01 Mayıs 2026 Cuma
Ertuğruloğlu’ndan emekli olan Lakadamyalı’ya teşekkür plaketi İçeriği Görüntüle
Sosyal medya hesabından açıklama yapan Erhürman, başından beri hem kamuoyunda hem de baş başa görüşmelerde, müzakere sürecine zarar verecek açıklamalardan kaçınılması gerektiğini dile getirdiklerini ifade etti. Sivil toplum toplantıları ve açılışlar gibi ortamlarda bu konuların gündeme getirilmemesi gerektiğini vurguladıklarını belirten Erhürman, “Ortamı zehirlemeyelim, suçlama oyunlarına girmeyelim diye uyardık” dedi.
Kendilerinin bu süreçte azami özen gösterdiğini kaydeden Erhürman, gelen açıklamaların büyük bölümüne yanıt vermemeyi tercih ettiklerini ancak Rum tarafının bu tutumu sürdürdüğünü ifade etti. İkili görüşmelerde gündeme gelmeyen iddiaların medya üzerinden dile getirildiğini belirten Erhürman, son olarak “müzakere masasındaki statü” konusunun gündeme taşındığını söyledi.
Rum liderliğinin masada “Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı” sıfatıyla yer aldığını ileri sürdüğünü kaydeden Erhürman, şu anda ortada henüz bir müzakere değil, yalnızca bir görüşme süreci bulunduğunu vurguladı. Erhürman, hangi masa olursa olsun tarafların “iki lider” olarak yer aldığının herkes tarafından bilindiğini ve Birleşmiş Milletler kayıtlarının da bunu açıkça ortaya koyduğunu belirtti.
Bu tür açıklamaların amacını sorgulayan Erhürman, “Gerçekler ortadayken bu iddiaların bir kıymeti yok. Amaç çözüme katkı sağlamak mı?” ifadelerini kullandı.
Provokasyonlara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurgulayan Erhürman, “Bir provokasyonun başarılı olmasının tek yolu, karşı tarafın buna gelmesidir. Provokasyona gelmezseniz, sonuçsuz kalır” dedi.
Erhürman, görüşme masasındaki sürecin sabır, soğukkanlılık ve kararlılıkla sürdürüldüğünü de sözlerine ekledi.
Muğla’ya gitmek için Tekirdağ’dan yola çıkan Pamukkale firmasına ait K.U. idaresindeki yolcu otobüsü, Bandırma-Çanakkale kara yolunun Külefli Mahallesi mevkisinde, kontrolden çıkarak refüje çarptıktan sonra devrildi.
Kazada, otobüsteki yolcular Nazire Akova, Elif Kel ve Kemal Can Sert olay yerinde yaşamını yitirdi, 30 kişi de yaralandı.
İhbar üzerine olay yerine gelen polis, itfaiye ve sağlık ekiplerince araçtan çıkarılan yaralılar, çevredeki hastanelere kaldırıldı. Yaralıların hayati tehlikesinin bulunmadığı öğrenildi.
Faili meçhul dosyalar raftan iniyor… 75 ilde 638 dosya yeniden açılıyor! İçeriği Görüntüle
Cenazeler, Bandırma Eğitim ve Araştırma Hastanesi morguna götürüldü.
Ulaşıma kapanan yol, otobüsün kaldırılmasının ardından açıldı.
Otobüs sürücüsü K.U. gözaltına alındı.
Gündem Kıbrıs Özel Haber
Ekonomist Göksel Saydam, Gündem Kıbrıs Web TV’de Bahar Sancar’ın konuğu olarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
“Biz bu işin ciddiyetinin farkında değiliz”
Adada Güvenin Adı: Türkiye! İçeriği Görüntüle
ABD, İsrail ve İran savaşı nedeniyle dünyada yaşanan ekonomik kriz ve dalgalanmalar hakkında değerlendirmelerde bulunan Saydam, “Biz bölge olarak kendimizi dünyadan soyutluyoruz. Bizim ekonomimizin yüzde 95’i ithalata dayalıdır. Dolayısıyla biz bu ithalat nedeniyle kendimizi kapatamayız. Ülkemizde hammadde girdilerinin en başında akaryakıt geliyor. Akaryakıtı taşıyan tankerler taşıma ücretlerini yükseltiyorlar. Bir taşıma maliyeti bir de risk faktörü söz konusudur. Diğer yandan Hürmüz Boğazı’nda giriş ve çıkışlar bir maliyet unsurudur. İthalat döviz ile yapılmaktadır. Mart ayı başında dolar 44 TL iken 45 TL’ye vardı. Sterlin ise 58.73 iken 60.51 TL oldu ve yükselmeye devam edecek. Bu demek oluyor ki tüccar sattığı malı yerine koyabilmek için bir miktar daha ücret yükseltecektir. Bazıları ise açıkgözlülük yaparak ne koparırsam diye düşünüyor. Bu nedenle de yüzde 50’olere varan artışlar yaşanıyor. Devlete düşen daha düşük fiyatta temel tüketim malı sağlamaktır. Mısır’da ve diğer ülkeler bazı tedbirler aldı. Eğer bu savaş uzun sürerse rezervlerinin de tükenebileceğini düşünerek bu tedbirleri aldı. Ancak biz bu işin ciddiyetinin farkında değiliz. Bu işin farkında olmamanın başında da maliye bakanlığı geliyor. Maliye Bakanlığı’nın bu günleri öngörerek ihtiyatlılık ilkesine göre bir kaynak ayırması gerekiyordu. Herkes kendisini ayakta tutacak bir mali ve gıda kaynağı ayırıyor. Bizim gibi Kıbrıslı Türkler o kötü günleri çok yaşadık. Devletin aldığı tasarruf önlemlerini inceledim ve hepsi şaka gibi” ifadelerini kullandı.
“Acilen bir kriz masası oluşturmamız gerekiyor”
Konuşmasının devamında Saydam, “Bu savaşta meselenin çoğu ekonomiktir. Devletin özel bir program yapması gerekiyordu. Anayasamıza bile açıkça söylemesine rağmen buna dikkat etmiyorum. Anayasada ekonomik ve mali konular madde 132’de Mali denetim organı olan Sayıştay, kamu gider ve gelirlerini denetler ve raporlar diyor. Madde 134’te ekonomik, kültürel ve sosyal kalkınma plana bağlanır. Kalkınma bu plana göre gerçekleştirilir diyor. Biz 2000 yılından bu yana hiç kalkınma planı yapmadık. Yaptıysak bile nerededir? Bir gemi sefere çıktı ve pusulası yok. Bizde acilen bir kriz masası oluşturmamız gerekiyor ve bu kriz masasına siyasetle ilgili olmayan akademisyen ve uzmanlardan oluşmalıdır. Bu reçete yazılmalı ve hükümet edenler de bu reçeteyi uygulamalıdır. Bugün ülkemizde bugün birileri hata yapıyor diğeri de sokakta bağırıyor çağırıyor. Bu böyle olmamalıdır. Hükümet hayat pahalılığı çalışmasını yayınlamadan önce muhalefet ve sivil toplum örgütleri ile görüşemez miydi? Bir fikir alınabilirdi. Hayat Pahalılığı konusunda hükümet kolayı seçti. Hayat pahalılığı geçmişte eriyen alım gücünün takviye edilmesidir. Ben olsam bunu vermeye devam ederken, o yükü sırtımdan azaltmak için temel tüketim mallarına fiyat saptaması yapardım. Eğer devlet aldığı vergilerden feragat etmezse hayat nasıl ucuzlayacak? Hayat ucuzlarsa devletin ödemekle yükümlü olduğu ücretler de daha az olur. Eğer önüne pusula koymazsan varmak istediğin limana varamazsın. Bu ülkeyi yönetenlerin pusulaları günlüktür. Bu ekonomide olmaz. Ekonomi istikrar ister” diye konuştu.
“Acil yasal düzenlemeler yapılması gerekiyor”
Saydam, “Ekonomide bütçelerin ve finans kaynaklarının iki tarafı vardır. Gelir ve harcama kalemleri. Harcama kalemlerini ne kadar sıkarsak sık bir noktaya kadar yapabilirsin. Demek ki gelirleri artırmak gerekiyor. Kayıt dışı uygulamalar kontrol altına alınmalıdır. Denetimler artırılmalıdır ve çeşitli alanlarda personele eğitim verilerek ihtisaslaşma sağlanmalıdır. Bulunacak gelir kaynaklarının bütçeye akışını sağlamak için acil yasal düzenlemeler yapılması gerekiyor. Rum Yönetimi temel tüketim maddelerinde tüm KDV’leri kaldırdı. Rumlar battı mı? Hayır. Ürün satılır ve o maldan KDV almazsın ancak gelir vergisi ve kurumlar alırsın. Ancak biraz sabırlı olmak gerekiyor ki sürümden kazanacaksın” dedi.
“Eğer bir kriz masası kurulacaksa, teşvik mevzuatını ele almalıdır”
Saydam, “Rumlar teşvik verdi ancak verdiğimi de denetleyeceğim dedi. Biz de ise bol bol teşvik veriyoruz. Eğer bir kriz masası kurulacaksa, teşvik mevzuatını ele almalıdır. Yıllardan beri yüksek eğitim kurumları bir kuruş vergi vermiyor ve aynı zamanda kayıt dışılığa da sebep oluyor. Dünyada hiçbir teşvik 5 yılı geçmez. Her türlü kolaylık üreticiye gösteriliyor ancak 5 sene sonunda yine zarar gösterilirse o iş biter. Ancak biz hala daha yardım yapıyoruz” ifadelerini kullandı.
Saydam’dan narenciye ve süt ürünlerinde Türkiye ile işbirliği önerisi
Narenciye ve süt ürünlerinin ihracatı ile ilgili de konuşan Saydam, “Süt ürünleri Türkiye Tarım Kooperatifleri ile bir anlaşma yapılarak onlara satılabilir. Daha uygun fiyatla Türkiye’ye verilerek 80 milyonun içinde bizim ürettiğimiz ürün eritilir. İkinci olarak narenciye ile ilgili de bir işbirliği yapılmalıdır. Türkiye komşularına kara yolu ile de çok kolay verebilir. Ancak süt fazla geldi diye dökmek günahtır. Eğer sütü döker de protesto edersen olmaz. Bunu okullara ver, kooperatif ile işbirliği yaparak her çocuğa süt verebilirsin.
“Kıbrıs’taki bankalarda döviz vardır ancak kontrole tabidir”
Vatandaşların piyasada döviz bulamaması konusunda da açıklama yapan Saydam, “Bizim Kıbrıs Merkez Bankası, TC Merkez Bankasının bir şubesidir. Para basmaz, sadece ülkedeki bankaları denetler ve suiistimalleri önler. Bir işletmenin şubesinde bir para veya ürün fazla olduğunda merkeze yollar. Dolayısıyla Kıbrıs’ta döviz çok kullanılıyor. Türk lirası kullanımı ile döviz kullanımı at başı gidiyor. Merkez Bankasının yayınladığı 3 aylık raporlara baktığımızda mevduatların 4’te 3’ü dövizdir. Bu paranın fazlası Türkiye’ye gittiğinde dövizi baskılamak için kullanılıyor. Türkiye, piyasada doları kontrol altında tutmak için piyasaya kontrollü bir şekilde para sürüyor. Dolaylı da olsa bizim ülkemizdeki döviz kullanılıyor ve Türk Lirasının bir günde değer kaybetmesi engelleniyor. Kıbrıs’taki bankalarda döviz vardır ancak kontrole tabidir. Bu bizim merkez bankamızın sisteminden kaynaklanır. Ancak herkesin parası bütün olumsuzluklara rağmen güvence altındadır. Denetleniyor ve o konuda hiçbir panik olmaması gerekir. Bankaların battığı dönemi acı bir tecrübeyle geçirdik ve temizledik. Herkesin parası garanti altındadır” dedi.
Gündem Kıbrıs Özel Haber
Ekonomist Göksel Saydam, Gündem Kıbrıs Web TV’de Bahar Sancar’ın konuğu olarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
“Biz bu işin ciddiyetinin farkında değiliz”
ABD, İsrail ve İran savaşı nedeniyle dünyada yaşanan ekonomik kriz ve dalgalanmalar hakkında değerlendirmelerde bulunan Saydam, “Biz bölge olarak kendimizi dünyadan soyutluyoruz. Bizim ekonomimizin yüzde 95’i ithalata dayalıdır. Dolayısıyla biz bu ithalat nedeniyle kendimizi kapatamayız. Ülkemizde hammadde girdilerinin en başında akaryakıt geliyor. Akaryakıtı taşıyan tankerler taşıma ücretlerini yükseltiyorlar. Bir taşıma maliyeti bir de risk faktörü söz konusudur. Diğer yandan Hürmüz Boğazı’nda giriş ve çıkışlar bir maliyet unsurudur. İthalat döviz ile yapılmaktadır. Mart ayı başında dolar 44 TL iken 45 TL’ye vardı. Sterlin ise 58.73 iken 60.51 TL oldu ve yükselmeye devam edecek. Bu demek oluyor ki tüccar sattığı malı yerine koyabilmek için bir miktar daha ücret yükseltecektir. Bazıları ise açıkgözlülük yaparak ne koparırsam diye düşünüyor. Bu nedenle de yüzde 50’olere varan artışlar yaşanıyor. Devlete düşen daha düşük fiyatta temel tüketim malı sağlamaktır. Mısır’da ve diğer ülkeler bazı tedbirler aldı. Eğer bu savaş uzun sürerse rezervlerinin de tükenebileceğini düşünerek bu tedbirleri aldı. Ancak biz bu işin ciddiyetinin farkında değiliz. Bu işin farkında olmamanın başında da maliye bakanlığı geliyor. Maliye Bakanlığı’nın bu günleri öngörerek ihtiyatlılık ilkesine göre bir kaynak ayırması gerekiyordu. Herkes kendisini ayakta tutacak bir mali ve gıda kaynağı ayırıyor. Bizim gibi Kıbrıslı Türkler o kötü günleri çok yaşadık. Devletin aldığı tasarruf önlemlerini inceledim ve hepsi şaka gibi” ifadelerini kullandı.
“Acilen bir kriz masası oluşturmamız gerekiyor”
Konuşmasının devamında Saydam, “Bu savaşta meselenin çoğu ekonomiktir. Devletin özel bir program yapması gerekiyordu. Anayasamıza bile açıkça söylemesine rağmen buna dikkat etmiyorum. Anayasada ekonomik ve mali konular madde 132’de Mali denetim organı olan Sayıştay, kamu gider ve gelirlerini denetler ve raporlar diyor. Madde 134’te ekonomik, kültürel ve sosyal kalkınma plana bağlanır. Kalkınma bu plana göre gerçekleştirilir diyor. Biz 2000 yılından bu yana hiç kalkınma planı yapmadık. Yaptıysak bile nerededir? Bir gemi sefere çıktı ve pusulası yok. Bizde acilen bir kriz masası oluşturmamız gerekiyor ve bu kriz masasına siyasetle ilgili olmayan akademisyen ve uzmanlardan oluşmalıdır. Bu reçete yazılmalı ve hükümet edenler de bu reçeteyi uygulamalıdır. Bugün ülkemizde bugün birileri hata yapıyor diğeri de sokakta bağırıyor çağırıyor. Bu böyle olmamalıdır. Hükümet hayat pahalılığı çalışmasını yayınlamadan önce muhalefet ve sivil toplum örgütleri ile görüşemez miydi? Bir fikir alınabilirdi. Hayat Pahalılığı konusunda hükümet kolayı seçti. Hayat pahalılığı geçmişte eriyen alım gücünün takviye edilmesidir. Ben olsam bunu vermeye devam ederken, o yükü sırtımdan azaltmak için temel tüketim mallarına fiyat saptaması yapardım. Eğer devlet aldığı vergilerden feragat etmezse hayat nasıl ucuzlayacak? Hayat ucuzlarsa devletin ödemekle yükümlü olduğu ücretler de daha az olur. Eğer önüne pusula koymazsan varmak istediğin limana varamazsın. Bu ülkeyi yönetenlerin pusulaları günlüktür. Bu ekonomide olmaz. Ekonomi istikrar ister” diye konuştu.
“Acil yasal düzenlemeler yapılması gerekiyor”
Seyrüseferde 300 bin araç, 1,6 milyar TL gelir İçeriği Görüntüle
Saydam, “Ekonomide bütçelerin ve finans kaynaklarının iki tarafı vardır. Gelir ve harcama kalemleri. Harcama kalemlerini ne kadar sıkarsak sık bir noktaya kadar yapabilirsin. Demek ki gelirleri artırmak gerekiyor. Kayıt dışı uygulamalar kontrol altına alınmalıdır. Denetimler artırılmalıdır ve çeşitli alanlarda personele eğitim verilerek ihtisaslaşma sağlanmalıdır. Bulunacak gelir kaynaklarının bütçeye akışını sağlamak için acil yasal düzenlemeler yapılması gerekiyor. Rum Yönetimi temel tüketim maddelerinde tüm KDV’leri kaldırdı. Rumlar battı mı? Hayır. Ürün satılır ve o maldan KDV almazsın ancak gelir vergisi ve kurumlar alırsın. Ancak biraz sabırlı olmak gerekiyor ki sürümden kazanacaksın” dedi.
“Eğer bir kriz masası kurulacaksa, teşvik mevzuatını ele almalıdır”
Saydam, “Rumlar teşvik verdi ancak verdiğimi de denetleyeceğim dedi. Biz de ise bol bol teşvik veriyoruz. Eğer bir kriz masası kurulacaksa, teşvik mevzuatını ele almalıdır. Yıllardan beri yüksek eğitim kurumları bir kuruş vergi vermiyor ve aynı zamanda kayıt dışılığa da sebep oluyor. Dünyada hiçbir teşvik 5 yılı geçmez. Her türlü kolaylık üreticiye gösteriliyor ancak 5 sene sonunda yine zarar gösterilirse o iş biter. Ancak biz hala daha yardım yapıyoruz” ifadelerini kullandı.
Saydam’dan narenciye ve süt ürünlerinde Türkiye ile işbirliği önerisi
Narenciye ve süt ürünlerinin ihracatı ile ilgili de konuşan Saydam, “Süt ürünleri Türkiye Tarım Kooperatifleri ile bir anlaşma yapılarak onlara satılabilir. Daha uygun fiyatla Türkiye’ye verilerek 80 milyonun içinde bizim ürettiğimiz ürün eritilir. İkinci olarak narenciye ile ilgili de bir işbirliği yapılmalıdır. Türkiye komşularına kara yolu ile de çok kolay verebilir. Ancak süt fazla geldi diye dökmek günahtır. Eğer sütü döker de protesto edersen olmaz. Bunu okullara ver, kooperatif ile işbirliği yaparak her çocuğa süt verebilirsin.
“Kıbrıs’taki bankalarda döviz vardır ancak kontrole tabidir”
Vatandaşların piyasada döviz bulamaması konusunda da açıklama yapan Saydam, “Bizim Kıbrıs Merkez Bankası, TC Merkez Bankasının bir şubesidir. Para basmaz, sadece ülkedeki bankaları denetler ve suiistimalleri önler. Bir işletmenin şubesinde bir para veya ürün fazla olduğunda merkeze yollar. Dolayısıyla Kıbrıs’ta döviz çok kullanılıyor. Türk lirası kullanımı ile döviz kullanımı at başı gidiyor. Merkez Bankasının yayınladığı 3 aylık raporlara baktığımızda mevduatların 4’te 3’ü dövizdir. Bu paranın fazlası Türkiye’ye gittiğinde dövizi baskılamak için kullanılıyor. Türkiye, piyasada doları kontrol altında tutmak için piyasaya kontrollü bir şekilde para sürüyor. Dolaylı da olsa bizim ülkemizdeki döviz kullanılıyor ve Türk Lirasının bir günde değer kaybetmesi engelleniyor. Kıbrıs’taki bankalarda döviz vardır ancak kontrole tabidir. Bu bizim merkez bankamızın sisteminden kaynaklanır. Ancak herkesin parası bütün olumsuzluklara rağmen güvence altındadır. Denetleniyor ve o konuda hiçbir panik olmaması gerekir. Bankaların battığı dönemi acı bir tecrübeyle geçirdik ve temizledik. Herkesin parası garanti altındadır” dedi.
Akpınar, “Aksine, bu girişimler taraflar arasındaki güven ortamını zedeliyor, diyalog kanallarını zayıflatıyor ve kalıcı çözüm ihtimalini geciktiriyor” dedi.
Seyrüseferde 300 bin araç, 1,6 milyar TL gelir İçeriği Görüntüle
Akpınar yazılı açıklamasında Fransa ile Güney Kıbrıs arasında savunma anlaşması imzalanmasıyla ilgili gelişmeleri bölgede devam eden hassas süreçler çerçevesinde dikkatle değerlendirdiklerini kaydetti.
Kıbrıs Türk tarafının her zaman olduğu gibi bugün de barıştan, uzlaşıdan ve diyalogdan yana tavır koymaya devam ettiğini kaydeden Akpınar, “Eğer tek taraflı adımlar bu şekilde sürdürülmeye devam ederse ve edecekse bu durum Güney Kıbrıs’ın çözüm ve uzlaşı arayışından ziyade mevcut statükoyu koruma yönünde bir irade ortaya koyduğunu gösteriyor demektir.” ifadelerini kullandı.
Kıbrıs’ta kalıcı ve adil bir çözümün ancak karşılıklı güvenin tesis edilmesi ve samimi bir müzakere sürecinin yürütülmesiyle mümkün olduğuna işaret eden Akpınar, gerilimi artıran durumda olunmaması gerektiğini vurguladı.
Akpınbar, “Güven inşa eden adımlara ihtiyacımız vardır. Katıldığımız tüm uluslararası toplantılarda bunu dile getiriyoruz. Kıbrıs Türk halkı yapıcı tutumunu korumaya devam edecektir . Aynı sorumluluk bilincini karşı taraftan da görmek, en doğal beklentimizdir.” dedi.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.