Jeffrey Epstein’e ait 3 milyondan fazla gizli belgenin açıklanmasıyla Simpsonlar dizisinin 2001 yılındaki “gizli ada” sahnesi yeniden gündeme oturdu. Dizinin yaratıcısı Matt Groening’in adının da belgelerde geçmesi, “hiciv mi yoksa kehanet mi?” tartışmalarını alevlendirdi.

Dünya kamuoyu, ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayımlanan 3 milyondan fazla sayfalık yeni Jeffrey Epstein belgeleriyle çalkalanırken, gözler bir kez daha popüler kültürün “kehanetleriyle” ünlü dizisi The Simpsons’a çevrildi.

Sosyal medyada milyonlarca kez paylaşılan 2000’li yılların başından kalma bir sahne, Epstein’in suç merkezi olduğu iddia edilen özel adasıyla kurulan benzerlik nedeniyle “Dizi yine mi bildi?” tartışmalarını alevlendirdi.

Tartışmaların odağında, dizinin 2001 yılında yayımlanan “The Parent Rap” adlı bölümü yer alıyor. Bölümün bir sahnesinde arka planda yer alan tabelada şu çarpıcı ifade okunuyor:
“Uyarı: Dünyayı gizlice yöneten bazı çılgın insanlar, bir adanın üzerinde.”

O dönemde absürt bir toplumsal hiciv olarak görülen bu satırlar, bugün Epstein’in Karayipler’deki Little St. James Adası etrafında şekillenen; siyasetçiler, milyarderler ve kraliyet mensuplarının adının karıştığı devasa suç ağıyla ilişkilendiriliyor. Sosyal medya kullanıcıları, dizinin “küresel elitlerin gizli yaşamını” onlarca yıl önceden öngördüğünü savunuyor.

MATT GROENİNG VE EPSTEİN BELGELERİ
Dizinin yeniden gündeme gelmesinin tek nedeni sadece bu sahne değil. The Simpsons’ın yaratıcısı Matt Groening’in adının bizzat Epstein belgelerinde geçmesi tartışmayı daha derin bir boyuta taşıyor. Epstein mağdurlarından Virginia Giuffre’nin mahkeme kayıtlarına giren ifadelerinde, Groening’in Epstein’in sosyal çevresinde yer aldığı ve kendisine masaj yapmaya zorlandığına dair iddialar bulunuyor. Groening hakkında herhangi bir resmi suçlama yöneltilmemiş olsa da bu durum, dizideki “ada” göndermelerini komplo teorisyenleri için “basit bir tesadüf” olmaktan çıkarıyor.

HİCİV Mİ, ÖNGÖRÜ MÜ?
Medya analistleri ve akademisyenler, Simpsonlar’ın geleceği tahmin etmekten ziyade, dönemin yerleşik güç yapılarını ve toplumsal korkularını sivriltilmiş bir mizahla yansıttığını vurguluyor.
Uzmanlara göre, geçmişteki bir şakanın bugün yaşanan gerçek bir olayla örtüşmesi genellikle “geriye dönük anlam yükleme” ve “başarılı bir hiciv” örneği olarak değerlendiriliyor. Ancak 3 milyon belgelik Epstein dosyalarının yarattığı devasa etki, kurgu ile gerçeğin birbirine karıştığı bu tür tartışmaları daha uzun süre canlı tutacak gibi görünüyor.

SOSYAL MEDYA VE KOMPLO DÖNGÜSÜ
Uzmanlara göre, sosyal medya bu tür tartışmaları hızla büyütüyor. Algoritmalar, şok edici içeriği ödüllendirirken; hiciv, zamanla “kanıt” gibi algılanmaya başlıyor.






