Derin okyanus tabanlarında güneş ışığı olmadan oksijen üretildiği iddia edilen “karanlık oksijen” olgusu, yaşamın oluşumuna dair yerleşik kabulleri sarsmaya hazırlanıyor. İskoçya Deniz Bilimleri Derneği’nden (SAMS) Profesör Andrew Sweetman liderliğindeki ekip, bu tartışmalı bulguları teyit etmek amacıyla Pasifik Okyanusu’nun 11 kilometre derinliğine inecek kapsamlı bir proje başlattı.
Japonya merkezli Nippon Foundation tarafından 2 milyon sterlinle desteklenen üç yıllık proje kapsamında, yüzey basıncının 1200 katına dayanıklı “Alisa” ve “Kaia” isimli iki özel deniz aracı geliştirildi.
HAWAİİ VE MEKSİKA ARASINDA KEŞFEDİLDİ
Profesör Sweetman’ın 2024 yılında Nature Geoscience’ta yayımlanan çalışması, okyanus tabanındaki patates büyüklüğündeki polimetalik nodüllerin deniz suyunu doğal bir elektroliz süreciyle hidrojen ve oksijene ayırabildiğini öne sürmüştü.
Hawaii ile Meksika arasındaki Clarion-Clipperton Bölgesi’nde yapılan 65 deneyin yüzde 90’ında oksijen üretimi gözlemlenirken, bazı bilim insanları bu sonuçların cihazlardaki hava kabarcıklarından kaynaklanabileceğini savunuyor.
Öte yandan, başlangıçta araştırmayı destekleyen derin deniz madenciliği şirketi The Metals Company de bulgulara karşı çıkan bir makale yayımlayarak tespit edilen oksijenin yüzeyden taşınmış olabileceğini iddia etti.
ELEKTRİKLİ ARAÇLARDA KRİTİK ÖNEME SAHİP
Elektrikli araç bataryaları için kritik öneme sahip manganez, nikel ve kobalt gibi metaller içeren bu nodüller, ticari madencilik şirketlerinin hedefinde bulunuyor.
Ancak “karanlık oksijen”in varlığı doğrulanırsa, bu nodüllerin çıkarılmasının derin deniz ekosistemlerinde büyük bir ekolojik yıkıma yol açabileceği belirtiliyor.
UNESCO tarafından desteklenen proje, ışık olmadan oksijen üretimi ihtimali nedeniyle NASA tarafından da yakından takip ediliyor. Zira bu keşif, dünya dışı gezegenlerdeki yaşam ihtimallerine dair teorileri kökten değiştirebilir.
İlk seferin Mayıs ayında başlaması, ön sonuçların ise Haziran ayında kamuoyuyla paylaşılması bekleniyor.






