beach, Ağustos ve Eylül aylarında büro çalışanlarına banknotun taslak tasarımlarını sundu; bunlardan birinde Donald Trump‘ın yüzü, 250 dolarlık banknotun ortasında, başkan ve Hazine Bakanı Scott Bessent’in imzaları arasında yer alıyordu.
Maket tasarımını kendisinin yaptığını söyleyen sanatçı ise, konuyla ilgili olarak Washington Post’a verdiği demeçte Trump ile görüştüğünü belirtti.
İngiliz ressam Iain Alexander, Trump’ın orijinal tasarımında yapılan değişiklikleri onayladığını, bu bağlamda da tasarıma Amerikan bayrağının renklerinin eklenmesini ve ülkenin kuruluşunun 250. yıldönümünü anlatan bir logonun eklenmesini desteklediğini söyledi.

BASILIRSA YILLAR SONRA BİR İLK OLACAK
1866’da, orta düzey bir Hazine bürokratının resminin 5 sentlik bir banknotta yer almasının ardından yasaklanmasından bu yana, yaşayan hiçbir yetkili, ABD para biriminde yer almadı.
Trump’ın 250 dolarlık bir banknotta yer almasına izin verecek yasa tasarısı, ülkenin 250. yıldönümünü anmak için geçen yıl Kongre’ye sunulmuştu ancak beklemeye alındı.
Hazine Bakanlığı sözcüsü yaptığı açıklamada, matbaanın önerilen mevzuata yanıt olarak ‘uygun planlama ve durum tespiti çalışmaları yürüttüğünü’ belirtti.
Açıklamada, “Bu yasal düzenleme yasalaşırsa BEP (Gravür ve Baskı Bürosu), büyük ulusumuzun 250. yıldönümünü uygun şekilde anmak için 250 dolarlık hatıra banknotu üretmek üzere proaktif bir şekilde harekete geçecek” denildi.

İTİRAZ EDEN MATBAA MÜDÜRÜ GÖREVDEN ALINDI
İsmini açıklamayan dört çalışanın ifadesine göre, matbaa müdürü Patricia “Patty” Solimene ve diğer personel, Beach ve Brown’a banknotun basımında yasal ve prosedürel engeller olduğunu ve bunun öngördüklerinden yıllar daha uzun süreceğini defalarca anlattı.
Çalışanlardan biri, “Daha fazla ilerleyemiyoruz ve tüm paydaşlar bir sonraki adımları görüşmek üzere henüz bir araya bile gelmediler. Özellikle bu kadar yüksek değerli bir banknotun basılması genellikle altı ila sekiz yıl sürüyor” dedi.

Ancak Solimene, 27 Nisan’da Hazine yönetimi tarafından görevinden aniden alındığını ve ertesi gün meslektaşlarına gönderdiği bir e-postada ayrıldığını yazdı.
The Post tarafından elde edilen veda e-postasında, Hazine Bakanlığı’nda başka bir göreve atandığını ve ayrılışının “kendi tercihi olmadığını” belirtti. Solimene, e-postada neden görev yerinin değiştirildiğini belirtmedi ve yorum almak için yapılan telefon görüşlerine de yanıt vermedi. 24 yıllık ordu gazisi olan Solimene, büronun ilk kadın direktörüydü.
YASAYA UYGUN DEĞİL’ TARTIŞMASI
Hazine Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “ABD Hazine Bakanı Bessent, Brandon Beach’in tavsiyesi üzerine, büyük ülkemizin ve Trump’ın tarihi başarılarını, para birimine imzasını atarak onurlandıracaktır” denildi.
Trump’ın imzasıyla banknot basılmasını yasaklayan bir yasa olmamasına rağmen, ABD para birimi uzmanları, başkanın görüntüsünü taşıyan 250 dolarlık bir banknotun mevcut yasalara aykırı olacağını söylüyor.
Yasalardan biri, Amerikan para biriminde yalnızca “ölmüş bir kişinin” tasvir edilebileceğini belirtiyor. Bir diğeri ise büronun hangi banknot türlerini basabileceğini belirtiyor.
İsrail’in Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Büyükelçi Danny Danon, ülkesinin çatışma bölgelerinde cinsel şiddete başvuran tarafların kaydedildiği BM kara listesine dahil edilmesine yönelik karara sert tepki gösterdi. Perşembe günü konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Danon, alınan bu kararın tamamen siyasi bir nitelik taşıdığını ve gerçeklerle bağdaşmadığını ileri sürdü.

Basına yansıyan bilgilere göre, İsrail Cezaevi Servisi (IPS) 2026 yılı itibarıyla söz konusu kara listeye resmen eklenecek. İsrail’e ait diğer bazı resmi kurumların da gelecekte bu listeye dahil edilme ihtimaline karşı izleme altında tutulmaya devam edeceği aktarıldı. İsrail yönetimi, bu karara misilleme olarak BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in ofisi ile yürütülen tüm diplomatik ilişkileri askıya aldı.

Büyükelçi Danon, karara yönelik eleştirilerini şu sözlerle dile getirdi:
“BM Genel Sekreteri; İsrail’i Hamas, IŞİD ve dünyadaki en aşağılık terör örgütleriyle aynı kara listeye koymuştur. Bu durum ahlaki bir rezalettir ve BM’nin elinde kalan son güvenilirliğin de tamamen çöküşüdür.”

Bahsi geçen kara liste, BM Genel Sekreteri tarafından her yıl hazırlanan “Çatışmalarda Cinsel Şiddet” (CRSV) başlıklı yıllık raporun ekinde yer alıyor. Bu listenin, silahlı çatışma dönemlerinde sistematik tecavüz veya farklı cinsel şiddet eylemlerini uyguladığından ciddi boyutta şüphe duyulan aktörleri ifşa etmeyi amaçladığı biliniyor.

Genellikle ağustos ayında yayımlanan raporda listeye alınan taraflar, en az bir yıl boyunca bu statüde kalıyor. 2025 yılı listesinde, aralarında Hamas’ın da yer aldığı toplam 63 devlet ve devlet dışı aktör bulunuyordu.

Ekim 2023 tarihinden bu yana İsrailli askerler ile cezaevi gardiyanları; Filistinli tutuklulara yönelik tecavüz, işkence, aç bırakma ve aşağılayıcı muamele de dahil olmak üzere geniş kapsamlı suistimal iddialarıyla karşı karşıya kalıyor.

Gözaltı sürecindeki ağır şartlar sebebiyle en az 100 mahkumun yaşamını yitirdiği kaydedilirken, bu can kayıplarının yaklaşık yarısının askeri gözaltı merkezlerinde, kalan kısmının ise İsrail Cezaevi Servisi (IPS) kontrolündeki tesislerde meydana geldiği belirtiliyor. Serbest bırakılan çok sayıda tutuklunun beyanları, gözaltı merkezlerinde maruz kaldıkları kötü muameleyi detaylarıyla ortaya koydu.

Geçtiğimiz aralık ayında, farklı İsrail hapishanelerinde tutulmuş iki Filistinli, ağır cinsel saldırıya uğradıklarını kamuoyuna açıklamıştı. Mağdurlardan biri, gözleri bağlı şekilde bir odaya götürüldüğünü, burada yaklaşık bir saat boyunca darbedildiğini, hakarete uğradığını ve bir nesneyle tecavüze maruz kaldığını ifade ederken; diğer tutuklu ise eğitimli askeri köpeklerin cinsel saldırısına uğradığını aktarmıştı.

Geçen yıl bir BM soruşturma komisyonu da İsrail’i; cinsel içerikli işkence ve tecavüz eylemlerini “Filistin halkını istikrarsızlaştırmak, tahakküm altına almak, baskılamak ve yok etmek amacıyla bir savaş yöntemi” olarak kullanmakla suçlamıştı. İsrailli insan hakları kuruluşu B’Tselem ise İsrail hapishane sistemini bir “işkence kampları ağı” şeklinde nitelendirmişti. Örgüt, bu kamplarda mahkumların, gardiyanlar veya askerler tarafından toplu cinsel şiddet de dahil olmak üzere sistematik cinsel saldırılara maruz bırakıldığını rapor etmişti.
NASA ve ESA verilerine göre Pasifik Okyanusu’nda güçlenen “Süper El Nino” sinyalleri, küresel sıcaklıkların rekor seviyelere ulaşabileceği endişesini artırıyor. Uzmanlar, aşırı hava olayları ve kuraklık riskine dikkat çekiyor.

NASA uyardı: “Süper El Nino geliyor” dünya rekor sıcağa hazırlanıyor – Resim: 1
İklim uzmanlarının ve meteorologların endişeyle takip ettiği gelişme uzaydan gelen verilerle yeniden gündeme geldi. Önümüzdeki yılın insanlık tarihindeki “en sıcak yıl” olarak kayıtlara geçebileceği öngörülürken, NASA tarafından elde edilen yeni veriler yaklaşan tehlikenin boyutlarını ortaya koyuyor.

İklim uzmanlarının ve meteorologların endişeyle takip ettiği gelişme uzaydan gelen verilerle yeniden gündeme geldi. Önümüzdeki yılın insanlık tarihindeki “en sıcak yıl” olarak kayıtlara geçebileceği öngörülürken, NASA tarafından elde edilen yeni veriler yaklaşan tehlikenin boyutlarını ortaya koyuyor.

Pasifik Okyanusu’nun merkezinde ve doğusunda deniz yüzeyi sıcaklıklarının uzun süreli olarak ortalamanın üzerine çıkmasıyla karakterize edilen El Nino’nun bu kez “Süper El Nino” formuyla dünyayı etkileyebileceği belirtiliyor.

NASA ve Avrupa Uzay Ajansı (ESA) iş birliğiyle yürütülen Copernicus Programı kapsamında 2020 yılında fırlatılan Sentinel-6 Michael Freilich uydusu, okyanuslardaki su seviyesi değişimlerini milimetrik hassasiyetle ölçüyor.

Son 2026 verileri, Güney Amerika kıyılarındaki Pasifik sularında yüzlerce kilometre genişliğinde devasa bir sıcak su kütlesinin oluştuğunu gösteriyor.
NASA uzmanlarına göre su ısındıkça genleştiği için okyanus yüzey seviyesindeki yükselme, aynı zamanda su sıcaklıklarının arttığının güçlü bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Sentinel-6 uydusu ayrıca El Nino’nun habercisi olan “Kelvin dalgaları” olarak bilinen sıcak su hareketlerini de yakından izliyor.

Deniz seviyesi araştırmacısı ve proje bilimcisi Josh Willis, mevcut durumu 1997 ve 2015 yıllarındaki büyük El Nino olaylarıyla karşılaştırarak, “Bu yılki hareketlilik biraz geç başlamış olsa da hızla arayı kapatıyor. Ne kadar büyüyeceğini hep birlikte göreceğiz” ifadelerini kullandı.

Uzmanlara göre El Nino dönemlerinde alize rüzgarlarının zayıflaması veya yön değiştirmesi, okyanuslardaki sıcak su dengesini bozarak küresel iklim sistemini etkiliyor. Bu durum, dünya genelinde yağış ve sıcaklık düzenlerinde ciddi değişimlere yol açabiliyor.

Yaklaşan Süper El Nino’nun etkileri arasında bazı bölgelerde aşırı yağış ve sel felaketleri, bazı bölgelerde ise şiddetli kuraklık, tarımsal üretimde düşüş, gıda fiyatlarında artış ve ekonomik dalgalanmalar yer alıyor.

1997-1998 döneminde yaşanan güçlü El Nino olayında dünya genelinde binlerce kişinin hayatını kaybettiği ve ciddi ekonomik kayıplar oluştuğu hatırlatılırken, benzer etkilerin yeniden yaşanabileceği uyarısı yapılıyor.
ABD ile İran’ın 60 günlük bir mutabakat zaptı konusunda anlaşmaya vardığı iddia edildi. Axios’un haberine göre sürecin yürürlüğe girmesi için ABD Başkanı Donald Trump’ın nihai onayı bekleniyor.

ABD ve İranlı müzakerecilerin, ateşkesi 60 gün uzatmayı ve İran’ın nükleer programına ilişkin müzakereleri başlatmayı öngören bir mutabakat zaptı üzerinde anlaşmaya vardığı bildirildi.
Axios’un iki ABD’li yetkiliye dayandırdığı habere göre, anlaşmanın yürürlüğe girmesi için ABD Başkanı Donald Trump’ın nihai onayı bekleniyor.
Anlaşmanın imzalanması halinde bunun, savaşın başlamasından bu yana en önemli diplomatik gelişmelerden biri olacağı ifade ediliyor.
Tarafların, İran’ın nükleer programı, yaptırımların hafifletilmesi ve Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğine ilişkin başlıklarda kapsamlı müzakerelere devam edeceği belirtiliyor.
ABD’li yetkililer, metnin büyük ölçüde netleştiğini ancak her iki tarafın da üst düzey siyasi onay sürecini beklediğini aktardı. İran’dan ise anlaşmaya ilişkin resmi bir doğrulama yapılmadı.
Mallorca formasıyla bu sezon La Liga’da etkileyici bir performans ortaya koyan Vedat Muriqi’nin Galatasaray’ın teklifini reddettiği ve Fenerbahçe başkan adayı Aziz Yıldırım ile anlaştığı iddia edildi. Ayrıca Mallorca’nın Fenerbahçe’den istediği bonservis bedeli de belli oldu.

La Liga’da küme düşen Mallorca’da etkileyici bir performans ortaya koyarak gol krallığında Kylian Mbappe’nin ardından ikinci sırada sezonu tamamlayan Vedat Muriqi‘nin Süper Lig’e geri dönmesi gündemde.
Galatasaray ve Fenerbahçe’nin transferi için devreye girdiği Kosovalı golcüyle ilgili sıcak gelişmeler yaşanıyor.
Yağız Sabuncuoğlu’nun haberine göre; Vedat Muriqi Galatasaray’ın yaptığı teklifi teşekkür ederek geri çevirdi ve Fenerbahçe başkan adayı Aziz Yıldırım ile anlaşmaya vardı.

Mallorca ile bonservis pazarlıklarının sürdüğü ifade edilirken İspanyol kulübünün 18 milyon Euro bonservis bedeli talep ettiği belirtildi.
Fenerbahçe’ye dönmeye sıcak bakan Muriqi’nin Mallorca’dan bonservisinde kolaylık sağlamasını isteyeceği de aktarıldı.