16 Haziran 2026 Salı
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nde büyük siyasi depreme neden olacak rapor açıklandı. Raporda Rumların eski lideri Anastasiadis’in görev süresi boyunca görevini nasıl suistimal ettiği ve ülkeyi ‘mafya devletine’ dönüştürdüğüne yönelik iddialar ortaya atıldı.

Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nde büyük bir siyasi skandal ortaya çıktı. Rum Yönetimi’ndeki Yolsuzlukla Mücadele Kurumu, eski Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiadis hakkında bir rapor hazırladı. Raporda Anastasiadis’in görevini suistimal ettiği ve ülkeyi adeta ‘mafya devletine’ çevirdiği belirtildi. Kurum, dosyayı daha fazla değerlendirme yapılması için başsavcılığa sevk etti.
Reuters’in haberine göre raporda kampanya finansmanındaki usulsüzlükler, iş adamlarının siyasi partilere mali destek sağlamasına yönelik soruşturmaları etkileme girişimleri ve kendi çıkarlarını etkileyen konularda kurumsal müdahale iddiaları yer aldı.
Öte yandan Anastasiadis’in seçimden önce siyasi nüfuzunu kullanarak, aralarında varlıklı Rus iş adamlarının da bulunduğu, hukuk firmasının müvekkilleriyle bağlantılı vatandaşlık başvurularını ilerlettiği iddiaları da yer alıyor.
Bağımsız Yolsuzlukla Mücadele Kurumu yaptığı açıklamada “Bulgular cezai mahkumiyet anlamına gelmemektedir ve ilgili tüm bireyler masumiyet karinesinden yararlanma hakkına sahiptir” ifadeleri yer aldı. Soruşturmada yer alan iddialar 2 yıllık araştırma sonucu raporlaştırıldı.
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin başında 2013-2023 yılları arasında bulunan Anastasiadis hakkında çıkan yolsuzluk iddialarını defalarca reddetti. Anastasiadis döneminde binlerce varlıklı yatırımcı, yatırım karşılığında vatandaşlık programı kapsamında Güney Kıbrıs pasaportu elde etti. Söz konusu program denetimlerdeki yetersizliklerin ortaya çıkması sonrası 2020 yılında durduruldu.
Araştırmacı gazeteci Makarios Drousiotis Anastasiadis’in görev süresi boyunca Kıbrıs’ta siyasi gücün, ticari çıkarların, avukatların ve devlet kurumlarının iç içe geçtiği, hesap verebilirliği ve hukukun üstünlüğünü zayıflatan bir sistemin geliştiği iddialarını “Mafya Devleti” kitabı ile ortaya atmıştı.
Anastasiadis ise geçen yıl yayımlanan “Yalaka” adlı kitabında bu iddialara karşı çıktı.
İstanbul Sarıyer’de lüks bir alışveriş merkezindeki kafede İran asıllı iş insanı B.A.’ya silahlı saldırı düzenlendi. Bacağından yaralanan iş insanı hastaneye kaldırılırken, saldırıyı gerçekleştirdiği iddia edilen 16 yaşındaki E.T. yakalanarak tutuklandı. Çocuk şüphelinin ifadesinde saldırı talimatını Telegram’daki bir “infaz grubu” üzerinden aldığını ve kendisine 200 bin lira teklif edildiğini söylediği öğrenildi.

İstanbul Sarıyer‘de 13 Haziran günü, dünyaca ünlü bir alışveriş merkezinde meydana gelen olayda, kafeteryada arkadaşlarıyla oturan İran asıllı iş insanı B.A. (35), yanına yaklaşan bir şahsın silahlı saldırısına uğradı.
LÜKS KAFEDE KURŞUN YAĞDIRDI: GÖRENLER GÖZLERİNE İNANAMADI!
Müşterilerin yoğun olduğu saatte patlayan silah sesleri üzerine lüks mekanda can pazarı yaşanırken, görenler gözlerine inanamadı.
Bacağından vurulan iş insanı kanlar içinde yere yığılırken, saldırgan ise kalabalığın arasına karışarak izini kaybettirmeye çalıştı. İhbar üzerine bölgeye çok sayıda sağlık ve polis ekibi sevk edildi. Yaralı B.A., olay yerindeki ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırıldı.
YUNUS TİMLERİ ADIM ADIM İZ SÜRDÜ: TETİKÇİ ÇOCUK ÇIKTI!
Saldırının ardından kaçmaya çalışan şüpheliyi yakalamak için Sarıyer Devriye Ekipler Amirliği’ne bağlı motorize yunus timleri geniş çaplı bir operasyon başlattı.
AVM çevresini abluka altına alan ekipler, şüpheli E.T.’yi (16) kısa sürede kıskıvrak yakalayarak gözaltına aldı. Genç tetikçinin üzerinde yapılan aramada suikastta kullandığı silah ve çok sayıda mermi ele geçirildi.
Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen E.T., çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Hastanede tedavi altına alınan İranlı iş insanının ise hayati tehlikesinin bulunmadığı bildirildi.

KAN DONDURAN İTİRAF: “TELEGRAM‘DAKİ İNFAZ GRUBUNDAN BULDULAR”
Soruşturma dosyasına yansıyan detaylar, suç dünyasının ulaştığı korkunç boyutu gözler önüne serdi.
Suçunu itiraf eden çocuk tetikçi, suikast talimatını nasıl aldığını tek tek anlattı. Çocuk tetikçinin kan donduran ifadesi ise ortaya çıktı:
“Popüler mesajlaşma uygulaması Telegram’da yer alan ‘infaz grubu’ isimli bir kanala katıldım.

“200 BİN TL TEKLİF ETTİLER”
Burada kendisini tanıtmayan kişiler benimle yurt dışı numaraları üzerinden iletişime geçti. İstanbul’da birini vurmam karşılığında bana tam 200 bin lira teklif ettiler. Paraya ihtiyacım olduğu için kabul ettim.”
FOTOĞRAF, KONUM VE PLAKA SANİYE SANİYE GÖNDERİLMİŞ
Genç şüphelinin ifadelerine göre, dijital suç şebekesi hedef aldıkları İranlı iş insanını adım adım takip etti. Kimliği belirsiz azmettiriciler, 16 yaşındaki E.T.’ye hedef kişinin fotoğraflarını, bindiği lüks aracın plakasını ve anlık konum bilgilerini Telegram üzerinden gönderdi.

KAÇIŞ PLANI BİLE HAZIRLANMIŞ
Korkunç planda tetikçinin olay yerinden kaçması için de her detayın düşünüldüğü ortaya çıktı. Saldırının ardından kendisini AVM yakınlarında bir korsan taksinin bekleyeceğini söyleyen E.T., “Taksiye binecektim ve vaat edilen 200 bin lirayı bana elden teslim edeceklerdi ama polisler izin vermedi” dedi.
İstanbul Emniyeti, tetikçinin arkasındaki gizemli azmettiricileri, yurt dışı bağlantılarını ve saldırının altında yatan gerçek nedeni ortaya çıkarmak için çok yönlü soruşturmasını derinleştirerek sürdürüyor.
Lübnan’a yönelik saldırılarına devam eden İsrail dur durak bilmiyor. İsrail, Güney Lübnan’da Press TV muhabiri yayın yaptığı sırada İsrail saldırısının hedefi oldu. Gazetecinin vurulma anı kısa sürede sosyal medyada gündeme oturdu.

ABD ile İran hattında mutabakat anlaşması yapılırken diğer yandan İsrail, saldırılarına devam ediyor. Lübnan‘ın güney topraklarına yönelik saldırılarına devam eden İsrail, gazetecileri de hedef alıyor.
Hadi Hoteit isimli Press TV muhabiri güney Lübnan’da İsrail saldırıları sonrası yaşanan yıkımı görüntülerken İsrail’in hedefi oldu.

O anlarda yayında olan Hoteit, üzerinde ‘basın’ yazan yelek ve şapka takmasına rağmen İsrail saldırısında yaralandı.
Yaşanan anlar saniye saniye kameralara yansırken, Hoteit’in hastanede tedavisinin gerçekleştirildiği ifade edildi.
Yaz sezonuyla birlikte Bodrum, Çeşme ve Antalya gibi turizm merkezlerinde restoran fiyatları yeniden tartışma konusu oldu. Lahmacun fiyatlarının bazı işletmelerde 1.600 TL’ye kadar çıkmasına ilişkin konuşan Ziya Şark Sofrası Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve CEO’su Nihat Bingöl, “Bir lahmacun 1.600 TL eder diyemem. Bu fiyat bana da oldukça yüksek geliyor” dedi.


16.06.2026 16:19Güncelleme: 16.06.2026 17:52
Yaz sezonunun başlamasıyla birlikte Bodrum, Çeşme ve Antalya gibi turizm merkezlerindeki restoran fiyatları yeniden gündem oldu. Bazı işletmelerde lahmacun fiyatlarının 1.600 TL’ye kadar çıkması kamuoyunda tartışma yaratırken, Ziya Şark Sofrası Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve CEO’su Nihat Bingöl, yüksek fiyatların nedenlerine ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
Bingöl, “Ben burada açıkça şunu söylemek isterim: Bir lahmacun 1.600 TL eder diyemem. Kusura bakmasın satan işletmeci dostlarımız; çünkü ben kendi işletmelerimde sattığım fiyatları da biliyorum, tercih ettiğim farklı işletmelerdeki fiyatları da görüyorum. Bu nedenle müşteri gözüyle baktığımda, bu fiyat bana da oldukça yüksek geliyor.” dedi.

Mynet Muhabiri Çiğdem Sevinç’e konuşan Bingöl, turistik bölgelerdeki fiyat artışlarının en önemli nedenlerinden birinin sezonluk çalışma baskısı olduğunu belirtti. Bingöl, birçok işletmenin yılın yalnızca 3-4 ayında yoğun çalıştığını ve tüm yılın gelirini bu kısa döneme yaymaya çalıştığını söyledi.
“HER YÜKSEK FİYATI MAKUL GÖRMEK DOĞRU DEĞİL”
Turistik bölgelerde kira, personel, enerji ve tedarik zinciri maliyetlerinin fiyatlara doğrudan yansıdığını ifade eden Bingöl, buna rağmen her yüksek fiyatın makul kabul edilemeyeceğini vurguladı.
Bingöl, “Ürün maliyetlerine baktığımızda zaman zaman gerçekten çok yüksek, hatta fahiş diyebileceğimiz fiyatlarla karşılaşabiliyoruz. Ancak bunu tüm esnaf için genellemek de doğru olmaz. Bu fiyatlar tek elden ya da ortak bir kararla belirlenen fiyatlar değildir. Her işletme kendi maliyet yapısına ve hedef kitlesine göre fiyatını oluşturur. Ancak bu domino etkisi yaratabilir” dedi.

“LAHMACUN ENFLASYONU SEKTÖRE ZARAR VERİYOR”
Her yaz döneminde restoran fiyatlarının “lahmacun enflasyonu” üzerinden tartışılmasının sektör üzerinde ciddi algı baskısı oluşturduğunu belirten Bingöl, bu durumun işletmelerin emeğine gölge düşürdüğünü söyledi.
Bingöl, restoran sektörünün yalnızca fiyatlardan ibaret olmadığını belirterek, “Bu tartışmaların haklı gerekçeleri olsa da sektörümüzün sürekli fiyat ve fahiş fiyat başlıklarıyla anılması beni derinden üzüyor” ifadelerini kullandı.
“BİR LAHMACUN 1.600 TL EDER DİYEMEM”
Bazı işletmelerde lahmacun fiyatlarının 1.600 TL’ye kadar çıkmasına da değinen Bingöl, bu fiyatlamanın yalnızca ürün maliyetiyle açıklanamayacağını belirtti.
Bingöl, “Burada mesele yalnızca lahmacunun maliyeti değil; işletmenin fiyatlandırma stratejisidir. O işletme, gelen her misafirin belirli bir seviyenin altında harcama yapmasını istemiyor. Bir lahmacunun 1.600 TL gibi bir fiyatla sunulması, aslında ‘buraya gelen kişi yemek yediğinde kişi başı en az bu seviyelerde ödeme yapsın’ yaklaşımının sonucudur” dedi.
Fiyatın tüketicide “fahiş” algısı yaratması halinde sektörün genel algısına da zarar verdiğini vurgulayan Bingöl, “Ben burada açıkça şunu söylemek isterim: Bir lahmacun 1.600 TL eder diyemem. Kusura bakmasın satan işletmeci dostlarımız; çünkü ben kendi işletmelerimde sattığım fiyatları da biliyorum, tercih ettiğim farklı işletmelerdeki fiyatları da görüyorum. Müşteri gözüyle baktığımda bu fiyat bana da oldukça yüksek geliyor” diye konuştu.

“KISA SEZONDA MAKSİMUM KÂR ANLAYIŞI TURİZME ZARAR VEREBİLİR”
Turistik bölgelerdeki fiyat meselesinin yalnızca birkaç restoranın fiyat politikası olarak görülmemesi gerektiğini belirten Bingöl, konunun ülke turizmine bakışla doğrudan ilgili olduğunu söyledi.
Bingöl, “Üç-dört aylık kısa sezonda maksimum kâr elde etme anlayışı, kısa vadede bazı işletmelere kazanç sağlıyor gibi görünse de uzun vadede ülke turizmine zarar verebilir. Turizm yalnızca doğal güzelliklerden ibaret değildir. Turizm; konaklama, yeme-içme, eğlence, ulaşım, hizmet kalitesi, güven duygusu ve misafir memnuniyetinin toplamıdır” dedi.

TAVUK FİYATLARI MENÜLERE NASIL YANSIYOR?
Son dönemde tavuk üreticilerine yönelik soruşturma ve operasyonların restoran maliyetlerine etkisine de değinen Bingöl, sürecin yalnızca soruşturma boyutuyla değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti.
Bingöl, beyaz et fiyatlarının ve gıda enflasyonunun son iki yıldır bakanlıklar tarafından yakından takip edildiğini belirterek, “Dileriz ki bu süreç hem üretici firmalar hem restoran işletmeleri hem de tüketiciler adına en sağlıklı şekilde sonuçlanır. Burada nihai amaç, piyasada adil rekabetin korunması, maliyetlerin makul seviyelerde kalması ve tüketicinin güvenle ürüne ulaşabilmesidir” dedi.
Tavuk fiyatlarındaki gelişmelerin menü fiyatlarına hemen indirim olarak yansımasının gerçekçi olmadığını söyleyen Bingöl, “Bu sürecin asıl avantajı, mevcut menü fiyatlarını hemen aşağı çekmesinden ziyade, gelecek zamların ya da yeni fiyat artışlarının önüne geçebilmesidir. Menü fiyatlarının ciddi şekilde düşmesi için enflasyonun tek haneli rakamlara inmesi, maliyetlerin öngörülebilir ve kontrol edilebilir hale gelmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.
MSB: NATO Daimi Savunma Planı kapsamında; ittifak hava savunmasının güçlendirilmesi maksadıyla İtalya’ya ait bir adet SAMP-T Hava Savunma Sistemi 3’üncü Ana Jet Üs Komutanlığı/Konya’da konuşlandırılacaktır.

MSB: NATO Daimi Savunma Planı kapsamında; ittifak hava savunmasının güçlendirilmesi maksadıyla İtalya’ya ait bir adet SAMP-T Hava Savunma Sistemi 3’üncü Ana Jet Üs Komutanlığı/Konya’da konuşlandırılacaktır.
Ayrıntılar geliyor…
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.