“Sosyal konut projelerinde güzel bir sistem kuruldu”

Kıbrıs Türk İnşaat Müteahhitleri Birliği (KTİMB) Başkanı Cafer Gürcafer, adanın birçok farklı noktasında yapılacak olan sosyal konut projeleri hakkında bilgi vererek, yaşanabilir evleri uygun fiyatlarla sunarak, vatandaşlarımızın ev sahibi olmasının önünün açıldığını kaydetti…

Gündem Kıbrıs Özel Haber

Kıbrıs Türk İnşaat Müteahhitleri Birliği (KTİMB) Başkanı Cafer Gürcafer, Gündem Kıbrıs Web TV’de Bahar Sancar’ın konuğu olarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

“Bu yaşananlar kader değil, denetim zafiyetinin bir sonucudur”

Yaşanan gemi kazasıyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Gürcafer, “Temennim kayıpların bir an önce bulunarak akıbetlerinin sonuçlanması, toplumun ve ailelerin huzur bulması açısından önemlidir. Aynı duyguları Adıyaman depreminde de yaşadık. Orada da yaşamlarından umudu kesmiştik ve en azından naaşlarına ulaşalım, başlarında dua edebileceğimiz bir mezarları olsun düşüncesiyle çok büyük bir çaba sarf edildi. Şuan da bunun tekrarı gibi yaşıyoruz. Sonuç olarak baktığımızda iki olay arasında bağlantı şudur ki denetim zafiyeti bu tür sonuçlar doğurur. Bu yaşananlar kader değil, denetim zafiyetinin bir sonucudur. Denetim zafiyeti olan her noktada ummadığınız bir anda başınıza bu tür felaketler gelir. Bu durum iş sağlığı ve güvenliği, depremle ilgili alınması gereken tedbirler alınmadığında da gemicilikte de bu durum böyledir. Denetim devletin asli görevidir ve oluşturduğu bir mekanizmadır. Buralar zafiyet kaldırmaz. Birçok daha farklı konularda da zafiyetlerimiz var. henüz o noktalarda başımıza felaket gelmedi diye görmüyoruz. Bütün bu yaşananların sorumluluğu elbette olay olduğu anda görevde olan bakanın, müdürü, müsteşarındır. Ancak bu var olan bir sorundu. Devletin denetleme mekanizması her geçen gün daha da zayıflıyor. Biz ve yaşantımız maalesef bu tür olaylara gebedir. Bu tür olayları yaşama olasılığımız hala daha devam ediyor” dedi.

Gürcafer, “Denizcilikle ilgili olarak uluslararası mekanizmalar baktığımız zaman çok ciddi bir denetleme mekanizması olduğunu görüyoruz. Her yıl can yelekleriniz, geminizin sağlamlığı, çalışan personelinizin psikolojik durumu bile denetlenir. Tüm bu denetim mekanizmasında geçtikten sonra faaliyet sürecinde de denetlenmeye devam edersiniz. Bir gemi herhangi bir uluslararası limana gittiğinde insan temelinde denetlenme yetkisi vardır ve bazen bulunduğunuz liman sizi bağlar ve eksikliklerinizi gidermeden limandan çıkamazsınız. Bizde ise bunların hiçbiri yoktu. Bunun yanı sıra diğer alanlarımız da vardır. O alanlarda da denetimlerimiz yetersizdir. Bütün bunları gözden geçirerek önceliklerimiz arasına almamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

“Karma oyun kaldırılmasının seçimlere katılımı azaltacağını düşünüyorum”

Karma oyun kaldırılması ve iki seçimin bir arada yapılmasını içeren yasanın Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman tarafından meclise geri gönderilmesini ve ardından yapılan açıklamalar hakkında değerlendirmelerde bulunan Gürcafer, “Anayasaya göre cumhurbaşkanı iade ettiğinde bir değişiklik yapılmadan geri gönderildiğinde yürürlüğe girer ve sanıyorum ki bundan sonraki süreç o şekilde olacak. Karma oyun kaldırılmasıyla ilgili bir birey olarak benim seçme hakkımın elimden alınmaması gerekiyor. Her parti içinde gördüğüm kaliteli insanları, meclisin insan kaynakları açısından kalitesinin yükselmesi için tercihler yapılabilir. Bence karma oy kalkmamalıydı. Karma oyun kaldırılmasının seçimlere katılımı azaltacağını düşünüyorum” dedi.

“Hem zaman hem ekonomik bakımdan doğru olan bir an önce seçimlerin tamamlanmasıdır”

İki seçimin bir arada yapılacak olmasını doğru bulduğunu da söyleyen Gürcafer, “İki seçimin bir arada yapılacak olması bana göre doğrudur. Hem zaman hem ekonomik bakımdan doğru olan bir an önce seçimlerin tamamlanması, seçim için ayrılan motivasyon sürecinin kısaltılmasıdır. Ancak uzun bir süredir YSK başkanı bazı serzenişlerde bulunuyor ve bunun altından kalkacak bir altyapımız olmadığını ifade ediyor. Bu düzenlemenin çok daha önce yapılması gerekirdi. Seçim arifesinde düzenleme yaptığınız zaman, algı kendi gücünüzü ve seçilmişliğinizi güvence altına almak istiyormuşsunuz yönünde oluşur. Dolayısıyla keşke bu düzenleme seçimlerden 1 sene önce yapılsaydı. Ancak sonuç olarak bir şey değişeceğini düşünmüyorum ve yürürlüğe girecektir. Diğer yandan evet karma oy bir sektöre dönüştü ve suiistimal ediliyordu. Ancak bu ülkede suiistimal edilen sadece karma oy değildir. Birileri suiistimal ediyordu diye vatandaşın seçme hakkının elinden alınmaması gerekirdi. Bana göre bu ülke demokrasisine zarar verecektir” ifadelerini kullandı.

Mülkiyet konusu: Bu sivil toplum örgütlerinin yalnız başlarına altından kalkabileceği bir mücadele değildir

Kıbrıs konusunda yaşanan gelişmeler ve mülkiyet konusunda değerlendirmelerde bulunan Gürcafer, “Rum tarafının çözümsüzlüğü istediği açıktır. Ama çözüm istermiş gibi görünüp, çözümsüzlüğü savunmayı çok iyi kullanıyor. Uluslararası hukukun kendisine verdiği avantajları da çok iyi kullanıyorlar. Bunu bizler çok iyi biliyoruz ama dünya olaya çok yüzeysel bakıyor. Bu konuda çok sistemli çalışıyorlar. Peki biz ne yapıyoruz? Biz yeterince mücadele vermiyoruz. Rum tarafı gidip birileri ikna ediyor ve gençlerimizin spor faaliyetleri yapmasını engelliyor. Biz bu faaliyetleri yapabilmek için yeterince çalışma yaptık mı? Diğer yandan son dönemle bizimle ilgili tutuklamalar var. 2005 yılında bize verilmiş bir kazanım olan Taşınmaz Mal Komisyonu’nun (TMK) kuruluşu ve TMK yasasının AİHM tarafından kabul görerek mülkiyet sorununun çözümüyle ilgili bir merkez yaratıldı. Bu bizim için çok büyük bir kazanımdı. Bu sistemi devre dışı bırakabilmek için o günden bu yana Rumlar uğraşıyorlar. Biz o dönemde harcamış olduğumuz enerjinin onda birini harcıyoruz. TMK’yı önemsemedik ve değer vermedik. Şuanda onların sonuçlarını yaşıyoruz. Europol ve İnterpol aracılığıyla tutuklamalar çıkartıyorlar. Bunların itirazlarını karşı taraftan doğru anlaşılmasını sağlanması konusunda çok eksik ve zayıfız. Karşı davalar açmak ve savunmalar geliştirme konusunda çok eksikliklerimiz vardır. Ne para ne de insan kaynağı ayırıyoruz. Bu da karşı tarafı daha başarılı gösteriyor. Aslında bizim başarısızlığımız karşısında onlar çok başarılı görünüyor. Biz bu mücadeleyi versek bence o kadar da başarılı olamazlar. Bizim şuan yaptığımız bazı çalışmalar ve uluslararası anlamda açtığımız bazı davalar bulunmaktadır. Lobicilik faaliyetlerimiz ve girişimlerimiz bulunmaktadır. Ticaret Odası, Sanayi Odası ve Otelciler Birliği’nden karma olarak Brüksel’e bir heyetimiz oldu. Önümüzdeki hafta Strazburg’a gidecek olan bir ekibimiz var. Diğer yandan hukuki gelişmeleri takip eden ve müdahale eden bir ekibimiz bulunuyor. Biz bunları yapıyoruz ancak bunun bir devlet politikasına dönüşmesi gerekiyor. Bu yalnızca sivil toplum örgütlerinin yalnız başlarına altından kalkabileceği bir mücadele değildir. Devletler bile bazen yetersiz kalmaktadır. Bu noktada maalesef zayıfı ve eksiğiz. Yapmamız gereken daha çok var” ifadelerini kullandı.

Gürcafer, sosyal konut projeleri hakkında bilgi verdi…

Sosyal konut çalışmaları hakkında bilgi veren Gürcafer, “Sistemi oluşturmak epey zamanımızı aldı. Birkaç yasada değişiklik yapılması, dizayn edilmesi ve projelendirilmesi gerekiyordu. Temel oluştu ve temel oluştuktan sonra konutların hayata geçirilmesi sürecine geçtik. İlk olarak Güzelyurt’ta proje başladı. Güzelyurt bölgesindeki konutlar bitmek üzere ve yaklaşık 2 hafta içerisinde teslim edilecek. Alayköy’de ihale sonuçlandı, kendi içimizdeki görevlendirmeyi de yaptık. Önümüzdeki hafta Dikmen, Haspolat, Maraş ve Karpaz sosyal konutları var. Bu bir defaya mahsus bir konu değildir. Bu 3 yıl önce başlamış bir projenin sonuçlanmasıdır. Dolayısıyla bu proje seçimlerden sonra da devam edecek. Bu bir sistemdir. Sistem oturdu ve bu çalışma aynı şekilde devam edecek. Dolayısıyla kimse bunu bir seçim yatırımı olarak algılamasın. Hak sahibi belirleme süreci de kura yöntemiyle belirleniyor. Alım gücü düşük kesimlerin ev sahibi olmasını sağlamak amacıyla güzel bir sistem kuruldu ve bu sistem de çalışıyor. Kimsenin bu işlerin yarım kalacağını konusunda endişesi olmasın.

Sosyal konut projeleri: İstediğimi noktaya ulaştık

Konuşmasının devamında Gürcafer, “2+1 ve 3+1 konutlar vardır. 90-100-110 metrekare civarındadır. Maliyetler de 75-80 metrekarelerde 35-40 bin pound civarındadır. Şu anda evleri 85-90 metrekare civarına çıkardık ve yaşanabilir bir projeye dönüştü. İlk başta düşünülen tek banyo tuvalet iken, şimdi bir de misafir tuvaleti eklendi. Örneğin çamaşır makinesi konacak ayrı bir yer düşünüldü. Klima altyapısıyla ilgili düşünceler ortaya çıktı ve bu sayede biraz daha büyüttük. Bu eklemelerle birlikte rakam 5-6 bin pound daha yükseldi ancak rakam normal civarlardadır. Faiz farkı fonundan faiz desteği çalışması ve kredilendirmeler de devam ediyor. Asgari ücretin üçte ikisi miktarında bir taksit ödeme olanağı vardır. Olabildiğince iyi bir çalışma oldu ve insanımızın alım gücüne yanaştık. 45-48-50 bin pound civarında rakamlara insanımızı ev sahibi yapıyoruz ve bu rakamlar da piyasanın üçte biri fiyatınadır. Dolayısıyla istediğimiz noktaya ulaştık” diye konuştu.

Benzer Videolar