The Sun gazetesinin de radarına giren bu liman kenti, stratejik konumu ve müstahkem yapısı sayesinde bağımsızlık mücadelesi yıllarında bir savunma üssü olarak seçilmişti. Ancak 1834 yılında bu önemli unvanını Atina’ya devretmek zorunda kaldı.
TARİHİN VE MİMARİNİN BULUŞMA NOKTASI
Peloponez Yarımadası’nda yer alan Nafplio, günümüzde tarih meraklıları için vazgeçilmez bir durak olmaya devam ediyor. Şehrin mimari dokusunda Venedik, Osmanlı ve neoklasik etkileri bir arada görmek mümkün.
Özellikle Eski Şehir bölgesindeki mermer döşeli meydanlar ve dar sokaklar, bağımsız dükkanlarla canlanıyor. Şehrin merkezinde konumlanan Syntagma Meydanı ise eski parlamento binası Vouleftikon gibi tarihi yapılarla çevrili bir kültür noktası olarak hizmet veriyor.
999 BASAMAKLI ADRENALİN VE ADA KALESİ
Şehrin en dikkat çekici simgelerinden biri, limanın hemen açıklarındaki küçük bir adada yükselen Bourtzi Kalesi. Yaz aylarında çeşitli etkinliklere ev sahipliği yapan bu ikonik kaleye, limandan kalkan küçük teknelerle kolayca ulaşılabiliyor.
Daha yüksekten bir manzara isteyenler içinse 999 basamaklı bir tırmanışla ulaşılan Palamidi Kalesi bekliyor. Yaklaşık 50 katlı bir binaya tırmanma hissi veren bu zorlu yolculuğun ödülü, tüm şehri ve körfezi ayaklar altına seren panoramik bir manzara oluyor.
HİLAL ŞEKLİNDEKİ GİZLİ PLAJLAR
Kültürel keşiflerin yanı sıra kentin sahil şeridi, doğayla iç içe dinlenme alanları barındırıyor. Şehir merkezine yakın Arvanitia Plajı, çakıllı yapısı ve turkuaz sularıyla ziyaretçiler tarafından “küçük bir cennet” olarak nitelendiriliyor.
Biraz daha ileride yer alan hilal şeklindeki devasa Karathona Plajı ise sakin sularıyla özellikle ailelerin gözdesi. Sahil yolu boyunca yapılan huzurlu yürüyüşlerin sonunda ulaşılan bu plajlar, Nafplio’nun neden hala popüler olduğunu kanıtlıyor.






