10 saniyede başladı, 81 yıldır bitmedi: Atom bombasının silinmeyen izi

ABD'nin 81 yıl önce Hiroşima ve Nagasaki'ye düzenlediği atom bombası saldırıları, 200 binden fazla insanın ölümüne ve nesiller boyu süren radyasyon felaketine yol açtı. Nükleer yıkım, sağlık sistemlerini tamamen çökerterek insanlığa ağır bir kırım yaşattı.

ABD'nin 81 yıl önce Hiroşima ve Nagasaki'ye düzenlediği atom bombası saldırıları, 200 binden fazla insanın ölümüne ve nesiller boyu süren radyasyon felaketine yol açtı. Nükleer yıkım, sağlık sistemlerini tamamen çökerterek insanlığa ağır bir kırım yaşattı.

Kaynak: Haber Merkezi

İnsanlık tarihinin en yıkıcı silahlarından biri, bundan tam 81 yıl önce kitlesel bir felakete yol açtı. Amerika Birleşik Devletleri, atom bombasını ilk defa 6 Ağustos 1945 tarihinde Japonya'nın Hiroşima şehrinde kullandı. Nükleer saldırının gerçekleştiği dönemde kentte ikamet eden 350 bin kişilik nüfusun 140 bini hayatını kaybetti. Patlamayla birlikte yayılan radyoaktif dalgalar, sonraki süreçte de can kayıplarının sürmesine ve etkilerinin uzun yıllara yayılmasına neden oldu.

Tarih sayfaları 1945 yılının sonunu gösterdiğinde, gerçekleşen bombalamalar neticesinde Hiroşima'da yaklaşık 140 bin, Nagasaki'de ise 74 bin insan yaşamını yitirdi. Yaşamını yitiren kurbanların 38 bininin çocuklardan oluştuğu tahmin edilmekte. Felaketten sağ kurtulmayı başaran çok sayıda kişi ise ilerleyen senelerde lösemi, kanser türleri ve radyasyonun getirdiği diğer ağır yan etkilerle mücadele etmek zorunda kaldı.

Hiroşima kentine 6 Ağustos 1945'te bırakılan uranyum içerikli bomba, 15 bin ton TNT'ye eş değer bir patlama gücü üretti. Kentteki yapıların yaklaşık yüzde 70'ini tamamen yıkarak yakan bu patlama, 1945 sonuna dek 140 bin kişinin ölümüne yol açarken felaketi atlatanlar arasında kanser ve kronik rahatsızlıkların artış göstermesine sebebiyet verdi.

Söz konusu saldırıdan üç gün sonra Nagasaki kentine atılan ve nispeten daha büyük olan plütonyum bombası, şehrin 6,7 kilometrelik alanını haritadan sildi ve yıl sonuna kadar 74 bin kişinin ölümüne neden oldu. Patlama anında yüzey sıcaklığının 4 bin dereceye kadar çıktığı bölgede radyoaktif içerikli yağmurlar gözlendi.

Günümüzde herhangi bir yerleşim yerinde nükleer bir silahın patlaması durumunda hastaneler, itfaiye ekipleri ve insani yardım kuruluşları gibi ilk müdahale birimleri yetersiz kalacaktır.

Bu tablonun öngörülebilmesi, 1945 yılında Hiroşima ve Nagasaki'de yaşanan tahribatın büyüklüğünün yardım ulaştırılmasını imkansız kılmasına dayanmakta. Hiroşima'da görev yapan doktor ve hemşirelerin yüzde 90'ı yaşamını yitirmiş veya yaralanmış, kentteki 45 hastaneden 42'si tamamen kullanılamaz hale gelmişti.

Yaralıların yüzde 70'inde ise çoğunluğu ağır yanıklardan oluşan muhtelif yaralanmalar tespit edilmişti. Günümüzde dünya genelinde bulunan tüm özel yanık tedavi üniteleri dahi, tek bir şehre atılacak nükleer bombanın mağdurlarına müdahale etmekte yetersiz kalacak.

Japonya'daki felaketlerde kurbanların büyük çoğunluğu, ızdıraplarını dindirecek hiçbir tıbbi bakım alamadan hayatını kaybetmişti. Saldırıların ardından yardım ulaştırmak amacıyla şehirlere giriş yapan kişilerin bir kısmı da maruz kaldıkları radyasyon sebebiyle yaşamını yitirmişti.

Nükleer patlama sonucu ortaya çıkan ateş topunun azami büyüklüğüne ulaşması yaklaşık 10 saniye sürse de, oluşturduğu tahribat onlarca yıl ve nesiller boyunca varlığını korumakta. Bombalamadan beş ila altı yıl sonra, felaketi atlatan bireyler arasında lösemi vakalarında ciddi bir yükseliş kaydedildi.

Yaklaşık on yıl sonrasında ise hayatta kalan insanlarda tiroid, meme, akciğer ve diğer kanser türleri normalin üzerinde oranlarda görülmeye başlandı. Saldırılar esnasında hamile olan kadınlarda düşük ve ölü doğum vakaları daha yüksek oranlarda gerçekleşti, dünyaya gelen çocuklarda zihinsel engellilik, gelişme geriliği ve kanser riski artış gösterdi.

Hayatta kalmayı başaran tüm bireylerde radyasyon kaynaklı kanser türleri, olayın üzerinden yetmiş yıl geçmesine rağmen günümüzde de yaşam süreleri boyunca artmayı sürdürmektedir.

Benzer Videolar