“Biz savaş toplumuyuz. Şiddeti çok iyi biliyoruz ve şiddeti içselleştirdik”

Sosyal Hizmetler Uzmanı Barış Başel, bir savaş toplumu olduğumuzu söyleyerek, her bölgeye ruh sağlığı birimleri ya da aile hizmet birimleri kurulması gerektiğini ifade etti ve “Biz koruyucu ve önleyici çalışmalardan o kadar uzağız ki, olay yaşandıktan sonra yandım diye feryat ediyoruz” dedi.

Gündem Kıbrıs Özel Haber

Sosyal Hizmetler Uzmanı Barış Başel, Gündem Kıbrıs Web TV’de Bahar Sancar’ın konuğu olarak değerlendirmelerde bulundu.

“Kendimize lüks binalar yapıyoruz ama engelliler için rampayı sonradan ekliyoruz”

Yeni Eğitim-Öğretim yılının başlamasıyla birlikte özellikle özel gereksinimli öğrencilerin eğitimlerinde ciddi sıkıntılar olduğunu ve onların eğitime başlayamadığını söyleyen Başel, “Özel eğitim öğretmeni bulunmadığı için kayıt yapılamadığı veliler tarafından söylendi. Bu ailelerin özel gereksinimli çocukların ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için birini tutması ve en az bir asgari ücret maaş ödemesi gerekiyor ihtiyaçlarını karşılayabilmek için. Bu masrafların devlet tarafından karşılanması gerekiyor. Eğitimde fırsat eşitliğini sağlayabilmek adına bu çocuklar için her okulda kaynaştırma eğitimi olmalıdır. Sivil toplum örgütleri bu çocukların takibini yapıyor ama devlet bundan aciz mi? Siz çocukları korumaya başlamadan ve sosyal refah denilen hizmetlerde dönüşüm olmadığı sürece maddi gelirlerinizin artması bir anlam ifade etmez. Kendimize lüks binalar yapıyoruz ama engelliler için rampayı sonradan ekliyoruz” dedi.

“Sosyal kalkınma ile ekonomik kalkınmanın paralel ilerlemesi gerekmektedir”

Konuşmasının devamında Başel, “Yıllık kişi başı geliriniz 50 bin Dolar olsun, sosyal anlamda refah yükseltmezseniz kaotik bir topluma dönersiniz. Bunun Orta Doğu’da örnekleri vardır. Sosyal kalkınma ile ekonomik kalkınmanın paralel ilerlemesi gerekmektedir” dedi.

“Biz savaş toplumuyuz. Şiddeti çok iyi biliyoruz ve şiddeti içselleştirdik”

Başel, “İntiharları, ölümleri, sorunları konuşuyoruz. Çünkü biz sorunları olan bir toplumuz. Biz savaş toplumuyuz. Şiddeti çok iyi biliyoruz ve şiddeti içselleştirdik. Avcı sayımız 50 bin kişiyi geçti. Bireysel silahlanma arttı. Bireysel silahlanma konusunda kişiler psikolojik testten geçmeden, çok kolay silah alınabilen bir coğrafyada yaşıyoruz. Bu durum beni çok rahatsız ediyor. Bu konu sadece kadın cinayetleri ile de ilgili değildir. Trafikte sorunların çok fazla olduğunu da görüyoruz. Yollarımız şu an bir açık hava laboratuvarıdır. Sosyal medyaya baktığımızda yine aynı manzaraları görüyoruz. Koruyucu bir şemsiye olmalı ve ülkenin kapısından giren her bireye hizmet verilmesi gerekir. İskele’de, Karpaz’da yaşayan birisi bir olay yaşadı, sinirleri bozuktu. Kendine ya da başkasına zarar vermeyi düşünüyor diyelim. Otobüse binip de Lefkoşa’ya gelip hizmet almaz. Haberi düştüğü zaman haberiniz olur. O nedenle uzak diye görmeyelim, her bölgeye ruh sağlığı birimleri ya da aile hizmet birimleri kurulması gerekir. Biz koruyucu ve önleyici çalışmalardan o kadar uzağız ki, olay yaşandıktan sonra yandım diye feryat ediyoruz” ifadelerini kullandı.

“Avrupalı bir toplumuz diye geçiniyoruz ama biz Avrupalı bir toplum değiliz”

Başel, “Diğer yandan Avrupalı bir toplumuz diye geçiniyoruz ama biz Avrupalı bir toplum değiliz. Bu gibi olaylarda verdiğimiz tepkilere baktığımızda hiç kimse koruyucu önleyici bir adı atmıyor ama bir sorun ortaya çıktığında da bunun sorumlusu kim diye sorumlu arıyoruz ve hesap soruyoruz. Bu tipik Orta Doğu toplumlarının yani eril etkiler taşıyan Orta Doğu toplumlarına özgü davranışlardır. Avrupalı olmak çok başkadır. Yaşatmak Avrupa’nın en önemli değeridir” diye konuştu.

“Teknoloji artık bir bağımlılık meselesidir”

Sosyal medya ve bilgi teknolojilerinin çok bilinçsiz bir şekilde kullanıldığını ifade eden Başel, “Ben altı yaşına kadar çocukların eline telefon verilmemesi gerektiğini düşünüyorum. 6 yaşına kadar eline telefon almamış çocukların yaptığı resimlere baktığınızda kağıt dolduruyorlar. Kendi öz yaratımlarını ortaya koyuyorlar. Küçük yaştan itibaren eline telefon alan çocuklara baktığınızda çizgi karakterleri çiziyor ve kendi öz yaratımı olmuyor. Doğar doğmaz çocukları köreltiyoruz. Teknoloji artık bir bağımlılık meselesidir. Bir madde bağımlısı nasıl bir yoksunluk hissine girip kriz geçirirse, ergen çocuklar internet gittiğinde de aynı tepkileri veriyor. Teknoloji amaçsız ve bilinçsizce kullanılırsa çok büyük bir düşmandır” ifadelerini kullandı.

Ülkemizde gündemin çok hızlı değişmesi hakkında da konuşan Başel, “Bu sadece bizim ülkemizde değil dünyada da geçerlidir. Bu stres bağımlılığını yani kortizol bağımlılığını ortaya çıkarıyor. Ben teknoloji diyeti uyguluyorum ve sosyal medyada çok fazla zaman geçirmiyorum. Sevdiklerimle ve kitaplarımla olmayı tercih ediyorum. Herkese de tavsiye ederim” dedi.

Benzer Videolar