
Türkiye’nin yaklaşık 40 yıldır mücadele ettiği terör sorununun ekonomik etkileri, TBMM’de “Terörsüz Türkiye” hedefiyle kurulan komisyonun raporunda ayrıntılı şekilde ele alındı. Raporda, terörün maliyetinin yalnızca güvenlik ve savunma harcamalarıyla sınırlı değerlendirilemeyeceği; üretim kayıpları, ertelenen yatırımlar, yükselen risk primi, kaçırılan fırsatlar ve bölgesel kalkınma farklarını derinleştiren dolaylı etkilerle birlikte hesaplanması gerektiği vurgulandı.
TERÖR YÜZÜNDEN HER YIL “BİR ASRIN AFETİNİ” YAŞIYORUZ
Çalışmada, terörün Türkiye ekonomisine yıllık maliyetinin 140 ila 240 milyar dolar arasında değiştiği belirtilirken, daha temkinli bir hesaplamayla 100 milyar dolar kabul edilse dahi bu tutarın her yıl tekrar eden ağır bir yük oluşturduğu ifade edildi. Bu rakamın, 6 Şubat 2023’te meydana gelen ve “Asrın Afeti” olarak nitelenen depremlerin yaklaşık 104 milyar dolarlık ekonomik etkisiyle kıyaslandığında, terörün ülkeye uzun yıllar boyunca ne denli büyük bir mali külfet getirdiğini ortaya koyduğu kaydedildi.
Raporda ayrıca, terörden etkilenen bölgelerin Türkiye ekonomisindeki payına ilişkin veriler de yer aldı. Buna göre söz konusu bölgelerin Gayrisafi Yurt İçi Hasıla’ya katkısının yüzde 5’in altında kaldığı, ihracattaki payının yüzde 1,4 seviyesinde seyrettiği ve sanayileşme oranının ülke ortalamasının gerisinde, yaklaşık yüzde 2,2 düzeyinde gerçekleştiği aktarıldı. Organize sanayi altyapısına rağmen bazı illerde mevcut potansiyelin tam anlamıyla değerlendirilemediği tespiti yapıldı.
TERÖRÜN YÜKÜ KALKIYOR: İSTİHDAM VE REFAH ATAĞI
Raporda “Kaybedilen yıllar ve fırsatlar, geciken yatırımlar, aşınan sosyal bağlar, yıpranan güven duygusu ve en ağır bedel olarak can kayıpları, siyasetin üzerinde ağır bir yük oluşturmuştur. Bölgenin ekonomik gelişimini güçlendirmek amacıyla hazırlanan programların kararlılıkla uygulanmasına devam edilecektir.
Bu programlar, kalıcı istihdam alanları oluşturmayı, vatandaşlarımızın hayat standartlarını yükseltmeyi ve sosyal refahı yaygınlaştırmayı hedeflemektedir. Bilhassa gençlerimizin doğdukları topraklarda umutla yaşayabilecekleri, üretebilecekleri ve geleceklerini inşa edebilecekleri imkânların sağlanması bu yaklaşımın temel öncelikleri arasında yer almaktadır. Böylece göçü zorunlu kılan şartların ortadan kaldırılması ve bölgesel kalkınmanın sürdürülebilirliğinin sağlanması amaçlanmaktadır” denildi.
DÜNYA
26 Nisan 2026DÜNYA
26 Nisan 2026DÜNYA
26 Nisan 2026DÜNYA
26 Nisan 2026DÜNYA
26 Nisan 2026DÜNYA
26 Nisan 2026DÜNYA
26 Nisan 2026
1
Son Dakika: KKTC’de Tüp Gaza Zam!
440 kez okundu
2
Polisiye olaylar…Çatalköy’de izinsiz kazı yapan iki kişi tutuklandı
439 kez okundu
3
HP tasarısının komiteye çekilmesi… Bakan Arıklı: Sağduyu galip geldi
433 kez okundu
4
Dikkatsizlik az kalsın faciaya yol açıyordu
419 kez okundu
5
Emanet aracı satıp parasını cebe indirdi
396 kez okundu