Rum Tarafının Kâbusu: Güçlenen Türk Dünyası
Kıbrıs konusunda saflar nettir…
Kim ne düşünüyor, hangi cephede duruyor, kimin hangi ajandaya hizmet ettiği artık çok daha net görülüyor…
Ve son günlerde yaşanan iki gelişme, aslında Doğu Akdeniz’deki büyük kırılmanın özetidir…
…
Bir tarafta Yunan meclisi kürsüsüne çıkıp Türkiye karşıtlığı üzerinden siyasi prim devşirmeye çalışan Rum lider Hristodulidis…
Diğer tarafta ise Türk Devletleri Teşkilatı zirvesinde KKTC’ye verilen güçlü destek ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu net irade…
…
Rum lider Hristodulidis’in Yunan meclisindeki konuşmasına baktığınızda, karşınıza “çözüm” arayan bir lider değil; korku siyaseti üreten, Türkiye düşmanlığını Avrupa’ya pazarlamaya çalışan bir anlayış çıkıyor…
Konuşmanın satır aralarında uzlaşı değil, açık bir düşmanlaştırma dili vardı…
Türkiye’yi hedef alan söylemler…
“Bizim burada halka verdiğimiz suyun fiyatı 43 TL’dir” İçeriği Görüntüle
KKTC’nin varlığını yok sayan kibirli yaklaşım…
Ve her zamanki gibi “tek meşru devlet benim” anlayışı…
Ama tabi kendisi diğer taraftan da Türkiye’ye şirin görünecek mülakatları basına vermeyi de ihmal etmiyor…
İkiyüzlü siyaset, omurgasız duruş…
…
Kıbrıs Türkü artık görmezden gelinecek bir halk değildir…
Türk Devletleri Teşkilatı toplantısında verilen mesajlar bunun en açık göstergesi oldu…
KKTC’nin orada bulunması yalnızca sembolik bir durum değildir…
Bu, Türk dünyasının Kıbrıs Türk halkını giderek daha güçlü şekilde sahiplendiğinin ilanıdır…
Bazıları bunu küçümsemeye çalışıyor…
“Gözlemci üyelik” diyerek meseleyi basitleştirmeye uğraşıyor…
Ama gerçekte yaşanan şey çok daha büyüktür…
Çünkü KKTC artık yalnızca Doğu Akdeniz’de sıkışmış bir yapı değil…
Türk dünyasının jeopolitik vizyonunun bir parçası haline geliyor…
Ve en önemlisi…
Bu süreçte Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu kararlı duruş son derece kritiktir…
Erdoğan’ın KKTC ile ilgili verdiği mesajlar sıradan diplomatik nezaket cümleleri değildi…
Aksine, Kıbrıs Türk halkına doğrudan moral veren ve artık federasyon masallarının tükendiğini ortaya koyan tarihi mesajlardı…
Özellikle KKTC’nin uluslararası görünürlüğünün artırılması yönündeki vurgular son derece önemliydi…
Çünkü Türkiye artık savunmada kalan değil, oyun kuran taraftır…
…
Yıllarca Kıbrıs Türkü’ne ambargo uygulayanlar…
İzolasyon politikalarıyla bu halkı cezalandırmaya çalışanlar…
Şimdi karşılarında çok daha farklı bir tablo görüyor…
Artık yalnızca Ankara yok…
Türk dünyası var…
Stratejik birliktelik var…
Jeopolitik güç dengesi var…
Ve Rum tarafının asıl rahatsızlığı da budur…
Çünkü yıllarca Avrupa Birliği üyeliğini siyasi silah gibi kullanan Rum yönetimi, bugün Türk dünyasının KKTC’ye açtığı yeni kapıları endişeyle izliyor…
Her fırsatta Türkiye’ye saldırarak bu süreci durdurabileceklerini sanıyorlarsa büyük yanılıyorlar…
Çünkü artık mesele yalnızca Kıbrıs değildir…
Mesele Doğu Akdeniz’de kimin söz sahibi olacağıdır…
Mesele Türk dünyasının Akdeniz’e açılan kapısıdır…
Mesele egemenliktir…
Mesele tarihi iradedir…
Ve görünen o ki, bu irade artık eskisinden çok daha güçlüdür…