Güney Kıbrıs’ın Tercihi Egemenlik mi, Taşeronluk mu?

Bahar Sancar yazdı...

Doğu Akdeniz’de dengeler uzun süredir sessizce değil, alenen ve bağıra çağıra değiştiriliyor…

Artık kimse cümlelerini ya da niyetini saklama gereği duymuyor…

Bugün Güney Kıbrıs’ta yaşanan tabloyu “iş birliği” ya da “savunma anlaşması” gibi yumuşak ifadelerle anlatmak mümkün değildir…

Fransa ve İsrail’in adadaki varlığı, artık yalnızca siyasi destek değil; doğrudan askeri ve stratejik bir konuşlanmadır…

Bu, adı konmamış bir güç yerleşimidir…

Ve evet… Bu bir tür fiili işgaldir!

Rum Yönetimi’nin attığı adımlara baktığınızda, bir devlet refleksinden çok, adayı küresel güçlere açan bir “platform yönetimi” görüyorsunuz…

Fransa geliyor, İsrail geliyor, askeri anlaşmalar yapılıyor, üsler konuşuluyor, güvenlik mimarisi yeniden şekillendiriliyor…

Hem de seçim üzeri…

Güney Kıbrıs, “Büyük olmak isteyen güçlerin ileri karakolu mu?” oluyor?

Girne’de Eğlence Mekânında Kavga: 12 Kişi Birbirine Girdi İçeriği Görüntüle

Fransa’nın “Kıbrıs’a saldırı Avrupa’ya saldırıdır” çıkışı…

İsrail’in bölgedeki güvenlik mimarisine Kıbrıs’ı dahil etme çabası…

Bunların hiçbiri masum değildir…

Bu açıklamalar ve adımlar, Doğu Akdeniz’i yeni bir cephe hattına dönüştürme hazırlığıdır…

Ve Güney Kıbrıs bu oyunda gönüllü bir taşeron rolü üstlenmiş durumda…

Daha da dikkat çekici olan ise Rum Hükümet Sözcüsünün son açıklaması…

Türkiye ile Avrupa Birliği ilişkilerinin ilerlemesinin, Kıbrıs sorununun çözümüne bağlı olduğunu söylüyor…

Yani, “Türkiye, Kıbrıs’ta bizim istediğimiz çözümü kabul etmeden Avrupa ile ilerleyemez” diyor…

Tabi insan ister istemez “Siz kimsiniz?” diye de soruyor…

Rum Yönetimi’nin kullandığı bu dil, “diplomasi dili” değil, “siyasi şantaj” dilidir…

Rum liderliğinin bu ucuz tehditlerine Avrupa’nın alet olması ise AB’nin iflasının göstergesidir…

Avrupa Birliği yıllardır aynı hatayı yaparak, Kıbrıs meselesinde taraf olmaya devam ediyor ve Rumlara arka çıkıyor…

Bugün gelinen noktada sözde en büyük insan hakları savunucusu olan AB, çözümün değil, Kıbrıslı Türklerin haklarının gasp edilmesinin parçasıdır…

Türkiye’ye verilen mesaj net:

“Ya bizim çizdiğimiz çerçeveyi kabul et, ya da Avrupa kapısı kapalı.”

Ancak unutulan bir gerçek var…

Artık eski Türkiye yok…

Ve eski Kıbrıs Türkü de yok…

Türkiye ve KKTC ucuz ve altı boş siyasi şantajlara boyun eğmez…

Diğer yandan, Türkiye ve Türk askerinin adadaki varlığı hiçbir şekilde tartışmaya açık değildir…

Bu adada 50 yıldır güvenliğin ve huzurun teminatıdır…

Adanın huzurunu bozmak isteyenler ise elbet cevaplarını alacaklardır…

Benzer Videolar