Çocuklara adanmış bir hayat: Dr. Selma Fehim
Kıbrıslı Türklerin ilk kadın uzman hekimi Dr. Selma Fehim, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı olarak ülkenin dört bir yanında görev yaptığını söyleyerek, “Elimden en az yarım milyon çocuk geçmiştir, herkese yardım etmeye çalıştım, başarılı oldumsa ne mutlu” dedi.
1951’de tıp tahsili için tek başına İstanbul’a giden Dr. Fehim, 1963’ün sonunda döndüğü Kıbrıs’ta kendini toplumlararası olayların içinde bulduğunu, stetoskobuyla tansiyon aletini alıp meslektaşlarıyla birlikte çocuk yaşlı demeden tüm hastaların imdadına yetişmeye çalıştıklarını söyledi.
94 yıllık yaşam öyküsünü Türk Ajansı Kıbrıs’a (TAK) anlatan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Selma Fehim, uzun ömrün sırrıyla ilgili de bir şeyler söyleyerek, “Kötüleri unutacak, hep iyi şeyleri hatırlayacak, içinizde kin tutmayacaksınız…” dedi.
Öğretmen olan babasıyla köy köy dolaştılar: “Çok sevilip sayıldık…”
Selma Fehim, 1932’de Ahmet-Leman Fehim çiftinin ikinci çocuğu olarak dünyaya geldi.
Babası öğretmen olduğu için Kıbrıs’ın birçok köyünü dolaştıklarını, gittikleri her yerde çok sevgi ve saygı gördüklerini söyleyen Selma Fehim, “Babam annemle görev için geldiği Tatlısu’da tanışıp evlendi. Tatlısu kendi köyümüzdü. Ben burada doğdum, ablam Sevim Girne’de, kardeşim Erol da Mora’da (Meriç) doğdu…” dedi.
Unutulamayacak kadar güzel bir çocukluk geçirdiğini, bebeklerle değil topla, taşla oynamayı daha çok sevdiğini anımsayan Dr. Fehim, ailesinden, “Annemle babam bizi hiç azarlamadı; hatalarımızı anlatarak düzeltti. Kardeşlerimle de hiç kavga ettiğimi hatırlamıyorum” diyerek söz etti.
Çiçekler ve kediler
Bahçesinde kedileri de olan Dr. Selma Fehim, hayvan sevgisinin bugüne değil, çocukluğuna dayandığını, gittikleri her yere Baf’tan aldıkları İran kedisini de götürdüklerini anlatarak, 15 yaşında ölen kedisi için ne kadar üzüldüğünü anımsadı.
Bahçe merakının da aileden geldiğini söyleyen Selma Fehim, “Tatlısu’da şahane bir bahçemiz vardı. Babam her gittiği yerden beğendiği fidanları alır, buraya ekerdi… 1964’ten sonra evimizi de bahçemizi de kaybettik” dedi.
İlkokulu Karşıyaka’da bitirdiğini, babasının aynı zamanda öğretmeni de olduğunu söyleyen Dr. Fehim, köy okullarında iyi eğitim aldıklarını, her zaman sınıfın en başarılı öğrencilerinden olduğunu anlattı.
Ortaokul ve lise eğitimi için ailesinin yanından ayrıldığını söyleyen Dr. Selma Fehim, eşini erken yaşta kaybeden, çocuğu da olmayan Emin Hanım teyzesiyle ve kardeşi Erol’la Lefkoşa’da yaşadığını söyledi.
Arkadaşının annesi hayatını değiştirdi
Lefkoşa ve Yarköy'de yangın: Maddi hasar meydana geldi İçeriği GörüntüleOrtaokuldayken Müftü Dana Efendi’nin kızı Emel’le hem sınıf arkadaşı hem de yakın arkadaş olduğunu, Emel’in annesinin onu da lise giriş sınavına götürmesiyle hayatının değiştiğini anlatan Dr. Selma Fehim, o günlerle ilgili şunları anımsadı:
“Yüksek tahsil için olgunluk sınavını vermemiz lazımdı. Victoria Kız Lisesi’nin son 3 senesi İngilizceydi. Burada okuyarak olgunluğu kazanmamız mümkün değildi. Emel’in annesi ‘Hadi Selma, sen de bizimle gel’ diyerek beni erkek lisesinin sınavlarına götürdü. Kazandık.
Babam büyük bir olgunluk göstererek bu okula gitmeme izin verdi. Koca okulda sadece 4 kızdık. Sonra ben okulda tek kaldım. Emel çok zeki bir kız olmasına rağmen okulu bırakıp evlendi. Yalnızım diye zorluk çekmedim ama kardeşim Erol da bu okuldaydı, köylülerimiz de vardı…"
Pilotluktan doktorluğa
Hayalinde pilot olmak olduğunu, olgunluk sınavındaki kompozisyonda da bunu anlattığını anımsayan Dr. Selma Fehim, o zamanlar kadınlar için böyle bir imkân bulunmadığını söyledi.
Dr. Selma Fehim, hekim olmasının ortaokul döneminde yaşadığı bir anıyla ilgili olabileceğini ifade ederek, gül toplarken düşüp ayağını kıran, ameliyat edilen annesinin bacağını alçıda gördüğünde çok korktuğunu, doktorların ona nasıl yardımcı olduğunu da hiç unutmadığını anlattı.
Öğretmeni onu kapıda bekledi
Olgunluk imtihanına nasıl bir heyecanla girdiğini, öğretmeni Salih Mecit’in onu sınıfın kapısında beklediğini anımsayan Selma Fehim, neticelerin açıklanmasıyla 29 Ekim 1951’de tıp tahsili için tek başına İstanbul’a gittiğini söyledi.
Kardeşi Erol Fehim’in de eğitim için İstanbul’da olduğunu, İstanbul Üniversitesi’ne kayıtlar kapandığı için okula şubatta başlayabildiğini söyleyen Dr. Fehim, üniversite yıllarını şöyle özetledi:
“Hiçbir kötü arkadaş veya olayla karşılaşmadım. Her sene de Kıbrıs’a gelip gittim… Eve gelmek her zaman çok güzel hissettirdi…”
“Çok hastamız vardı, çok hasta gördüğümüz için çok iyi yetiştik…”
Üniversite hocası ürolojide ihtisas yapmasını önerse de çocuk bölümünü seçtiğini söyleyen Dr. Selma Fehim, “İhtisası Haseki Hastanesi’nde yaptım. Çok hasta gördük…Çok hasta gördüğümüz için iyi yetiştik” dedi.
İlk kadın uzman hekim oldu
Kıbrıslı Türklerin ilk kadın uzman hekimi, Dr. Orhan Oktay’dan sonra da ikinci çocuk hekimi olarak 1963’te yurda dönen Dr. Fehim, klinikte hasta görmeye başlayacağını duyurmak için Halkın Sesi Gazetesi’ne 3 günlük ilan verdiğini anımsayarak şunları paylaştı:
“Tahtakale olaylarının başlamasıyla ortalık karıştı, ilan sadece bir gün yayınlanabildi gazetede… Stetoskopla tansiyon aletimi alıp göreve koştum.
Dr. Zekâ Mahirel’in kliniğinin altı bir kahvehaneydi. Orayı boşalttık. Kısa bir zaman Dr. Küçük’ün evini çocuk servisi yaptık, sonra Kızılay’a geçtik. 1963’ten önce Türk tarafında sağlık alanında birikim yoktu ama aşağı yukarı bir yıl sonra her şey düzene girdi.
Türkiye çok yardım etti. Aşılar geldi… Kayıtlar başladı. Bu dönemde herhalde en şanslı grup çocuklardı, tüm imkanlar onlara verildi…”
Birçok yerde görev yaptı
Lefkoşa’nın yanı sıra görev için Baf, Limasol, Larnaka, Mağusa, Girne, Akıncılar’a gittiğini, helikopterle Erenköy’e de götürüldüğünü söyleyen Dr. Fehim, köylülerin onları her zaman çok iyi ağırladığını anımsayarak şunları paylaştı:
“Zannediyorum doktorlar içinde bütün adayı bu şekilde dolaşan bendim. Çok hastam oldu. Çünkü hem evde hem hastanede çalıştım. Her hastanın kaydını tutmak mümkün değildi, özellikle de o dönemde… En az yarım milyon çocuk geçmiştir elimden. Herkese yardım etmeye çalıştım, başarılı oldumsa ne mutlu…”
Evde yaşatılan 900 gramlık bebek
İmkansızlıklar içinde çocuklara en iyi hizmeti vermek için uğraştıklarını söyleyen Dr. Selma Fehim, ilk dönemlerde prematüre bebekleri koyacakları kuvözleri de olmadığını söyledi.
“Çok mecbur olmadıkça, özel bakım gerekmezse bebeği anneden ayırmazdık. Yeğenim 900 gram doğmuştu. Onu evde annesiyle özel bir odada yerleştirerek yaşatabildik. Sağlıkla büyüdü, evlendi, çocukları oldu.”
Kıbrıs’ta salgın hastalıkların yaşandığı kötü zamanları görmediğini ancak göbek kordonuyla ilgili tetanos vakalarıyla karşılaştığını söyleyen Dr. Selma Fehim, bir çocuk doktoru olarak kendisini en zorlayan konunun kayıplar olduğunu söyledi ve şunları ifade etti:
“Bazı hallerde çocuğun iyi olmadığını aile de bilir ama bazı hallerde iyi görünen çocukta ciddi bir sorunu keşfedilir ve çocuk kaybedilir. En zoru da budur.”
“Bugün 30 kişi beni tanıyor mu, şüpheliyim…”
27 yıl devlette çalıştıktan sonra emekliyle ayrılan Dr. Fehim, mesleğiyle ilgili şunları söyledi:
“Devletten emekli olduğum gün kliniğimi de kapadım. Hem çok yorulmuştum hem de ‘eğer devlette hasta göremiyorsam niye evde göreyim ki?’ dedim ve çalışma hayatımı tamamladım.
Kıbrıs’ın ilk kadın uzman hekimiyim, bugün beni 30 kişi tanıyor mu, şüpheliyim ama gençlere şunu söyleyebilirim: Doktorluk para almadan da yapılabilir. Ben yıllarca yaptım, hiçbir şey de kaybetmedim. Bir ev, bir araba, bir sokum ekmek, üç kuruş para herkese yetiyor…”
“Söz verdin, benimle evlenmedin…”
Evliliği hiç düşünmediğini, mesleğinin ilk yıllarında zaten buna fırsat olmadığını, sonra da ailesiyle yaşamayı tercih ettiğini anlatan Dr. Fehim, bekârlıkla ilgili mesleki bir anısını da gülümseyerek şöyle paylaştı:
“Şeker hastası bir çocuğum vardı. Teşhisi koyduğumda 1 buçuk yaşında falandı. Devamlı kan alır, iğne yapardık ona. Her iğne yapacağımda konuşurduk ve hiç ağlamazdı.
Bir müddet sonra annesine ‘Ben Selma Hanımla evleneceğim’ demeye başlamış. Çok tatlı bir çocuktu. Büyüdü, beni de unutmadı… Ona dedim ki, ‘Söz verdin ve tutmadın, ben de bekâr kaldım…”
Bir emeklilik uğraşı: Dünya turuna çıktı
Emekliliğinde dünya turuna çıktığını, Fransa’ya, Amerika’dan İtalya’ya, Filipinler’den Yeni Zelanda’ya kadar birçok ülkeye gittiğini söyleyen Dr. Selma Fehim, hayatta olan ve Avustralya’da yaşayan ablasını da sık sık ziyaret ettiğini anlattı.
“Erol başkaydı…”
Röportajda, kısa süre önce yitirdiği kardeşi Erol Fehim’den de söz eden Dr. Selma Fehim, şunları paylaştı:
“Erol, benim her şeyimdi. Liseyi birlikte okuduk, üniversite için Türkiye’ye birlikte gittik. İkimiz de evlenmedik, aynı evde yıllarca, birbirimizi hiç kırmadan yaşadık. Bir süre önce onu kaybettim. Bundan daha büyük bir acı olamaz. Annemiz, babamız da öldü ama Erol başkaydı. Şimdi yalnız ve onların hatırlarıyla yaşıyorum…”