Öztabay: Filo Jet faciasında sorumluluk en başından itibaren araştırılmalı
TDP MYK Üyesi, Avukat Ayşe Öztabay, Filo Jet faciasında sorumluluğun yalnızca kaptan ve mürettebatla sınırlandırılmaması gerektiğini vurgulayarak, geminin ülkeye gelişinden verilen izinlere kadar tüm sürecin araştırılması çağrısında bulundu.
-ÖZEL HABER-
TDP MYK Üyesi, Avukat Ayşe Öztabay, Gündem Kıbrıs Web TV’de Genel Yayın Yönetmeni Çiğdem Aydın’ın sorularını yanıtlayarak gündemdeki gelişmeleri değerlendirdi.
Girne açıklarında meydana gelen Filo Jet faciasıyla ilgili konuşan Öztabay, toplumun ciddi bir yas sürecinden geçtiğini ve bu sürecin halen devam ettiğini belirtti. Kayıp kişilere ulaşılmasının her şeyden önce insani açıdan büyük önem taşıdığını vurgulayan Öztabay, facianın teknik boyutlarının da alanında uzman kişiler tarafından detaylı şekilde incelenmesi gerektiğini söyledi.
“Facia gerçekleşene kadar kimin rolü varsa hepsi yargılanmalı”
Soruşturmanın yalnızca geminin kaptanı ve mürettebatıyla sınırlı kalmaması gerektiğini savunan Öztabay, geminin ülkeye gelişinden sefer izinlerine kadar bütün sürecin araştırılması gerektiğini kaydetti.
Öztabay, “Kaptanlar, mürettebat yargılanıyor ancak bu facia gerçekleşene kadar kimin rolü varsa hepsi yargılanmalı. Konu en başından ele alınmalı. Bizim sularımızda sefer yapamayacak bir gemi bu ülkeye nasıl geldi?” diye sordu.
Ülkede survey amirliğinin bulunması gerektiğini ancak kendi bilgisine göre böyle bir yapının olmadığını ifade eden Öztabay, gemiye verilen izinlerin sorgulanması gerektiğini söyledi.
“Nasıl verildi bu izinler, bu gemi ilk olarak nasıl geldi?” diyen Öztabay, gemiyle ilgili geçmişten gelen sorunların da araştırılması gerektiğini belirtti.
Öztabay, “Liyakat diyoruz, işte tam da bu yüzden diyoruz. Baştan beri bizi bugünlere getiren nedir, onu bulmamız lazım. Bu gemi gökten inmedi. 16 Mayıs’tan beridir su alıyor bu gemi” ifadelerini kullandı.
“Denetleme ve liyakat her şeyden önce gelir”
Kamuda liyakatin önemine dikkat çeken Öztabay, görevlendirmelerde torpil yerine liyakatin esas alınması gerektiğini söyledi. İnsanların doğru ve güvenli hizmet alabilmesi için kamu kurumlarında yetkin kişilerin görev yapması gerektiğini vurgulayan Öztabay, denetimin de sistemin temel unsurlarından biri olduğunu belirtti.
Öztabay, “Liyakat yarışsın, torpil değil. Her yerde liyakat yarışsın ki insanlar düzgün hizmet alabilsin. Denetleme ve liyakat her şeyden önce gelir. Denetledikten sonra hukuksuzluk görürseniz yargılayacaksınız” dedi.
“Liyakate göre atama yapmayan bakan birinci sorumludur”
Filo Jet faciasının siyasi sorumluluk boyutuna da değinen Öztabay, kamu kurumlarındaki atamaların ve yönetsel tercihlerin ortaya çıkardığı sonuçlardan siyasi makamların bağımsız düşünülemeyeceğini savundu.
Öztabay, “Bir kadronun yaratmış olduğu olumsuzluk, kadro başının bedel ödemesi demektir. Doğru memuru atamayan, doğru atamayı liyakat usulüne göre yapmayan bir bakan elbette birinci sorumludur” ifadelerini kullandı.
Okul taşımacılığı için denetim çağrısı
Okulların açılmasına kısa süre kaldığını hatırlatan Öztabay, öğrenci taşımacılığında kullanılan otobüslerin denetlenip denetlenmediğini de gündeme getirdi.
Öztabay, “Okullar açılıyor, otobüsler denetlendi mi? Taşımacılık tamamen bitti. Çocuklar pazartesiden sonra o otobüslerde olacak” diyerek denetimlerin önemine dikkat çekti.
Öztabay: Araştırma komitesinde toplumun tüm kesimleri temsil edilmeliydi
Cumhuriyet Meclisi’nde Filo Jet faciasının araştırılması amacıyla komite kurulmasını da değerlendiren Öztabay, sürecin daha geniş katılımlı yürütülmesi gerektiğini savundu.
Toplumun farklı kesimlerinin, siyasi partilerin, hukukçuların ve ilgili sivil toplum örgütlerinin sürece dahil edilmesi gerektiğini belirten Öztabay, facianın yalnızca sonuçlarının değil, devlet yapısı içerisinde bu noktaya gelinmesine neden olan mekanizmaların da araştırılması gerektiğini söyledi.
Öztabay, “Biz bu araştırma konusunda toplumun her kesiminin ve yargı mensuplarının da olacağı bir paydaşlar masası bekledik. Hepimizin amacı bu facianın esas olarak nereden başladığını ve devlet yapısının hangi mekanizmasının bu dengesizliğe neden olduğunu bulmak olmalıydı” dedi.
“Tüm siyasi partiler ve STÖ’ler o masada olmalıydı”
Araştırma sürecinin siyaset üstü ele alınması gerektiğini vurgulayan Öztabay, farklı siyasi partilerin ve konuyla ilgili çalışan sivil toplum örgütlerinin aynı masada bulunmasının kamuoyunun sürece duyduğu güveni artıracağını ifade etti.
Öztabay, “O masada tüm siyasi partiler ve bu konuyla ilgili çalışan sivil toplum örgütleri de olmalıydı. Bazı konular siyaset üstüdür. Böyle bir oluşum görmedik. Bu bir siyasi hamle mi ya da siyaset bunu mu gerektirir, bilemiyorum” diye konuştu.
Faciayla ilgili kamuoyuna yansıyan çeşitli iddiaların da araştırılması gerektiğini kaydeden Öztabay, gemide kaçak bulunduğu ve kaçak mazot taşındığı yönündeki iddialara işaret etti.
Öztabay, “O masada konuşulması gereken çok şey var. Gemide kaçak olduğu iddia ediliyor, kaçak mazot deniyor. Bunları da konuşabilmek için herkesin o masada olması lazımdı. Özellikle hukukçuların orada olması gerekirdi” ifadelerini kullandı.
“Bu sorumluluğu birlikte yürütmeyi tercih ederdim”
Kendisinin karar verici konumda olması halinde daha kapsayıcı bir yapı oluşturacağını belirten Öztabay, böyle büyük bir facianın ardından sorumluluğun toplumun tüm kesimleriyle birlikte üstlenilmesinin daha doğru olacağını söyledi.
Öztabay, “Ben olsaydım bu sorumluluğu birlikte yürütmeyi tercih ederdim. Bu, ‘Ben sahip çıkıyorum’ demektir. Böyle bir olayın olmasını kimse istemiyordu ama madem ki oldu, biz bunu tüm toplum olarak bir noktaya taşımak zorundaydık” dedi.
Geniş katılımlı bir yapının kamuoyunun güven duygusunu da güçlendireceğini belirten Öztabay, “Neden böyle bir şey yapmadılar? En azından halk, ‘Bunlar da var içinde’ diyerek rahatlardı ve güven hissedilirdi” ifadelerini kullandı.
Meclis’teki sürece yönelik eleştirisini sürdüren Öztabay, “Kendi kendilerine toplandılar, sonunun ne olacağını biliyoruz” dedi.
“2001’den beri 40’ıncı kadın cinayeti işlendi”
Kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddet konusunda da değerlendirmelerde bulunan Öztabay, 2001 yılından bu yana 40’ıncı kadın cinayetinin işlendiğini belirterek, Ev İçi Şiddet Yasası’nın önemine dikkat çekti.
Yasanın dünyanın birçok yerinde kadınların korunmasında önemli bir mekanizma olduğunu ifade eden Öztabay, söz konusu düzenlemenin Meclis’e sunulduğunu ancak destek bulamayarak kadük olduğunu söyledi.
“Ucunda ölüm olan hiçbir konu tali değildir”
Kadına yönelik şiddetin ikincil bir mesele olarak değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Öztabay, devletin kadınları koruyacak hukuki mekanizmaları oluşturması gerektiğini kaydetti.
Öztabay, “Ucunda ve sonunda ölüm olan hiçbir konu tali değildir. Biz bu şekillerde ölmek istemiyoruz. Devletin sahip çıkması lazım. Devlet, yasaları ile topluma sahip çıkar” ifadelerini kullandı.
Seçim sistemi eleştirisi: “Tek gaileleri egemenliklerini sürdürmek”
Meclis’in gündemini de eleştiren Öztabay, yaşanan acıların ardından karma oyun kaldırılması ve iki seçimin aynı güne alınmasına yönelik girişimleri eleştirdi.
Öztabay, “Tüm bu acıların üstüne Meclis’i topladılar, karma oyu kaldırdılar, iki seçimi aynı güne aldılar. Egemenliklerini sürdürmek istiyorlar, tek gaileleri bu” diye konuştu.
Muhalefet toplantılarını anlattı
Muhalefet partileri arasında yapılan görüşmelere de değinen Öztabay, yaklaşık 20 gün önce karma oyun kaldırılması konusunda bir toplantıya davet edildiklerini ancak toplantıya gittiklerinde bekletildiklerini anlattı.
Öztabay, “20 gün önce bizi toplantıya çağırdılar. Gittik ve bizi beklettiler. Meğer onlar içeride toplantı yapıyorlarmış. İkinci toplantıya gittik, ‘Size açıklayalım neden karma oy kaldırılmak isteniyor’ dediler” ifadelerini kullandı.
“Ben TDP olarak mühürcüyüm, benim partim mührü hak ediyor”
Kendisinin partiye mühür verilmesini savunan bir siyasetçi olduğunu ifade eden Öztabay, seçim sisteminde yapılacak değişikliklerin topluma anlatılması için yeterli zaman tanınması gerektiğini söyledi.
Öztabay, “Ben TDP olarak mühürcüyüm. Benim partim mührü hak ediyor. Ama siz bu kadar kısa sürede bu değişikliği yapıyorsunuz, insanların kafası karışıyor. Bunun bir açıklanma, anlatılma süreci olmalıydı” dedi.
Arıklı’ya eleştiri…
Koalisyon ortakları arasındaki ilişkilere de değinen Öztabay, YDP Genel Başkanı Erhan Arıklı’nın açıklamalarını hatırlatarak, “Bu ülkede uygun olmayan birtakım eylem ve kararlara sırf yanınızda olalım diye ‘evet’ dedik diyorlar. Koalisyon ortakları bunu söylüyor, Arıklı bunu söylüyor” ifadelerini kullandı.
Adaylık sorusuna yanıt: “Savunma gücümü parlamentoya taşımak isterim”
Milletvekilliğine aday olup olmayacağı yönündeki soruyu da yanıtlayan Öztabay, partisinin uygun görmesi halinde aday olmak istediğini açıkladı.
Siyasete toplumsal mücadele ve savunma duygusuyla girdiğini ifade eden Öztabay, daha önce iki kez seçime katıldığını ve seçilememesine rağmen siyasetten ve sokaktan kopmadığını söyledi.
Öztabay, “Ben çaresizliği kabul edemem. Savunma duygum var. Ben bu duygumu toplum için kullanmak amacıyla bu yola girdim ve doğru partideyim. Eğer partim uygun bulursa tabii ki aday olmak isterim. Kendimde bu gücü buluyorum, kendime güveniyorum” dedi.
Öztabay, siyasi mücadelesini parlamentoya taşımaya hazır olduğunu belirterek sözlerini şöyle tamamladı:
“Savunma gücümü parlamentoya taşımak isterim. Eğer halkımın da beklentisi buysa ve partim de bana bu şartları sunarsa memnuniyetle onurlu Kıbrıs Türk halkına hizmet ederim.”