Arıklı: Türkiye’de de gemi battı, 10 kişi öldü; neden kimse “Bakan istifa etsin” demedi?

Gemi faciası nedeniyle Başbakan Ünal Üstel tarafından Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı görevinden alınan Erhan Arıklı, Meclis kürsüsünden kendini savunarak, "Türkiye’de de gemi battı, 10 kişi öldü; neden kimse “Bakan istifa etsin” demedi?" diye sordu.

Girne’de meydana gelen gemi faciasının ardından Başbakan Ünal Üstel tarafından Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı görevinden alınan Erhan Arıklı, kazaya ilişkin eleştirilere yanıt verdi. Arıklı, kazada herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını savunarak, “En ufak bir sorumluluğum varsa bırakın istifayı, milletvekilliğini bile bırakırım” dedi.

Geminin saat 12.00 sıralarında hareket ettiğini ve yaklaşık 20 dakika sonra su almaya başladığını belirten Arıklı, 5-10 dakika içerisinde yardım çağrısı yapılmaya çalışıldığını ancak SOS çağrısının standartlara uygun olmadığını söyledi.

Olayın ardından kendisinin yanı sıra Başbakan Ünal Üstel, Cumhurbaşkanı ve diğer yetkililerin bölgeye gittiğini ifade eden Arıklı, uzun süren arama-kurtarma çalışmalarının takip edildiğini, ardından oluşturulan kriz masasında gece saatlerine kadar çalıştıklarını anlattı.

“İLK ANDAN İTİBAREN HEDEF BEN GÖSTERİLDİM”

Geminin battığı veya batmak üzere olduğunun sosyal medyada duyulmasının ardından kendisinin hedef gösterildiğini savunan Arıklı, kamuoyuna geminin sefere çıkmasına kendisinin izin verdiği, geminin seyre elverişli olmadığı, kaptanın belgesinin geçersiz olduğu ve olumsuz hava şartlarına rağmen sefere izin verildiği yönünde iddialar yansıtıldığını söyledi.

Arıklı, bu iddiaların gerçeği yansıtmadığını savunarak, ertesi gün bakanlık yetkilileriyle basın toplantısı düzenleyerek belgeleri kamuoyuna açıklamak istediğini ancak Başbakan Ünal Üstel’in basın toplantısı yapmamasını istediğini ifade etti.

Bu süreçte kendisine yönelik eleştirilerin arttığını belirten Arıklı, sendikalar ve siyasi partilerin de kayıp yakınlarını ziyaret ettiğini, ardından “siyasi sorumluluk gereği Arıklı istifa etsin” şeklinde bir kampanya başlatıldığını ileri sürdü.

“HANGİ KURALI KALDIRDIM DA BU GEMİ KAZAYA UĞRADI?”

Kendisinden önce uygulanan herhangi bir kuralı kaldırmadığını veya kazaya neden olabilecek yeni bir düzenleme yapmadığını savunan Arıklı, şöyle konuştu:

“Ben ne hata ettim? O ana kadar başarıyla uygulanan hangi kuralı, hangi işlemi ortadan kaldırdım da bu gemi kazaya uğradı? Yeni bir şey mi icat ettim, yeni bir kural mı koydum, mevzuatta bir değişiklik mi yaptım da Erhan Arıklı istifa edecek? Birisi çıkıp hangi hatayı yaptığımı, hangi ihmali gerçekleştirdiğimi söylesin.”

Dünyada geçmiş yıllarda yaşanan çeşitli deniz kazalarını örnek gösteren Arıklı, bu kazaların ardından ilgili ülkelerde bakanların istifa etmediğini belirterek, kendisine yönelik istifa çağrılarının gerekçesinin ortaya konulması gerektiğini söyledi.

“GÖREVE GELDİĞİM İLK AYLARDA ŞİRKETLERİ UYARMIŞTIK”

Arıklı, göreve geldikten kısa süre sonra deniz taşımacılığı yapan şirketlere yönelik denetim ve uyarı süreçleri başlattıklarını da söyledi.

18 Mart 2022 tarihinde Akgünler Denizcilik ile Filo Denizcilik’e resmi yazılar gönderdiklerini belirten Arıklı, bazı gemilerin klas sertifikaları ile Limanlar Dairesi kayıtları arasındaki farklılıkların giderilmesini ve eksik emniyet tedbirlerinin tamamlanmasını istediklerini anlattı.

Arıklı, Ro-Ro Toros, Beşparmak ve Via Famagusta gemileriyle ilgili tespit edilen eksikliklerin giderilmesi yönünde şirketlere bildirimde bulunduklarını ifade etti.

“GEMİLERİ LİMANLAR DAİRESİ DEĞİL, TÜRK LOYDU DENETLİYOR”

Gemilerin teknik denetiminin Limanlar Dairesi tarafından yapılması gerektiği yönündeki eleştirilere de yanıt veren Arıklı, Limanlar Dairesi bünyesinde bu denetimi gerçekleştirecek surveyör bulunmadığını söyledi.

Arıklı, gemilerin teknik denetim ve klaslama işlemlerinin 2003 yılında yapılan protokolle Türk Loydu’na devredildiğini, söz konusu anlaşmanın sonraki yıllarda da yenilendiğini belirtti.

Kazaya karışan geminin 2024 yılında Türk Loydu denetiminden geçerek klas belgesi aldığını söyleyen Arıklı, geminin mayıs ayında su aldığının tespit edilmesinin ardından şirkete bildirim yapıldığını ve geminin Akdeniz Tersanesi’nde onarıma alındığını ifade etti.

Arıklı, gemide iki hasar tespit edildiğini, yapılan işlemlerin ardından Türk Loydu tarafından yeniden kontrol gerçekleştirildiğini ve gerekli incelemelerin yapıldığını savundu.

Türk Loydu’nun gerçekleştirdiği denetimlerin bundan sonraki süreçte Meclis Araştırma Komitesi veya mahkeme tarafından değerlendirileceğini belirten Arıklı, “Cevap verecek olan kurum orasıdır” dedi.

KAPTANIN EHLİYETİYLE İLGİLİ İDDİALARA YANIT

Arıklı, gemi kaptanının Honduras’tan aldığı ehliyetin geçersiz olduğu yönündeki iddialara da değindi.

Türkiye’nin Honduras ile ikili anlaşması bulunmadığı için bu ülkeden alınan ehliyetleri doğrudan kabul etmediğini belirten Arıklı, başka bir ülkeden denklik alınması halinde söz konusu belgelerin kabul edilebildiğini söyledi.

Limanlar Dairesi’ne sunulan belgelerin doğrudan kabul edilmediğini savunan Arıklı, belgelerin ilgili ülkenin denizcilik makamları ve Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) üzerinden kontrol edildiğini ifade etti.

Arıklı, kaptanın ehliyetiyle ilgili işlemlerin kendisinin bakanlık döneminden önce başladığını belirterek, mahkeme kayıtlarında da ehliyetin geçerli olduğunun kabul edildiğini söyledi.

“HAVA ŞARTLARINDA GEMİNİN KALKIŞINA ENGEL YOKTU”

Kazanın meydana geldiği gün meteorolojik şartların geminin hareket etmesine engel oluşturmadığını savunan Arıklı, günlük meteoroloji raporlarının yayımlandığını ve kalkış açısından herhangi bir sorun bulunmadığını söyledi.

Arıklı, bir gün önce yaşanan fırtınanın ardından “ölü deniz dalgası” ihtimali ile denize düşmüş sert cisimlerin oluşturabileceği risklerin kaptan tarafından dikkate alınması gerektiğini öne sürdü.

Kaptan veya mürettebatın olası ihmallerinin mahkemede değerlendirileceğini belirten Arıklı, “Kaptanın veya mürettebatın ihmalinden ne benim ne bakanlığımın ne de Limanlar Dairesi’nin sorumluluğu vardır” ifadelerini kullandı.

“SORUMLULUĞUM VARSA MİLLETVEKİLLİĞİNİ BİLE BIRAKIRIM”

Kendisinden önce uygulanan kurallarda kazaya neden olabilecek herhangi bir değişiklik yapmadığını yineleyen Arıklı, şunları söyledi:

“Herhangi bir sorumluluğum varsa bırakın istifayı, milletvekilliğini bile bırakırım. Benden önce uygulanan olumlu uygulamaların hiçbirini kaldırmadım. Yeni bir kural da koymadım. Birisi bana ‘Sen şu hatayı yaptın, şu yanlış nedeniyle istifa etmelisin’ desin. Bunu gördüğüm anda zaten gereğini yaparım.”

Arıklı, geçmişte yaşanan kazalarda da siyasi sorumluluk tartışmalarına karşı çıktığını belirterek, ölümler üzerinden siyaset yapılmaması gerektiğini savundu.

UBP VE DP’YE TEPKİ: “YDP’Yİ ARKADAN VURDULAR”

Konuşmasının sonunda hükümet ortakları UBP ve DP’ye de tepki gösteren Arıklı, hükümette birlikte oldukları süre boyunca birçok konuda yol arkadaşlığı yaptıklarını belirtti.

Arıklı, “Bütün sorunlarda yol arkadaşlığı yaptığımız için yanlışlara bile ortak oldum ve savundum. Ama bu olayda maalesef hem UBP hem DP, Yeniden Doğuş Partisi’ni arkadan vurdular. Çok üzgünüm. Kamuoyu bunun farkındadır, taban da bunun farkındadır ve günü gelince elbette bunun hesabını soracağız” dedi.

Arıklı, bakanlığı döneminde deniz güvenliği konusunda gerekli tedbirleri aldığını savunarak, “Bizim alnımız açık, yüzümüz ak. En ufak bir kusurumuz mahkemelerde veya başka bir yerde kanıtlanırsa hiç kimseye sormam, gereğini yaparım” ifadelerini kullandı.

Benzer Videolar