22 Temmuz 2026 Çarşamba
Günlerdir kavurucu sıcakların etkisinde kalan Türkiye’de hava bir anda tersine dönüyor. İstanbul’dan giriş yapan yağışlı sistem Anadolu’ya doğru ilerlerken, bazı bölgelerde kuvvetli sağanak bekleniyor; sıcaklıkların ise yer yer 10 derece birden düşeceği tahmin ediliyor. İşte detaylar…


Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün (MGM) son verilerine göre, Türkiye genelinde mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklıklar, önümüzdeki günlerde batı kesimlerden başlayarak kademeli olarak azalıyor.
Özellikle iç ve batı bölgelerde gök gürültülü sağanak yağışlar beklenirken, doğu ve güney kesimlerde sıcak ve az bulutlu hava hakim olacak.
42 DERECENİN ÜZERİNE ÇIKAN DEĞERLER GÖRÜLECEK
Çarşamba günü yoğun sıcaklık değerleri dikkat çekiyor.
Ülke genelinde yüksek sıcaklıklar görülüyor; birçok bölgede 35-42 derece aralığında değerler kaydediliyor.
Özellikle Güneydoğu Anadolu, Akdeniz ve iç kesimlerde 38-42 dereceye varan sıcaklıklar bekleniyor.
Yağış beklentisi sınırlı; genel olarak güneşli ve sıcak bir gün öngörülüyor.
SICAKLIKLAR DÜŞMEYE BAŞLIYOR
Perşembe günü sıcaklıklarda belirgin bir düşüşün başlaması bekleniyor.
Batı ve iç bölgelerde 33-39 derece bandına inen havanın, doğu kesimlerde hala 35-40 derece seviyesinde kalacağı öngörülüyor.
Bazı kuzey ve iç bölgelerde yerel gök gürültülü sağanak yağış tahmin ediliyor.
Sıcaklık düşüşünün batıdan başlayarak etkili olacağı değerlendiriliyor.
YAĞMUR ETKİSİNİ ARTIRACAK
Cuma günü yağışlı havanın etkisinin artması bekleniyor.
Özellikle Marmara, Ege, İç Anadolu’nun batısı ve Karadeniz’in bazı kesimlerinde gök gürültülü sağanak yağış öngörülüyor.
Sıcaklıkların batı ve iç kesimlerde 28-36 derece aralığına gerileceği tahmin ediliyor.
Doğu ve Güneydoğu’da ise 35-40 derece civarında daha sıcak havanın etkisinin devam edeceği değerlendiriliyor.
Ankara’da 2,5 yıldır eşinin sistematik şiddetine maruz kalan D.D. isimli kadının darbedildiği anlara ait görüntüler sosyal medyada infial yarattı. Küçük kızının gözleri önünde kanlar içinde bırakılan talihsiz kadın yetkililerden yardım istedi.

Ankara’da yaşayan D.D. isimli genç kadın, 2,5 yıldır evli olduğu eşi tarafından hamileliği dahil sistematik şiddete maruz kaldığını belirterek yardım istedi. Kadının acımasızca darbedildiği anlara ilişkin bir görüntünün sosyal medyaya düşmesi infial yaratırken talihsiz kadının yetkililere sesini duyurabilmek istiyor.
KÜÇÜK ÇOCUK DEHŞETİN ORTASINDA KALDI
Edinilen bilgilere göre, 2,5 yıldır eşinin şiddetine maruz kalan D.D., hamilelik süreci de dahil olmak üzere defalarca darbedildi. Yaşanan ağır şiddetin en acı tanığı ise çiftin küçük kız çocuğu oldu. Minik çocuğun, babasının annesini dövdüğü sırada ellerine ve yüzlerine bulaşan kanlara şahit olduğu öğrenildi.
“ANİDEN YÜZÜME YUMRUK ATTI”
Uğradığı son dehşet anlarını anlatan genç kadın, olayın 19 Temmuz akşamı eşinin ablasının evinde yaşandığını belirtti. Telefon görüşmesi yüzünden çıkan tartışmayı ve sonrasında yaşanan kabusu D.D. şu sözlerle aktardı: “19 Temmuz akşamı, eşimin ablasının evine misafirliğe gitmiştik. Her şey bir anda gelişti. Telefonunda bir kadının numarasını gördüm, bana ‘Onunla iş yapacağız, yeni bir dükkan açacağız’ dedi. Düzgün giden bir süreç değildi, daha yeni iş batırmıştı. Sadece ‘Ben de senin istemediğin bir şeyi yaptığımda ne demek istediğimi anlarsın’ dedim, başka hiçbir şey söylemedim. Bu cümlem üzerine aniden yüzüme yumruk attı.”
“BEBEĞİMİ KUCAĞIMDAN ALDILAR”
Yumruk darbesinin ardından evden kaçmaya çalıştığını ancak engellendiğini belirten talihsiz kadın, dehşet anlarını şöyle sürdürdü: “O dehşet anıyla hemen koşup bebeğime sarıldım, tek amacım o evden kaçıp kurtulmaktı. Ama ablası hemen arkamdan gelip bebeği kucağımdan aldı. O an savunmasız kaldım; eşim üzerime koşup beni yatağa yatırdı ve defalarca vurmaya başladı. Kaşımın patladığını, kanların aktığını gördüğünde ancak durdu.”
Sosyal medyada yayılan görüntüler üzerine kullanıcılar yetkili kurumları ve emniyet güçlerini etiketleyerek şahsın bir an önce tutuklanması yönünde çağrıda bulundu. Şiddet mağduru kadının yardım çığlığı sonrası adli sürecin başlatılması bekleniyor.

Yalova’da askeri eğitim sırasında rahatsızlanan askeri öğrencilerden pilot adayı Veli Bilgin‘in güneş çarpması sonucu şehit olması gündemdeki yerini koruyor.

Gazeteci Fatih Altaylı, kişisel bloğunda yazdığı yazıda Yalova’daki eğitim kampında hayatını kaybeden Hava Harp Okulu öğrencisiyle ilgili sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
Altaylı, şehit olan askerin yıllarca eğitim almış, ordunun gözbebeği olarak görülen bir pilot adayı olduğunu belirterek, “Yine bir askerimiz şehit oldu. Bu kez bir Hava Harp Okulu öğrencisi. Yıllarca eğitim almış, ordumuzun gözbebeği olan, öz evladımız gibi bakmamız gereken bir pilot adayı” ifadelerini kullandı.
Şehit haberinin ardından yaşanan sürece ilişkin sorular yönelten Altaylı, “Peki niye şehit oldu? Terör örgütü mü vurdu? Hayır. Uçağı arıza yapıp kaza kırıma mı uğradı? Hayır. Yunan uçaklarıyla it dalaşı yaparken mi? Asla. Peki nasıl? Yalova kampında, sıcak altında talim yaptığı için” sözleriyle tepkisini dile getirdi.
Aynı eğitim sırasında üç öğrencinin daha aynı nedenle hastanede tedavi gördüğünü belirten Altaylı, geçen yaz da benzer olayların yaşandığını hatırlattı. Altaylı, “Geçen yaz aylarında da yine aynı nedenle, güneş altında eğitim yaptırıldığı için iki er şehit olmuştu. Bu kez Hava Harp Okulu’nun bir pilot adayı şehit” dedi.
Yaşanan olayın sıradanlaştırılmaması gerektiğini savunan Altaylı, eğitim uygulamalarını eleştirerek şu ifadeleri kullandı:
“Durmadan sıcak nedeniyle, güneş çarpması ve sıvı kaybı nedeniyle şehit vermek bu kadar sıradan, kabul etmemiz gereken bir olay mı? Bu eğitim subaylarında ya da bu subayların kullandığı eğitim yönergelerinde bir sorun yok mu? Millet, evlatlarını Peygamber ocağı dediğimiz orduya, sıcak altında öldürmeniz için mi yolluyor?”
Altaylı’nın paylaşımı kısa sürede sosyal medyada geniş yankı uyandırırken, çok sayıda kullanıcı konuya ilişkin görüşlerini paylaştı.

Öte yandan, Yalova’daki Tatbiki Eğitim Kampı sırasında rahatsızlanarak hayatını kaybeden Hava Harp Okulu 1’inci sınıf öğrencisi Veli Bilgin, bugün memleketi Niğde’de düzenlenen askeri törenle son yolculuğuna uğurlandı.
Rahatsızlanan 3 öğrencinin ise tedavisi sürerken; olayla ilgili Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma da devam ediyor
Türkiye’nin Ege Bölgesinde yer alan cennet misali ormanlarda başlayan yangınlar tüm ülkenin yüreğine adeta kora düşürdü. Muğla ve Aydın’da etkili olan alevlere dev hava ve kara ekipleriyle müdahale edilirken, yerleşim yerleri tedbir amacıyla tahliye edildi.

Kaynak: AA / DHA / İHA

Türkiye’nin Ege bölgesinde bulunan ormanlarda çıkan yangınlar yüreklere kor düşürdü. Muğla ve Aydın’dan peş peşe yangın haberleri geldi. Tedbir amaçlı bazı yerleşim yerlerinde evler boşaltıldı.

İtfaiye ve Orman Bölge Müdürlüğü ekipleri havadan ve karadan yoğun şekilde çıkan yangınlara müdahale ediyor. Yaz mevsiminin en sıcak günlerinde meydana gelen bu yangınlar hem doğal yaşamı hem de turizm bölgelerini tehdit ediyor.

Geçmiş yıllarda benzer olaylarda binlerce hektar ormanlık alan zarar görmüştü. Bu yıl da yüksek sıcaklık ve kuvvetli rüzgar yangın riskini artırıyor. Yetkililer vatandaşları ormanlık alanlarda ateş yakmamaları ve sigara izmaritlerini söndürmemeleri konusunda uyarıyor.

Yangınların çıkış haberinin alınmasının hemen ardından Orman Bölge Müdürlüğü ekipleri ile Muğla ve Aydın Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlıklarına bağlı ekipler alarm durumuna geçti.

Bölgeye sevk edilen ekipler alevleri dizginleyebilmek adına hem havadan uçak ve helikopterlerle hem de karadan arazöz ve dozerlerle yoğun bir söndürme çalışması başlattı.
Muğla Fethiye’de alevlerle dev mücadele
Muğla’nın Fethiye ilçesinde ormanlık alanda başlayan yangın rüzgarın şiddetini artırmasıyla birlikte kısa sürede kontrol dışı büyüyerek geniş bir alana yayıldı. İlk andan itibaren bölgeye yönlendirilen ekipler saatlerle yarıştı. Fethiye’deki yangına müdahale amacıyla 5 helikopter, 3 uçak, 15 arazöz, 7 su tankeri, 3 dozer ve 130 personel sahaya sürüldü.
626

Alevlerin yerleşim bölgelerine yaklaşması üzerine alınan güvenlik tedbirleri kapsamında yaklaşık 10 ev tahliye edildi. Yangının ilk ulaştığı bölgelerde yapılan ilk belirlemelere göre turistik ve konaklama amacıyla kullanılan 4 bungalov alevlerin kurbanı olarak ağır zarar gördü.

Göcek’te dumanlar yükseldi: Ekipler seferber oldu
Fethiye ilçesine bağlı dünyaca ünlü Göcek Mahallesi Eski Gökçeovacık mevkiindeki ormanlık alanda henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın patlak verdi. Sık orman dokusunun bulunduğu alandan yükselen yoğun dumanları fark eden çevredeki vatandaşlar durumu vakit kaybetmeksizin 112 Acil Çağrı Merkezine bildirdi.

İhbar üzerine bölgeye Muğla Orman Bölge Müdürlüğü yetkilileri, Muğla Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı ekipleri ve çok sayıda arama kurtarma timi sevk edildi. Ancak bölgede etkili olan şiddetli rüzgar alevlerin hızla yayılmasına ve yangının kontrol altına alınmasını zorlaştırmasına neden oldu.

Rüzgarın etkisiyle büyüyen Göcek yangınına müdahale kapasitesi kısa sürede artırıldı. Sahada 14 helikopter, 5 yangın söndürme uçağı, 21 arazöz, 9 su tankeri, 3 dozer ve 200 uzman personel görev alarak alevlerin önünü kesmek için amansız bir mücadele yürüttü. Ekiplerin öncelikli hedefi alevlerin yerleşim yerlerine sıçramasını önlemek oldu.

Vali Akbıyık duyurdu: İnlice Mahallesi tahliye edildi
Muğla Valisi İdris Akbıyık bölgedeki yangın ve söndürme çalışmaları hakkında Anadolu Ajansı muhabirine önemli açıklamalarda bulundu. Yangına havadan ve karadan tüm imkanlarla yoğun bir şekilde müdahale edildiğini belirtip bölgedeki güvenlik tedbirlerinin en üst seviyeye çıkarıldığını ifade eden Muğla Valisi İdris Akbıyık, vatandaşların can güvenliğini teminat altına almak amacıyla Fethiye ilçesine bağlı İnlice Mahallesi’ni tedbir amacıyla boşalttıklarını kamuoyuna duyurdu.

Ekipler mahallede yaşayan vatandaşların güvenli alanlara naklini sağlarken alevlerin evlere sıçramaması için adeta bir barikat oluşturdu.

Aydın Kuyucak’ta korkutan yangın
Muğla’daki alevlerle mücadele sürerken bir diğer üzücü haber de Aydın’dan geldi. Aydın’ın Kuyucak ilçesinde saat 12.30 sıralarında ormanlık alanda yangın çıktı. Alevleri gören vatandaşların ihbarı üzerine Aydın Orman İşletme Müdürlüğü ve itfaiye ekipleri bölgeye hızla sevk edildi.

Aydın’daki yangına hem havadan helikopterler hem de karadan arazözler ve söndürme işçileriyle çok hızlı bir şekilde müdahale edildi. Ekiplerin koordineli ve etkin çalışması sayesinde yangın yaklaşık iki saat süren zorlu mücadelenin ardından saat 14.30 sıralarında tamamen kontrol altına alındı.

Çam Fıstığı ağaçları ziyan oldu, soruşturma başlatıldı
Aydın Kuyucak’ta yangının kontrol altına alınmasının ardından soğutma çalışmalarına vakit kaybetmeden başlandı. Soğutma operasyonlarının titizlikle yürütüldüğü bölgede yapılan ilk hasar tespit çalışmalarında, bölge ekonomisi ve doğası için büyük önem taşıyan çam fıstığı ağaçlarıyla kaplı 20 dekar tarım arazisinin yangından olumsuz etkilendiği ve zarar gördüğü tespit edildi.

Kuyucak ilçesindeki yangının çıkış sebebinin netleştirilmesi, olası bir ihmal veya kasıt unsurunun bulunup bulunmadığının ortaya çıkarılması amacıyla emniyet ve jandarma birimleri tarafından geniş çaplı bir adli ve idari soruşturma sürdürülmektedir. Ege Bölgesi geneline yayılan yangın riskine karşı yetkililer tüm vatandaşları daha dikkatli ve tedbirli olmaya davet etmektedir.
1626

1826


Gazeteci Ardan Zentürk, YouTube kanalında yayınladığı son analizinde Batı Asya ve Ortadoğu bölgesinde yaşanan jeopolitik kırılmaları değerlendirdi. Zentürk, ortaya çıkan yeni tablonun Türkiye açısından hayati bir nükleer strateji zorunluluğunu beraberinde getirdiğini ifade etti.

ABD ile Suudi Arabistan arasında varılan nükleer anlaşmanın bölgedeki güç dengelerini kökten değiştireceğini belirten Zentürk, kendi youtube kanalından yaptığı yayında ‘Türkiye nükleer silahlanmaya mecbur kalacak’ ifadelerine yer verdi. Zentürk’ün çarpıcı analizinden satır başları şu şekilde:
Bölgede yaşanan son gelişmeleri derin bir jeopolitik kırılma olarak nitelendiren Ardan Zentürk, ABD ve İsrail’in İran politikası üzerinden yürüttüğü çifte standartlı yaklaşımı şu sözlerle eleştirdi.
“Batı Asya veya Avrupalıların deyimiyle Ortadoğu bu sabah itibariyle yeni bir jeopolitik kırılma yaşıyor. Bu jeopolitik kırılma esasında içinde Türkiye’nin de bulunduğu bölgenin iddialı devletleri açısından bir nükleer silahlanma yarışını tetikler mi ve bu nükleer silahlanma yarışı sonucunda nasıl bir yere varabiliriz? Ayrı bir soru işareti olarak kendini göstermiş durumda. Amerika Birleşik Devletleri, İsrail ile beraber 28 Şubat 2026 gününden bu yana düzenli olarak İran’ın nükleer kapasitesini ortadan kaldırmaya çalışıyor. Aynı Amerika Birleşik Devletleri, beraber omuz omuza savaştığı İsrail’in 180 kadar nükleer başlık sahibi olduğunu görmezden geliyor. Bu çifte standart esasında Batı Asya’nın şu anda yaşamakta olduğu ana krizin temelinde yatan bir gerçek.”
ABD Başkanı Donald Trump’ın Suudi Arabistan ile yaptığı sivil nükleer anlaşmanın detaylarına dikkat çeken Zentürk, denetim mekanizmalarının bulunmamasının büyük bir risk yarattığına değindi:
“Bugün itibariyle Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump nükleer Suudi Arabistan’ın kapısını açmış vaziyette ve ABD ile Suudi Arabistan Krallığı arasında varılan anlaşma, Suudi Arabistan’da Amerikan teknolojisiyle uranyum zenginleştirme projelerinin gerçekleştirileceğini söylüyor. Eğer bir nükleer programa zenginleştirme programı ilave edilmişse o noktadan itibaren her an ama her an bir nükleer bombanın çıkması muhtemeldir. Anlaşmanın daha fazla izleme, denetim ve doğrulama olanağı sağlayacak olan Uluslararası Atom Enerjisi ek protokolünü içermesi beklenmiyor. Yani Amerikan Başkanı Donald Trump Suudi Arabistan’a ‘Bizim şirketlerle beraber nükleer programını yapalım, zenginleştirmeye başla’ demiş ama o zenginleştirmenin nereye kadar olduğunu denetleyecek planlamayı anlaşmaya koymamış. Bir Arap devletinin nükleer kapasite kazanmasını Amerika Birleşik Devletleri net olarak destekliyor.”
Ortadoğu’da güç dengelerinin yeniden şekillendiğini ve ABD’nin bölgesel denklemde “herkesin nükleer güce erişmesi” stratejisine kayabileceğini belirten Ardan Zentürk, Türkiye’nin atması gereken adımı ise şu ifadelerle özetledi:
“İran işgal edilemiyor. Nükleer silah kapasitesi şimdilik törpülense bile önümüzdeki 10 yıl içinde yeniden ortaya çıkacak anladığım kadarıyla. Amerikan aklı o zaman ‘herkes sahip olsun’ düşüncesine gidiyor olabilir. Nasıl Pakistan’la Hindistan ikisi birden sahip olunca savaşamaz hale geldilerse, bundan sonra da herkes sahip olursa kimse kimseye dokunamaz düşüncesine gidiyor olabilir. Bu, Türkiye’nin bir nükleer silah programı sahibi olmasını zorunlu kılıyor.”
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.