25 Temmuz 2026 Cumartesi
Yaşlanmayı durdurmak için bugüne kadar milyonlarca dolar harcayan milyarder Bryan Johnson, şimdi de kendisini klonladığını açıkladı. Johnson, bu yöntemle organ yetiştirerek ömrünü uzatmayı ve genç kalmayı hedefliyor.


Multimilyarder Bryan Johnson, ölümü olabildiğince ertelemek için uyguladığı sıra dışı yöntemlerle tanınıyor.
Bu kapsamda, çocuğundan kendine kan transfer etmesiyle çok büyük tepki toplamıştı.
KENDİNİ KLONLADI
İngiltere merkezli The Independent haberine göre Johnson, ölümsüzlüğe yönelik kritik bir eşiği aşarak kendini klonlamayı başardı.

YENİ DOĞMUŞ BİR BEBEK
Habere göre Bryan Johnson, yeni tedavileri denemek ve nakil için organ yetiştirmek amacıyla kendisini “yeni doğmuş bir bebek” olarak klonladığını duyurdu.
Johnson, geliştirdiği bu klona “Baby-Bryan” (Bebek Bryan) adını verdiğini açıkladı.
PETRİ KABINDA YAŞIYOR
Edinilen bilgilere göre, şuan için klon bir petri kabında yaşamını sürdürüyor.
Üretilen bu klonun gelecekte tedavilerde ve hastalıklarda kullanılabileceğini belirten Johnson, bu yapılanların sağlığın kaçınılmaz gerçeği olduğunu söyledi.
Bryan Johnson ayrıca klonlama sürecine dair sosyal medya hesabında paylaşımda bulundu.

“BU KLONLA KENDİ KAN ÇOCUĞUM OLABİLİRİM”
Johnson paylaşımında şu ifadelere yer verdi:
“Kendimi yeni doğmuş bir bebek olarak klonladım. Bu klonla kendi kan çocuğum olabilirim, terapileri klon üzerinde test edebilirim, nakil için organlar yetiştirebilirim, yeni tedaviler geliştirebilirim, genç hücreler enjekte edebilirim.
Bu bazı insanlar için korkutucu olabilir. Klinik denemeler zaten bu teknolojiyi Parkinson için dopamin nöronlarını restore etmek, kalp sağlığı ve görme yetisi için kullanıyor.
Süreç: Kan alma, hücrelerim çıkarıldı, Yamanaka faktörleri uygulandı, epigenetik yaş sıfırlandı, embriyonik benzeri bir duruma geri getirildi.
Bu hücreler şimdi pluripotent. Yüzlerce hücre tipine farklılaşabilir. Vücudum onları kabul edecek çünkü benim hücrelerim. Tedavi edilemez bir hastalıkla teşhis almanın bana uzun zamandır olan en iyi şeylerden biri olduğunu söylemiştim. Bu, vücudu onarma ve güçlendirme yollarında yeni bir sınır açtı.”
KLONLAMA TEKNOLOJİSİ
Johnson, kendini klonlarken Uyarılmış Pluripotent Kök Hücre teknolojisini kullandı.
Bu yöntem, modern tıp dünyasında en yeni ve en güçlü klonlama şekli olarak biliniyor.
Uyarılmış Pluripotent Kök Hücre teknolojisini geliştiren Japon bilim insanı Shinya Yamanaka, bu çığır açan çalışmasıyla 2012 yılında Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü’ne layık görülmüştü.

TEDAVİSİ OLMAYAN HASTALIK
Bryan Johnson, geçtiğimiz aylarda kendisine tedavisi bulunmayan bir otoimmün hastalık teşhisi konulduğunu açıklamıştı.
Resmi bir açıklama olmasa da Johnson’ın bu klonlama çalışmalarını hastalığını tedavi etmek için kullanması bekleniyor.
Hemen hemen herkesin satın aldığı Tahsildaroğlu markasının ‘Kırık Beyaz Peynir’inde ölümcül ‘listeria bakterisi’ tespit edildi. Türkiye’nin gündemine bomba gibi düşen olaya ilişkin Tahsildaroğlu’ndan açıklama geldi.


Türkiye’nin en ünlü markaları arasında yer alan Tahsildaroğlu’nun ‘kırık beyaz peynir’inde ölümcül ‘listeria’ bakterisi çıktı. Ortaya çıkan bu olay sonrasında Tarım ve Orman Bakanlığı harekete geçti.

BAKANLIK HAREKETE GEÇTİ
Konuya ilişkin Bakanlıktan yapılan açıklamada; aynı parti numarasına ait peynirlerin marketlerden toplatılarak imha edildiği bildirildi.

MARKADAN AÇIKLAMA GELDİ
Skandal olay sonrası Tahsildaroğlu’ndan konuyla ilgili açıklama geldi. Tahsildaroğlu, yaptığı açıklamada markaya ait diğer ürünlerde herhangi bir uygunsuzluk tespit edilmediğini belirtti.

“PİYASADAN ÇEKİLDİ”
Firmadan yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; “Son günlerde sosyal medya ve bazı basın yayın organlarında şirketimize ait bir ürün hakkında yer alan paylaşımlar üzerine kamuoyunu doğru bilgilendirmek amacıyla aşağıdaki açıklamanın yapılması gerekli görülmüştür.

Alo 174 Gıda Hattından iletilen bir tüketici şikayeti üzerine, 290625 parti numaralı 400 gram Olgunlaştırılmış Klasik Kırık Beyaz Peynir ürünümüzden zincir market rafından numune alınarak Kocaeli Gıda Kontrol Laboratuvar Müdürlüğü tarafından yapılan analiz sonucunda ürünün L. monocytogenes yönünden uygun olmadığı şirketimize bildirilmiştir.

Bildirimin ardından üretim tesisimizde resmi denetim gerçekleştirilmiş, söz konusu partiye ait ürünlerin tedbiren piyasadan çekilmesi süreci başlatılmıştır.
Şirketimiz tarafından başlatılan inceleme kapsamında, üretim tesisimizde 37 farklı noktadan çevresel numune ile şahit son ürün ve ardışık parti numarasına sahip ürünlerden numune alınarak akredite laboratuvarlarda analiz edilmiştir. Yapılan analizlerde L. monocytogenes bulgusuna rastlanmamıştır.

Şirketimizde düzenli olarak uygulanan Listeria Çevresel İzleme Programı kapsamında, bugüne kadar gerçekleştirilen çevresel izleme çalışmalarında L. monocytogenes tespit edilmemiştir. Şikayete konu ürün, ayrı bir üretim ve paketleme hattında üretilmekte olup yapılan incelemelerde diğer ürünlerimizde herhangi bir uygunsuzluk bulgusuna rastlanmamıştır.

Üretim tesislerimiz ulusal mevzuatın yanı sıra GFSI tarafından tanınan uluslararası gıda güvenliği standartları doğrultusunda faaliyet göstermekte, yetkili kurumlar ve bağımsız uluslararası belgelendirme kuruluşları tarafından düzenli olarak denetlenmektedir.
Sosyal medya ve bazı basın yayın organlarında olayın kapsamını aşan, diğer ürünlerimizi ve markamızı hedef alan gerçeğe aykırı iddialara itibar edilmemesini rica ederiz. Gerçeğe aykırı bilgi ve paylaşımlarla ilgili yasal haklarımız titizlikle takip edilmektedir.
Şirketimiz, tüketici sağlığını ve gıda güvenliğini en temel önceliği olarak görmekte, üretimini bilimsel esaslar, ulusal mevzuat ve uluslararası gıda güvenliği standartları doğrultusunda sürdürmeye devam etmektedir.”
Kaynak: Devrim Tosunoğlu –
Dr. Sadık Ahmet’in 31. ölüm yıl dönümü törenine katılmak isteyen Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı Özcan Pehlivanoğlu, Yunanistan sınırından geri çevrildi. Gerekçe olarak “kamu düzenini bozmak” gösterildi.

Batı Trakya Türklerinin hak ve özgürlük mücadelesinin lideri Dr. Sadık Ahmet, şüpheli bir trafik kazası sonrası hayatını kaybedişinin 31. yıl dönümünde Gümülcine’deki mezarı başında dualarla anıldı. Lozan Barış Antlaşması’nın imza yıl dönümü olan 24 Temmuz’a denk gelen anma törenine Türkiye’den üst düzey yetkililer, siyasi parti temsilcileri ve merhum liderin sevenleri katıldı.
Fakat törene katılmak üzere Yunanistan’a gitmek isteyen Zafer Partisi heyeti, sınır kapısında skandal bir engellemeyle karşılaştı. Heyette yer alan Çanakkale İl Başkanı Ahmet Uslu’nun geçişine izin verilirken, Zafer Partisi Balkanlardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Özcan Pehlivanoğlu sınır kapısından geri çevrildi. Yaşanan skandaldan sonra Pehlivanoğlu, Yeniçağ Gazetesi’nden gazeteci Baran Yalçın’a çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Dr. Sadık Ahmet’in eşi Işık Ahmet’in özel davetiyle ve Dışişleri Bakanlığına bilgi vererek yola çıktıklarını belirten Özcan Pehlivanoğlu, sınır kapısında bir saatlik bekletmenin ardından kendisine bir belge imzalatıldığını aktardı. Yunan yetkililerin gerekçe olarak “Kamu düzenini bozmak” maddesini öne sürdüğünü belirten Pehlivanoğlu, şu ifadeleri kullandı:
“Bir kişi kamu düzenini tek başına nasıl bozabilir? Bu durum oldukça tartışmalı. Ancak bu kararın altında yatan asıl nedenler çok farklı. Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılmasına karşı çıkmamız, Ege’deki işgal edilen adalar, kıta sahanlığı ve Kıbrıs konularında Yunanistan’ın Türkiye aleyhine yürüttüğü politikaları basın açıklamalarımla sert bir şekilde eleştirmem bu kararda etkili oldu.”
Pehlivanoğlu, kendisiyle birlikte Zafer Partili diğer yöneticilere de daha önce turistik gezilerinde benzer engellemelerin çıkarıldığını vurgulayarak, partinin Batı Trakya Türklerine verdiği güçlü desteğin Atina yönetiminde rahatsızlık yarattığını belirtti.
Törene Türkiye’den devlet yetkilileri, milletvekilleri ve birçok farklı siyasi partiden temsilcinin sorunsuz katıldığını vurgulayan Pehlivanoğlu, sadece kendisinin engellenmesinin altını çizdi. Giriş yasağının arkasında yatan diplomatik ve dini sebeplere dikkat çeken Pehlivanoğlu, şunları söyledi,
“Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılmaması gerektiğini kararlılıkla savunuyoruz. Siyasi parti olarak Fener Rum Kilisesi Başpapazı Bartholomeos’un ‘ekümeniklik’ iddiasını kesinlikle reddediyoruz. Benim Yunanistan’a sokulmamamdaki en büyük etkenlerden birinin Bartholomeos’un talepleri olabileceğini değerlendiriyorum. ‘Bu adam bizim aleyhimize çalışıyor, Yunanistan’a sokmayın’ şeklinde bir girişimde bulunmuş olabilir.”
Türkiye’nin Yunan siyasetçilere, din adamlarına veya gazetecilere hiçbir kısıtlama uygulamadığına dikkat çeken Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı, Türk vatandaşlarının ve bir siyasi parti yöneticisinin bu muameleye maruz kalmasının kabul edilemez olduğunu belirtti.
Yunanistan’ın bu adımının hem Avrupa Birliği kurallarına hem de temel insan haklarına aykırı olduğunu ifade eden Pehlivanoğlu, Dışişleri Bakanlığı ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’a çağrı yaparak, Türkiye Cumhuriyeti’nin kendi vatandaşına yapılan bu uygulamaya karşı sessiz kalmaması gerektiğinin altını çizdi.

Dr. Sadık Ahmet, 7 Ocak 1947’de Gümülcine’ye bağlı Küçük Sirkeli (Agra) köyünde dünyaya geldi ve kendisine Değirmenci lakabıyla tanınan dedesinin ismi verildi. Dedesi Değirmenci Sadık Efendi, Küçük Sirkeli köyünün ileri gelenlerindendir. Sadık Ahmet’in babası, Değirmenci Sadık Efendi’nin Ahmet isimli oğludur. Sadık Ahmet’in baba tarafı aslen Gümülcine’nin Değirmendere (Darmeni) köyündendir.
Sadık Ahmet, Yunanistan’da İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra vuku bulan, 185.000 kişinin hayatını kaybettiği iç savaş (1946-1949) döneminde dünyaya geldi. Bu dönemde Batı Trakya köyleri zaman zaman çetecilerin saldırılarına uğramış, bu saldırılardan Büyük Sirkeli ve Küçük Sirkeli köyleri de nasiplerini almıştı. Çeteciler tarafından dağa kaçırılanlar, hatta öldürülenler olmuştu. Çeteciler tarafından öldürülenlerden biri Küçük Sirkeli köyünden Sadık Ahmet’in yakınıdır. Bu sebeple Türk köylüleri şehirlerdeki yakınlarının ve dostlarının yanına sığınmışlardı. Sadık Ahmet’in ailesi de bir dönem Gümülcine’de bir aile dostlarının evinde kalmıştı. Sadık Ahmet’in babası geçimini çiftçilikle ve köydeki iş yerinde at arabalarına tekerlek yaparak sağlardı.
Sadık Ahmet’in de çocukluğu köyde geçti, bir köy çocuğu olarak ailesine her işinde yardımcı oldu. Sadık Ahmet 1954-1960 dönemindeki Küçük Sirkeli köyündeki ilkokul eğitiminin ardından, 1960 yılında Batı Trakya Türklerinin tek orta öğretim kurumu olan Celal Bayar Ortaokul ve Lisesi’nde eğitim almaya başladı. Söz konusu ortaöğretim kurumu 2 Aralık 1952 tarihinde açılmış olup, Türk-Yunan dostluğunun bir kanıtı olarak okula açılışında da bulunmuş olan Türkiye Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın ismi verilmişti. Okul ilk mezunlarını 2 kız ve 25 erkek olarak 1959 yılında verdi. Bu gençler, yarım asırlık bir aradan sonra liseden mezun olabilen ilk Batı Trakyalı Türk gençleridir. Çünkü Batı Trakya’daki rüştiyeler ve bir mülkî idadî, 1923 öncesinde kapatıldı.
Lise öğrencisi olduğu yıllarda Sadık Ahmet’in yazmaya da ilgi gösterdiği anlaşılıyor. Lise ikinci sınıf öğrencisi iken Batı Trakya Türklerine ait yerel bir gazete olan Akın’daki “Gençliğin Köşesinde” iki yazısı yayınlandı. Bu yazıların başlıkları “Batıl İnanışlar” ve “Müslümanlık ve Türklük”tür. Lise üçüncü sınıfa geçtiğinde aynı gazete Sadık Ahmet’in “Beklenen Güneş” ve “Kültür Merkezi” isimli yazılarını da yayımladı. Bu yazılardan Sadık Ahmet’in Batı Trakya Türklerine dair bir takım mevzulara kafa yorduğu anlaşılır.
Liseden 1966 yılındaki mezuniyetinin ardından Sadık Ahmet, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne kayıt yaptırır ve Ankara’da bulunduğu dönemde Cebeci Öğrenci Yurdunda kalır. Ancak Ankara Üniversitesi’ndeki bir yılın ardından Selanik Aristoteles Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne kayıt yaptırır ve 1974’te tıp doktoru olarak mezun olur. Dikkat edilecek olursa Sadık Ahmet’in Selanik’teki üniversite öğrenciliği Yunanistan’ın “Albaylar Cuntası” dönemine denk gelir. Cunta idaresinin söz konusu olduğu bu dönemde Batı Trakya Türklerinden on altı erkek öğrenci Selanik’te üniversiteye devam eder. Önceki bölümlerde anlatıldığı gibi 1967-1974 Albaylar Cuntası döneminde Batı Trakya Türklerine uygulanan baskılar artar.
24 Temmuz 1995’te Lozan Antlaşması’nın 72. yıldönümünde, Gümülcine şehrine bağlı Susurköy (Sostis) köyünün dışında şüpheli bir trafik kazası ile hayatını kaybetti. Türkiye’de, özellikle Trakya bölgesinde, birçok okul, yol ve park onun adını taşımaktadır.
Rum Yönetimi Başsavcılığı, gazeteci-yazar Makarios Drusiotis ile “Sandy” lakaplı kadın hakkında sahte belge düzenleme, yalan haber yayma ve taciz dahil 101 suçlamayı içeren iddianameyi tamamlayarak dosyayı Ağır Ceza Mahkemesi’ne sevk etti. Drusiotis ise davanın siyasi amaç taşıdığını öne sürdü.

Rum Yönetimi Başsavcılığının, “Sandy” davasında iddianamesini tamamladığı, iddiaları ortaya atan Gazeteci-Yazar Makarios Drusiotis ve “Sandy” lakaplı kadına 101 suçlama isnat ederek konuyu Ağır Ceza Mahkemesi’ne sevk ettiği bildirildi.
Alithia ve diğer gazeteler Drusiotis ve Sandy lakaplı kadına isnat edilen suçlar arasında “sahte belge düzenlemek ve dolaşıma sürmek, yalan haber yayımlamak ve taciz” bulunduğunu yazdı ve davanın eylül ayında görülmeye başlanacağı bilgisini verdi.
Öne sürülen habere göre Drusiotis iddianamenin sunulmasının hemen ardından sosyal medya hesabı üzerinden, aleyhine getirilen suçlamaları reddetti. Drusiotis hakkındaki cezai kovuşturmanın ardında “siyasi maksatlar bulunduğu” görüşünü paylaştı.
Hakkındaki davanın, “dikkatleri Videogate skandalından dağıtmak ve eski Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’e yardım eli olduğu” görüşünü de belirten Drusiotis, ‘mafya devlet” olarak adlandırdığı meselede baş tanık olarak değerlendirilmek yerine sanık haline getirildiğinden” şikayet etti.
Drusiotis, Rum Başsavcı Yorgos Savvidis ve Başsavcı Yardımcısı Savvas Angelidis’i “mafya devlet” davasında kendilerini dışarıda tutup, aleyhine iddianame sunmakla suçladı. Drusiotis paylaşımında “Nikos Hristodulidis’in Kıbrıs’ında araştırmacı gazetecilik ceza mahkemesine götürülüyor” ifadesine yer verdi.

Türk pop müziğinin en çok konuşulan isimlerinden Gülşen, bu kez yeni reklam anlaşmasıyla gündem oldu.

Sahne performansları, hit şarkıları ve cesur tarzıyla yıllardır adından söz ettiren ünlü şarkıcı, son olarak dünyaca ünlü bir kahve markasının yüzü olarak kamera karşısına geçti.

20 MİLYON TL
Konserden konsere koşturan şarkıcının bu reklam anlaşmasından 20 milyon TL kazandığı iddia edildi.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.