Acının Üzerine ‘Siyaset’ Örtmek…

BAHAR SANCAR YAZDI///

Girne açıklarında yaşanan gemi faciası, bu ülkenin hafızasından uzun yıllar silinmeyecek kadar ağırdır…

İnsanlar hayatını kaybetti…

Aileler hâlâ sevdiklerinden gelecek bir haber için denizin kıyısında bekliyor…

Böylesine büyük bir acının ardından kamuoyunun beklediği şey; sorumluluk, şeffaflık ve vicdandır…

Ancak Erhan Arıklı’nın açıklamalarına baktığımızda karşımıza bunlar değil; “siyasi komplo”, “algı operasyonu”, “günah keçisi” ve “oylarımız yükseliyordu” sözleri çıkıyor…

Daha da vahimi, acılı ailelerin ve kayıp yakınlarının manipüle edildiğinin ileri sürülmesidir…

İnsanlar yakınlarını kaybetmişken, çocuklarının, eşlerinin ve anne babalarının akıbetini öğrenmeye çalışırken yükselen feryatları siyasi bir senaryonun parçası gibi göstermek kabul edilemez…

Bu açıklama yalnızca talihsiz değil, vicdanları yaralayan ağır bir saygısızlıktır…

Acılı ailelerin çığlığı propaganda değildir!

Hesap sormaları komplo değildir!

Sorumlu gördükleri kişileri protesto etmeleri algı operasyonu değildir!

Bir siyasetçi, yönettiği alanda yaşanan böylesine büyük bir facianın ardından önce kamuoyunun karşısına çıkar, soruları yanıtlar ve taşıdığı siyasi sorumluluğun gereğini yerine getirir…

Kendi partisinin anketlerde yüzde kaç oy aldığına sığınmaz…

Arıklı’nın görevden alınmasını YDP’nin yükselişini engellemeye yönelik bir operasyon gibi sunması da yaşanan büyük acıyı ikinci plana itmektedir…

Ortada konuşulması gereken bir seçim hesabı değil, kaybedilen canlar vardır!

Üstelik parti genel sekreteri aracılığıyla yapılan açıklamada, soruşturma tamamlanmadan Arıklı’nın sorumlu ilan edildiği savunulurken; aynı metinde basın kuruluşlarından sivil toplum örgütlerine, meslek örgütlerinden siyasi çevrelere kadar geniş bir kesim suçlanmaktadır…

Soruşturmanın sonucunu beklemek gerekiyorsa bu kural ‘herkes’ için geçerlidir…

Ortada kanıtlanmış bir “algı operasyonu” yokken toplumu, basını ve acılı aileleri töhmet altında bırakmak da kabul edilemez…

Dokunulmazlığın kaldırılmasını istemek elbette önemlidir…

Ancak bu talep, siyasi sorumluluğu ortadan kaldıran bir kahramanlık öyküsüne dönüştürülemez…

Adli sorumluluk başka, siyasi sorumluluk başkadır…

Bir bakanın doğrudan kusurunun bulunup bulunmadığına yargı karar verir…

Fakat bağlı kurumların denetimi, alınan güvenlik tedbirleri ve sistemin işleyişi hakkında topluma hesap vermek siyasi makamın görevidir…

Bugün ihtiyaç duyulan şey mağduriyet hikâyesi yazmak değil, bütün gerçeklerin açıklanmasıdır…

Kaç denetim yapıldı?

Hangi belgeler düzenlendi?

Kimler görevini ihmal etti?

Gemi hangi koşullarda sefere çıktı?

Bu soruların yanıtlarını vermek yerine “Beni günah keçisi yaptılar” demek, sorumluluğun ağırlığını hafifletmez…

Hele ki “Ben o bakanlıktan gittim benim sorumluluğum artık yok” hiç denmez…

Erhan Arıklı’nın yapması gereken, kendisini acılı ailelerin karşısında mağdur konumuna yerleştirmek değil; o ailelerin gözlerinin içine bakarak hesap vermektir…

Çünkü bu facianın gerçek mağdurları makamını kaybeden siyasetçiler değil, sevdiklerini kaybeden insanlardır…

Benzer Videolar