19 Temmuz 2026 Pazar
Balkanlar üzerinden Türkiye’ye giriş yapan uzun çekirge sürüleri İstanbul’a kadar ulaştı. Kentin birçok noktasında görülen çekirgeler vatandaşları tedirgin ederken, uzmanlar dikkatli olunması konusunda uyarıda bulundu.


19.07.2026 11:34Güncelleme: 19.07.2026 11:48
Balkanlar üzerinden yola çıkan uzun çekirge kafileleri Türkiye’ye giriş yaparak Trakya ve İstanbul’da etkisini göstermeye başladı.Hava Forum tarafından paylaşılan veriler ve vatandaşlardan gelen ihbarlar doğrultusunda, çekirgelerin bölgedeki hemen her mahallede ve evlerin çevresinde yoğun şekilde görülmeye başlandığı bildirildi.
Gelen bilgilere göre bölgemizde neredeyse her mahallede, hatta birçok evin çevresinde görülmeye başlandı.
İSTANBUL’A KADAR GELDİLER
Göç hareketinden en çok etkilenen yerleşim yerleri arasında Trakya bölgesi ve İstanbul’un batı ilçeleri öne çıkıyor. Özellikle Uzunköprü, Keşan, Kırklareli, Lüleburgaz, Babaeski, Çorlu, Çerkezköy, Süleymanpaşa, Silivri, Hadımköy ve Arnavutköy hatlarında çekirge yoğunluğunun belirgin şekilde arttığı gözlemleniyor.

YUNANİSTAN DA ÇEKİRGELERLE MÜCADELE EDİYOR
Çekirge sürülerinin güzergahında bulunan komşu Yunanistan’da da benzer bir hareketlilik yaşanıyor. Yunan basınında yer alan haberlere göre, Dedeağaç ile Gümülcine arasında bulunan Kozlukebir ve Şapçı bölgelerinde de çekirge istilası nedeniyle ilaçlama ve mücadele çalışmaları başlatılmış durumda.
Konuyla ilgili yayımlanan bilgilendirmelerde, vatandaşların çekirge görmeleri durumunda endişeye kapılmaması gerektiği vurgulandı.
Gazeteci Sedat Bozkurt, Kısa Dalga’da yayımlanan köşe yazısında iktidarın yeni anayasa çalışmalarını kaleme aldı. Beştepe’de Erdoğan’a sunulan parlamenter sisteme dönüş fikrine “Erdoğan’ın sıcak baktığı” kulisini işleyen Bozkurt, “Parlamenter sistem ‘konuşulabilir’ oldu” ifadelerini kullandı.

Kamuoyunun gündemine AK Parti tarafından sıklıkla getirilen yeni anayasa hususunda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve sivil toplum kuruluşlarından, “Türk Demokrasi Vakfı yönetiminin bir süre önce Erdoğan’ı Külliye’de ziyaret ettiği” bilgisini aktaran Sedat Bozkurt; Anayasa Profesörü ve geçtiğimiz dönem Gelecek Partisi’nden istifa ederek AK Parti’ye katılan Serap Yazıcı Özbudun’la olan diyaloğunu aktardı.
“Konu cumhurbaşkanlığı ve parlamenter sistem kıyasına gelince Yazıcı, doktora tezinin parlamenter sistem olduğunu hatırlatır ve ‘Başından beri ben parlamenter sistemi savunageldim, bugün de aynı noktadayım. Bir yolunu bulsak da tekrar parlamenter sisteme dönebilsek.’ dedi ve ekledi: ‘Anayasaya geçici bir madde koysak ve siz kaydıhayat şartıyla cumhurbaşkanı kalsanız.’ Heyet de Erdoğan da şaşırdı doğal olarak. Ama hemen devreye giren Erdoğan, Serap Yazıcı’ya dönerek, ‘Bunları sonra konuşuruz.’ dedi ve konuyu hemen kestirip attı. Burada Yazıcı’nın bir anayasa hukuku profesörü olarak bunu söylemesinin arkasında ne olduğunu doğal olarak merak etmemek elde değil. Demokrasi açısından parlamenter sistemi Erdoğan’ın karşısında sıkı bir biçimde savunduktan sonra bu önerisinin mantıklı bir gerekçesi vardır sanırım.“
Sedat Bozkurt’a göre burada asıl haber değeri olan konu; Erdoğan’ın, “parlamenter sisteme geçilmeli” önerisine cepheden ve kararlı bir biçimde karşı çıkmak yerine “Bunu sonra konuşuruz” demesi. Artık, parlamenter sisteme dönme meselesi Erdoğan açısından da konuşulabilir bir mesele haline gelmiş demek ki.
Gazeteci Bozkurt, Erdoğan’ın “Sonra bakarız” yanıtını anayasayı hazırlayacak olan Özbudun’a verdiğini ancak Hukuk Danışmanı Mehmet Uçum’un ise başkanlık sistemini kıyasıya savunduğuna işaret ederek yazısını şu ifadelerle noktaladı:
“Bu konuda parlamenter sistemi savunan Yazıcı ile cumhurbaşkanlığı sistemini ödünsüz savunan Mehmet Uçum bakalım ne zaman karşı karşıya gelecekler. Ya da gelecekler mi?”
Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Kıbrıs Barış Harekatı’nın 52. yıl dönümü dolayısıyla AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.
Harekat öncesi dönemde Kıbrıs Türkü’nün baskı altında yaşadığını, göç etmek zorunda kaldığını ve şehitler verdiğini hatırlatan Öztürkler, 20 Temmuz 1974’ten sonra Türk kimliğinin, dilinin, kültürünün ve milli değerlerinin özgürce yaşatılabildiği bir düzene kavuşulduğunu kaydetti.
Öztürkler, Mehmetçiğin yaptığı harekatın kendilerine KKTC’nin kurulmasına giden yolu açtığını belirterek, “20 Temmuz 1974 Kıbrıs Türkleri için atılmış tarihi bir adımdır çünkü Barış Harekatı ile birlikte halkımız yıllarca özlemini duyduğu güven ortamına kavuştu. İşte o güven ortamı da kendi devletimizi kurmamızın önünü açtı. Bugün KKTC çatısı altında özgürce yaşıyorsak bunun temelinde 20 Temmuz’un ortaya koyduğu huzur ve güven vardır.” ifadelerini kullandı.
Cumhuriyet Meclisi Başkanı Öztürkler, Türk askerinin cesareti ve kararlılığı sayesinde bugün bu topraklarda özgürce yaşadıklarını dile getirerek, Kıbrıs Barış Harekatı’nın bir diğer tarihi öneminin ise Kıbrıslı Türklerin Anadolu ile yeniden kaynaşması olduğunu vurguladı.
LTB Maratonu için hazırlıklar başladı İçeriği Görüntüle
Türkiye’nin harekattan sonra da her zaman kendilerine destek verdiğinin altını çizen Öztürkler, şöyle devam etti:
“Ana vatanımızın etkin ve fiili garantörlüğü ile güçlü desteği sayesinde, milli ve manevi değerlerimizi korumaya, devletimizi daha da güçlendirmeye ve bu kutsal mirası, gelecek nesillere en sağlam şekilde taşımaya devam edeceğiz. Bu noktada ben bugünlere gelmemizde büyük emeği olan Kurucu Cumhurbaşkanımız Rauf Raif Denktaş’ı ve toplum liderimiz Dr. Fazıl Küçük’ü, tüm Mücahitleri ve Mehmetçikleri tekrardan rahmetle anar, bugünlere gelmemizde emeği geçen herkese teşekkür ederim.”
– “Kıbrıs, Girit gibi olacaktı”
Öztürkler, 20 Temmuz 1974’te Mehmetçiğin Ada’ya çıkması ile birlikte yok edilmek üzere olan Türk varlığının kurtarıldığının altını çizerek, “Kıbrıs, Girit gibi olacaktı.” dedi.
Harekatın Kıbrıs Türklerinin makus talihini değiştirdiğine dikkati çeken Öztürkler, şunları kaydetti:
“20 Temmuz 1974’teki harekat olmasaydı, gerçekten bu Ada’daki Türk varlığı ortadan kaldırılmak üzereydi. Rumlar Ada’yı Yunanistan’a bağlamak için Türkleri ortadan kaldırmak istiyordu. Harekat olmasa daha fazla katliamların yaşanacağı bir sürece girecektik. Barış Harekatı, Kıbrıs’ta Türklerin var olmasını sağlayan, Ada’ya barış ve huzuru getiren, Kıbrıs Türk halkının geleceğini, Türklüğün devamını ve bayrağının dalgalanmasını sağlayan büyük bir mühürdür.”
Öztürkler, harekat kararını alan dönemin Başbakanı Bülent Ecevit, Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan ve dönemin Türk Silahlı Kuvvetlerinin komuta kademesine ve cephedeki erlere teşekkür ederek, şehitlere rahmet, gazilere de sağlıklı ömürler diledi.
– “Kıbrıs Türk halkı çok önemli mesafeler katetti”
Kıbrıs Barış Harekatı’nın ardından geçen 52 yılda Türkiye’nin güçlü desteğini aldıklarına işaret eden Öztürkler, “Kıbrıs Türk halkı çok önemli mesafeler katetti. Kurumsal yapımımızı güçlendirdik, eğitimden sağlığa, ulaşımdan alt yapıya kadar yapılan yatırımlarla bugün Doğu Akdeniz’in yükselen bir Türk yurdu olma noktasına geldik.” ifadelerini kullandı.
Öztürkler, Kıbrıs Türk halkının refahı, kalkınması ve geleceği için ortaya koydukları samimi desteklerden dolayı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’a şükranlarını sundu.
KKTC olarak son yıllarda gelecek nesillere güçlü devlet ve müreffeh yaşam bırakma yolunda önemli ivme kazandıklarını belirterek, “20 Temmuz 1974’ün bizlere bıraktığı en büyük miras iki bayrağımızın yan yana dalgalanmasıdır.” dedi.
– Kıbrıs Barış Harekatı
Türkiye, 1960 Zürih ve Londra antlaşmaları ile tesis edilen garantörlük haklarını kullanarak, Ada’daki anayasal düzeni ve Türk halkının varlığını korumak üzere 20 Temmuz 1974’te Kıbrıs Barış Harekatı düzenledi.
Kıbrıs’ta Türkler ve Rumların ortak olduğu 1960’ta kurulan “Kıbrıs Cumhuriyeti”, Ada’yı Yunanistan’a bağlamak isteyen Rumların, silah zoruyla Türkleri önce devletten atması ardından da Kıbrıslı Türklere yönelik öldürme, sürgüne gönderme, kamplarda yaşamaya zorlama faaliyetleri sonucu 1963 yılında çöktü.
Kıbrıs Türklerine yönelik 1963’ten 1974’e kadar başta EOKA terör örgütü olmak üzere bazı Rum devlet görevlilerinin de karıştığı öldürme eylemleri sonucu 30 binden fazla Kıbrıslı Türk, can güvenlikleri olmadığı için 100’ün üzerinde köyü terk etmek zorunda kalarak, etrafı Rum silahlı güçleri ile çevrili izole kamplarda yaşamaya zorlandı.
Yunanistan’daki askeri cunta tarafından desteklenen EOKA lideri Nikos Sampson’un, “Kıbrıs Cumhuriyeti” Cumhurbaşkanı Başpiskopos III. Makarios’u devirmek amacıyla 15 Temmuz 1974’te yaptığı askeri darbe sonucunda Ada’da yaşayan Türklerin durumu daha da kötüleşti.
Darbe sonucu meşru Cumhurbaşkanı III. Makarios, meselenin iç mesele olmadığını ilan ederek, garantör ülkeler Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’ye duruma müdahale etmeleri çağrısı yaptı.
Türk Silahlı Kuvvetleri 20 Temmuz 1974 sabahı Kıbrıs’a denizden çıkarma, havadan da indirme harekatı yaparak, Kıbrıs’taki Türk Mukavemet Teşkilatına mensup “Mücahitler” ile birleşti.
Kıbrıs’ta Türk varlığını güvence altına alan Mehmetçik, Rumların ateşkesi bozması ve ateşkes görüşmelerinin başarısız olması sonucu 14 Ağustos 1974’te ikinci harekatı başlattı.
Türk askeri birliklerinin 16 Ağustos 1974 akşamı Mağusa-Lefkoşa-Güzelyurt hattına ulaşmasıyla Kıbrıs Barış Harekatı’nın ikinci evresi de kesin Türk zaferi ile tamamlandı.
Meta’ya ait Facebook ve Instagram’da dünya genelinde erişim sorunu yaşanıyor. 19 Temmuz 2026 Pazar günü içinde milyonlarca kullanıcı hesaplarına giriş yapamazken, akış yenileme ve mesajlaşma gibi temel özelliklerde de aksaklıklar meydana geldi. Peki Instagram ve Facebook uygulamalarında neler oluyor? Sosyal medya uygulamaları çöktü mü? İşte detaylar…


Meta’ya ait sosyal medya platformları Facebook ve Instagram’da dünya genelinde erişim sorunu yaşanıyor. 19 Temmuz 2026 Pazar günü başlayan teknik aksaklık nedeniyle milyonlarca kullanıcı hesaplarına giriş yapmakta ve uygulamaları kullanmakta güçlük çekiyor.

FACEBOOK VE INSTAGRAM’A NEDEN GİRİLMİYOR?
Kullanıcılardan gelen bildirimlere göre, Facebook ve Instagram’a giriş yapmak isteyen birçok kişi hesaplarına erişemiyor. Platformlarda oturum açmaya çalışan kullanıcıların karşısına “Hesaba Geçici Olarak Ulaşılamıyor” uyarısı çıkıyor.
Hata mesajında, “Sitedeki bir sorundan dolayı hesabına şu anda ulaşılamıyor. Bu sorunun kısa süre içinde çözülmesini umuyoruz. Lütfen birkaç dakika içinde tekrar dene.” ifadeleri yer alıyor.

SADECE GİRİŞ DEĞİL, PEK ÇOK ÖZELLİK DE ÇALIŞMIYOR
Yaşanan teknik aksaklık yalnızca hesaplara girişle sınırlı kalmadı. Kullanıcılar ana sayfa akışını yenileyemediklerini, mesaj gönderemediklerini ve bazı temel özelliklerin de kullanılamadığını bildiriyor. Sorun nedeniyle çok sayıda kullanıcı sosyal medya üzerinden yaşadıkları erişim problemlerini paylaşırken, “Instagram çöktü mü?” ve “Facebook neden açılmıyor?” soruları da gündemin ilk sıralarına yükseldi.
DÜNYANIN BİRÇOK ÜLKESİNDE FACEBOOK VE INSTAGRAM UYGULAMASINA ERİŞİM SORUNU
Anlık internet hizmeti kesintilerini takip eden Downdetector verilerine göre, erişim problemi yalnızca belirli bir ülkeyi değil, dünyanın birçok bölgesini etkiliyor. Platforma ulaşan kullanıcı bildirimleri, Facebook ve Instagram’da küresel çapta eş zamanlı bir erişim sorunu yaşandığını gösteriyor.

Erişim sorununa ilişkin Meta tarafından henüz resmi bir açıklama yapılmadı. Kesintinin nedeni ve sistemlerin ne zaman tamamen normale döneceği ise şu an için bilinmiyor.

Şirketten yapılacak açıklamaların ardından gelişmelerin netlik kazanması bekleniyor.
Ertuğruloğlu, Birleşmiş Milletlerin (BM) Rum tarafına “Kıbrıs Cumhuriyeti” statüsü vermesinin Kıbrıs sorununu oluşturduğuna işaret ederek, Avrupa Birliği’nin de (AB) 2004’te benzer bir hataya düştüğünü hatırlattı.

Kıbrıs konusunda 60 yıldır süren müzakerelerin başarısız olduğuna dikkati çeken Ertuğruloğlu, şunları söyledi:
“Kurucu Cumhurbaşkanımız Rauf Raif Denktaş’ın da belirttiği gibi, Kıbrıs sorunu bir statü sorunudur. Rum tarafı, bir Helen adasının hakimi, tek sahibi gibi görülürken, Türk tarafı azınlık statüsüne indirgenmek istenmektedir. Eşitlik olmadan masaya oturursanız, eşitlik olmadan kalkarsınız. Bu anlayışla 60 yıllık müzakere süreci başarısız olmuştur.”
Ertuğruloğlu, Birleşmiş Milletlerin (BM) Rum tarafına “Kıbrıs Cumhuriyeti” statüsü vermesinin Kıbrıs sorununu oluşturduğuna işaret ederek, Avrupa Birliği’nin de (AB) 2004’te benzer bir hataya düştüğünü hatırlattı.
“BM bu hatayı yaptı, 2004’te AB de aynı hatayı tekrarladı. Şimdi bizden bu hatalarını yasallaştırmamızı bekliyorlar. Çok beklersiniz.” diyen Ertuğruloğlu, AB’nin Kıbrıs meselesi konusunda tarafsız olamayacağına dikkati çekti.
AB’nin Kıbrıs meselesine burada bir Türk işgali varmış gibi yaklaştığı sürece gerçeklerden uzak kalınacağını vurgulayan Ertuğruloğlu, Kıbrıs’ta Türk ve Rumlara eşit statü verilmediği sürece çözüm olamayacağını kaydetti.
Ertuğruloğlu, KKTC dış politikasının iki egemen eşit devlet ve eşit uluslararası statü politikasından vazgeçmeyeceğini anlatarak, “Bizim devletimiz var, ana vatanımız var, askerimiz var. Kimse bizi kandırma umuduyla buraya gelmesin.” diye konuştu.
– “İngiltere ve Yunanistan garantörlük görevini yerine getiremedi”
Bakan Ertuğruloğlu, Kıbrıs konusundaki “garantörler” konusuna da değinerek, “İngiltere ve Yunanistan tarih boyunca garantörlük görevini yerine getirmemiştir. Tek garantörlük görevini yerine getiren Türkiye Cumhuriyeti’dir.” ifadelerini kullandı.
Kıbrıs meselesinin 1963’ten itibaren başlayan Rum saldırganlığı ve iki ortağın siyasi eşitliğinin yok sayılmasından kaynaklandığının altını çizen Ertuğruloğlu, “Türkiye’nin Kıbrıs’a müdahale hakkından vazgeçmeyiz. Türkiye’nin tek taraflı müdahale hakkı, Kıbrıslı Türkler için vazgeçilmezdir. Biz de bundan asla vazgeçmeyeceğiz.” şeklinde konuştu.
-“Kıbrıs Barış Harekatı sorunun başlangıcı değil, bir anlamda çözümüdür”
Ertuğruloğlu, Kıbrıs meselesinin 1963’te başladığını, bunu kabullenmeden, “Ada’ya Türkiye’yi 20 Temmuz 1974’te durup dururken müdahale etmiş” gibi gösteren yaklaşımların tarihi gerçekler ile asla bağdaşmadığını söyleyerek, “Kıbrıs Barış Harekatı sorunun başlangıcı değil, bir anlamda çözümüdür.” dedi.
Türk Silahlı Kuvvetlerinin 20 Temmuz 1974’te Kıbrıs’a müdahalesiyle Ada’daki Türk halkının bir soykırımdan kurtularak yeniden hayata tutunduğunu hatırlatan Ertuğruloğlu, 52 yıl önce Mehmetçik ve Mücahit’in omuz omuza mücadelesiyle Kıbrıs’ın bir Helen adası olmasının engellendiğini belirtti.
Türk ordusunun saldırgan değil caydırıcı bir ordu olduğuna dikkati çeken Ertuğruloğlu, Türkiye’nin gücünün her alanda görüldüğünü vurguladı.
Ertuğruloğlu, Kıbrıs Barış Harekatı’nda şehit olanları rahmetle, gazileri de minnetle andıklarını dile getirerek, Türkiye var olduğu sürece, Kıbrıs Türk halkının, bir daha tarihteki o acı günleri yaşamayacağını sözlerine ekledi.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.