3. D Vitamini Takviyesi Neden K2 ile Birlikte Kullanılmalıdır?
Elit Hastanesi hekimi ve Anti-Aging ile Metabolik Tıp Fellow’u Dr. Ahmet Özyiğit, Gündem Kıbrıs Gazetesi için kaleme aldığı yazısında, D vitamini takviyesinin neden mutlaka K2 vitaminiyle birlikte kullanılması gerektiğini bilimsel temelleriyle değerlendiriyor.
Vücudun kendi kendine yeterli miktarda D vitamini üretemediği durumlarda, D3 vitamini takviyesi önemli bir destek haline gelir. D vitamini kemik sağlığı için temel ve vazgeçilmez bir bileşendir. D vitamini kalsiyumun bağırsaktan emilmesini sağlar, kemik mineralizasyonunu destekler ve osteoporoz (kemik erimesi) riskinin azaltılmasında merkezi rol oynar. Bu etkileri tek başına bile, D vitamininin yeterli düzeylerde tutulmasını klinik olarak anlamlı ve gerekli kılar. Ancak günümüzde biliyoruz ki D vitamininin rolü kemiklerle sınırlı değildir. Vücudun pek çok dokusunda D vitamini reseptörlerinin bulunması, bu hormonun bağışıklık sistemi, kas fonksiyonları, inflamasyon kontrolü ve kardiyovasküler denge gibi farklı biyolojik süreçlerde de aktif rol oynadığını göstermektedir. Dolayısıyla D vitamini takviyesi, yalnızca kemikleri korumak için değil, kemik sağlığı dahil olmak üzere bütüncül bir fizyolojik dengeyi desteklemek amacıyla ele alınmalıdır.
D Vitamini Tek Başına Yeterli Değil: Doğru Kullanım Bilinç Gerektirir
Ancak burada sık yapılan bir hata, D vitaminini “al ve unut” tarzında tek başına bir takviye gibi düşünmektir. Asıl önemli olan, D vitamininin vücutta nasıl çalıştığını ve bu etkilerden en iyi şekilde nasıl faydalanılacağını bilmektir. D vitamini, vücuda girdikten sonra aktif hale gelmek, görevini yerine getirebilmek ve doğru dokularda etkili olabilmek için başka faktörlere de ihtiyaç duyar. Doz, süre, kişinin mevcut D vitamini seviyesi, eşlik eden besin öğeleri ve genel sağlık durumu bu sürecin tamamını etkiler. Bu nedenle D vitamini takviyesi, yalnızca bir eksikliği kapatmak için değil, vücudun genel dengesini desteklemek amacıyla, bilinçli ve hedefli bir şekilde ele alınmalıdır.
Magnezyum Eksikliği D Vitamininin Etkinliğini Azaltabilir
Örneğin, magnezyum eksikliği bulunan kişilerde D vitamini takviyelerinden beklenen faydanın yeterince sağlanamaması sık karşılaşılan bir durumdur, bundan bir önceki yazımızda bahsetmiştik. Bunun temel nedeni, D vitamininin vücutta etkili olabilmesi için aktif forma dönüşmesi gerekirken, bu dönüşüm basamaklarında magnezyumun kritik bir kofaktör rolü üstlenmesidir. Bu yüzden eğer besin olarak magnezyum yönünden zengin bir besin alımımız yoksa, D vitaminin takviyesinin magnezyum ile birlikte alınması da önemli bir adım olabilir. Hatta yurt dışında bazı üretici firmalar D vitamini takviyelerine bir miktar magnezyum ve K2 ekleyerek satışa sürüyor. Bu bir tesadüf değildir.
D Vitamini Tek Başına Yeterli Değil: Kalsiyumun Doğru Yöne Gitmesi K2’ye Bağlıdır
D vitamininin hem bireysel faydalarından yararlanabilmek için, hem de D vitamininin yarattığı ikincil faydalardan maksimum düzeyde yarar görmek için D vitamininin vücudumuzdaki bazı etkilerini daha yakından anlamakta fayda vardır.
KTTB: 2024’te en az 30-40 bebek doğumsal kalp hastalığı ile doğdu İçeriği GörüntüleD vitamini, kalsiyum metabolizmasının temel düzenleyicilerinden biridir ve bağırsaktan kalsiyum emilimini artırarak serum kalsiyum düzeylerinin yükselmesini sağlar. Ancak D vitamininin kalsiyumu vücutta nereye yönlendirdiği doğrudan kontrolü altında değildir. D vitamini emilimi artırır; fakat kalsiyumun kemik dokusuna mı yoksa damar duvarları ve yumuşak dokulara mı gideceğini belirleyen mekanizma esas olarak K2 vitaminine bağlıdır. Bu nedenle D vitamini fizyolojik olarak K2 vitaminiyle birlikte değerlendirilmelidir.
K2 vitamininin en önemli işlevi, kalsiyum metabolizmasında rol alan bazı anahtar proteinleri aktive etmesidir. Bunların başında osteokalsin ve matrix Gla proteini (MGP) gelir.
K2 Vitamini Osteokalsini Aktifleştirerek Kalsiyumu Kemiklere Yönlendirir
Osteokalsin, osteoblastlar tarafından sentezlenir ve kalsiyumun kemik matriksine bağlanmasını sağlar. Ancak bu proteinin aktif hale gelmesi K2 vitamini aracılığıyla gerçekleşen karboksilasyon sürecine bağlıdır. K2 eksikliği durumunda osteokalsin inaktif kalır ve kemik mineralizasyonu yeterli düzeyde sağlanamaz (Shea & Booth, 2016). Bu durumda, açıkta kalan kalsiyum kemiklere entegre olmak yerine yumuşak doku veya damar duvarlarına yönlenebilir.
K2 Eksikliği Damar Kalsifikasyonunu Artırabilir: MGP’nin Aktifliği K2’ye Bağlıdır
Matrix Gla proteini ise damar duvarlarında ve yumuşak dokularda kalsiyum birikimini engelleyen en güçlü endojen inhibitörlerden biridir. MGP’nin fonksiyonel olabilmesi de K2 vitaminine bağımlıdır. K2 eksikliği, MGP’nin inaktif kalmasına ve damar kalsifikasyonu riskinin artmasına yol açar; bu durum arteriyel sertlik ve kardiyovasküler hastalıklarla ilişkilendirilmiştir (Schurgers et al., 2004; Brandenburg et al., 2017). Bu durumda, D vitamininin K2 ile birlikte alınması hem kemik sağlığına daha güçlü bir fayda sağlamakta, hem de damar sağlığına da bireysel olarak katkı koymaktadır.
Menopoz Sonrası Kalsiyum Takviyesinde K2 Vitamininin Rolü Hayati Önemdedir
Aynı fizyolojik prensip, özellikle menopoz sonrası osteopeni veya osteoporoz nedeniyle kalsiyum takviyesi kullanan kadınlar için de geçerlidir. Kalsiyum alımı tek başına kemik sağlığını garanti etmez. K2 vitamini eşlik etmediğinde, alınan kalsiyumun kemik yerine damar duvarlarında ve yumuşak dokularda birikme riski artar. Bu nedenle K2, D vitamini veya kalsiyum yoluyla kalsiyum düzeylerini artıran her yaklaşımda mutlaka eşlik etmesi gereken temel bir bileşendir (Beulens et al., 2013).
Önemli Dip Not:
D vitamini ile birlikte önerilen K2 vitamini, sıklıkla K1 vitamini ile karıştırılır; ancak bu iki vitamin biyolojik roller, doku dağılımı ve klinik etkiler açısından birbirinden belirgin şekilde farklıdır. K1 vitamini (filokinon) esas olarak yeşil yapraklı sebzelerde bulunur ve temel görevi karaciğerde pıhtılaşma faktörlerinin sentezine katkı sağlamaktır. Bu nedenle K1, kanama ve pıhtılaşma ile doğrudan ilişkilidir. Buna karşılık K2 vitamini (menakinonlar; özellikle MK-7 formu), daha çok kemik ve damar duvarı gibi ekstrahepatik dokularda etkilidir ve kalsiyum metabolizmasının düzenlenmesinde rol oynayan osteokalsin ve Matrix Gla Protein (MGP) gibi proteinlerin aktivasyonunda görev alır (Shea and Booth, 2021; Schurgers et al., 2007). Bu nedenle K2’nin temel etkisi, kalsiyumun kemik dokusunda kullanılmasını desteklemek ve yumuşak dokularda birikimini sınırlayan biyolojik mekanizmaları aktive etmektir.
K2 Vitamininin Kanama Riskini Artırdığı Düşüncesi Yanıltıcıdır
Bu noktada sık yapılan yanlışlardan biri, K2 vitamini alımının kanama riskini artıracağı düşüncesidir. Mevcut bilimsel veriler, sağlıklı bireylerde K2 takviyesinin pıhtılaşma parametrelerini klinik olarak anlamlı şekilde etkilemediğini ve K1’de olduğu gibi doğrudan koagülasyon sistemini aktive etmediğini göstermektedir (Theuwissen et al., 2014). K2’nin karaciğerdeki pıhtılaşma faktörleri üzerindeki etkisi minimaldir; bu nedenle D vitamini ile birlikte önerilen 100–200 mcg/gün gibi fizyolojik dozlarda kanama riskinde artış beklenmez. Ancak vitamin K antagonistleri (örneğin warfarin) kullanan hastalarda, hem K1 hem de K2 takviyeleri ilaç etkinliğini etkileyebileceğinden mutlaka hekim kontrolünde değerlendirilmelidir. Özetle, D vitamini ile birlikte kullanılan K2 vitamini, K1 ile aynı değildir; amaç pıhtılaşmayı artırmak değil, kalsiyumun vücutta doğru dokulara yönlendirilmesini destekleyen fizyolojik proteinlerin aktiflenmesine katkı sağlamaktır.