BİZDEKİ SİYASET TOPLUMSAL KRİZ YARATMAKTIR, BAŞARDILAR DA!!!
Yazılarımda her zaman belirttiğim bir husus vardır ki, vizyonsuz ve misyonsuz insanların, kendilerini siyaset adamı olarak topluma çok güzel pazarlamalarıdır. Elbette, hepsini ayni kefeye koymuyorum. İçlerinde, öngörüsü olan, vizyon ve misyon sahibi kültürlü ve geniş bir bakış açısı olan siyaset adamlarımız da vardır. Lakin, bunların sayısı bir elin beş parmağını geçmez. Gerisi de zaten makamın verdiği güç ve gövde gösterisinden öteye gidemeyenlerdir!!!
Bizdeki siyaset adamlarının siyaset anlayışı, toplumsal kriz yaratmak ve bu kriz esnasında kendilerinin ve yandaşlarının menfaatlerine yarayacak yasalar hazırlayıp, mecliste geçirmek, arazi dağıtmak, komisyon çarkını genişletmek, emeği sömürerek büyük sermaye patronları yaratmaktan öteye gitmemektedir. Ve bunu çok güzel becerdiler. Yaptıkları en iyi iş, toplumsal kriz yaratıp, bunu kendi menfaaterine çevirmek!!!
Nedir bu toplumsal kriz, sizlere birazcık bahsedeyim. Sonrasında kendi analizlerinizi yaparsınız ve içerisinde bulunduğumuz duruma nasıl geldik anlamış olursunuz!!!
Bir toplumun normal işleyişini ciddi şekilde bozan, istikrarsızlık yaratan, ruhsal ve sosyal dokuyu etkileyen, ekonomik çöküş, belirsizlik, korku, kaygıyı ve çaresizlik gibi duyguları yaratan, dönemsel bir durumdur. Bu süreçte, salgınlar, depremler, savaş gibi unsurlar da bunları daha fazla tetikleyen faktörlerdir. Bu krizlerin hepsi birleştiği zaman, toplumsal bütünlük zedelenir ve geleceğe dair güven sarsılır. Ardından aidiyet duygusu zayıflar, kişilerde öfke duygusu kabarır, güven duygusu yitirilir, sosyal bağlar kopar, toplumsal tramvalar ve çöküş kaçınılmaz olur!!!
Bütün bu saydıklarımı yıllar içerisinde yaşamış bir halkız biz Kıbrıs Türk Halkı olarak!!! Ve bizler bu tramvaları, çöküşleri yıllar içerisinde azar azar kendi bedenimize yük ederek bu günlere geldik. Bütün bu karmaşaların ve olumsuzlukların içerisinde toplumsal bütünlüğümüzü yitirdik.
Ve elbette sağlık sorunları ile birlikte yaşamış olduğumuz pandemi süreci de bu sıkıntıların üzerine eklenince, kaçınılmaz olan “darmadağın bir halk” olarak yaşam mücadelesini bireysel olarak vermeye başladık. Biz olmayı unuttuk. Unutturdular bize bu yaratılan krizler, siyasi istikrarsızlık ve ekonomik sıkıntılar ile manfaatler doğrultusunda yaratılan sınıf ayırımcılığını “bomba etkisi” gibi üzerimize bıraktılar.
Yani diyeceğim o ki, siyasilerin bilinçli olarak doğal afetlerden de güç alarak toplum üzerinde yaratmış oldukları ayrımcılık ile toplumsal kriz yaratmak ve bunu tetiklemek en iyi bildikleri iş oldu!!!
Bir düşünün bakalım, daha geçtiğimiz günlerdeki sel baskınlarından zarar gören aileler, her kim ki partilidir, onun zarar ziyanı karşılanmıştır. Lakin partili olmayanlar dışlanmış, sesleri duyulmamıştır.
Ölümlü trafik kazalarına bir bakınız, Adalet torpilliye işlemez olmuşken, yargı bağımsız hareket edemezken, halk bu ayırımcılıktan nasıl sarsılmasın, nasıl krize girmesin ki!!!
Bu yüzden, bu bir avuç toprak parçası üzerinde değişim beklemek, yapıcı ve olucu bir süreç beklemek için önce toplumsal krizin son bulması, herkesin eşit şartlarda, adil olarak yaşam sürmesi, yargılanması ve İnsan Haklarının var gücüyle kendini belli ettiği bir düzen kurulması elzemdir. Aksi takdirde, ne değişim bekleyiniz, ne de siyaseten yapıcı ve olucu bir gelişme bekleyiniz.
Vesselam