Rum Yönetimi, Kıbrıs’ta siyasi olarak elde edemediğini artık mahkeme salonlarında, tutuklama kararlarında ve Avrupa’nın bazı başkentlerinde arıyor…
Çünkü biliyorlar ki Ada’nın gerçekleri değişti…
İşte tam da bu nedenle Rum liderliği, son dönemde Fransa ile kurduğu yakın ilişkiyi yeni bir baskı mekanizmasına dönüştürmeye çalışıyor…
Savunma anlaşmaları, askeri iş birlikleri, diplomatik temaslar ve şimdi de mülkiyet dosyaları üzerinden yürütülen hukuki operasyonlar aynı stratejinin parçalarıdır…
Fransa’da KKTC’deki taşınmaz faaliyetleri gerekçe gösterilerek başlatılan süreç, hukuk kisvesi altında yürütülen siyasi bir operasyondan başka bir şey değildir…
Amaç adalet değildir…
Bu, hukukun siyasallaştırılmasıdır…
Bu, yargının diplomatik baskı aparatına dönüştürülmesidir…
Ve en önemlisi de çözüme değil, çatışmaya hizmet eden tehlikeli bir anlayıştır…
…
Rum Yönetimi bütün bunları neden şimdi yapıyor?
Çünkü bölgesel dengelerin kendi lehine işlemediğini görüyor…
Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek NATO Zirvesi, sadece ittifak açısından değil, Doğu Akdeniz’in geleceği bakımından da kritik bir dönüm noktası olacaktır…
Tatar’dan Ayia Napa saldırısına sert tepki İçeriği Görüntüle
Türkiye, NATO’nun vazgeçilmez ülkelerinden biri olarak güvenlik mimarisinin merkezindeki yerini korurken, Rum Yönetimi yıllardır kurduğu NATO hayallerinin önünde aşamayacağı bir gerçek bulunduğunu biliyor…
Türkiye’nin garantörlüğü devam ettiği sürece ve Ankara’nın veto hakkı ortadayken, Güney Kıbrıs’ın NATO üyeliği siyasi bir slogan olmaktan öteye geçemeyecektir…
İşte bu yüzden panik içindeler…
İşte bu yüzden Fransa’nın kapısını her zamankinden daha fazla çalıyorlar…
İşte bu yüzden Avrupa’yı, mahkemeleri ve tutuklama mekanizmalarını Kıbrıs meselesinin yeni cephesi hâline getirmeye çalışıyorlar…
…
Ancak unuttukları çok önemli bir gerçek var…
Uluslararası baskılarla siyasi gerçekler değişmez…
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kişisel Temsilcisi taraflarla görüşmelerini sürdürürken hâlâ federasyon hayalleri pazarlayanlar, son yarım asrın başarısız müzakere tarihini görmezden geliyor…
Crans-Montana çöktü…
Annan Planı sonrasında Rum tarafı uzlaşı kültürü yerine “hayır” siyasetini tercih etti…
Yıllardır kurulan her masa, Rum liderliğinin Kıbrıs Türklerini eşit ortak olarak kabul etmemesi nedeniyle dağıldı…
Bugün Ada’da iki ayrı halk, iki ayrı demokrasi, iki ayrı devlet yapısı vardır…
Bu gerçeği mahkeme kararları da, Avrupa başkentlerinde kurulan ittifaklar da değiştiremez…
Mülkiyet dosyalarını siyasi silaha dönüştürmek, yabancı yatırımcıyı korkutmaya çalışmak ve uluslararası tutuklama mekanizmalarını baskı aracı olarak kullanmak, çözüm üretmez; sadece güvensizliği büyütür…
…
Rum Yönetimi artık gerçeklerle yüzleşmelidir…
Kıbrıs Türk halkı ve Türkiye Cumhuriyeti ucuz tehditlerle masaya oturup sizle uzlaşmaz…
Kıbrıs Türk halkı, şantajla egemenliğinden vazgeçecek bir halk hiç değildir…
Ada’da kalıcı barışın yolu korku siyaseti değil; iki devletin varlığını kabul etmekten geçmektedir…
Bunun dışında kalan her girişim, ister Paris’te planlansın ister Brüksel’de alkışlansın, tarihin çöplüğüne gitmeye mahkûmdur…
TÜRKİYE
Az önceADLİ OLAYLAR
Az önceGÜNDEM
Az önceADLİ OLAYLAR
Az önceGÜNDEM
Az önceGÜNDEM
Az önceTRAFİK KAZALARI
Az önce
1
Guterres, Kıbrıs görüşmelerini yeniden başlatmaya 'kararlı'!
2954 kez okundu
2
İran ülkenin güneyinde 10 trilyon fitküp gaz rezervi keşfettiğini duyurdu
2902 kez okundu
3
İnşaat Sektörüne “Özerk Yapı Merkezi” geliyor!
2877 kez okundu
4
Arıklı: Türkiye ile Bağlarımız Her Geçen Gün Güçleniyor
2277 kez okundu
5
Kartla ödeme yapan herkesi ilgilendiriyor! Yarından itibaren limitler değişiyor
2020 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.